İSO, teknoloji geliştirmede İsrail'le iş birliği fırsatlarını ele aldı

- İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan: - "Ülkemizin geleceğe yönelik hedeflerine ulaşması noktasında girişimcilik, inovasyon ve Ar-Ge'yi temel alan nitelikli bir sanayi dönüşümünün gerçekleşmesi gerekiyor" - "Bu önemli etkinlik, teknoloji geliştirme, girişimcilik ve üniversite-sanayi iş birliğinde İsrail'in deneyimlerini yakından tanımamıza fırsat verecektir" - İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Cohen: - "Özellikle ekonomi ve ticaret alanında Türkiye ve İsrail'in birbirine sunacağı çok şey var"

Google Haberlere Abone ol

İSTANBUL (AA) - İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin geleceğe yönelik hedeflerine ulaşması noktasında girişimcilik, inovasyon ve Ar-Ge'yi temel alan nitelikli bir sanayi dönüşümünün gerçekleşmesi gerektiğini bildirdi.

İSO ve İsrail Başkonsolosluğu iş birliğiyle "Teknoloji Geliştirmede İsrail Deneyimi ve İşbirliği Fırsatları Semineri" düzenlendi.

Erdal Bahçıvan, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, İSO çatısı altında İsrail ile Türkiye arasındaki teknolojik ve bilimsel iş birliği fırsatlarını değerlendirerek, bu alanları iki ülke ekonomisi adına daha iyi bir noktaya taşımak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.

Dünyanın siyasal ve ekonomik açıdan huzursuzluklarla dolu bir süreçten geçtiğine değinen Bahçıvan, ülkeler ve toplumlar arasında dostluk ve barışa giden yolda ekonomik, teknolojik ve bilimsel ilişkilerin çok önemli bir role sahip olduğunu vurguladı.

Bahçıvan, bu açıdan bugün sergiledikleri birlikteliği çok önemsediğini ve anlamlı bulduğunu belirterek, "Karşılıklı çabalarımızla ekonomik değer yaratmak, teknolojik yeniliklere ortak imzalar atmak, toplumlarımız arasında barış ve dostluğu geliştirmek, sadece biz sanayiciler için değil ülkelerimiz için de büyük bir kazanım olacaktır." dedi.


- "Türkiye'de yenilikçilik ve Ar-Ge faaliyetleri hız kazandı"


Rekabet üstünlüğünün ön plana çıktığı küresel piyasalarda ülkelerin fark yaratmak, yeni ürünler ortaya koymak ve uluslararası bu zorlu yarışta öne geçebilmek için büyük çaba harcadığını anlatan Bahçıvan, toplumları ürün ve hizmette çeşitliliğe ve yeni olanı icat etmeye yönelten bu durumun Ar-Ge ve yenilikçilik kavramlarını ön plana çıkardığını ifade etti.

Bahçıvan, bu noktada önemli bir konumu bulunan İsrail'in Ar-Ge ve yenilikçilik alanında günümüzün en iyi başarı örneklerine sahip olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Yüzölçüm olarak küçük bir ülke olan ve zor bir siyasi coğrafyada bulunan İsrail, bu dezavantajlarını eğitim ve entelektüel kapasitesini artırarak kapatıyor. Gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 7,3'ünü eğitime, yüzde 4,2'sini Ar-Ge'ye aktaran İsrail, özellikle son 20 yıldır start-up'lar ülkesi olarak adlandırılıyor ve global firmaların Ar-Ge merkezi, laboratuvar ve araştırma birimlerine ev sahipliği yapıyor. Tüm bu yatırımların sonuçlarını somut başarılarla taçlandıran İsrail, dünyada en çok patent başvurusu yapan kurumları bünyesinde barındırıyor, araştırma çıktılarını etkin bir şekilde ticarileştirebiliyor ve nihayetinde ihracatında yüzde 45 yüksek teknolojik ürün payı ile çok başarılı ülkelerin başında geliyor."

Erdal Bahçıvan, bulunduğu coğrafyanın en önemli güçlerinden biri olan Türkiye'nin de küresel düzeyde rekabet gücüne sahip olduğunu vurgulayarak, istikrarlı bir şekilde büyümesiyle ülkede yenilikçilik ve Ar-Ge faaliyetlerin her geçen gün hız kazandığını söyledi.

Küresel İnovasyon Endeksi 2016 Raporu'na göre Türkiye'nin son bir yılda 16 basamak birden yükselerek 128 ülke içerisinde 42'inci sırada yer aldığına işaret eden Bahçıvan, Türkiye'nin 2015-2016 döneminde Ar-Ge harcamalarını en çok artıran ülkeler arasında ise 5'inci sırada bulunduğunu bildirdi.

Bahçıvan, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerle de aradaki farkı hızla kapatmaya başlayan Türkiye'nin özellikle yenilikçiliğe ayrılan bütçe ve kaynakların artışı, patent başvuru sayılarındaki yükselişle de dikkati çektiğini dile getirdi.


- "Teknolojik, bilimsel, ticari ve ekonomik iş birliklerine açığız"


Bu açıdan bakıldığında, Türkiye'de teknoloji geliştirme merkezi, kuluçka merkezi ve teknopark benzeri yapılanmaların giderek arttığını anlatan Bahçıvan, öte yandan üniversite ile sanayi arasında etkin iş birliklerinin kurulmaya başladığını ifade etti.

Bahçıvan, Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre, 2005 yılında yerli patent başvuru sayısının 935, yabancı patent başvuru sayısının ise 2 bin 526 olduğuna değinerek, "Yaklaşık 10 yıllık bir süreçte, 2015 yılında ise bu sayının yerli patent olarak 5 bin 512 ve yabancı patent sayısı olarak 8 bin 446'ya ulaşmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu sayının önümüzdeki yıllarda daha da artacağından hiç kuşku duymuyoruz." yorumunu yaptı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, şöyle devam etti:

"Konjonktürel bazı jeopolitik risklerden kaynaklanan olumsuzluklara rağmen dünya ortalamasının üstünde büyüyen, kamu bütçe disiplini dünyada örnek gösterilen, her geçen gün artan kaliteli üretim ve rekabetçi ekonomisiyle öne çıkan bir Türkiye var. İSO olarak ülkemizin geleceğe yönelik hedeflerine ulaşması noktasında girişimcilik, inovasyon ve Ar-Ge'yi temel alan nitelikli bir sanayi dönüşümünün gerçekleşmesi gerektiğini her platformda dile getiriyoruz. Bu önemli etkinlik, teknoloji geliştirme, girişimcilik ve üniversite-sanayi iş birliğinde İsrail'in deneyimlerini yakından tanımamıza fırsat verecektir."

Bahçıvan, Türkiye ve İsrail arasındaki teknolojik, bilimsel, ticari ve ekonomik iş birliklerinin artırılması amacıyla ortak faaliyetler geliştirmeye her zaman açık olduklarını sözlerine ekledi.


- "Türkiye, İsrailli girişimcilere birçok fırsat sunuyor"


İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen ise iki ülke arasında teknoloji alanında ilk kez düzenlenen bu toplantının devamının gelecek dönemde de gerçekleştirilmesi temennisinde bulundu.

İSO'ya iş birliğinden dolayı teşekkür eden Cohen, ikili ilişkilerin geliştirilmesi için iş birliğinin Ar-Ge ve teknoloji alanını da içermesinin önemli olduğunu dile getirdi.

Cohen, "Türkiye'de görev yapan İsrailli bir diplomat olarak ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin gelişmesinden büyük memnuniyet duyuyorum." dedi.

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde normalleşmenin öncelikli olarak ticaret alanında görüldüğünü belirten Cohen, şunları kaydetti:

"Geçen hafta 150'ye yakın iş insanı İsrailli muadilleriyle bir araya gelmek ve iş fırsatlarını değerlendirmek üzere Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından İsrail'e düzenlenen ziyarete katıldı. Türkiye'den İsrail'e giden, İsrail'den de Türkiye'ye gelen heyetler düşünüldüğünde bu en büyük ticaret heyeti olarak addedilebilir. Buna ilaveten, iki ülke arasında bakanlık düzeyinde ziyaretler yeniden başladı. Siyasi ve ekonomik diyaloglar ilgili bakanlıklar tarafından yürütülüyor. Özellikle de ekonomi ve ticaret alanında Türkiye ve İsrail'in birbirine sunacağı çok şey var. Türkiye'nin merkezi coğrafi konumu, İsrailli girişimcilere hem Türkiye'de hem de Türkiye'nin kapılarını açtığı yakın coğrafyadaki piyasalara erişimden dolayı birçok fırsat sunuyor."

Shai Cohen, Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerde ekonomik, ticari, kültürel öncelikler düşünüldüğünde inovasyonun en önemli konuların başında geldiğini bildirdi.

Cohen, inovasyon konusunda iki ülkenin üniversite ve teknoparkları arasında iş birliği yapılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Teknoloji Geliştirmede İsrail Deneyimi ve İşbirliği Fırsatları Semineri'ne Uluslararası Ticarileştirme Birliği (ICA) Başkanı İsrailli girişimci Nava Swersky Sofer konuk konuşmacı olarak katıldı.

Seminer kapsamında, Türk ve İsrailli katılımcılarla "AB Ufuk 2020 Programının Sunduğu Fırsatlar: Türkiye-İsrail İşbirliği" ve "Üniversite-Sanayi İşbirliği İçin Etkin Platform" başlıklı paneller gerçekleştirildi.

Yorumlar