5 kadından biri dayak, kötü muameleden dolayı boşanıyor

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, ‘Türkiye'de Aile Yapısı Araştırması’ ile aile yapısını, bireylerin aile ortamındaki yaşam biçimlerini ve aile hayatına ilişkin değer yargılarını tespit etti. Araştırma da en dikkat çeken sonuçlardan...

5 kadından biri dayak, kötü muameleden dolayı boşanıyor

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, ‘Türkiye'de Aile Yapısı Araştırması’ ile aile yapısını, bireylerin aile ortamındaki yaşam biçimlerini ve aile hayatına ilişkin değer yargılarını tespit etti. Araştırma da en dikkat çeken sonuçlardan biri boşanma nedenlerinin sıralaması oldu. Araştırmada en az bir kez boşanmış olan bireylere bunun sebebi soruldu. Araştırma sonuçlarına göre 5 kadından biri dayak ve kötü muameleden dolayı boşanıyor. Kadınların boşanma gerekçeleri içinde dayak, kötü muamele yüzde 21, erkeğin kadını aldatması yüzde 16, içki ve kumar alışkanlığı olması yüzde 14 ve evin ekonomik geçimini sağlayamaması yüzde 14 öne çıkan diğer gerekçeler olarak belirlendi. Erkeklerde ise ‘kadının erkeğin ailesine karşı saygısız davranması’ öne çıkan bir boşanma sebebi (yüzde 11).

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, ‘Türkiye Aile Yapısı Araştırmaları İleri İstatistik Analizi Araştırması 2013 Özet Raporu’nu tamamladı. İlki 2006’da, ikincisi 2011 yılında yapılan ve Resmi İstatistik Programı’nda yer alan Türkiye Aile Yapısı Araştırmalarının (TAYA) amacı Türkiye’deki aile yapısını, bireylerin aile ortamındaki yaşam biçimlerini ve aile hayatına ilişkin değer yargılarını tespit etmek olarak belirlendi. Araştırmayla Türkiye’de ailelerin güncel durumu ortaya çıkarılarak hane halkı özellikleri, evlilik, aile içi ilişkiler, akrabalık ilişkileri, çocuk, yaşlı ve diğer toplumsal konulardaki değerler ile aile sorunları hakkında bilgilerin toplanması, bunların çeşitli değişkenler açısından analiz edilmesi ve zaman içindeki değişimlerinin belirlenebilmesine imkân sağlayacak verilerin elde edilmesi hedeflendi. 2013 yılında 1968’den bu yana yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmalarının verileriyle birlikte Türkiye İstatistik Kurumunun aileye dair verileri ve TAYA 2006 ve TAYA 2011 araştırmalarının verileri karşılaştırmalı olarak uzmanlar tarafından ele alındı. Cumhuriyet tarihi boyunca ailenin yapısal dönüşümü panoramik olarak istatistiki yöntemlerle incelendi. 2006 yılında 81 ilde 12 bin 208 hanede 18 ve üstü yaştaki 23 bin 279 birey ile yüz yüze anket yoluyla 48 bin 235 kişinin, 2011 yılında ise yine 81 ilde 18 ve üstü yaştaki 24 bin 647 birey ile yüz yüze anket yoluyla 44 bin 117 kişinin demografik ve aile bilgileri derlendi.

Türkiye’de hanede yaşayan kişilerin sayısı, bir diğer ifadeyle hane büyüklüğü ortalama 3,6 kişi. Ortalama hanehalkı büyüklüğü en fazla olan bölgeler Güneydoğu Anadolu (5,6 kişi), Ortadoğu Anadolu (4,7 kişi) ve Kuzeydoğu Anadolu (4,5 kişi) bölgeleri iken, hane halkı büyüklüğü en az olan bölge ise 2,7 kişi ile Batı Marmara. Ülke genelinde hanelerin yüzde 70’i çekirdek ailelerden, yüzde 18’i dağılmış ailelerden, yüzde 12’si ise geniş̧ ailelerden oluşuyor. Ailelerin oturmakta oldukları konut tipi ve özellikleri ile ilgili detaylı bilgiler alındı. Hanelerin yarıya yakını (yüzde 49) apartman dairesinde, yüzde 25’i müstakil konutta ve yüzde 15’i müstakil gecekonduda ikamet etmekte. Kentte yasayanların büyük bölümü (yüzde 62) apartman dairesinde, kırdakilerin yarısından fazlası da müstakil konutta (yüzde 53) oturmakta. Hanelerin yüzde 26’sı kiracı, yüzde 61’inde ise oturulan konut aile fertlerinden birine ait.

Araştırma kapsamında detaylı bir şekilde incelenen konulardan biri evlilik ve boşanma süreçleri oldu. Türkiye'de evliliklerin büyük çoğunluğu yüzde 87’si 18-29 yaş arasında gerçekleşmekte. Evlenen bireylerin önemli bir bölümü yüzde 57’si ilk evliliklerini 18-24 yasları arasında yapmış. Türkiye’de aile yüzde 39 ve komşu, mahalle yüzde 39 çevresinden tanışarak evlenme oranı oldukça yüksek. Eğitim seviyesi ve sosyoekonomik seviye yükseldikçe arkadaş̧, iş, okul çevresinden tanışarak evlenenlerin oranı artsa da aile, komşu ve mahalle çevresinden evlenenlerin oranı toplumun her kesiminde yüksek olduğu belirlendi.

2 EVLİLİKTEN BİRİ GÖRÜCÜ USULÜ İLE YAPILIYOR

Türkiye’de görücü usulü evlilik halen yaygın olduğu belirlendi ve bu rakamın yüzde 51 olduğu gözlendi. Bu şekilde evlenenlerin büyük bir kısmının evlenirken fikri alınmış̧, karar kişinin kendisine bırakılmış. Ancak yüzde 10’luk bir kesimin görüsü alınmadan, ailenin kararıyla evlendirildiği görüldü. Bu oranın en yüksek olduğu bölge yüzde 17 ile Doğu Karadeniz olarak tespit edildi. Kişinin kendi fikrini almadan, aile tarafından karar verilerek görücü usulüyle evlendirilen kişilerin oranı herhangi bir okul bitirmemiş olanlar nezdinde daha da yüksektir (yüzde 22). Kaçarak, kaçırılarak evlenenlerin oranı Türkiye genelinde yüzde 4 oranında. Bu şekilde yapılan evliliklerin oranı Batı Marmara’da daha yüksek (yüzde 8). Berdel, Türkiye genelinde çok düşük oranda olmakla birlikte Güneydoğu Anadolu’da (yüzde 3) halen devam eden bir uygulama. Evliliklerin neredeyse tamamında yüzde 94’ü hem resmi hem de dini nikâh yapıldığı tespit edildi. Sadece resmi ya da sadece dini nikâhla evlenenlerin oranı Türkiye genelinde düşük yüzde 3.

    ERKEKLERİN BOŞANMA GEREKÇESİ EŞİNİN AİLESİNE KARŞI SAYGISIZ DAVRANMASI

    Araştırmada en az bir kez boşanmış̧ olan bireylere bunun sebebi soruldu. Hem erkekler hem de kadınlar için öne çıkan gerekçe ‘sorumsuz ve ilgisiz davranma’ olduğu gözlendi. Kadınların boşanma gerekçeleri içinde dayak, kötü muamele yüzde 21, erkeğin kadını aldatması yüzde 16, içki ve kumar alışkanlığı olması yüzde 14 ve evin ekonomik geçimini sağlayamaması yüzde 14 öne çıkan diğer gerekçeler olarak belirlendi. Erkeklerde ise ‘kadının erkeğin ailesine karşı saygısız davranması’ öne çıkan bir boşanma sebebi (yüzde 11). Araştırmaya katılan tüm bireylere çeşitli ifadeler okunmuş ve bu ifadenin onlar için tek başına kesin bir boşanma gerekçesi olup olmadığı sorulmuştur. Hem erkeğin karısını (yüzde 88) hem de kadının kocasını (yüzde 93) bir kez bile aldatması en önemli boşanma nedeni olarak görünmekte. Toplumun büyük çoğunluğunun boşanma sebebi olarak görmediği konular ise erkeğin ya da kadının tedavisi güç bir hastalığa yakalanmış̧ olması, kadının ya da erkeğin çocuğunun olmaması.

    Bireylerin yüzde 18’i ailelerinin çok mutlu, yüzde 59’u mutlu olduğunu düşünmekte. Ailelerinin mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı sadece yüzde 3’tür. Bireylerin kendileri ile ilgili mutluluk algıları da benzer. Bireylerin yüzde 16’sı kendilerini çok mutlu, yüzde 57’si mutlu olarak tanımlamakta. Kendini mutsuz veya çok mutsuz olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 4’tür. Her iki oranın da en düşük olduğu yer ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi. Güneydoğu Bölgesi’ndeki bireylerin yüzde 35’i ailelerinin mutlu olduğunu düşünmemekte ve yüzde 40’ı kendisini mutlu hissetmemekte. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×