Türkiye Barolar Birliği, iktidar ve muhalefete 'hukuk' çağrısı yaptı

Türkiye Barolar Birliği (TBB) 'İktidar ve Muhalefete Açık Çağrı: Herkes İçin Hukuk, Herkes İçin Adalet' başlığı altında bir açıklama yaptı.

Türkiye Barolar Birliği, iktidar ve muhalefete 'hukuk' çağrısı yaptı
26 Şubat 2014 Çarşamba 18:23

Türkiye Barolar Birliği (TBB) 'İktidar ve Muhalefete Açık Çağrı: Herkes İçin Hukuk, Herkes İçin Adalet' başlığı altında bir açıklama yaptı. TBB yaptığı açıklamada, “Siyasi partilerin el ele verip hem kendileri hem 76 milyon yurttaşımız için hayırlı bir iş yapma, gizli tanıklığı kaldırma, ses bantları ve dijital verileri tek başına delil olmaktan çıkarma, Anayasa değişikliği yoluyla HSYK'yı bağımsız ve tarafsız kılma zamanı gelmiştir.” dedi.

Türkiye’nin, demokrasi tarihinde asla unutamayacağı bir alacakaranlık kuşağından geçtiğinin belirtildiği yazılı açıklamada, “Türkiye’nin bu karanlıktan ancak herkes için hukuk, herkes için adalet anlayışının ülkeye kurumsal olarak yerleştirilmesiyle çıkabileceği açıktır. Bu ülkede, temel haklar, başbakanın ve bakanların canı yandığında ve yalnızca onlarla sınırlı olarak hatırlanmamalıdır. Türkiye Barolar Birliği olarak daha aydınlık bir gelecek adına değerlendirme ve önerilerimizi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.” denildi.

"KENDİLERİYLE İLGİLİ SES KYITLARINA İSE DEMEDİKLERİNİ BIRAKMIYOR"

Son dönemde yapılan tartışmalara Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu yaptığı açıklamada, “Gizli tanıkla, maddi delillerle desteklenmeyen montaj ses kayıtlarıyla, sahte dijital verilerle, emniyet ve savcılık çevrelerinden basına sızdırılan yönlendirici 'bilgi'lerle, birbiriyle ilgisiz onlarca davanın içinden çıkılmaz şekilde birleştirilmesiyle, keyfi tutuklama kararlarıyla, önce açıklanan sonra gerekçesi yazılmaya çalışılan içi boş, çelişkili mahkumiyet kararlarıyla hayatları karartılan binlerce ailenin ve milyonlarca 'potansiyel suçlu' yurttaşın temel hakları görmezden geliniyor; 'ben orada değildim' diye haykıran yurttaşların 'masumum' çığlıkları, duymayan kulaklara, görmeyen gözlere, taşlaşmış kalplere hiçbir anlam ifade etmiyor. Siyaset, yatak odalarına kurulan gizli kameralarla şekillendirilirken, bu görüntüleri siyasi malzeme yapıp, 'neresi özel, genel hayat genel!' diyenler, kendileriyle ilgili olduğu iddia edilen ses kayıtlarına ise demediklerini bırakmıyor. Muhalefet de siyasetini maalesef bu kayıtlar üzerine kuruyor.” ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE YURTTAŞIMIZ İÇİN BİR KABUSA DÖNÜŞÜYOR"

Milyonlarca yurttaşın yurttaşlığının, nüfus cüzdanı ve TC kimlik numarasına sahip olmaya indirgendiğini öne süren Feyzioğlu, “Hukuki güvenliğimiz, huzurumuz, geleceğe güvenle bakma hakkımız elimizden alınıyor. Sosyal adalet, sosyal güvenlik, alın terinin hakkı, sigortasız, örgütsüz işçiler, memurlar, ev kadınları, esnaf, çiftçiler, orman köylüsü, yerli ve yabancı yatırımcı için projeler üretme zorunluluğumuz ve daha niceleri, kimin kime neyle vurduğu belli olmayan bu ortamda bir türlü yerine getirilmiyor. İnsanımız illüzyonlarla gerçeğin acımasızlığı arasına sıkıştırılıyor. Sonuçta dünyanın en güzel ülkesi Türkiye, yurttaşlarımız için giderek yaşanması daha zor bir hale, bir kabusa dönüştürülüyor. Kabustan uyanmanın vaktinin geldiğini ve yöntemini tüm siyasi partilere tebliğ etme görevi de yurttaşa düşüyor." dedi.

Bugün binlerce insanın hukuksuzca dinlendiği ileri sürüldüğünü ileri süren Feyzioğlu, açıklamasına şöyle devam etti: “Başbakan’la oğlu arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmaları için Başbakan 'montaj', muhalefet 'gerçek' demektedir. Bantların gerçekliğiyle ilgili akla gelen soruyu, bugüne kadar ses bandı kayıtlarıyla hayatları karartılmış binlerce sıradan yurttaşımız yargılandıkları davalarda mahkemelere sordular. Konuşmaların kopukluğundan, konuşma içeriklerinin maddi delillerle desteklenmediğinden, montajdan, iftiradan söz ettiler. Ancak mahkeme duvarına çarptı bu savunmaları ve savunmaya yönelik bütün talepleri. Onlara saygımızdan ötürü, aklımıza gelen soruyu sormayacak ve 'hayatın olağan akışına aykırı; montaj vs.' savunmasını, tıpkı yurttaşlarımızı dinlemeyen mahkemeler gibi biz de şimdilik kaydıyla duymayacağız. Çünkü tüm yurttaşlarımız için kalıcı çözüm talep ediyoruz.”

"GÜNÜN SONUNDA NE SÖYLEDİĞİNİZ KADAR KİMİN SÖYLEDİĞİ ÖNEM KAZANIR"

Feyzioğlu’nun açıklamalarının son bölümünde ise şu ifadeler yer aldı: "İki yanlıştan birini tercih etmek kimseyi doğru yapmaz. Zig zaglar, söylenen sözlerin değerini düşürür, güvenilirliğe zarar verir. Günün sonunda, ne söylediğiniz kadar, kimin söylediği önem kazanır. Siyasi partilerin el ele verip hem kendileri hem 76 milyon yurttaşımız için hayırlı bir iş yapma, gizli tanıklığı kaldırma, ses bantları ve dijital verileri tek başına delil olmaktan çıkarma, Anayasa değişikliği yoluyla HSYK'yı bağımsız ve tarafsız kılma zamanı gelmiştir. Ne zaman ki objektif davranıp, 'hukuksuzluğa' 'hukuksuzluk', 'haksızlığa' 'haksızlık' diyebiliriz, ancak o zaman demokrasi, hukukun üstünlüğü ve adalet yolunda önemli mesafe kaydedebiliriz.” CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×