Prof. Seydi: Abdülmecit milli mücadeleye sempati duyuyordu

Süleyman Demirel Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Seydi, son halife ve hanedan Abdülmecid’in milli mücadeleye sempati duyduğunu söyledi.Türk Tarih Kurumu tarafından Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde 'Son Halife...

Prof. Seydi: Abdülmecit milli mücadeleye sempati duyuyordu

Süleyman Demirel Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Seydi, son halife ve hanedan Abdülmecid’in milli mücadeleye sempati duyduğunu söyledi.

Türk Tarih Kurumu tarafından Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde 'Son Halife Abdülmecid Efendi Sempozyumu' düzenlendi.

Açılışta konuşan Seydi, Abdülmecid’in siyasi, sosyal ve sanatsal yaşam açısından tarihte iz bırakan bir kişi olduğunu ifade etti. Abdülmecid’in, Osmanlı İmparatorluğu’nun en zor yüzyılının yaşandığı bir süreçte son halife ve hanedan olarak yaşama veda ettiğini vurgulayan Seydi, Sultan Vahdettin ve Abdülmecid’in, milli mücadele konusundaki tutumlarıyla ilgili değişik söylemlerin bulunduğunu kaydetti.

Her ikisinin de milli mücadeleye sempati beslediklerini dile getiren Seydi, “Özellikle Abdülmecid’in, milli mücadele hareketine ilk başta ufak tefek tereddütlerinden sonraki, ona da hak vermek lazım. Çünkü devir karmaşık bir devir. Hani hareketi daha iyi çözümlemeden insanların hemen ona destek vermesini bekleyemeyiz ama Abdülmecid Efendi, kısa bir süre sonra Anadolu’daki Mustafa Kemal önderliğindeki milli hareketi kavrıyor, hatta oğlunu buraya göndermek istiyor. Kendisine daha sonra katılmak istiyor.” dedi.

Abdülmecid’in, milli mücadeleyi destekler yönde tavır sergilediğine dikkat çeken Seydi, “Bu noktada Abdülmecid vatan sevgisini milli mücadeleye olan desteğini her fırsatta vurguluyor. Avrupa’da sürgünde. Bu sürgün psikolojisini biraz düşünecek olunursa, orada normalde daha yüksek tonda bir muhalefet beklersiniz. Kısa bir tepkiden sonra biraz da bu anlamda sessizliğe gömülüyor. O yüzden Abdülmecit Efendi hep milli mücadeleye bakışı olumludur. Aynı zamanda Cumhuriyet'e karşı da ciddi anlamda sözler söylediği vaki değildir. Bu anlamda hepsi saygıyı hak ediyor.” diye konuştu.

Abdülmecid’in, yurt dışına sürgüne gönderileceğini öğrendikten sonra ilk başlarda tepki gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Seydi, sonrasında, “Ben sessizce çıkacağım, son nefesime kadar ve ben öldükten sonra kemiklerim bu ülkenin selameti için dua edecektir. Bu bile onun ne kadar vatansever olduğunu ve Türk milletinin bekasının düşündüğünün önemli somut göstergesidir.” şeklinde konuştu.

"İSTANBUL’DA DEFNEDİLMEK VASİYETİ YERİNE GETİRİLMİYOR"

Abdülmecid’in, 1944 yılında vefat ettiğini ve İstanbul’da gömülmek istediğini, vaziyet ettiğini vurgulayan Seydi, 10 yıl beklenmesine rağmen vaziyet yerine getirilmeyince Medine’deki Cennet’ül Baki Kabristanı’na defnedildiğini açıkladı. Seydi, Vehhabi geleneğinde mezarın olmaması nedeniyle Abdülmecid’in mezarının yerinin şu anda bilinmediğini dile getirdi.

"OSMANLI HANEDANLARININ SÜRGÜN YILLARI BİR DRAMDIR"

Prof. Dr. Süleyman Seydi, Osmanlı hanedanın pek çoğunun sürgün yıllarının gerçekten bir dram olduğunu kaydetti. Sultan Vahdettin’in hayatının büyük dramla geçtiğini vurgulayan Seydi, şöyle devam etti: “Onun da elbette bazı noktalarda hataları oldu ama neticede çok zor şartlar altında yaşamını sürdürdü. Abdülmecit de ilk başta belli zorluklar yaşıyor ama kızını Haydarabat nizamının oğluyla evlendirdikten sonra ondan biraz destek alıyor. O yüzden Abdülmecid, büyük şaşalı bir hayatı olmazsa da kendini devam ettirebilecek nispeten rahat hayat sürdürecek bir özelliği var. Ama bu, Abdülmecit ve etrafındaki birkaç kişi ile alakalıdır. Diğer hanedan üyelerinin birçoğu çok yokluk içinde hayatını sürdürmüştür. Hatta bunlar arasında sokakta uyuyanlar bile var belli dönemde. Bir kısmına Abdülmecid’in sahip çıktığını da biliyoruz. Hatta Sultan Vahdettin’in cenazesine konulan haczi de o kaldırtıyor.” CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×