İran ve ABD'nin nükleer anlaşmaya dönüşü bölgeyi nasıl etkiler?

Tahran ve Washington yönetimlerinin nükleer anlaşmaya dönüşünün iki ülke arasındaki ilişkileri ve bölgedeki gelişmeleri ne yönde etkileyeceği merak edilen hususlar arasında

Google Haberlere Abone ol

Muhammet Kurşun

İran ile Batılı güçler arasında sürdürülen nükleer müzakerelerin başarılı olması ve nükleer anlaşmanın yeniden uygulanması durumunda Tahran'ın Körfez ve bölge ülkeleriyle ilişkilerinde yeni bir döneme girileceği kanaati hakim.

Avusturya'nın başkenti Viyana'da İran ile 4+1 ülkeleri ve ABD arasında 29 Kasım'da yeniden başlayan nükleer müzakerelerin 8'inci turu tarafların olumlu mesajlarıyla devam etti. Yılbaşı tatili nedeniyle ara verilen görüşmeler 3 Ocak'ta tekrar başlayacak.

Tahran ve Washington yönetimlerinin nükleer anlaşmaya dönüşünün iki ülke arasındaki ilişkileri ve bölgedeki gelişmeleri ne yönde etkileyeceği de merak edilen hususlar arasında.

ABD'de Joe Biden'ın göreve gelmesinin ardından 6 Nisan'da nükleer müzakerelerin yeniden başlamasıyla Washington'ın bölgedeki müttefikleri olarak bilinen Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) İran ile ilişkileri normalleştirmeye dönük adımlar attı.

- Körfez ile İran ilişkilerinde yeni bir aşamaya geçildi

Riyad ve Tahran makamları, bu yılın nisan ayında Irak'ın başkenti Bağdat'ta doğrudan görüşmelere başlarken İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Başmüzakereci Ali Bakıri, Viyana'daki nükleer müzakerelerin 29 Kasım'da yeniden başlamasından kısa süre önce 24 Kasım'da Abu Dabi'ye bir ziyaret gerçekleştirdi.

Bakıri, BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Gargaş ve Devlet Bakanı Halife Şahin el-Marar ile görüştüğünü aktararak, "İran-BAE ilişkilerinde yeni bir sayfa açma konusunda anlaştık." ifadelerini kullandı.

Ardından BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnoun bin Zayid Al Nahyan da 6 Aralık'ta Tahran'a gelerek İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani ile görüştü.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da 23 Aralık'ta Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin'in Tahran ziyaretinde düzenlenen ortak basın toplantısında İran ile Suudi Arabistan heyetlerinin yakın bir zamanda Bağdat'ta tekrar bir araya geleceği bilgisini paylaştı.

Abdullahiyan, Riyad'ın, Cidde'deki İslam İşbirliği Teşkilatında görevli üç İranlı diplomata vize verdiğini de sözlerine ekledi. İranlı Bakan, iki ülke heyetlerinin muhtemel bir anlaşmanın detaylarını ele alacaklarını söyledi.

- Körfez ile İran ilişkilerinin kaderi nükleer müzakerenin sonucuna bağlı

Riyad, Tahran ve Abu Dabi hattında yürütülen müzakerelerin nükleer anlaşmanın kaderine bağlı olduğu görüşü hakim.

Nükleer anlaşmanın yeniden aktif olması halinde İran'ın Körfez ülkeleriyle de ilişkilerinin düzelebileceği ancak buradaki müzakerelerin başarısız olması halinde Riyad ve Abu Dabi ile müzakerelerin de rafa kalkacağı yorumları yapılıyor.

İranlı yetkililer, sürekli olarak Riyad yönetiminden cevap beklediklerini ve kendilerinin adım atmaya hazır olduklarını ifade ediyor. Suudi Arabistan yönetimi ise köprüleri atmamakla birlikte müzakerelerin gidişatına ilişkin bağlayıcı açıklamalar yapmaktan kaçınıyor. Bu da doğrudan Viyana'daki nükleer müzakerelerle ilgili bir durum.

ABD'nin nükleer anlaşmaya dönmesi ve İran ile gerginliği düşürmesi durumunda Suudi Arabistan da denge politikası izlemek isteyebilir. Tarafların nükleer anlaşmaya dönüşü ve yaptırımların kalkmasıyla Körfez’deki tansiyonun önemli ölçüde düşeceği ve gerilimin yerini sükunete bırakacağı beklentisi var.

Nükleer anlaşmanın aktifleştirilmesi ve tarafların vaatlerine dönmesi Yemen savaşının da sona ermesini beraberinde getirebilir. Böyle bir anlaşmanın hayata geçmesi Irak ve Suriye sahasını da etkileyecektir.

İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin ölüm yıl dönümünde intikam sloganlarının yerini uzlaşı yanlısı söylemlerin almış olması da muhtemel bir anlaşmanın doğuracağı etkileri anlamak açısından önemli bir gösterge.

- İsrail, müzakere sonucunun bağlayıcılığını kabul etmiyor

Öte yandan İsrail'in de gelecekte uygulanabilecek bir askeri saldırı seçeneğine hazırlık için silahlanmayı sürdüreceği ayrıca gizli faaliyetlerine de devam edeceği belirtiliyor.

Bu kapsamda nükleer müzakerelerde varılabilecek herhangi bir anlaşmanın da İsrail'i bağlamayacağı konusunda ülkede bir uzlaşı havasının olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar nükleer anlaşma yeniden aktif olmadan ve yaptırımlar kalkmadan İran’ın dış ilişkilerinde, özellikle de ekonomik alanda ciddi bir gelişmenin olmasını mümkün görmüyor.

- "İran ile Suudi Arabistan aralarındaki sorunu çözmeli"

AA muhabirine değerlendirmede bulunan İranlı uluslararası ilişkiler uzmanı Sabir Gülanberi, İran ve ABD'nin nükleer anlaşmaya dönüşünün bölgeyi iki şekilde etkileyeceğini belirtti.

İranlı uzman, "Nükleer anlaşmanın ihyası bölgedeki gerginliğin düşmesi ve İran ile Suudi Arabistan arasındaki müzakerelerin sonuç vermesi ile eş zamanlı olursa bu bütün bölge için olumlu etki uyandıracaktır. Böyle bir gelişme bütün bölgede gerginliğin düşmesi, ihtilafların çözülmesi, barış, ilişkilerin gelişmesi için bir başlangıç olabilir." dedi.

Muhtemel bir anlaşmanın ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan ayrıldıktan sonra izlediği maksimum baskı politikasını terk ettiği anlamına geleceğini savunan Gülanberi, şunları ifade etti:

"Nükleer anlaşmanın ihyası İran ile Suudi Arabistan arasındaki sorunların çözümünü beraberinde getirmezse bunun bölgeye olumlu yansımasını bekleyemeyiz. Nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasının bölgeye olumlu yansıması için İran ile Suudi Arabistan'ın aralarındaki sorunları çözmüş olması gerekiyor."

Nükleer anlaşmanın bölge ülkeleriyle ilişkilerin normalleşmesini beraberinde getirmemesi durumunda bunun Körfez ülkelerinin hassasiyetlerini artırabileceği riskine dikkati çeken Gülanberi, "Anlaşma olursa İran bölgede daha güçlü bir konuma gelecektir. Bu gelişme karşı adımların da sertleşmesini beraberinde getirebilir. Böyle bir durumda nükleer anlaşmanın bölgeye olumlu etkileri azalacaktır." ifadelerini kullandı.

İran ile ABD ilişkilerinin gergin olduğu dönemlerde bölge ülkelerinin de Tahran yönetimi ile ilişki kurmaktan kaçındığını söyleyen İranlı uzman, tansiyon düştüğünde iş birliği zemininin de oluşacağını belirtti.

Gülanberi, olası bir anlaşmanın İran'ın bölgesel ve uluslararası konumunu güçlendireceğini ve şu an ilişki halinde olduğu Irak, Japonya, Güney Kore ve Çin ile olan iş birliğini artıracağını kaydetti.

Suudi Arabistan'ın geçmişte nükleer anlaşmaya muhalefet ederken son aylarda anlaşmanın yeniden aktif hale gelmesine yönelik girişimleri desteklediğini hatırlatan Gülanberi, şunları kaydetti:

"ABD'nin Afganistan ve Irak'tan çekilmesiyle bölgedeki müttefiklerinden Suudi Arabistan ve İsrail'in kaygıları arttı. Bu ülkeler ya gerginliği düşürerek İran ile ihtilaflarını kendileri çözecek ya da İran'a karşı mücadele için bölgesel bir koalisyon kuracaklar. Bu seçeneklerin kendine göre sonuçları olacaktır."

Kaynak: AA

Yorumlar