Laçiner: Birkaç şube müdürünün darbe girişimi iddiası inandırıcı değil

Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner, polislere yöneltilen suçlamaları anlayamadığını belirterek, "Birkaç şube müdür ve birkaç komiserin darbe girişiminde bulunduğu iddia ediliyorsa bunun inandırıcılığı...

Laçiner: Birkaç şube müdürünün darbe girişimi iddiası inandırıcı değil

Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner, polislere yöneltilen suçlamaları anlayamadığını belirterek, "Birkaç şube müdür ve birkaç komiserin darbe girişiminde bulunduğu iddia ediliyorsa bunun inandırıcılığı yoktur." dedi.

Yolsuzluk ve terörle mücadele eden polisleri hedef alan operasyonu değerlendiren Prof. Dr. Laçiner, dünyanın askeri darbelere alışık olduğunu, polislerin tek başına darbe planlayıp uygulamasının ilk kez iddia edildiğini söyledi.

Laçiner, "Bu nedenle iddia sahipleri iddialarında ciddi iseler savlarını güçlendirmeleri gerekecek. Çünkü gözaltına alınanlara ve tutuklananlara bakıyorum da en üst rütbeli olanı şube müdürü seviyesinde. Birkaç şube müdür ve birkaç komiserin darbe girişiminde bulunduğu iddia ediliyorsa bunun inandırıcılığı yoktur. Tutuklananlar arasında, ne bileyim bir emniyet genel müdürü, bir müsteşar veya bir bakan olması gerekmez miydi? Deniz Kuvvetleri Komutanı ve emrindeki yüzlerce rütbelinin dahi darbe yapmasının imkânsız olduğunun düşünüldüğü bir ülkede birkaç polis şefinin darbe yaptığını ciddi ciddi düşünmemiz isteniyorsa daha inandırıcı delillere ve daha kudretli isimlere ihtiyaç var demektir." şeklinde konuştu.

KİM KİMİ DİNLEMİŞ BELLİ DEĞİL

Gazetelerde yer alan haberlere göre zanlıların en büyük suçlarının, yasa dışı dinlemeler olduğunu aktaran Laçiner, kimin kimi dinlediğinin halen belli olmadığını, ortada tam bir bilgi kirliliği olduğunu söyledi. Laçiner, polislere yöneltilen suçlamaları ve uygulamalardaki yanlışlıkları şöyle sıraladı:

"Hükümete yakın bazı isimler, yüz binlerce kişinin dinlendiğinden bahsediyor. Eğer gerçekten yüz binlerce kişi dinlendiyse bunu birkaç polis şefinin yapma ihtimali sıfırdır. Böylesine kapsamlı bir dinleme, emniyet genel müdüründen, bakandan, hatta başbakandan gizli yapılamaz. Hele hele bunun yıllarca sürdüğünü söylüyorsanız bu durumda suç ortakları kişileri aşar, kurumları da kapsar… Birkaç polis şefi hiç kimsenin haberi ve onayı olmadan yüz binlerce insanı yıllarca dinlemiş olsaydı bu akla ve hayatın olağan akışına aykırı bir durum olurdu.

TELEFON DİNLEYEREK HÜKÜMET DEVRİLEBİLİR Mİ?

Diğer taraftan gerçekten yasa dışı dinlemeler olduysa, ki bu yöntem Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana en köklü geleneklerinden biridir, bunun tek başına, darbe ile ilgisi ne olabilir? Yani eldeki kanıtlar sadece yasa dışı dinlemeye ilişkin ise sadece telefonları dinleyerek bir hükümet devrilebilir mi? 12 Eylül darbesini yapan askerler bunu telefonları dinleyerek mi yapmışlardı? 27 Mayıs’ta Menderes’in telefon konuşmaları dinlendiği için mi hükümet devrilmişti?

YASA DIŞI FAALİYETLERİ İZLEMEK POLİSLERİN EN TABİİ GÖREVİ

Hiç şüphe yok ki bir hükümeti sadece dinlemeye dayalı olarak devirebilmeniz için hedef aldığınız kişilerin toplumun isyan edeceği türden işler yapması, yasaları hoyratça çiğnemesi ve bunları telefonda açıklaması lazımdır. Eğer böyle bir durum varsa, yani dinlenen yasa dışı faaliyetler ise bunu izlemek de herhalde polislerin en tabii görevidir.

Başka bir deyişle yasa ve ahlak dışı kim dinleme yaptıysa yargılanmaları doğaldır; ancak bunu darbe ile irtibatlandırmak zordur. Diğer taraftan şu ana kadarki suçlamaların dinleme ile ilgili olduğunu da sanmıyorum. Bugün dahi yasa dışı dinlemeleri engelleyebilecek etkili herhangi bir çabanın bulunduğunu düşünmüyorum."

3. DÜNYA ÜLKESİ İZLENİMİ EDİNDİK

"Zanlıların gözaltına alınma şekillerine baktığımızda ise Türkiye’nin hâlâ üçüncü dünya ülkesi olduğu izlenimini ediniyoruz." diyen Laçiner, Türkiye hâlâ insanlara insan gibi davranmayı öğrenemediğini söyledi. Laçiner, "Zanlıların kelepçelenmesi, hatta birinin arkadan kelepçelenmesi, teröristlere dahi uygun görülmeyen davranışların kendilerine sergilenmesi, gözaltına almanın sahurda olması ve oruç tuttukları bilindiği halde sahurlarını yapmalarına müsaade edilmemesi, çağrılmaları halinde gelecekleri bilindiği halde çoluk çocuklarının ayakta olduğu bir saatte evlerinin basılması, yine oruç oldukları bilindiği halde karşılarında yemek yenmesi, sorguları esnasında nerede tutulduklarının ailelerine ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyelerine dahi gösterilmemesi ve diğer eksiklikler Türkiye için ve bu dava için tek kelime ile ayıp olmuştur." eleştirisini yaptı.

HÜKÜMETİN YARGILANMASINA DÖNER

Bu davanın açılma mantığını anlayamadığını belirten Laçiner, bu operasyonun 17 ve 25 Aralık operasyonlarını gündeme getirdiğini, bunun hükümetin yargılamasına döneceğini söyledi. Laçiner sözlerini şöyle tamamladı: "Bayrama birkaç gün kala, son derece zayıf savlarla 17 Aralık ve 25 Aralık’ın yeniden ve çok güçlü bir şekilde gündeme taşınmasının hükümete ne gibi faydası olabilir acaba? Kanaatimce bu davalar polis şeflerinin yargılanmasından ziyade hükümetin yargılanmasına döner. Çünkü suçlanan polisler, görevlerini yaptıklarını iddia ediyorlar ve kanıt olarak da bazı bakanların, bakan çocuklarının, diğer bazı kişilerin ve hatta bizzat Başbakan'ın içinde bulunduğu çok ağır suçlardan bahsediyorlar. Bu durumda mahkemenin savcı ve hakimleri ne derler bilemem ama kamuoyunu tatmin etmenin tek yolu suçlamaları test etmekten geçer. Başka bir deyişle İran kökenli iş adamı Reza Zarraf, İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar ve Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış; Güler, Çağlayan ve Bayraktar’ın olaya karıştığı iddia edilen çocukları, Halkbank eski Genel Müdürü ve tüm bunlara göz yumduğu düşünülen yöneticiler hakkındaki iddialar yeniden gündeme gelir ve bu kişiler hakkındaki suçlamaların doğru olup olmadığını ispat edebilmek için başta tapeler olmak üzere tüm delillerin incelenmesi gerekir. Doğrusunu isterseniz polis şeflerinin tutuklanması olmasaydı da 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gündeme gelen iddiaların mutlaka tetkik edilmesi ve savcılığın emriyle yapılan telefon dinlemelerindeki görüşmelerin gerçekliğinin araştırılması gerekir. Aksi takdirde kamuoyunda bu husustaki spekülasyonlar devam edecektir."

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×