Osmanlı'da karantinaya uymayanlar idam edilirdi

Önemli bir tehlikeyle mücadele edilen bir dönemde özellikle de Türkiye'de insanlar karantina şartlarına uymuyor. Peki, Osmanlı'da karantinalar nasıl olurdu, teknolojinin henüz bu kadar gelişmediği dönemlerde salgın durumunda neler yapılırdı? Osmanlı'da karantinaya uymayanlara idam cezası verilirdi.

Google Haberlere Abone ol

Osmanlı döneminde salgınları önlemek ve karantinaya uymayan kişiler için “idam, tecrit, hastalıklı ev ve eşyaları yakma, tütsüleme ve sirke ile dezenfekte etme gibi tedbirler uygulanmıştı.

Osmanlıda karantina
Fotoğraf: (İÜ Ktp., Albüm, nr. 90833/13)

 

Osmanlı İmparatorluğu’nda bulaşıcı-salgın hastalıklarla örgütlü mücadele ilk olarak valiler aracılığıyla başladı. 1812-1830 yılları arasında Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa ve Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa, kişisel insiyatif ve uygulamalarıyla bu işe öncülük ettiler. O dönemde “veba” özelinde salgınların önlenmesi için örneğin;
Kıbrıs’ta halkın köyünden ve evinden uzaklaşması “idam” cezasıyla yasaklandı. Dış limanlarla iletişim ve bağlantı kesildi.

Yunanistan’da Tepedelenli Ali Paşa, İstanbul’dan gelen bütün evrakların tütsülenmesini emretti. Vebalı bölgelerden gelenleri karantinaya almaya çalıştı.

Mısır’da Kavalalı Mehmed Ali Paşa, İskenderiye’yi asker kordonuyla tecrit ederek Kahire başta olmak üzere çeşitli yerlere denetim noktaları kurdurdu. İstanbul ve diğer vebalı yerlerden gelen gemiler için 25, Doğu Akdeniz’den gelen gemiler için 11 gün süren karantina uyguladı. Gelen malların dezenfekte edilmesini sağlayarak ilgili yerlere birer müfettiş ve doktor tayin etti. Bunun yanı sıra Kahire’de koruyucu sağlık önlemi olarak zabıta memurlarının kontrolü altında halka caddeleri süpürmeleri, sulamaları ve giysilerini temiz tutarak havalandırmaları emredildi.

Lübnan’da Emir Beşir, salgını önleyebilmek için hastaları ve onlarla temas eden kişileri evlerinden çıkardı. Asker koruması altında ayrı evlere yerleştirerek kasabalara giriş-çıkışları yasakladı. Emir Beşir, sadece salgınla mücadele etmekle kalmadı. Salgın konusunda insanları bilinçlendirmek amacıyla şiir şeklinde küçük bir kitapçık hazırlattı. Kitapçıkta hastalık (veba) ve belirtileri, evlerin sıkıca kapatılması, temizlenmesi, yiyeceklerin iyi pişirilmesi, para ve mektupların maşayla tutularak sirke ile arınık edilmesi gibi salgında alınacak önemler önerilmekteydi.

Bugün Romanya olarak bilinen Eflak-Boğdan bölgesinde Voyvoda Mihail Suçu, vebalı evlerin yakılmasını emretti. Üç karantina noktası kurarak başka yerlerden gelecek gıda maddeleri için padişahın da onayıyla 6 gün süren karantina uyguladı. Voyvoda Kostantin Hangeri ise ikinci el kıyafet ticaretini yasakladı. Kahvehaneler kapatıldı. Dilencileri manastırlara dağıtarak, Çingeneleri kovdu.

Osmanlıda karantina
Sultan 2. Mahmud

 

1838 yılına gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nda bulaşıcı-salgın hastalıklarla örgütlü mücadelede merkezi yönetim ilk önemli adımı attı. Sultan II. Mahmud’un emriyle “Meclis-i Tahaffuz” (Kaantina Meclisi) kuruldu. Devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi’de 6 Mayıs 1838’de yayımlanan bir iradeyle “karantina ve sağlık politikası” organize bir hal aldı. “Her şeyi korumaya ve helak etmeye gücü yeten kâinatı yaratan Allah” hatırlatmasından sonra metin, İslami referanslar verilerek “her şeyin bir sebebe dayandığı ve bulaşıcı etkene sahip hastalıkların da önlenebilmesi için karantinalar, sağlık kordonları kurulmasının gerekli olduğuna” dair atıflarla devam etmekteydi.

Osmanlıda karantina
Karantina Meclisi’nin kuruluşuna dair Sultan II.Mahmud’un iradesinin yer aldığı Takvim-i Vekayi Gazetesi

 

Bugün “Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nün temeli olan Meclis-i Tahaffuz, bulaşıcı-salgın hastalıklarla mücadele için kontrol noktaları (tahaffuzhaneler), gemi, yolcu ve mallara karantina ve dezenfekte işlemlerinin uygulanması ve “temiz kağıdı” verilerek geçişlerine izin verilmesi, kaçak gemi ve yolcular için zorlayıcı tedbirlerin alınmasına ilişkin bir “Karantina Talimatnamesi” düzenledi. Başkent İstanbul başta olmak üzere tüm ülke için deniz ve karadan gelecekler için de ayrı ayrı tüzükler çıkarıldı.

1851’de ise Paris’te alınan kararlarla tüm ülkeler için gerekli görülen karantina ve sağlık tedbirleri belirlendi. Karantina hastalıkları o dönemde “Veba, Kolera ve Sarıhumma” olarak tanımlandı. Karantina süresi bütün ülkeler için 15 gün olarak kondu.

Kaynak: Emre Gül / SonHaberler.Com

Yasal Uyarı! Habere aktif link verilerek alıntı yapılabilir aksi halde yasal yollara başvuru yapılacaktır.

 

Yorumlar