Türkiye - Afrika ilişkilerinin geleceği sağlam temellere dayanacak

Türkiye, Afrika’nın kalkınmasını önceleyen, kıtanın ekonomik, ticari ve sosyal yönlerden mesafe katetmesini hedefleyen ve kıta ülkelerinin her düzeyde daha yakın ve koordineli çalışmasını sağlayan yeni ve daha kapsamlı bir politika izlemeye başladı

Google Haberlere Abone ol

Abdullah Eren

Uluslararası düzlemde kapsadığı alan, küresel arenada üstlendiği rol, sahip olduğu jeo-stratejik konum ve taşıdığı ekonomik/ticari potansiyelle Afrika, 21. yüzyılın en önemli aktörlerinden biri haline geldi. Kıta olarak barındırdığı avantajlı yatırım fırsatları ve son dönemde farklı bölge ve ülkelerle geliştirdiği ilişkiler, Afrika’yı her alanda bir cazibe merkezine dönüştürmeye başladı.

Batılı diğer birçok ülkenin aksine, geçmişte Kıta ile kurduğu ilişkilerde sömürgecilik odaklı bir yaklaşımı asla benimsemeyen Türkiye ise yüzyılımızın yükselen değeri Afrika’ya dönük güvenliğin, istikrarın ve refahın tesis edilmesini hedefleyen politikasını her boyutta güçlendirip çeşitlendiriyor. Bu bağlamda, özellikle son 15-20 yılda, "birlikte kalkınma ve birlikte büyüme" ilkesiyle "kazan-kazan" merkezli ve karşılıklı faydaya dayanan yeni Afrika açılımıyla ülkemiz; Türk dış politikasının temel değerlerinden biri olan "insani" yaklaşım ekseninde Afrika ile ekonomik, kültürel ve siyasal ilişkilerini derinleştiriyor; karşılıklı güvene dayalı çok boyutlu bir strateji yürütüyor.

1998 yılında başlatılan “Afrika Açılımı” ve sonrasındaki süreç, Türkiye ve Afrika ilişkilerinin günden güne daha da ilerlediği gelişmelere sahne oldu. Türkiye, 2005’te Afrika Birliği’ne (AfB) “Gözlemci Üye” oldu. Akabinde ise 2008 yılında Afrika Birliği’nin “Stratejik Ortağı” ilan edildi. Birlik ülkeleri ile bu süreçte güvenlik, ticaret, kültür ve siyaset alanlarında yoğunlaşan ilişkiler, 2013’ten sonra yeni bir evreye taşındı ve bu yıldan itibaren Türkiye’nin “Afrika Ortaklık Politikası” başlatıldı. Bu politika ile ülkemiz, Afrika’nın kalkınmasını önceleyen, kıtanın ekonomik, ticari ve sosyal yönlerden mesafe kat etmesini hedefleyen ve Türkiye ile kıta ülkelerinin her düzeyde daha yakın ve koordineli çalışmasını sağlayan yeni ve daha kapsamlı bir politika izlemeye başladı.

- Türkiye-Afrika ilişkilerinde YTB

Türk diasporası ve ülkemizin uluslararası öğrenci hareketliliğinin yanı sıra müşterek bir tarih ve kültür zeminini paylaştığımız soydaş ve akraba topluluklara yönelik faaliyetlerini büyük bir kararlılıkla sürdüren Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) da ülkemizin bu perspektifi ile uyumlu bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda YTB; Orta Doğu’dan Asya’ya, Balkanlar’dan Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada, geçmişten devraldığımız güçlü bağlar ve tarihimizin bizlere yüklediği sorumlulukla Türkiye’nin bu bölgelerle, bilhassa Afrika ile tesis ettiği ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkileri geliştirmeye dönük önemli çalışmalara imza atıyor.

Afrika’ya yönelik çalışmalarını Türkiye Bursları, Türkiye Mezunları, Akademik ve Bilimsel İş Birliği Programları, Medya Eğitimi Çalışmaları ve Kültürel Hareketlilik Programlarıyla sürdüren YTB, Kıta’da faaliyet yürüten diğer paydaş kurum ve kuruluşlarımızla birlikte Türkiye açısından önemli bir boşluğu dolduruyor. Halihazırda 145 ülkeden 15 bini aşkın uluslararası öğrencinin faydalandığı ve sunduğu avantajlı imkanlarla artık bir dünya markası haline gelen Türkiye Bursları kapsamında bugün, 52 Afrika ülkesinden 4 bin 265 uluslararası öğrenci ülkemiz üniversitelerinde yükseköğrenim görüyor. Türkiye Bursları kapsamında öğrenimlerini başarıyla tamamlayan üç binin üzerinde Afrikalı Türkiye Mezunu bulunuyor. 2012 yılından günümüze kadar ise 54 Afrika ülkesinden toplam 12 bin 600 uluslararası öğrencinin Türkiye Burslarından istifade ettiği biliniyor. Ülkemizdeki eğitimlerini tamamladıktan sonra Türkiye’nin “gönüllü elçileri” olarak bir yandan ülkelerinin kalkınma ve büyüme süreçlerinde nitelikli insan kaynağını oluşturarak aktif roller üslenen, diğer yandan ise Türkiye ile ülkeleri arasındaki ilişkilere önemli katkılar sağlayan bu öğrenciler, “Türkiye Mezunu” olarak bugün her sektörde başarıyla görev yapıyor.

YTB’nin Afrika’ya dönük çalışmalarında bir diğer önemli alanı Akademik ve Bilimsel İş Birliği Programları oluşturuyor. Kıta ile sahip olunan ortak tarihi ve kültürel geçmişin akademik ve bilimsel araştırmalarla desteklenip daha sağlam zeminlere oturtulmasını amaçlayan bu programlar kapsamında çalıştaylar, akademik yayınlar, düşünce kuruluşları buluşmaları, konferanslar, eğitim çalışmaları ve kültür projeleri gibi önemli faaliyetler yürütülüyor.

Yine ülkemizle bölgenin medya ve habercilik alanlarında iş birliği ve tecrübe paylaşımlarını artırmayı hedefleyen Medya Eğitimi Çalışmaları; YTB’nin TRT, Anadolu Ajansı ve akademik kuruluşlarla Kıta’ya yönelik icra ettiği faaliyetlerde önemli bir yer tutuyor.

YTB’nin Kültürel Hareketlilik Programları başlığı altında düzenlediği ve bölge ile Türkiye’nin sosyal ve kültürel ilişkilerinin geliştirilmesini hedefleyen; Kamu Görevlisi ve Akademisyenlere Yönelik Türkçe İletişim Programı (KATİP), Gençlik Sosyal Meclisleri, Fikir Atölyeleri, İletişim ve Mesleki Gelişim Projeleri gibi programlar ülkemizin Kıta ile kurduğu gönül bağlarını sosyo-ekonomik ve kültürel bağlamlarda güçlendiriyor. YTB, zikredilen tüm bu çalışmalarla, ülkemizin Afrika ile tesis ettiği ve köklü bir tarihe, temiz bir geçmişe dayanan münasebet ve iş birliklerini güçlendirmeyi sürdürecek.

- Frankouma Conde bizim için ne ifade ediyor?

Türkiye’nin bölgeye yönelik karşılıklı fayda ve birlikte kalkınma anlayışının temelini oluşturan insani politikasının bir yansımasını Gineli Frankouma Conde örneğinde görmemiz mümkün. Bu örnek, ülkemize gelen uluslararası öğrencilerin Türk insanı ile ne denli yakın ve samimi bağlar kurduğunun da bir göstergesi aynı zamanda. 2010 yılında Hacettepe Üniversitesinde İngilizce İktisat eğitimi almak için ülkemize gelen bir uluslararası öğrenci olan Frankouma Conde, nörolojik kaynaklı bir kas gücü hastalığına yakalanınca öğrenimine bir süre ara vermek zorunda kalıyor. Bu sırada, tedavi gördüğü hastanede emekli Albay Mazhar Küçüksaray ve eşi Mukaddes Hanım’la tanışıyor. Küçüksaray çifti, Frankouma’yı gördükleri ilk andan itibaren evlatları yerine koyuyor. O kadar ki, uzunca bir süredir planladıkları ve son aşamaya getirdikleri Alanya’ya taşınma fikrini Frankouma için iptal ediyorlar ve Ankara’da kalıyorlar. Dokuz ay önce annesini kaybeden, Türkiye’de kimsesi olmayan ve zorlu sağlık sorunlarıyla tek başına mücadele etmek zorunda kalan Frankouma’yı yanlarına alıyor ve tüm tedavi süreçlerini üstleniyor Küçüksaray ailesi. Ailenin diğer çocukları da çok seviyor Frankouma’yı, onu öz kardeşleri gibi görüyorlar. Frankouma’nın sesi, çok sevdiği ve hep tanışmak istediği Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sayın Binali Yıldırım’a ulaşıyor Küçüksaray ailesiyle. Tabii ki Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Binali Yıldırım, Frankouma’nın ve ailenin bu talebini cevapsız bırakmıyor. Küçüksaray çifti ve Frankouma hem Sayın Cumhurbaşkanımızla hem de Sayın Binali Yıldırım ile kısa zaman içinde bir araya geliyor. Mutluluğu gözlerinden okunan Frankouma, 2015’te Gine’ye gidiyor ve bir süre orada, TİKA’nın desteği ile yapılan yeni evinde kalıyor. Türkiye özlemini dizginleyemeyen Frankouma, sağlık sorunları ile yarıda bırakmak zorunda kaldığı eğitimini tamamlamak için 2021’de yeniden Türkiye’ye geliyor. Şu anda Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde İşletme bölümünde okuyan Frankouma, yüksek lisansını da Türkiye’de yapmayı planlıyor.

Frankouma’ya gösterilen bu ilgi ve şefkat, Türkiye’nin Afrika’ya bakışının insani, halisane ve vicdani hususiyetlerini en çarpıcı şekilde izhar ediyor aslında. Türkiye’nin Afrika ile kurduğu gönül köprülerinin ne denli sağlam olduğu, Frankouma’ya her düzeyde gösterilen ihtimamla gözler önüne seriliyor. YTB olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlılığından aldığımız güç ve ilhamla sadece Afrika’ya değil, tüm gönül coğrafyamıza yönelik faaliyetlerimizi ilk günkü aşkla ve şevkle sürdüreceğiz.

***

[Abdullah Eren, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanıdır]

Yorumlar