Birlik Vakfı Kurucu Üyesi Çelebi: Hizmet’e yapılanlar zulümdür

Başbakan Tayyip Erdoğan ve birçok AK Parti’li ismin kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı’nın kurucu üyelerinden Ahmet Rüştü Çelebi, 17 Aralık’tan sonra Hizmet Hareketi’ne yönelik kara propagandaya sert tepki gösterdi. Çelebi,...

Birlik Vakfı Kurucu Üyesi Çelebi: Hizmet’e yapılanlar zulümdür

Başbakan Tayyip Erdoğan ve birçok AK Parti’li ismin kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı’nın kurucu üyelerinden Ahmet Rüştü Çelebi, 17 Aralık’tan sonra Hizmet Hareketi’ne yönelik kara propagandaya sert tepki gösterdi. Çelebi, "Hizmet'e yapılanlar zulümdür." dedi.

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ortaya çıkardığı Hizmet’i bitirme planı ve bunun yargı eliyle uygulanmaya konulmasının son derece üzüntü verici olduğunu söyleyen Ahmet Rüştü Çelebi, Zaman gazetesine konuştu. Bugün haksızlık yapanların ileride mutlaka sıkıntı çekeceklerini belirten Çelebi, “Savcı önemli bir kişidir. Savcı ve hakimlerin yaptıkları haksızlıklar da önemlidir.” dedi. Çelebi, “Bir memlekette hukuka güvenilmezse neye güveneceğiz?” diye sordu. Ardından, “Hangi ülkede bu şekilde hak ve hukuk çiğnenirse, vatandaşın hak ve hukuku savunulmazsa onun sonu aciz bir hadisedir. Haksızlık yapan, yanlış fikirlerin peşinden giden, memlekette bölücülük yapan veya bu yaptıkları icraatı hak hukuk adına yapanlar ileride bunun sıkıntısını çekerler.” diye konuştu. Hizmet’i bir terör örgütü gibi gösterenlere ise Ziya Paşa’nın ünlü Terkib-i Bend’indeki sekizinci bölümü hatırlattı: “Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın?”

Ahmet Rüştü Çelebi’nin diğer tespitleri şöyle:

'HOCAEFENDİ NASIL VATAN HAİNİ OLUR?'

Ahmet Rüştü Çelebi Çelebi, Başbakan Tayyip Erdoğan ve hükümet medyasının Hizmet Hareketi’ne yönelik ‘hain, terör örgütü, haşhaşi’ gibi ithamlarını da hayret ve üzüntüyle izlediğini dile getirdi: “İnsanlara karşı devamlı sevgi ve muhabbet besleyen Fethullah Gülen Hocaefendi nasıl vatan haini olur? Hocaefendi’nin, Hizmet’e ait tek bir kuruşu bile kullanmadığını, kendi emekli maaşı ve eserlerinin telif hakkıyla hayatını idame ettirdiği biliniyor: Hocaefendi, hayatı boyunca hiçbir zaman paraya ve pula itibar etmedi. Bir insanın ve etrafındakilerin hain olabilmesi için bunların parada, şöhrette, ikbalde ve şehvette ahlaki zaaf göstermeleri lazım. Ben bugüne kadar Hocaefendi ve yakınlarında en küçük bir seciye zaafı bile görmedim. Seciye zaafı, bir insanın aslında, manasında ve esasında hakim olan düzgünlük anlamına gelir.”

'ÂLİMLER KORKUP SUSUYORSA İLMİN HAYSİYETİ KALMAMIŞTIR'

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sürecinden sonra Camia’ya yapılanların tek kelimeyle ‘zulüm’ olduğunu söyleyen Çelebi, bu zulme karşı sessiz kalan âlimleri ve kanaat önderlerini de sert bir dille eleştirdi: “Bir ülkede âlimler susacak derecede korkutulmuşsa orada ilmin de haysiyeti kalmamıştır. Ben anlayamıyorum. Bu memlekette bu kadar âlim insan var. Bu memlekette insanlar bu kadar haysiyetlerini, düşünce tarzlarını mı kaybettiler? Hizmet Hareketi’ni bugüne kadar tasdik edenlerin şimdi Hizmet’i bir ihanet hareketi gibi göstermesi hangi aklın kârıdır? Hiçbir ülkede böyle bir şey olmamıştır. Ben isterdim ki bizim dostlarımızdan Hayrettin Karaman ve diğerleri çıkıp bunu söylesinler. Mehmet Emin Yurdakul der ki, ‘Şairleri haykırmayan millet yetim kalmış çocuk gibidir.’ Bir ülkede âlimler konuşmazsa vatandaş ne söylesin? Yani bakıyoruz bir yığın sevdiğimiz insan haksızlıkta birleşmişler.”

'PARTİCİLİK, BAŞKASININ HAKKINI ÇİĞNEMEK İÇİN VASITA OLARAK KULLANILIYOR'

Türkiye’de particilik ve tarafgirliğin başkasının hakkını çiğnemek için bir vasıta olarak kullanıldığına dikkat çeken Çelebi, Başbakan Erdoğan’a da birtakım tavsiyelerde bulundu: “Devlet veya devlet güçleri sizin 10 liranızı ya da 100 liranızı gasp ediyorsa ikisi de haksızlıktır. Yani şimdi Başbakanımız gibi bugüne kadar büyük hizmetler vermiş, hapse girmiş çıkmış bir insanın zaaf göstermemesi lazım. Particilik neden başkasının hakkını çiğnemek için bir vasıta olarak kullanılıyor? Veya bakıyoruz kaç tane gazete Hizmet Hareketi’ne karşı bir reaksiyon içerisinde. Bu anlaşılır gibi değil. Bediüzzaman Said-i Nursi de siyaseti ‘müsbet ve menfi siyaset’ olarak ikiye ayırmıştır. Menfi siyasette, kendi partisindeki eşkıyaya evliya diye bakma ve karşı partideki evliyaya eşkıya diye bakma anlayışı hâkimdir. Şimdi Türkiye bundan kötü bir hale geldi.”

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×