Ersin Korkut nereli, kaç yaşında?

Ersin Korkut kaç yaşında, nereli? Survivor Ersin Korkut'un yaşı kaçtır? Sorularının yanıtı eski Çok Güzel Hareketler Bunlar programında tanıdığımız Ersin Korkut'u merak eden vatandaşlar tarafından sıkça merak edilerek araştırılıyor.

Google Haberlere Abone ol

Ersin Korkut kaç yaşında ve nereli? Survivor Ersin nereli, kaç yaşında? sorularının cevabı Çok Güzel Hareketler Bunlar oyuncusu ve Survivor yarışmacısı Korkut'u merak eden vatandaşlar tarafından sıkça merak edilerek araştırılıyor. İşte Ersin Korkut hakkında merak edilenlerden bazıları:

Yılmaz Erdoğan'ın projesi olan Çok Güzel Hareketler Bunlar ile tanıdığımız Ersin Korkut Acun Ilıcalı'nın Türkiye uyarlamasını yaptığı Survivor yarışmasına katıldı. Yarışmada adından sıkça söz ettirecek yarışmacıların başında yer alacak olan Ersin Korkut, 8 Kasım 1977 yılında dünyaya gelmiştir. Hakkari'de dünyaya gelen Korkut, aslen Hakkarili'dir. 

42 yaşındaki başarılı oyuncu Teyzesinin oğlu olan sinemacı Yılmaz Erdoğan'ın desteğiyle Çok Güzel Hareketler Bunlar programı ile oyunculuğa adımını atmış ve performansıyla oldukça ilgi çekmiştir.

İstanbul'a gelmeden önce Hakkâri'de taksi şoförlüğü yapmış olan Korkut, daha sonra İstanbul'da bir pizzacıda bulaşıkçı olarak işe girmiş ve kendi ayakları üzerinde durmak için çabalamıştır.

Ersin Korkut İstanbul'da hiçbir tanıdığını aramamış ancak bir gün, kuzeninin Merter'de bir pizzacıda çalıştığını duyan Yılmaz Erdoğan, Ersin Korkut'u bulmuş ve Beşiktaş Kültür Merkezi'nde yanına, çalışması için çağırmıştır. 2000 yılında BKM'nin çeşitli birimlerinde görev almaya başlayan Ersin Korkut, Bana Bir Şeyhler Oluyor adlı tiyatro oyununun arka kadrosunda yer almış ve oyunda kendisi için uygun bir rol fark ederek durumu kuzeni Yılmaz Erdoğan'a anlatmış.

Ancak, Erdoğan, oyunda oynamak isteyen Ersin Korkut'a, "Bu işler o kadar kolay değil" dese de, Korkut, "Ben kendime güveniyorum abi" diyerek rolü kapmış. Daha sonra Cem Yılmaz ile birlikte Doritos reklamlarında rol almış; canlandırdığı rollerdeki ilginç şivesi ve rol aldığı reklamdaki "Doktor bu ne?" repliği ile tanınmıştır.

BKM bünyesinde hazırlanan Çok Güzel Hareketler Bunlar adlı televizyon programında yer alan Ersin Korkut, buradaki komik tiplemeleri ile beğeni toplamış ve programın aranan yüzlerinden biri olmuştur. Korkut şimdi ise Acun Ilıcalı'nın Tv8 adlı kanalında yayınlanan "Survivor" yarışmasına katılıyor.

Daha önce Bianet'e konuşan Korkut, kendisinin çocukken de çok haylaz olduğunu ve çocukluğunda oyunculuğun ne olduğunu bilmeden oyunculuk yaptığını söylüyor. Çocukken de çok komik olduğunu kaydeden Korkut, "Hakkâri'de de o yüzden beni çok severler." diyor.

Şimdi tek farkı bu 'haylazlığından' para kazanıyor olması. Onun da artık IPhone'u, arabası, evi var. Bazen "Ne kadar kazanıyorsun" gibi sorulara muhatap kalmaktan sıkılsa da samimi bir şekilde anlatıyor:

"İyi kazanıyorum. Ama ben hiçbir zaman nereden geldiğimi unutmam. Bunu düşünerek hareket ediyorum. Birikimimi yapıyorum. Erkek kardeşimi Bulgaristan'da üniversitede bilgisayar mühendisliği okutuyorum. Ben çok fazla kazansam da paramı düşünerek harcarım."

"İŞSİZ KALIRSAM PİZZACIDA ÇALIŞIRIM"

"Kaçarak" geldiği İstanbul macerası ise tanıdık bir Türk filmi tadında...

"Liseyi bitirince Ankara'ya gittim. Orada bir oto yıkamada çalıştım. Sonra orası iflas etti. Ben de Hakkâri'ye dönüp bir süre taksicilik yaptım. Ama Hakkâri'nin 80 bin nüfusu vardı ve düşünün 75 bini akrabamdı. O yüzden taksime binenlerden para alamadım. O iş de battı. Sonra arabayı satıp İstanbul'a kaçtım. Kaçtım diyorum çünkü ailem büyükşehirde yaşamama izin vermiyordu. Ama şimdi babamla ne zaman telefonda konuşsam ağlayarak benimle gurur duyduğunu söylüyor.

"ÜÇ GÜN PARKTA YATTIM"

İstanbul'a ilk geldiğimde üç gün Zeytinburnu'nda parkta yattım. Gazete ilanıyla iş buldum. Bir pizzacıda bulaşıkçı olarak... İyi de pizza hamuru hazırlarım. Onu da öğrendim orada. Şimdi işsiz kalsam pizza ustası olarak bir pizzacıda çalışırım. O zamanlar İdris Bahadır diye bir arkadaşım vardı. Beraber çalışıyorduk. Pizzacıda çalışırken televizyonda Yılmaz Erdoğan'ı görünce boş bulunup 'teyzemin oğlu' diyordum. İnanmadıkları için benimle dalga geçerlerdi. Pizzacıda çalıştığım dönem beni bir Allahın kulu aramadı. Ama televizyona çıkınca arayan da oldu, para isteyen de..."

"HAKKÂRİLİLERİN KİMLİKLERİ ÇOK YIPRANMIŞTIR"

Kürt olmanın ne demek olduğunu Hakkâri'de kimliği her istendiğinde daha da iyi anlamış: "Hakkâri'nin merkezinde her dakika polisler gezer. 'Kimliğini çıkar' der sürekli. Kimliği gösterince de 'Türk müsün Kürt müsün' diye sorarlar. 'Sana ne' de diyemiyorsun. Çünkü karşındaki polis. Bu yalnızca benim başıma gelmiyor elbette. Arkadaşlarımın kimliğinde Hakkâri'yi görünce sorgu 15 dakika daha uzuyor. Hakkâri'den Van'a giderken 200 kilometrede 40 kere kimlik gösteriyoruz.

Bu yüzden Türkiye sınırları içerisinde üst baş aramasından Hakkârililerin kimlikleri çok yıpranmıştır. İstanbul'da şimdi tanınıyorum diye kimliğimi sormuyorlar. Ama geçenlerde güpegündüz arabayla evden prova için tiyatroya giderken polis çevirdi. Yanıma gelip 'Ersin Bey arabadan inin' dedi. İndim ben de. İndiğim yer de bir lisenin önü. 'Arabaya yaslanın arayacağız' dediler. Saatimin arasına kadar aradı. Beni tanıyor çünkü ismimle hitap ediyor ama amacı neydi anlamadım. Polis görevini yapabilir ama güpegündüz bir okulun önünde bunu yapmasını bir türlü anlayamadım. En çok lisenin camlarından çocukların sarkıp o halimi cep telefonlarıyla çekmelerine üzüldüm."

"BÖLGENİN SORUNLARI YÜZÜNDEN İYİ EĞİTİM ALAMADIK"

Hakkâri'de bilinen bir aşirete mensup olduğunu söyleyen Korkut, bu yüzden de "taş atan çocuklardan biri olmadığını" ancak bölgenin siyasi yapısından etkilenmemenin de mümkün olmadığını anlatıyor:

"Dedem bir aralar Hakkâri Belediye Başkanıydı. Bir de bilinen bir aileydik o yüzden ben taş atan çocuklardan biri olmadım. Ama ne kadar 'Ben bu işin içinde değilim' desen de bir şekilde aslında içindesin. Çünkü çok akrabamız var ve oradaki koşullar nedeniyle akrabalarından biri girmişse sen de çok dışında kalamıyorsun. Orayı bilmeden konuşmak kolay. Hakkâri'de bölgedeki sorunlar nedeniyle iyi bir eğitim alamadık. Çünkü okulda öğretmen yoktu. Liseyi bitirdim ama çok eksiğim var."

Güvenlik nedeniyle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşanan köy boşaltmaların insanların yaşamını alt üst ettiğini anlatan Korkut, şunları söylüyor: "Hakkâri'de 'PKK'ya yardım ve yataklık ediyorsunuz' diye köyler boşaltıldığında büyük şehirlere gelen insanlar bir yaşam kuramadılar. İnsanlar köylerini, keçilerini, kuzularını istiyorlar. Tarım ya da hayvancılık yapan adam şehrin merkezine gelince ne yapsın. Yapacak bir şey bulamıyor kendine. Örneğin benim ailem hala orada yaşıyor. Ben arada gidip geliyorum. Annem burada 5 gün dayanamıyor. Çünkü tek kelime Türkçe bilmiyor, buraları bilmiyor. Hemen köye dönmek istiyor."

"YURTDIŞINDA KİMSE BANA İNGİLİZCEN ŞİVELİ DEMİYOR"

Türkçesinin bozuk olduğu eleştirilerine "Ama ben Kürdüm!" diye yanıt veriyor. Şivesinin doğallığının bir parçası olduğunu, bu özelliği bozulmasın diye Demet Akbağ'ın kendisini diksiyon derslerine sokmadığını söylüyor. Şivesiyle ilgili başından geçen bir olayı gülerek anlatıyor:

"Demin gelirken bir kadınla karşılaştım. Katıldığım bir programda türkü okumuştum. Bana 'Sesin ne kadar güzel' dedi. Ben de 'Sağol teyzeciğim beğendin mi' dedim. Bana 'Biraz Türkçen bozuktu' dedi. Ama ben Kürdüm. Biz ailenin içerisinde hep Kürtçe konuşuyorduk. Hala da anne babamla telefonda Kürtçe konuşuyorum. 6 yaşına kadar tek kelime Türkçe bir şey duymadık. O yaştan sonra da ilkokula gittik, sıralara oturduk, tahtaya bir baktık öğretmen bize Türkçe öğretmeye çalışıyor. Bizim için yabancı bir dildi Türkçe. E sonra Türkçe Kürtçe karışımı bir dil çıktı ortaya, haliyle şive biraz bozuk oluyor. Ben aslında bu şivemden çok memnunum. Tiyatroda diksiyon derslerimiz de vardı. Ama doğallığım bozulmasın diye Demet Akbağ beni o derslere sokmadı. Zaten ben 'Gitcem, Gelcem' gibi konuşamam. Hakkâri'ye gittiğimde arkadaşlarıma 'Sinemaya gitcez mi' desem tuhaf kaçar. 'Ne biçim konuşuyorsun sen' derler. Bir yandan çat pat İngilizce de öğreniyoruz. Yurtdışına turnelere gittiğimizde kimse bana İngilizcen şiveli demiyor."

"ANNEM KÖYDEN ARAYIP KIZIYOR"

"Nereden geldiğimi unutmam" diye söz verir gibi konuşuyor hem kendine hem de kendisine "Değişme sakın" diyen izleyicilerine. Onun için tanınmış biri olmanın getirdiği en büyük zorluk bar çıkışlarında kendisini bekleyen magazin basını...

"Herkes bana doğal diyor. Çünkü bunun eğitimini almadım. Belki de almadığım için bu kadar sevildim. Herkes bana 'Sakın bozulma böyle çok iyisin' diyorlar. Bozulma nedir bilmiyorum parayı bulunca mı insan bozuluyor yoksa başka şeyle mi bilmiyorum. Ben bozulmadım. Nereden geldiğimi de unutmadım. İnsanların beni sevmesi, fotoğrafımı çekmesi, övülmek hoşuma gidiyor. Yalan söylemem. Bu duruma kendimi kaptırmamak için uğraşıyorum. Ama ben de bazen dışarı çıkıp arkadaşlarımla eğlenmek istiyorum. Çıktığımda da basın yanımda bir kız arkadaşımı görünce hemen yalan yanlış yazıyor. Sonra köyden annem arayıp 'Sen oralarda ne yapıyorsun' diye kızıyor."

Yorumlar