Tüyler ürperten gerçek: İlkokul çocukları porno içerik izliyor

Uzmanlar, ilkokul çağındaki çocukların porno içeriklerine rahat bir şekilde erişim sağlayabildiğini belirterek duyanların yüzen sert bir şekilde çarpan gerçeği açıkladılar; evde, okulda her yerde rahatlıkla bu tür içeriklere ulaşabiliyorlar.

Google Haberlere Abone ol

Çocuklarda cinsel içerikli video izleme yaşı giderek düşüyor. İlkokul çağındaki öğrencilerin ders aralarında, koridorlarda ve hatta fark ettirmeden ailelerinin önünde yetişkin içerikleri takip ettiklerini açıklayan uzmanlar, erken yaşta 'çarpık' bir cinsellikle tanışan çocukların ileriki yaşlarda, kadın-erkek ilişkilerinde ve sosyal yaşantılarında ciddi sorunlar yaşayabileceğini söylüyor. 

Cinsel içerikli videoları izleme yaşının 7’ye düşmesi uzmanları harekete geçirdi. Pek çok sosyal medya uygulaması ve internet sitesi üzerinden cinsel içeriklere çok erken yaşta maruz kalan çocukların ruhsal yapıları bu durumdan fazlasıyla etkileniyor.

Savunmasız çocuklara yardım etmek için 1866'da Thomas John Barnardo tarafından kurulan Britanya merkezli yardım kuruluşu Barnardo’s, doğrudan istismar mağduru olan veya riskli cinsel davranış belirtileri gösteren çocuklar ile çalışıyor. Kuruluş, 2020-21 arasında 382 bin 872 çocuk, genç ve ebeveyne yardım eli uzattı.

Britanya ve Galler’de yedi yaş grubu çocuklarla çalışan uzmanlara yapılan bir ankette, çevrimiçi platformlarda cinsel içerikli videolarla temas halinde olan çocukların sayısında ciddi artış olduğu görüldü. Uzmanlar, pek çok platformdan erişilebilen cinsel video içeriklerin çocuklar üzerindeki “yıpratıcı” etkilerinin bulunduğunu ve buna karşı önlemlerin acilen alınması gerektiğini açıkladılar.

Çocuklara yönelik cinsel istismarı raporlayan Sarah, uygunsuz cinsel davranışlar sergileyen çocuklarla çalışıyor. Ayrıca, bu alanda çalışan diğer uzmanlara eğitimler de veriyor. The Guardian'da yayımlanan "Britanya'da okullarda cinsel içerikli video krizi" başlıklı haberde kimliklerini korumak için isimleri paylaşılmayan uzmanlar, yaşanan sorunun boyutlarını anlattı.

'İÇERİKLERE ERİŞMELERİ İÇİN OKUMA YAZMA BİLMELERİNE GEREK YOK'

Sekiz yıl önce bir ilkokulda öğretmen olarak işe başladığını belirten Sarah, “O zamanlardan beri çocukların yanlarında bulunan akıllı telefonlardan Cinsel Içerikli Videolar izlemelerinden endişe duyuyordum” ifadesini kullandıktan sonra şunlara değiniyor: “Çünkü çocukların bu içeriklere erişebilmeleri için okuma yazma bilmelerine gerek olmuyor. Gönderiler, ilanlar veya bir başka arkadaşlarının telefonları üzerinden bu içeriklerle kolayca karşı karşıya kalabiliyorlar. Okul sıralarında, koridorlarda, tuvaletlerde ve otobüslerde daimî olarak telefonlarla iç içeler.”

Ayrıca bu alanda hiçbir sansür olmadığını söyleyen Sarah, “Algoritma ile videodan bir diğerine atlamak oldukça kolay. Bu durumu gözünüzün önüne getirebiliyorsanız, bu içeriklere ne sık temas ettiklerini de anlarsınız” dedi.

Sarah, bu günlerde ailesinden bir kişinin cinsel istismarına uğrayan gençle çalışırken gözüne çarpan bazı ayrıntıları şu sözlerle anlatıyor: “Bu gence, küçük yaşta ailesi içindeki bir kişi tarafından cinsel içerikli videolar izlettirilmiş ve kendisine bunun oldukça normal olduğunu, bir istismar olmadığı söylenmiş. Bu süreç ise devam etmiş.”

ABD’li şarkıcı Billie Eilish 11 yaşından itibaren cinsel içerikli videoları izlemeye başlamasının kabuslar görmesine sebep olduğunu anlattı. Şimdilerde 19 yaşında olan Eilish, izlediği içeriklerin kendi üzerinde yarattığı etkileri yıllar sonra anladığını söyledi. Yedi Grammy ödüllü bulunan şarkıcı, aktif cinsel hayatı olduktan sonra porno filmlerin etkisiyle iyi hissetmediği şeylere ‘hayır’ diyemediğini söyledi ve devam etti: “Çünkü böyle şeyleri çekici bulmam gerektiğini sanıyordum.”

'İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUK, BUNUN NORMAL OLDUĞUNU DÜŞÜNEBİLİR'

Sarah da diğer meslektaşları gibi cinsel video içeriklerin sitelerde çok kolay şekilde görülüyor olmasından ve bu sitelere girmek için hiçbir filtrenin bulunmamasından oldukça endişe duyuyor.

Videolara yansıyan rollerde, ensest ve pedofili gibi temaların bulunmasının çocuklar üzerinde yaratacağı derin etkileri değerlendiren Sarah, “Bu içeriklerde aile bireyleri arasında yaşanan cinsel ilişkilerin ‘fetişleştirilerek’ sunulduğunu görülüyor. Küçük yaştaki bir çocuğun bu duruma açıklama getirmesi ise oldukça zorlaşıyor” diyor.

Bu açıklamalarının ardından video içeriklerin çocuklar üzerinde yaratacağı korkunç tabloyu biraz daha açıyor, “Daha da korkuncu, bu durumun ‘normal’ olduğu fikrine kapılabilir ki, istismara maruz kaldığı bir durumda ihtiyaç duyduğu desteği alamamasına neden olur. Her iki durum da oldukça tehlikeli. Çocuğu risk altına soktuğu gibi bu ‘normallik’ hali faili de cesaretlendirir” ifadesini kullanıyor.

'UYANIR UYANMAZ VİDEOLARI İZLEMEK İSTİYORLAR'

16 yıldır çocuk cinsel istismarı alanında çalışan Lucy, “Çocukların cinsel içerikli videoları rahatsız edici bulduklarını biliyoruz. Bunu bize kendileri de söylüyorlar” dedi ve açıklamasına şu şekilde devam etti:

“Cinsel içerikli videoları incelemeye başladıklarında, çok aşırıya kaçan görüntülerle de karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu takip mekanizması nedeniyle çevrimiçi platformların algoritmaları nedeniyle bu görüntüler sürekli olarak karşılarına çıkmaya başlayabiliyor. Bu durum da “süreklileşen” bir takip mekanizmasının gelişmesine neden oluyor.”

Lucy, çocukların böylesi durumları sağlıklı yönetme imkânı bulunmadığını şu sözlerle belirtti: “Uyanır uyanmaz kendilerini bu videoları izlemek zorunda hisseden 14 yaşında çocuklarımız var. Günlük yaşamın içerisinde de her an bu videolara erişme ihtiyacı hissettiklerini anlatıyorlar.”

KADIN-ERKEK İLİŞKİLERİNİ YANLIŞ DEĞERLENDİRİYORLAR

Öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerle de çalıştıklarını söyleyen Lucy, “13 veya 14 yaşına gelen bir çocuk cinsel bilgilerini bu videolardan öğrendiğinde çok ‘çarpık’ bilgilerle düşünüyor. Örneğin, bir kadın tarafından gelen ‘hayır’ın aslında ‘evet’ anlamına geldiğini düşünebilirler. Ya da, ısrar etmenin ve kadınlarla zorla ilişkiye girmenin ‘zevk’ vereceği gibi son derece sorunlu bir düşünce tarzı geliştirebilirler. Cinselliği öğrenme ihtiyacı oldukça zarar verici olabilir” açıklamasını yaptı.

UYGUNSUZ İÇERİKLER YETİŞKİNLERDE BİLE DAVRANIŞ PROBLEMLERİ YARATABİLİR

Elbette bugün cinsel içerikli videoların giderek “evrensel” bir hâl almış durumda. Bu içeriklerin çocuklarda yaratacağı psikolojik ve sosyal etkileri Hurriyet.com.tr’ye değerlendiren Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Doç. Dr. Mesut Yavuz , Cinsel Terapist Buket Bayındır ve Uzman Psikolog Berk Karaoğlu'na ülkemizdeki durumu sorduk…

Uygunsuz cinsel içeriklerin kontrolsüz olarak yetişkinlerin dahi karşısına gelse duygu durum ve davranış problemleri yaratabilecek bir durum olduğunu ifade eden Uzman Psikolog Berk Karaoğlu, zihinleri çok daha boş, öğrenmeye ve algılamaya aç olan çocukların bu tarz içeriklerle karşı karşıya kalmasının yaratacağı olumsuz koşulları şu sözlerle açıkladı:

“Özellikle ergenlik öncesi dönemde çocukların soyut kavramları algılama düzeyinin yeterince gelişmemiş olduğunu düşündüğümüzde, bu tarz içeriklerdeki duygu ve paylaşım durumlarını çok daha farklı ve yanlış yorumlayarak kaygı bozuklukları yaşayabilirler. Hatta psiko-sosyal gelişimini olumsuz etkileyerek ileride dahi kişiliklerinde veya cinsel hayatlarında problemler yaşayabilirler.”

'ERGENLİK ÖNCESİNDE BU İÇERİKLER DOĞRU ŞEKİLDE KAVRANAMAZ'

Doç. Dr. Mesut Yavuz ise gerçek hayatta veya dijital ortamda cinsel içeriklerin çocuklar üzerindeki ruhsal ve davranışsal etkilerinden bahsederken, çocukların gelişim dönemlerini göz önünde bulundurmanın doğru olacağını söyledi ve devam etti:

“Erişkinlerin algıladığı anlamda cinsellik ergenlik dönemi ile birlikte gelişir. Bu sebeple ergenlik öncesi dönemde çocukların, erişkin tip cinsellik ile karşılaşması gelişim dönemlerine uygun değil. Çocuklar, erişkin cinselliğini tam olarak kavrayacak ve yorumlayacak bilişsel ve sosyal gelişim henüz gelişmediği için şahit oldukları cinsel eylemi, erişkin bireylerin birbirlerine karşı saldırgan eylemleri olarak düşünebilirler ve bu durumu travmatik bir yaşantı olarak deneyimleyebilirler.”

ÇOCUKLARI İSTİSMARA AÇIK HALE GETİREBİLİR

Uygunsuz cinsel içeriklerle karşılaşmanın çocukları istismar edici durumlara yatkın hale getirebileceğini belirten Doç. Dr. Yavuz, “Çocuk kendisine kaygı yaşatan ve travmatik olarak algılanan bu cinsel eylemi gerçek hayatında uygulamaya, ek olarak da ileriki hayatında bu kaygı yaşatan deneyimi, kendisinden daha güçsüz gördüğü bireylere zorbalık ile uygulamaya çalışabilir” dedi.

Karaoğlu da uygunsuz cinsel içeriklere maruz kalmanın çocukları istismara daha açık hale getirebileceğini vurgulayarak, “Çocuk bu tarz içeriklerle karşılaştığında burada geçen sahne ve modellemeleri olması gereken bir davranış olarak algılama ve gerektiği yerde nasıl sınır koyacağını bilememe gibi durumlar ile karşı karşıya kalabilir” ifadelerini kullandı.

İNTERNET ÇAĞINDA BU TÜR İÇERİKLERE ULAŞMAK ÇOK KOLAY HALE GELDİ

Ülkemizde de bu konu ile ilgili güncel araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu ancak klinik tecrübelerin Türkiye’de cinsel içerikleri izlemeye merakın sıklıkla ergenlik başlangıcı ve sürecinde yoğunlaştığını göstermekte olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yavuz, “Her yıl çocukların internet ile ilk teması daha erken yaşlara iniyor. Bu durum çocukların uygunsuz cinsel içerikle ilk karşılaşması olasılığını da arttırıyor. Cinsel içerikler çocukların karşısına interneti başka bir amaç için kullanırken istemsiz olarak çıkabilir. Riskinin farkında olmayan ve davranışlarını yönlendirmeyi henüz tam olarak öğrenememiş çocuklar, merak duygusunun etkisi ile bu içerikleri izleyebiliyor” dedi.

Karaoğlu, Britanya’da bu tür içerikler küçük çocukların karşısına çıkabiliyorsa, internete erişimin olduğu her ülkede buna benzer bir tablo görmemizin olası olduğunu söyleyerek, internet çağında, bilgiye erişimin çok kolay olduğu şu dönemde bu tarz içeriklere de ulaşmanın daha kolay olduğunu belirtti.

“Bundan dolayıdır ki artık internet sadece bireylerin psikolojisi için değil toplumu oluşturan birey ve aileler neticesinde sağlıklı nesiller yetiştirme noktasında bir güvenlik sorunu olarak algılanmalı.”

CİNSEL İÇERİKLERİ İZLEME YAŞI DAHA DA DÜŞEBİLİR

Çocukların üç yaşından itibaren cinsiyet ayrımlarının farkına vararak, cinselliğe yönelik bastırılmış bile olsa bir merak içine girebileceğini ifade eden Karaoğlu, “Uzmanlar tarafından gerekli, sağlıklı cinsel bilgi verilmediği takdirde, yaş dönemine uygun olmayan mecralardan bilgi edinerek, model alarak yanlış bir duygu ve davranış biçimine yönlenebilirler. Maalesef bu mecralardaki bilgiyi ve görseli doğru kabul edebilir, bu modellemeleri davranımına yansıtabilir. Bu durum da çocuğun hayata, okula, sosyalliğe uyumu açısından problemler yaratabilir” dedi.

Doç. Dr. Yavuz ise online dünyanın hayatımıza yoğun olarak dahil olması sonucu, dikkatli olunmaz ise cinsel içeriklere şahit olmanın ileriki yıllarda daha erken yaşlarda görülebileceğini söyledi.

BU BELİRTİLERİ GÖZDEN KAÇIRMAYIN!

Buket Bayındır, cinsel içeriklere maruz kalan çocuklarda oluşabilecek bazı belirtiler konusunda aileleri uyardı. Bunlar;

Ailesinden, yaşıtlarıyla olan ilişkilerden ve aktivitelerden uzaklaşması.

Ailesinden, yaşıtlarıyla olan ilişkilerden ve aktivitelerden uzaklaşması.

Odaya girdiğinizde telefonunu, tabletini ya da bilgisayarını kapatması.

Banyoda ya da tuvalette çok uzun zaman geçirmesi.

Yeterince uyumaması ve yorgun görünmesi.

Yaşına uygun olmayan cinsel sözler kullanmaya başlaması.

Gelişim seviyesine uygun olmayan cinsel davranışlar sergilemesi.

Ruh halinde depresyon, kaygı gibi bir değişiklik olması.

AİLELER EN GÜVENİLİR KAYNAK

Çocuklarla cinsellik hakkında konuşmanın çoğu ebeveyn için zor bir konu olduğunu ancak ailenin de çocuk için en güvenli kaynak olduğunu ifade eden Bayındır, "Aileler çocuklarıyla cinsel konular hakkında konuşarak hem kendilerini hem de çocuklarını utandırmak istemezler. Bazı ebeveynler çocuklarının kafasını karıştırmaktan endişe ederler. Çocuklarına cinsellik hakkında bilgi vererek, akıllarına cinsel fikirleri getireceklerini, cinsel davranışları teşvik edeceklerini düşünürler. Fakat aileler çocukları büyüdükçe, cinsellikleri hakkında sağlıklı ve sorumlu kararlar vermelerine yardımcı olmak için onlara doğru ve faydalı bilgiler verebilecek en güvenilir kaynaklar." açıklamalarında bulundu.

EBEVEYNLER NE YAPMALI?

Doç. Dr. Mehmet Yavuz’a çocuk büyütmenin dijital dünya ile birlikte git gide zorlaştığı bu dönemde ebeveynlerin ne yapması gerektiğini sorduk. Yavuz, önerilerini şu şekilde sıraladı:

Öncelikle 3 yaş öncesinde çocukların ekran karşısında bulunmasını sadece cinsel içeriklere maruz kalmamaları açısından değil, psiko-sosyal gelişimleri üzerinde de olumsuz etkileri olduğu için önermiyoruz. 3 yaş sonrası çocuklarda ise gelişim sürelerine göre sınırlı sürelerde ve ebeveynleri ile birlikte ekran karşısında/online ortamda bulunmaları uygun olur.
Çocukluk döneminde cep telefonu, bilgisayar gibi internet erişimi olan cihazların çocuğun kendi yaşına uygun olmayan cinsel içeriklere ulaşma olasılığını arttıracağı, ek olarak tehlikeli insanların da çocuklara bu kanalla ulaşma ihtimalinin yüksek olduğu düşünülebilir. Bu nedenle ergenlik dönemine kadar çocukların internet kullanımlarının aileleri tarafından yakın izlemi oldukça önemli.

Çocuğun cihazları kullanım süresi belli sınırlar ile düzenlenmelidir. Kullanma saati, okul ve tatil sürelerine göre çocukla anlaşarak düzenlenebilir. Aile çocukla birlikte internete girilen içeriğe ilgisini gösterebilir ve çocukları ile ekran karşısında/internette güzel vakit geçirme zamanı elde etmiş olurlar. Bu yolla uygunsuz içeriği ulaşım aile kontrolü ile engellenebilir.
Ergenlik döneminde çocukların doğal olarak sırları oluşur. Aile çocuğun sınırlarına saygı duymakla birlikte, çocukların uzun saatler boyunca tek başına internete girmesi konusunda dikkatli olmalı. Böyle bir durumda aile çocuklarına birlikte vakit geçirmek için sosyal aktiviteler önerebilir.

Çocuklara kreş ve ilköğretim döneminden itibaren cinsel eğitim verilmesi önerilmekte. Çocuğun kendi bedenini, kadın ve erkeğin cinsel organlarını tanıması uygun bir cinsel gelişim için doğru görülmekte. Cinsel eğitim sırasında yabancıların onun bedenine dokunmaması gereken özel bölgeler çocuğa öğretilmeli ve bu tür davranışlar sergilendiği takdirde ailesine veya öğretmenine bunu anlatması gerektiği olası bir istismarı önlemek için anlatılmalı.

Çocuklara, internetin hem uygunsuz cinsel içerik hem de uygunsuz davranışlar sergileyen insanlar ile karşılaşma açısından risk içerdiği anlatılmalı. İnternette bu tür içerikler ve uygunsuz yönlendirmeler ile karşılaştıkları zaman ailelerine durumu açıkça anlatmalarının gerektiği belirtilmeli.

Psikolog Karaoğlu, "Hayatın doğal bir parçası olan cinsellik, yetişkin zihin ve bedenimizde uygun koşullarda yaşanabilecek olan bir kavram. Bundan dolayı yoğun merak veya cinsel dürtüler ile sağlıklı olmayan mecralardan ilk cinsel bilgileri edinmek yerine hem ailede, hem de eğitim kurumlarında bu konular üzerine ders veya belki de ebeveynlere uzmanlar tarafından bu konuların çocuklara nasıl aktarılabileceğine yönelik aile seminerleri verilmeli."

Kaynak: Gaye Kobal-Gürer Mut / Hürriyet 

Yorumlar