Türkiye'nin karanlık olayları Madımak raporuna da girdi

Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nun, 37 kişinin hayatını kaybettiği Sivas'taki Madımak olaylarına ilişkin hazırladığı raporda, Türkiye'nin 1990'lı yıllardaki karanlık hadiselerine yer veriliyor. Sivas olaylarının gerçekleştiği...

Türkiye'nin karanlık olayları Madımak raporuna da girdi
17 Temmuz 2014 Perşembe 10:33

Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nun, 37 kişinin hayatını kaybettiği Sivas'taki Madımak olaylarına ilişkin hazırladığı raporda, Türkiye'nin 1990'lı yıllardaki karanlık hadiselerine yer veriliyor. Sivas olaylarının gerçekleştiği 1993 yılı ve takip eden yılların, Türkiye tarihinde sonraki dönemleri de şekillendiren önemli hadiselerin cereyan ettiği yıllar olduğuna dikkat çekiliyor. Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Turgut Özal, Cem Ersever'den Başbağlar katliamına, tarihe post modern darbe olarak geçen 28 Şubat'a kadar birçok olaya yer veriliyor. Olayların genel ortak özelliği ise fail veya faillerinin bir türlü ortaya çıkarılamaması.

Sivas olaylarının gerçekleştiği 1993 yılı ve yargılamaların yapıldığı yılların, bir yandan sosyolojik fay hatlarının harekete geçirilmeye bir yandan da siyasi tasavvurların gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir dönem hüviyetini taşıdığının altının çizildiği raporda, bu açıdan, hem Sivas olaylarının gerçekleştiği döneme ilişkin gerilim ortamının ve sosyolojik fay hatlarında görülen hareketliliğin kavranması hem de Sivas

olaylarının yargılanmasına ilişkin süreçlerde egemen olan siyasal ve toplumsal pozisyon ve yaklaşımların kavranması açısından Türkiye'de meydana gelen önemli olaylar kronolojik olarak sıralanıyor.

TOPLUMSAL OLAY VE KRİZDE GÖRÜLEN DURUMLAR

Toplumsal olayların aniden ortaya çıkmadığının dile getirildiği raporda, aniden ortaya çıkmış gibi gözüken her olayın bir hazırlık ve olgunlaşma safhasının cereyan ettiği belirtiliyor. Olayların hazırlık ve olgunlaşma safhasına tesir eden önemli faktörler, raporun ilgili bölümlerinde ayrıntılı olarak inceleniyor.

Raporda, bir toplumsal olay ve krizde görülen durumlar şöyle sıralanıyor:

Hedeflenen yasa dışı toplumsal olay konusunda önceden çeşitli propaganda metotlarıyla (yazılı, sözlü vs.) propaganda yapılır. Propagandanın geniş bir kitleye hitap etmesi, sürekli ve etkili olması gerekir. Propagandayla olayın fikri temelleri atılmış olur. Bu devre, özellikle krize ilişkin ilk teşhisin konulduğu evredir.

Yasal olmayan bir toplumsal olayın amacına ulaşabilmesi için önceden plânlanmış görevliler veya kışkırtıcılar olayın başlayacağını, hatta başlamak üzere olduğunu yaymaya başlarlar. Bu konuda topluluklar arasında çeşitli söylentiler ve yorumlar konuşulmaya başlanır.

Liderler veya hatipler topluluğun özlemleri doğrultusunda etkili konuşmalar yaparlar. Daha önceleri propaganda vasıtasıyla da hazırlanan kitle, istenilen yolda yürüme durumuna getirilmiştir.

Yasal olmayan bir toplumsal olayda önder denilen kişiler, etkileyici konuşmasıyla cazibe ve heyecan uyandıran sloganları ve hareketleriyle huzursuzluğu artırıcı, sinirli ve gergin bir havanın oluşmasına çalışırlar.

İnsanlar kalabalıklaştıkça matematiksel ve doğal olarak güçlenir, cesaretlenir ve davranışları da o ölçüde serbest bir hâl alır. Ancak duygu, düşünce ve karar verme yetenekleri ise aynı ölçüde karmaşık ve belirsiz bir çizgiye yönelir.

Tek başına iken tepki gösteremeyen kişiler, topluluk halindeyken birbirlerinden güç alarak kendilerini daha kuvvetli görmeye başlarlar. Tabiri caiz ise horozlanmaya, kabarmaya, taşkınlığa kısaca kavgaya hazır hale gelirler. Horozlanma devresinin kolluk açısından önemi; bu duruma gelmiş bir topluluğun yasal olmayan hareketler için önemli bir risk unsuru olacağıdır. Bu durum, polis tarafından şartlara göre kontrol altına alınmadıkça daha kötü olaylara dönüşebilir, ilerleyebilir.

Kalabalıkta insanların heyecanı artar ve duygusallık hâkim olur. Bilinçli düşünmek bazen tamamen ortadan kalkabilir. Bu durumu bilen yönlendirici grup konuşma, alkış, slogan vs. ile heyecanı daha da artırır. Kalabalık içinde bazıları nerede alkışlanacağı, slogan atılacağını organize etmektedirler. Önlem alınmadığı takdirde, kalabalık giderek artar, büyük kalabalık arttıkça söylentiler gelişir, heyecan artar, artık topluluk şuursuzlaşmıştır. Böylece cesareti de artan topluluğun tehlikeli, yasa dışı hareketlere yönelme cüreti artar. Bu tür yavaş yavaş gelişen topluluklarda kolluk, bu büyümeyi önlemeye çalışmalıdır.

Heyecanı iyice artan insanlar artık eyleme geçmeye hazırdırlar. Yönetici gruptan birilerinin maksatlı bir hareketiyle eylem başlar. Toplu hareketin şiddeti artıp kontrol dışı kaldıkça zorbalık hareketlerinin hedefi bir olmaktan çıkarak, yaygınlaşır ve genelleşir.

EŞREF BİTLİS, ADNAN KAHVECİ VE UĞUR MUMCU'NUN ÖLÜMLERİ RAPORDA

37 kişinin hayatını kaybettiği Sivas'taki Madımak olaylarına ilişkin hazırlanan raporda, Türkiye'de meydana gelen önemli olaylar kronolojik olarak şöyle sıralanıyor:

24 Ocak 1993: Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu, Ankara’da evinin önünde bulunan arabasına konan bomba ile öldürüldü.

28 Ocak 1993: İş adamı Jak Kamhi’ye suikast düzenlendi.

5 Şubat 1993: ANAP İstanbul Milletvekili ve eski bakanlarından Adnan Kahveci, eşi ve iki çocuğu ile birlikte Bolu-Gerede yakınlarında yeni yapılan otobanda ters yola girerek trafik kazası geçirdi. Adnan Kahveci ve eşi olay anında hayatlarını kaybetti. Çocuklarından 17 yaşındaki Aslıhan Kahveci de 10 gün sonra vefat etti.

17 Şubat 1993: Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in bindiği askeri uçak, Ankara yakınlarında düştü. Uçakta bulunanlardan kurtulan olmadı.

7 Mart 1993: DEV-SOL terör örgütünün Türkiye’deki lideri olarak kabul edilen Bedri Yağan, İstanbul’daki bir hücre evinde polisin düzenlediği baskın sonucu 4 militan arkadaşı ile birlikte ölü olarak ele geçirildi.

21 Mart 1993: Nevruz kutlamaları nedeniyle çıkan olaylarda Türkiye genelinde yaklaşık 400 kişi gözaltına alındı. Balıkesir, Tunceli ve İstanbul’da çıkan çatışmalarda 11 kişi yaralandı.

25 Mart 1993: İstanbul Bahçelievler’de, DEV-SOL’a ait bir hücre evine baskın düzenleyen polis, 3 örgüt üyesini ölü olarak ele geçirdi.

TURGUT ÖZAL'IN VEFATI

17 Nisan 1993: Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal vefat etti. Yapılan açıklamada kalp yetmezliğinden dolayı sabah saatlerinde vefat ettiği ifade edildi.

16 Mayıs 1993: Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak Süleyman Demirel seçildi.

28 Mayıs 1993: Salman Rüşdi’nin yazdığı 'Şeytan Ayetleri' adlı kitabın Aydınlık Gazetesi’nde yayınlanması çeşitli illerde Cuma Namazı sonrasında protesto edildi. Polis ile göstericiler arasında çıkan çatışmalarda 25 kişi yaralandı. 17 kişi gözaltına alındı ve bu kişilerden 10’u tutuklandı.

25 Haziran 1993: Tansu Çiller’in kurduğu Türkiye’nin 50. Hükümeti, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından onaylandı. 5 Temmuz’da güvenoyu alındı. Doğru Yol Partisi ile Sosyal Demokrat Halkçı Parti (18 Şubat 1995 tarihi itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi) arasında kurulan koalisyon hükümeti, 5 Ekim 1995 tarihine kadar görev yaptı.

BAŞBAĞLAR KATLİAMI

2 Temmuz 1993: Sivas’ta Cuma namazı sonrasında çıkan ve akşama kadar süren olaylarda Madımak Oteli yakıldı ve toplam 37 kişi öldürüldü.

5 Temmuz 1993: Erzincan Başbağlar köyü basıldı. Sivas'ın intikamını aldıklarını söyleyen kimliği belirsiz kişiler tarafından 33 kişi öldürüldü.

4 Eylül 1993: Batman’da meydana gelen olaylarda DEP Milletvekili Mehmet Sincar ile DEP Batman İl Yönetim Kurulu üyesi Metin Özdemir öldürüldü.

10 Eylül 1993: 1. Ordu ve İstanbul Sıkıyönetim eski Komutanlarından emekli Orgeneral Hüseyin Doğan Özgöçmen, uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.

22 Ekim 1993: Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde açılan ateş sonucu şehit oldu.

CEM ERSEVER'İN ÖLDÜRÜLMESİ

25 Ekim 1993: Silahlı 5 PKK’lı terörist, Erzurum ili Çat ilçesi Yavi Kasabası'na baskın düzenledi. Kahvehanede bulunan halkı rastgele tarayarak 32 kişiyi öldürdü ve 10 kişiyi yaraladı.

4 Kasım 1993: Eski Diyarbakır JİTEM Grup Komutanı emekli Binbaşı Ahmet Cem Ersever, duruşma için gittiği Ankara'da öldürüldü.

30 Ekim 1995: Türkiye Cumhuriyeti 52. Hükümeti, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tansu Çiller'in başkanlığında, 30 Ekim 1995 tarihinde kuruldu. Doğru Yol Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında kurulan koalisyon hükümeti, 5 Kasım 1995 tarihinde TBMM'deki güven oylamasında, 243 kabul, 174 ret oyuyla güvenoyu aldı. 26 Aralık 1995'te yapılan milletvekilliği erken seçimleriyle, 52. Hükümet istifa etti.

5 Kasım 1995: 1995 Türkiye genel seçimleri sonrasında 20. dönem TBMM oluştu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hükümeti kurma görevini ilk olarak seçimden birinci olarak çıkan Refah Partisi'nin Genel Başkanı ve Konya Milletvekili Necmettin Erbakan'a verdi. Ancak Refah Partisi'nin Meclis'te güvenoyu almak için yeterli milletvekiline sahip olmaması ve Meclis'te üyesi bulunan diğer partilerin destekte bulunmaması nedeniyle hükümeti kuramadı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Demirel seçimde ikinci gelen Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a hükümet kurma görevini verdi ve Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi ortaklaşa 53. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini kurdu. Ancak bu hükümet yalnızca üç ay sürdü.

POST MODERN DARBE 28 ŞUBAT

28 Haziran 1996: Cumhurbaşkanı Demirel, hükümet kurma görevini ikinci kez Necmettin Erbakan'a verdi ve Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi'nin oluşturduğu koalisyon hükümeti 28 Haziran 1996 tarihinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in görevlendirmesiyle kuruldu. 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin kurulması üzerinden bir yıl geçmeden muhalefet partilerinden ve Cumhurbaşkanı Demirel tarafından siyasi krizin son bulması için erken seçim gerektiğine dair açıklamalar yapıldı.

28 Şubat 1997: 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde 28 Şubat Süreci yaşandı. Bu süreç 54. hükümetin sonunu getirdi. 28 Şubat 1997 tarihinde "irtica ve buna karşı alınacak tedbirler" gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu bazı kararlar aldı.

21 Mayıs 1997: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "yasadışı bazı eylemlerin odağı olmaya başladığı ve bazı üyelerinin laik rejimi hedef alan girişimleri" nedeniyle Refah partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Başsavcı Vural Savaş, dava ile ilgili yaptığı açıklamada partinin "laikliğe aykırı eylemlerin odağı hâline geldiğini ve ülkeyi giderek bir iç savaş ortamına sürüklediğini" belirtti. Dava devam ederken Erbakan, başbakanlık görevini Tansu Çiller'e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997'de Cumhurbaşkanı Demirel'e istifasını sundu.

20 Haziran 1997: Cumhurbaşkanı Demirel ise yeni hükümeti kurma görevini Meclis'te çoğunluğa sahip Doğru Yol Partisi'nin Genel Başkanı Tansu Çiller'e değil, Mesut Yılmaz'a verdi. 30 Haziran 1997'de 54. hükümet son buldu. 55. Hükümet (ANASOL-D) Mesut Yılmaz'ın liderliğinde Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Türkiye Partisi koalisyonu ile kuruldu.

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×