Hüsnü Bayramoğlu kimdir, nerelidir, kaç yaşında?

Hüsnü Bayramoğlu kimdir, nerelidir, kaç yaşındadır, asıl mesleği ve veya ihtisas alanı nedir? İşte Hüsnü Bayramoğlu biyografisi:

Google Haberlere Abone ol

Said-i Nursi'nin vekillerinden ve talebelerinden biri olarak bilinan Hüsnü Bayramoğlu kimdir, nerelidir, kaç yaşındadır? Hüsnü Bayramoğlu, Risale-i Nura daha çocuk yaşta talebe olmuş ve Bediüzzaman hazretlerinin, ismini mutlak vekilleri ve varisleri arasında saydığı hizmetkârlarındandır.

Hüsnü Bayramoğlu 15 Şubat 1935 tarihinde Safranbolu ilçesinde dünyaya geldi. Babası Safranbolu Risale-i Nur talebelerinden Hıfzı Bayramoğlu tarafından 14-15 yaşlarındayken Bediüzzaman hazretlerinin hizmetine verilmiş ve Bediüzzaman hazretlerinin vefatına kadar bu görevde kalmış.

Babası Hıfzı Bayramoğlu 1942'de Said-i Nursi Kastamonu'dayken ziyaretine gidip 'İki tane oğlum var' dediğinde Üstad da ona 'Sana risale vereceğim, bunları yazacaksınız, okuyacaksınız, neşredeceksiniz; sizin hanenizi medrese-i Nuriye kabul ediyorum. Hem seni, hem aileni, hem de Hüsnü ve Yılmaz'ı talebeliğime kabul ediyorum' der. Eve dönünce evlatlarına 'Ben böyle büyük bir zatı ziyaret ettim, size selamı var, size dua etti, sizi tanıyor' der. O zaman yedi yaşında olan Hüsnü Bayram ağabey risaleleri yazmaya başlar.

Bediüzzaman'ın Afyon hapsinden tahliyesinden bir-iki ay sonra kendisi 13, kardeşi Yılmaz 11 yaşındayken ilk defa Üstadı ziyarete giderler. İlk ziyaretlerinde 2 saat görüşür, ertesi gün vedalaşmak için yeniden görüşürler. Bu ziyaretten bir süre sonra 1949-1950'de ortaokulu bitirdikten sonra daimi olarak yanında hizmetinde kalmaya başlar ve Üstad'ın vefatına kadar Üstad'ın diğer birkaç talebesiyle birlikte bu vazifeyi görür.

Said-i Nursi ölmeden önce vasiyetinde Hüsnü Bayramoğlu hakkında şunları söylediği belirtilir:

Ben şahsım itibarıyla vazife-i Nuriyeyi yapmaya tâkatim kalmamış. Belki ihtiyaç da kalmamış. Hem müteaddid tesemmümlerle ve çok ihtiyarlık vaziyetiyle ve hastalıkla şimdiki hayatta kalmak, tahammülüm kalmamış gibidir. Şayet müştak olduğum ölüm elime geçmese de zahirî hayatımda ölmüşüm gibi diye bu vasiyetimi yazıyorum.

Hâlık-ı Rahman-ı Rahîm’e hadsiz şükür olsun ki bundan altmış yetmiş sene evvel hilaf-ı âdet olarak tahsil-i ilim, hususan ilm-i imanî yolunda başkaların muavenetine yalvarmamak ve tam fakr-ı haliyle beraber Eski Said çocukluk, gençlik zamanında talebelerine tayinlerini kendi vermeye çalıştığı ve ancak kısa bir zaman beş tayin kabul edip mütebâki talebelerine bazen yirmi otuz talebesine tayin verdiğinden ilmi, vasıta-i cer etmeye o talebeler mecbur olmadılar. İktisat ve kanaatle o zaman muvaffak oldukları gibi Cenab-ı Erhamü’r-Râhimîn’e hadsiz şükür olsun ki Eski Said gibi şimdi Risale-i Nur kendi hakiki talebelerinin tayinlerini neşriyatıyla mükemmel vermeye başlamış. A’zamî ihlası kırmamak için Risale-i Nur has talebelerine, hususan nafakasını tedarik edemeyenleri tam tamına idare edecek derecede Risale-i Nur’un satılan nüshalarının beşten birisi Risale-i Nur’un hakkı olduğu cihetle şimdi elli altmış talebesine kâfi sermayesi çıkıyor. Benim (bîçare Said’in) içinde hiçbir hakkı yoktur. Yalnız Risale-i Nur’un kıymettar hâsiyeti ve şakirdlerinin şahs-ı manevîsinin kemal-i sadakati bu manevî Nur bayramına vesile oldu.

Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tahirî, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum.

Şimdi Risale-i Nur’un satılan nüshalarının sermayesi, Risale-i Nur’un malıdır. Said de bir hizmetkârdır, hayatta tayinini alabilir. Hattâ bugünlerde ölüm bana çok yakın göründü. Ben de altı vilayette bulunan elli altmış talebeyi iki üç sene Nur sermayesinden tayinini vermek kat’î niyet ederken, belki bazılarını bazı maniler onları talebelik hizmetinden vazgeçirecek diye vazgeçtim. Şimdi vasiyetimi yazdım.

Yorumlar