Nefes borusunu tıkayan tümörden kurtuldu

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sina Ercan: "Bu durumdaki birçok hastanın durumu, astım ya da KOAH gibi nefes darlığına yol açabilen başka hastalıklarla karıştırılıyor. Uzun süre ilaç tedavisi görüyor ama bu tabii ki fayda sağlamıyor"

Google Haberlere Abone ol

Nefes darlığı yaşamaya başlamasının ardından iki yıl boyunca astım tedavisi uygulanan ancak daha sonra nefes borusunun yüzde 95'ini tıkayan 3 santimetrelik tümör tespit edilen hasta, yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu.

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'nden yapılan açıklamaya göre, Eskişehir'de yaşayan iki çocuk annesi Hilal Karaman, yaklaşık iki yıl önce nefes darlığı yaşamaya başladı.

Başta şikayetlerinin psikolojik olduğu düşünülen Karaman'a, nefes darlığının giderek artması sonucu astım teşhisi konuldu. İki yıl boyunca astım ilaçları kullanan Karaman'ın tomografi sonucunda ise nefes borusunun yüzde 95'ini kaplayan bir tümör olduğu tespit edildi.

Bunun üzerine yaşadığı Eskişehir'den İstanbul'a gelen Karaman'ın, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sina Ercan tarafından yapılan muayenesi sonucunda ameliyat edilmesine karar verildi.

Karaman'ın nefes borusunun yüzde 95'ini tıkayan ve tiroid bezinin de sağ yarısını içine alan 3 santimetrelik tümör, Prof. Dr. Sina Ercan tarafından yapılan 7 saatlik başarılı ameliyatla çıkarıldı.

- "Ameliyattan sonra şarkı söyleyerek evime döndüm"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Karaman, solunum şikayetlerinin merdiven çıkarken daha da arttığını belirterek, yaşadığı zorlu günleri şu sözlerle anlattı:

"3,5 yaşında bir oğlum var. Onu kucağımda taşıyamıyordum. Nefes borumda tümör olduğunu ilk duyduğumda çok şaşırdım. Böyle bir şey beklemiyordum. Astım ilacımın dozu artacak iyileşeceğim diye düşünüyordum. Koronavirüs salgını nedeniyle ameliyatımın Eskişehir'de yapılamayacağına karar verildi. Bu nedenle beni İstanbul'daki steril bir hastaneye yönlendireceklerini söylediler ve İstanbul'a geldim. Artık çok şükür gayet iyiyim."

Karaman, ameliyat sonrası şarkı söyleyerek evine döndüğüne işaret ederek, "İnsanlara bir şey anlatırken 'Acaba zor nefes aldığımı fark ediyorlar mı?' diye düşünüyordum. Bu durum beni çok üzüyordu ama ameliyat olup sağlığıma kavuştum. Ameliyattan yaklaşık bir hafta sonra eve dönerken şarkı söylüyordum. Ameliyat sonrası oğlumla parkta oynadık, koşarak merdivenleri çıkabildik. Artık çok mutluyum." ifadelerini kullandı.

"Hasta boğulma riski taşıyordu"

Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Sina Ercan da Karaman'ın hastalığın son evresinde ameliyat olduğunu aktardı.

Ercan, "Bu tür tümörlerin teşhisinde ne yazık ki zaman zaman gecikmeler olabiliyor. Hilal Hanım bize geldiğinde artık hastalık son noktasındaydı. Hastanın nefes borusunun yüzde 95'i tıkalı durumdaydı. Nefes borusu darlıklarının teşhisi gecikebiliyor. Bulguları farklı şekillerde yorumlanabiliyor. Hilal Hanım'ın nefes darlığının psikolojik olabileceği düşünülmüş. Daha sonra şikayetleri geçmeyip devam edince astım teşhisi konulmuş. Bu durumdaki birçok hastanın durumu, astım ya da KOAH gibi nefes darlığına yol açabilen başka hastalıklarla karıştırılıyor. Uzun süre ilaç tedavisi görüyor ama bu tabii ki fayda sağlamıyor." değerlendirmesini yaptı.

"Ameliyat sonrası radyoterapi sürecek"

Ameliyatta en büyük riskin ses tellerinin zarar görmesi olduğunu anlatan Ercan, ameliyat hakkında şu bilgileri verdi:

"En büyük risk, tümörün tamamen çıkarılamaması, ses teline giden sinirlerin zarar görmesidir. O nedenle ilk seferde tam olarak çıkartılabilmesi, sinirlerin ve ses teli fonksiyonlarının korunması önem taşıyor. Hastamızın tümörünün çapı 3 santimetreyi geçiyor. Yetişkin bir bireyde, nefes borusunun çapının 2 santimetre civarında olduğu düşünülürse, tümör nefes borusunun yüzde 95'ini kaplıyordu. Bu hastalarımıza ameliyat sonrasında radyoterapi tedavisi verilerek, hastalığın uzun dönem nüksetme ihtimali de ortadan kaldırılıyor. Hilal Hanım'ın şu an hiçbir sıkıntısı yok, tekrar bu hastalığı yaşamasını da beklemiyoruz."

"Tümörü çıkarırken ses tellerinin hareketliliğini korumaya dikkat ettik"

KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Alkan da bu tür ameliyatlarda çeşitli ses teli problemleri yaşanabildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Tümörü çıkarırken ses tellerinin hareketliliğini korumaya dikkat ettik. Tümörle birlikte 3,5 santimetrelik bir kısım nefes borusundan çıkarıldı. Ardından sağlıklı dokular uç uca dikildi. Bu ameliyatta başımıza gelecek en büyük risk, ses tellerine giden sinirin hasar görmesiydi ama hem sinir monitörünü kullanarak hem de gözümüzle siniri bulup takip ederek, tümörden güzelce ayırarak, koruyabildik. Artık hastamız nefesini ayarlayabiliyor hatta şarkı söylüyor. Ses tellerine giden sinir korunmasaydı ses teli felci kaçınılmazdı. Tek taraflı bir ses teli felcinde ses kısıklığı, yutma zorluğu, yediklerinin yemek borusuna kaçması ve buna bağlı zatürre atakları, iki taraflı felçte ise nefes alma güçlüğü görülebilirdi."

 

Yorumlar