Çıkarılmayan mayınlar ve serbest patlayıcılar tehlike saçıyor

Tunceli’nde gerek yoğun çatışmaların yaşandığı yıllarda karakollara sızmayı engellemek amacıyla karakol çevresine döşenen mayınlar, gerekse de çatışmalardan arta kalan serbest patlayıcılar, insan yaşamını tehdit ediyor.

Çıkarılmayan mayınlar ve serbest patlayıcılar tehlike saçıyor
18 Şubat 2014 Salı 14:43

Tunceli’nde gerek yoğun çatışmaların yaşandığı yıllarda karakollara sızmayı engellemek amacıyla karakol çevresine döşenen mayınlar, gerekse de çatışmalardan arta kalan serbest patlayıcılar, insan yaşamını tehdit ediyor. Çözüm süreciyle birlikte köylere geri dönüşlerde artış yaşanması, mayın ya da patlayıcıların riskini daha da artıyor. Tunceli’nin Hozat ilçesine bağlı Çağlarca köyünde bulunan mayınlı alan da yaşam hakkı ihlali doğurabilecek alanlardan biri.

    Çağlarca köyü merkezinde bulunan jandarma karakolu, yaklaşık 3 yıl önce daha hakim bir tepede yeni karakol yapılması nedeniyle boşaltıldı. Karakolun taşınmasıyla birlikte karakol çevresine döşenen anti personel mayınlarının bir bölümü temizlendi. Arazinin kayalık olması nedeniyle mayınların temizlenemediği bölüme de tel örgü çekildi. Çekilen tel örgü, zamanla yıkılınca mayınlı saha, gerek vatandaşlar gerekse hayvanlar için tehlike oluşturmaya başladı. Köylüler, kendileri için risk oluşturan sahanın bir an önce temizlenmesini istiyor.

    Doğan Varao isimli köylü, hayvanların mayınlı sahaya girmesi nedeniyle kendilerinin de hayvanların peşinden gittiğini söyledi. Varao, “Hayvanları sürekli tutamazsın. Gittikleri zaman telef oluyorlar bizler de mağdur oluyoruz. Bu mayınlı alanın temizlenmesini ya da yeni tel örgü çekilmesini istiyoruz.” dedi. Evleri mayınlı sahanın hemen yanında bulunan Özkan Alişeroğlu isimli köylü de mayınların temizlenmesi için karakola başvurduklarını ancak henüz bir gelişme olmadığını anlattı.

    Anti personel mayınları ile serbest patlayıcıların temizlenmesi konusunda hukuki girişimlerde bulunan Avukat Barış Yıldırım ise Tunceli’de iç güvenlik maksadıyla döşenen mayın sayısının resmi verilere göre 10 bin 557 olduğunu aktardı. Yıldırım şöyle konuştu: “İç güvenlik maksadıyla en fazla mayının döşendiği il Tunceli’dir. Bugüne kadar mayınların imhasına yönelik bir faaliyet de kamuoyuna yansımış değildir. Özellikle Olağanüstü Hal süreci boyunca güvenlik gerekçesiyle boşaltılan yerleşim birimlerinin halihazırdaki süreç nedeniyle yerleşime yeniden açıldığı da değerlendirildiğinde anti personel mayınlarının yaşam hakkı açısından ciddi ihlaller üretebileceğini düşünmekteyiz. Bu konuda çeşitli hukuki girişimlerde bulunduk. Örneği Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk fakat herhangi bir netice elde edemedik.”

    Türkiye’nin 1 Mart 2004 tarihinde Ottowa Sözleşmesine taraf olduğunu ve 1 Mart 2014 yılına kadar tüm mayınları temizlemeyi taahhüt ettiğini hatırlatan Yıldırım, “Şunu net olarak ortaya koymak gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti mayın yasaklama sözleşmesi olarak bilinen Ottowa Sözleşmesi ile stoklarındaki mayınları imha etmeyen üç taraf devletten biri. Sözleşmeyi imzalayan ülkelerin neredeyse tamamına yakını mayınları imha etmesine rağmen Türkiye bunu yapmadı.” diye konuştu.

    Anti personel mayınlarının sadece Tunceli için değil bölge için tehlike oluşturduğuna dikkat çeken Avukat Barış Yıldırım, “Türkiye’de Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’ın açıklamalarına göre 977 bin 922 adet döşeli anti personel mayını bulunuyor. Bir milyona yakın bir sayıdan bahsediyoruz. Bir milyon mayın en az bir milyon yaşam hakkı ihlallerine sebebiyet verecek risk üretir. Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bir hukuk devletinde başta yaşam hakkı olmak üzere tüm temel hak ve özgürlüklerin fiilen de teminat altına alınması gerekiyor. Türkiye’nin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi hukuk devleti prensibinin de ihlali demek.” ifadesini kullandı.

    Anti personel mayınlarının yanı sıra serbest patlayıcıların da risk oluşturduğunu belirten Yıldırım, “Pek çok sahada çatışmalardan sonra kalan serbest patlayıcılar bulunduğunu biliyoruz. Çözüm sürecinin tartışıldığı şu zaman diliminde hala serbest patlayıcıların, mayınların ciddi bir çözümsüzlük ürettiğinin bilince olunması gerektiği kanaatindeyiz.” dedi.

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde anti personel mayınları ile serbest patlayıcılar nedeniyle çok sayıda güvenlik görevlisi ile vatandaş hayatını kaybederken, birçok insanda da uzuv kaybı meydana gelmişti.
Türkiye, 1 Mart 2004 tarihinde Ottowa Sözleşmesi’ni imzalayarak anti personel mayınlarının tamamını en geç 1 Mart 2014 tarihine kadar temizleme taahhüdünde bulunmuştu. CİHAN

Çıkarılmayan mayınlar ve serbest patlayıcılar tehlike saçıyor

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×