Mehmet Suphi Ezgi kimdir?

Müzik tarihi araştırmacısı, hekim ve bestekar Mehmet Suphi Ezgi, vefatının 59'uncu yıl dönümünde yad ediliyor.

Google Haberlere Abone ol

Mehmet Suphi Ezgi kimdir, ne zaman yaşadı, asıl mesleği neydi? Ezgi, Telgraf ve Posta Nezareti memuru İsmail Zühdü Bey ile Emine Hanım çocuğu olarak 1869'da Üsküdar'da dünyaya geldi.

Henüz beş yaşında mahalle mektebinde okuduğu ilahilerle dikkati çeken Ezgi, aynı zamanda hanende ve sazende olan babasının evinde düzenlediği ve devrin belli başlı musikişinaslarının iştirak ettiği toplantılara katılmaya başladı.

Bestekar, ilk musiki derslerini 12 yaşlarında, Muzıka-yi Hümayun Kolağası Tahsin Bey'den aldı, kısa sürede evlerindeki toplantılara kemanıyla iştirak edecek bir seviyeye geldi.

Babasının kanun hocası Kanuni Hacı Arif Bey'den Batı notası, Rauf Yekta Bey'den ise işaretli Hamparsum notası öğrenen Ezgi, 1886'da Zekai Dede'nin talebesi oldu ve ondan üç yıl kadar ders aldı.

Orta öğreniminden sonra girdiği Askeri Tıbbiye'den 1892'de tabip yüzbaşı olarak mezun olan Ezgi, Bingazi'deki 58. Alay'ın birinci taburuna hekim tayin edildi, psikiyatrist olarak uzun süre burada görev yaptı.

Ezgi, Bingazi'de bulunduğu dönemde Osmanlı-İtalya savaşına katıldı ve 1913'te İstanbul'a döndü. Birinci Dünya Savaşı yıllarında miralay rütbesiyle Beykoz Serviburnu Emraz-ı İntaniyye Hastanesi'nde başhekimlik görevinde bulundu.

1913'te Hüseyin Sadeddin Arel ve Salih Murat Uzdilek ile öncülüğünü Rauf Yekta Bey'in yaptığı Türk müzikolojisi incelemelerine katılan Ezgi, bu isimlerle beraber Türk musikisinin ses sistemindeki perdelerin mahiyetini tespit edenv"Arel-Ezgi-Uzdilek Sistemi"ni ortaya koydu.

Cumhuriyetin ilanından sonra askeriyedeki görevinden emekli olsa da 9 yıl boyunca çeşitli yerlerde hükümet ve belediye tabipliği gibi resmi görevlerde bulunan Ezgi, 1932'de İstanbul Belediye Konservatuvarı Tarihi Türk Musikisi Eserlerini Tasnif ve Tespit Heyeti üyeliğine tayin edildi.

Ezgi'nin hayatında, Türk müziği inceleme ve araştırmaları doğrultusundaki çalışmalarının ağırlık kazandığı yeni bir dönem başladı. Bu heyetteki çalışmaları on beş yıl süren Ezgi, Fransızcanın yanında Arapça ile Farsçaya vakıf ve müzikten dini ilimlere kadar uzanan çeşitli alanlarda geniş bir kültüre sahipti.

Son yıllarını Beykoz'da münzevi bir şekilde geçiren Ezgi, 12 Nisan 1962'de vefat etti ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Eserleri

Ezgi, "Nazari, Ameli Türk Musikisi", "Türk Musikisi Klasiklerinden İlahiler", "Türk Musikisi Klasiklerinden Bektaşi Nefesleri", "Türk Musikisi Klasiklerinden Mevlevi Ayinleri", "Hafız Mehmed Zekai Dede Efendi Külliyatı", "Evc Buselik, Mahur Buselik, Muhayyer Buselik, Neva Buselik, Buselik, Hisar Buselik Fasılları", "Tanburi Mustafa Çavuş'un 36 Şarkısı" ve "Türk Musikisi Klasiklerinden Temcit-Na't-Salat-Durak" isimli eserlerinin yanı sıra 700'den fazla eser bestelemiş, ancak bunlardan sadece durak, peşrev, saz semaisi, oyun havası, taksim, beste, ağır semai, yürük semai, marş ve şarkı formundaki 165'ini yayınladı.

Yorumlar