Tefik Göksu: İBB’de bir yönetim kuraklığı yaşanmaktadır

İBB Meclisi AK Parti Grup Başkanı Tevfik Göksu, CHP'li yönetimin 500. gününü değerlendirdiği açıklamasında, İBB'de yönetim kuraklığı yaşandığını söyledi.

Google Haberlere Abone ol

İBB Meclis Grup Başkanı AK Partili Tevfik Göksu, CHP'li yönetimin 500'üncü gününü değerlendirdi. 

Göksu, gelinen noktada iş yapmak yerine bahane üreten, temel atmama gibi skandallarla gündeme gelen bir yönetimin ortaya çıktığını söyledi. 

Göksu değerlendirmesinde özetle, "İBB'de bir yönetim kuraklığı yaşanmaktadır" dedi.

Aynı zamanda Esenler Belediye Başkanı olan Göksu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

İBB Başkanı, mazbatasını alalı yaklaşık 500 gün olmuş. Yani aradan yaklaşık olarak 1,5 yıl geçmiş. Bu geçen zaman içerisinde bu kürsüden ve farklı mecralardan, İBB Başkanını ve yönetimiyle ilgili zaman zaman değerlendirmelerde bulunduk...

Bunu yaparken insaf ve adalet duygularıyla hareket etmeye özen gösterdik. Çünkü bir belediye başkanının şehrin fiziki ve sosyal çehresine bir şeyler katabilmesi için zamana ihtiyacı olduğunu biliyorduk.

Bir yandan sayın başkanı performans anlamında değerlendirmek için süre verirken, diğer yandan da dünyanın en hareketli metropollerinden olan İstanbul’un ihmale gelmeyeceğini de defalarca ifade ettik

Bu şekilde yaklaşık 500 gün geçti. Hatırlarsanız, Sayın Süleyman Demirel hep şunu vurgulardı: Bir siyasetçinin vizyonu ilk 100 günde, akıbeti de ilk 500 günde belli olur.

Bu bağlamda, 500 günün sonunda, ortaya çıkan tablo şudur ki, İBB’de, bir yönetim kuraklığı yaşanmaktadır.

Bu süre içerisinde yaşananlara baktığımızda, maalesef İstanbul’un yönetilmediğini hep beraber görüyoruz.

Çünkü bir şehri yönetmek demek;

- Kurumsal hafızayı ve aklı yok etmek demek değildir,
- İnsan kaynaklarıyla oynamak demek değildir, (yani, binlerce insanı işten atıp, yerlerine partizanca atamalar yapmak değildir)
- Yatırımları durdurmak değildir...

- Öz kaynak üretmek yerine sadece borçlanmayı ikame etmek değildir
- İcraata dönüşmeyen göstermelik çalıştaylar düzenlemek değildir
- Diyet siyaseti gütmek değildir
- Polemik üretmek değildir
- Reklamcılık ve algı siyaseti ile oyalanmak değildir...

Ve günün sonunda,
İstanbul'u yönetmek, iş yerine bahane üretmek, sızlanmak ya da şov yapmak,

hiç ama hiç değildir.

Kent yönetimi, bunlardan çok daha farklı bir şeydir.
İstanbul için en önemli şey, yerel, ulusal ve küresel bir şehir vizyonu geliştirmek ve bunu hayata geçirmektir...

İBB geçmiş yıllarda, küresel endekslerin zirvesinde yer almayı kendisine hedef tayin etmiş ve

- Hayat kalitesi
- Ulaşım ve erişilebilirlik
- Küresel finans merkezi olma
- Ar-Ge ve inovasyon
- Kültür ve Turizm
- Çevre

Alanlarında çok büyük mesafeler kaydetmiştir.

Bunun bir göstergesi ve yansıması olarak, ulaşımda, içme suyunda, atık yönetiminde, çevre konusunda ve pek çok konuda uluslararası iyi örnekler ortaya koymuş ve örnek gösterilmiştir.

Ayrıca, vatandaşın yaşam memnuniyeti ölçümlerinde İBB yıllarca hep en yüksek sonuçları almıştır. Bugün ise maalesef yönetime yakın araştırmacıların anketlerinde bile en alt rakamlarda seyretmektedir.

Şimdi yapılması gereken ise, bu vizyonların düzenli aralıklarla güncellenmesi ve her bir segmentte en tepede yer almak için özel projeler geliştirilmelidir.

Mevcut yönetimin

- Vizyonu ‘temel atmama’ töreninden
- Küresel anlamda en rekabetçi taraf ‘fazilet durağı yalanından
- Çevrecilik vizyonu ise, 295 bin metre kare yeşil alana karşı çıkıp dört bir yana ‘yeşil İstanbul’ pankartları asmaktan ibaret kalmıştır

Aziz İstanbullular,
İBB yönetimi şu dört şeyi yönetiyor:

- Kendi yanlışları ve elitist tavırları sebebiyle uzun yıllar boyunca ne yerel ne de genel siyasette yönetme şansı bulamamış bir partinin belediye başkanı olarak, öncelikle partisi içerisindeki “biriken beklentileri”...

- Sayın başkan ve yönetimi, kendi siyasal kariyer hedefleri açısından parti içi ve parti dışı ittifaklarını ve parti içi rakipleriyle ilişkilerini İBB imkânları ile yönetmektedir.

HALK ÜNİVERSİTESİ İSMEKLER KAPATILIYOR

Bugün sizlere 1996 yılında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı döneminde kurulmuş ve faaliyetleriyle çığ gibi büyüyüp ‘’Halk Üniversitesi’’ vasfını almış, İSMEK’ten bahsedeceğim.

İSMEK; hem fikirsel tasarımı, hem de yıllar içerisinde ortaya koyduğu performans ve sonuçları itibariyle onlarca akademik çalışmaya konu olmuş, aynı zamanda farklı ülkelerden uzmanların sıkça incelediği ve modellemeye çalıştığı önemli bir başarı hikâyesidir.

İSMEK sadece bir halk eğitim projesi değildir.

İSMEK, aynı zamanda katılımcılık, refahı ve eğitimi tabana yayma gayretidir.

İSMEK, dezavantajlı gruplara yönelik faaliyetleriyle güçlü bir sosyal devlet uygulamasıdır.

Meslek edindirme ve mezunlarının yarattığı ekonomik katma değerle şehir ekonomisine yönelik önemli bir projedir.

Aynı zamanda, şehir yönetiminin tabana temas etmesini sağlayan, şehir kültürü ve aidiyetini güçlendiren bir sosyal projedir.

Ama maalesef, ülkemizde yapılan her hayırlı hizmetin önünde set olmayı adet edinmiş CHP zihniyeti, İSMEK konusunda da bu tavrını bir kez daha ortaya koymuş ve her yıl yüzbinlerce insana eğitim imkanı ve daha önemlisi umut veren bu kurumları kapatmaya başlamıştır.

Çünkü CHP, yıllarca halkçılık diyerek jakobenist tutum sergilemiş, umut yerine yasak ve yasakçılıktan yana olmuş bir partidir.

Yorumlar