Yalıkavak Marina kimin? Sahibi kimdir?

Yalıkavak Marina kimin, sahibi kimdir veya Bodrum Yalıkavak Marina sahibi kimdir, kim tarafından işletiliyor, Mehmet Ağar'ın Yalıkavak Marina ile ilişkisi nedir? İşte Türkiye'nin günlerdir konuştuğu Bodrum'daki Yalıkavak Marina ile ilgili merak edilen soruların cevaplarından bazıları:

Google Haberlere Abone ol

Yalıkavak Marina kimin, sahibi kimdir Bodrum Yalıkavak Marina'nın sahibi kimdir, nerelidir gibisinden sorular Sedat Peker'in yurt dışına kaçtıktan sonra ortaya attığı iddialar sonrasında sıklıkla sorulmaya başladı. Sedat Peker, Yalıkavak Marina'nın Mehmet Ağar tarafından zorla el konularak alındığını, yer altı dünyasının tabiriyle, "buraya çöktüğü"nü iddia etmişti. Peker'in açıklamalarından sonra bir açıklama yapan Mehmet Ağar, Yalıkavak Marina ile ilişkisini doğrulamıştı; ancak açıklamasında skandal ifadeler kullanmıştı. 

Mehmet Ağar Yalıkavam Marina için, "Buras Türkiye'nin döviz basan makinesidir. Buraya prensler, krallar, devlet liderleri yatlarıyla gelir. Biz burada olmazsak mafya buraya çöker" şeklinde ifadeler kullanmıştı. 

Yalıkavak Marina kimin?
Bodrum Yalıkavak Marina'ya her yıl dünyanın farklı ülkelerinden prensler, krallar, zengin iş adamları lüks yatlarıyla gelip tatil yapıyor.

 

Mehmet Ağar'ın bu ifadelir günlerdir tartışılıyordu. Devletin varlığını yok sayan ifadeleri tepki çeken Mehmet Ağar, daha sonra yaptığı açıklamada özür dilemişti. Ağar, sözlerinin yanlış anlaşıldığını, maksadını aşan ifadeler kullandığını söylemişti. Peki, Yalıkavak Marina kimin? Yalıkavak Marina'nın sahibi kimdir? İşte detaylar:

Bodrum Marina'nın bulunduğu alanın mülkü Milli Emlak'a ait bir arazidir. Mülkün üzerine kurulan Yalıkavak Marina, içinde otellerden, avmlere, eğlence mekanlarından, butik konaklama tesislerine kadar, dünyanın zengin insanlarına hizmet eden işletmelerin bulunduğu hale ise 1995 yılında Türkiye'nin Yahudi iş adamı, Profilo Markasının sahibi Jak Kamhi'nin oğlu Cefi Kamhi tarafından getirildi.

Kamhi ailesi, marinayı dünyanın en prestijli marinaları haline getirerek ülkenin turizmine önemli katkı sundu.

Cefi Kamhi'nin 400 dönüm üzerine kurduğu 450 yatlık Port Bodrum Yalıkavak Marina'sında, özel turistik hizmetlerin de verildiği 17 odalı bir butik otel ve anfitiyatro da var.

Profilo Holding'in kurucusu Jak Kamhi'nin oğlu Cefi Kamhi, Milli Emlak'tan 49 yıllığına kiraladığı Port Bodrum Yalıkavak Marina'yı, 2011'de Azeri kökenli dolar milyarderi Mübariz Mansimov'a sattı.

Mansimov, 130 gemi taşımacılığı ile deniz taşımacılığında dünyanın ilk 5'i arasında yer alan Palmali Group'un sahibi. Levent'teki HSBC binasını 5 yıldızlı Bakü Otel olarak inşa eden Mansimov, Türkiye'nin en büyük marinaları arasında yer alan 450 yat kapasiteli Port Bodrum Yalıkavak'ı bir süre önce 42 milyon dolara, 13 Aralık 2010 tarihli 'Hisse Alım-Satım Sözleşmesi'yle satın aldı.

Palmali Denizcilik'in Sahibi Mübariz Mansimov, sahip olduğu 129 gemi ile deniz taşımacılığında dünyanın ilk beş listesinde yer alan ve 48 şirketten oluşan Palmali Grubu'nun sahibi.

Mansimov geçen yıl Bodrum Yalıkavak'ta Tekfen'den satın aldığı Palmalife Otelini hizmete açmıştı. Deniz taşımacılığı, gemi satışı ve kiralamasının yanısıra liman işletmeciliği ile de uğraşan grup, Burgaz ve Volga'da, Lukoil'e ait iki limanı işletiyor. Türkiye'nin büyük marinalarından Yalıkavak Marina'nın genişlemeye müsait bir yapısı var. Cefi Kamhi mali çöküşten kurtulmak için, 35 milyon euro harcayarak açtığı Marina'yı bir süredir satmak istiyordu.

Etiler'de yatırımı var Esas işi deniz taşımacalığı olan Mansimov, Türkiye'de özellikle emlak alanında büyük yatırımlar gerçekleştiriyor. Işıklar Holding'in Ulus'taki binasını TMSF'den satın alan grup, birçok branşta faaliyet gösterecek bir hastane kuruyor.

Mansimov, 22 bin metrekarelik bir hastane olmasını planladığı PalMed için 60 milyon dolar ayırdı. Mansimov, Levent'teki eski HSBC binasını da yedi yıldızlı otel olarak inşa ediyor. Gayrimenkul sektöründe Mansimov'un bir dönem İstanbul gece hayatının merkezi sayılan Nispetiye Caddesi'nin yeniden ön plana çıkmasıyla daha da hareketlenmesi beklenen Etiler'de çok sayıda nina alfığı ve semtte yeni emlak yatırımları için hazırlandığı konuşuluyor.

2017 yılına kadar Yalıkavak Marina'nın iki ortağı vardı. Biri Azeri kökenli iş adamı Mubariz; diğeri ise merkezi Singapur'da bulunan Anar Alizade'ye ait RSR Holding isim şirkete aitti.

Mubariz Gurbanoğlu, 2016 yılında kendi hisselerini ortağı Alizade'ye sattı. Ancak bu satış mahkemelik oldu.

Gurbanoğlu, yanında çalışan 3 kişi tarafından dolandırıldığını, 200 milyon dolardan fazla değeri olan marinanın 30 milyon dolara satıldığını belirterek mahkemeye başvurdu.

Dava sürerken Mubariz, FETÖ suçlamasıyla bir anda kendini yargılanırken buldu.

Mubariz'i dolandırmakla suçlanan isimlerin tanık olduğu bir mahkemede Mubariz'e 5 yıl hapis cezası çıktı.

Mahkeme devam ederken; Sedat Peker'in ortaya attığı iddialar konuşulmaya başlandı.

Peki, Mehmet Ağar bu işin neresinde?

Mehmet Ağar'ın Bodrum Yalıkavak'taki ilişkisi Mubariz ile olan tanışıklığından geliyor.

Uzun yıllardır tanışan ikilinin ilişkileri; Mehmet Ağar'ın oğlunun bu şirkette üst düzey yönetici olarak çalışmasıyla devam etmişti.

Ağar'ın oğlu Tolga Ağar son seçimlerde Elazığ'dan AK Parti sıralarından milletvekili seçilince oğlunun yerine babası Mehmet Ağar geçti.

Mehmet Ağar'ın Bodrum Yalıkavak'ta yönetici vasfıyla bulunduğu söyleniyor.

Ağar, Sedat Peker'in, "Buraya çöktü" şeklindeki iddialarıyla ilgili olarak da, "Resmi belgeler her şey ortada. Şirketin sahibinin kim olduğu belli. Ben sadece orada yönetici vasfıyla bulunuyorum" diyerek kendini savunmuştu.

Özetlersek;

Bodrum Yalıkavak Marina, 1995 yılında Yahudi iş adamı Kamhi tarafından kuruldu. Sonrasında Azeri İş adamı Mubariz'e satıldı. Mubariz de Singapur merkezli bir şirkete sattı. Onun da sahibinin Azeri olduğu düşünülen şirket şu anda marinanın resmi sahibi olarak görünüyor.

Mehmet Ağar istifa etti

Yalıkavak Marina'da yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldığı öğrenilen Mehmet Ağar, 28 Mayıs 2021 Cuma günü itibariyle istifa etti.

MAHKEME KARARINI VERDİ

İş adamı Murabiz Gurbanoğlu'nun Bodrum Yalıkavak Marina'daki hisselerinin satışında çalışanları tarafından dolandırıldığı iddiasıyla haklarında dava açılan 4 sanığın, "inandırıcı delil" elde edilemediği gerekçesiyle beraatlerine hükmedildi. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanıklardan Mehmet Ercil katıldı. Diğer sanıkları ve müdahil Mubariz Gurbanoğlu'nu ise avukatları temsil etti. Duruşmada daha önce alınan ara karar gereği tanık olarak dinlenilmesine karar verilen avukat Deniz Ketenci'nin bilgisine başvuruldu.

"SÖZLEŞME İNGİLİZCE HAZIRLANDI"

Gurbanoğlu'na ait Palmali şirketler grubunun hukuki danışmanlığını yaptığını belirten Ketenci, "Mubariz Gurbanoğlu, holding yöneticisi Nuray Keskin ve başkaca yöneticilerle görüşerek sözleşmenin hukuki yönden değerlendirmesini yaptık, sözleşmeyi hazırladık. Satış rakamının ne şekilde belirlendiği ve satışın kaç liraya yapıldığı hususunda bir bilgi sahibi değilim. Çünkü bu husus finans biriminin yetkisi dahilinde bir işlemdir. Sözleşme bittiğinde imza aşamasında ben yoktum. Sözleşme İngilizceydi. Bu sözleşmede nelerin yazıldığı ve nelere karar verildiği hususu 'Klodian' isimli avukat tarafından holdingin üst yönetimine mailler yoluyla bildiriliyordu. Sözleşmenin yapılması aşamasında herhangi bir hileli husus bulunduğuna dair bir şey duymadım." dedi.

Zaten olayın finansal boyutuyla ilgilenmediklerini ve en son aşamada satışın kaç liraya yapıldığını gördüklerini de aktaran Ketenci, "Ancak bu aşamaya kadar bizim satışın rakamıyla ilgili bir faaliyetimiz olmadı. Sözleşmeyi hazırlarken geldiğimiz aşamaları ve önerilerimizi 'Klodian' isimli avukat, holding üst yönetimine Türkçe olarak da iletti ancak genel olarak görüşmeler ve sözleşme İngilizce hazırlandı." ifadelerini kullandı.

SAVCILIK MÜTALAASI

Esasa ilişkin görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, mütalaasının hazır olduğunu belirterek mahkemeye sundu.

Okunan mütalaada, müdahil Gurbanoğlu'nun yüzde 50 hissedarı olduğu Palmali Otelcilik Turizm ve Acentecilik Ltd.Şti'nin ve aynı şirkete ait olan Bodrum Yalıkavak Tur ve Yat. Lim. AŞ'de bulunan hisselerin tamamını 3 Şubat 2016'da imzalanan sözleşme nedeniyle, ertesi gün Palmarina Holding Ltd. Şti'ye sattığı belirtildi.

"MARİNANIN BEDELİ SÖZLEŞMEYE 31 MİLYON DOLAR YAZILDI"

Bodrum Yalıkavak'a ait bedel için alıcı tarafla sözlü olarak 220 milyon dolar karşılığında anlaşıldığı halde sözleşmeye bedel olarak 31 milyon dolar yazıldığı ve bu hususu müdahilin sonradan öğrendiği aktarılan mütalaada, müdahile ait şirketlerin CEO'su Alaattin Aykaç, finans koordinatörü Ali Kemal Çelikten ve finansal denetim müdürü Mehmet Ercil'in, sözleşmenin müdahili yanıltarak 31 milyon dolar üzerinden imzalanmasına neden oldukları ve "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçunu işlediklerinin iddia edildiği hatırlatıldı.

Yazılan iddianamenin asliye ceza mahkemesi tarafından, sanıkların suçunun, "nitelikli dolandırıcılık" kapsamında kalabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek ağır ceza mahkemesine gönderildiğine dikkat çekilen mütalaada, daha sonra alıcı şirket yetkilisi Anar Alizade hakkında da aynı suçtan açılan davanın bu davayla birleştirildiği kaydedildi.

"SÖZLEŞMEYİ OKUMADAN İMZA ATMASI HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI"

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin, bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerektiği anlatılan mütalaada, şu ifadeler kullanıldı:

"Yargılama konusu olayda müdahilin, denetiminde olup çalışanı olan sanıklara duyduğu güven ilişkisi nedeniyle 31 milyon 915 bin 732 dolar değerindeki hisse devrine ilişkin sözleşmeyi okumadan imzaladığına ilişkin beyanının, iş hayatına hakim bir çok şirketi olan bir insandan beklenmeyen, hayatın olağan akışına aykırı bir davranış olduğu açıktır. Her ne kadar müdahil, İngilizce bilmediğini iddia etse dahi, satış fiyatından haberdar olmamasının İngilizce bilip bilmemesiyle doğrudan alakası yoktur. Satış sürecinde hukuki danışmanlık yapan tanık Klodaian'ın, 'müdahile satış sürecinde Türkçe raporlar verdikleri, satış tutarını söylediğine' ilişkin beyanı, müdahilin 'satış fiyatını bilmediği ve aydınlatılmadığı' beyanını desteklememektedir.

Sözleşme konusu yerin değerinin yaklaşık 220 milyon dolar olduğu iddia edilse de, şirkette müdahilin hissesinin yüzde 50 olması, kredi ve marinaya ait borçları düşüldüğünde sözleşmede yazan miktarla yerin değeri arasında da fahiş bir fiyat farkının bulunmadığı görülecektir. Taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisine bir takım iddiaların ceza hukukunu ilgilendiren bir boyutu yoktur aralarında bir hukuk davası vardır. Tüm sanık beyanları da dikkate alındığında, sanık savunmalarının aksinin ispatlanamadığı anlaşılmıştır"

Mütalaada, sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri hususunda mahkumiyete yetecek nitelikte her türlü şüpheden uzak , kesin, kuşku sınırlarını aşan yeterli delilin elde edilemediği gerekçesiyle beraatlerine karar verilmesi talep edildi.

Mütalayaa karşı beyanı sorulan müdahil Gurbanoğlu'nun avukatı Fatih Turhan, sanıkların verdikleri zararın tespiti için bilirkişi raporu alınmasını talep etti. Avukat Turhan, bu talebinin reddedilmesi üzerine, mütalaaya katılmadığını belirterek sanıkların "dolandırıcılık" suçundan cezalandırılmasını istedi.

Sanıkların avukatları da mütalaaya katıldıklarını ve hileli işlem yapılmadığını beyan ederek, müvekkillerinin beraatini istedi.

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar Ali Kemal Çelikten, Mehmet Ercil, Alaattin Aykaç ve Anar Alizade'nin, "dolandırıcılık" suçunu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlerine hükmetti.

Yorumlar