Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: (1)

-"Zeytin Dalı Harekatında biz hem sahada hem de masada çok güçlü olduk. Hem sahada teröristlerin tepesine indik hem de diplomasinin gereğini yaptık" - "Bu operasyonla birlikte Türkiye'nin ne kadar ciddi olduğunu herkes gördü. Dostlar da gördü, müttefik dediğimiz ülkeler de sözde müttefikler de YPG'ye destek verenler de gördü, komşular da gördü. Bundan sonraki süreçte atabileceğimiz adımlar konusunda da tereddütleri kalmadı" - "Farklı devlet birimlerinden, kurumlarından farklı mesajlar ya da sesler geliyor. Bazen de muhatap bulmakta zorlanıyoruz. ABD değişik, karmaşık bir dönemden geçiyor" - "Bazen Pentagon başka şey söylüyor, CENTCOM, Mattis, Tillerson farklı şeyler söylüyor. Bazen Trump farklı şeyler söylüyor"

Google Haberlere Abone ol

ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Zeytin Dalı Harekatında biz hem sahada hem de masada çok güçlü olduk. Hem sahada teröristlerin tepesine indik hem de diplomasinin gereğini yaptık." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, TRT Haber'de yayınlanan "Basın Kartı" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Zeytin Dalı Harekatı'nın planlandığı gibi başarılı bir şekilde devam ettiğini, Mehmetçik ve Özgür Suriye Ordusunun (ÖSO) emin arazide ilerlediğini kaydeden Çavuşoğlu, "Birçok köy ve kasaba, şehir elde edildi. Kuzeyden, kuzey doğudan, batıdan, Hatay tarafından değişik kollardan içeriye doğru hareket devam ediyor." dedi.

Harekatın hedefinin Afrin'i teröristlerden temizleyerek Suriyeliler için güvenli bir alan haline getirmek olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "Tıpkı Fırat Kalkanı Operasyonundan sonra bu bölgeye Türkiye'den ve Suriye'nin değişik bölgelerinden insanlar dönebildiyse, teröristlerden temizlendikten sonra burası Suriyeliler için güvenli bir alan olacak ve insanlar evlerine dönecek. Şimdiden dönmeye başladılar." diye konuştu.

Harekatın şeffaf bir şekilde ilerlemesine rağmen bazı bilgi kirliliklerinin de olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Bugün bazı yabancı gazetelerde Türk tankların patlatıldığı, çok sayıda askerimizin şehit olduğunu yazdılar ama doğru değil. Rakamları zaten her gün açıklıyor ve paylaşıyoruz. Milletimizden gizli saklı bir şeyimiz yok. Uluslararası camia da görüyor. Sevindirici olan şey, bugüne kadar sivil bir zaiyatın olmamasıdır." ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin harekatın başından bu yana dünya kamuoyunu da bilgilendirdiğini, uluslararası hukuka uygun şekilde meşru müdafaa hakkını kullandığını ve tüm ülkelerin olduğu gibi Suriye'nin de toprak ve sınır bütünlüğünü desteklediğinin altını çizdi.

Türkiye'nin harekat başlamadan önce yaptığı uyarıları "Türkiye bunu gerçekleştiremez, müdahale edemez" şeklinde yorumlayanların olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "Bu operasyonla birlikte Türkiye'nin ne kadar ciddi olduğunu herkes gördü. Dostlar da gördü, müttefik dediğimiz ülkeler de sözde müttefikler de YPG'ye destek verenler de gördü, komşular da gördü. Bundan sonraki süreçte atabileceğimiz adımlar konusunda da tereddütleri kalmadı." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Zeytin Dalı Harekatı'nın ne zaman tamamlanacağına ilişkin bir soruya, değişken hava ve saha şartları nedeniyle bir tahminde bulunmanın zor olduğu yanıtını verdi. Çavuşoğlu, Türkiye'nin gayesinin bir an önce bu harekatı başarıyla tamamlayarak bölgeyi teröristlerden tamamen temizlemek olduğunu kaydetti.

- "Zeytin Dalı Harekatı'nda hem masada hem de sahada çok güçlüyüz"

Zeytin Dalı Harekatı ve Soçi sürecinde Rusya ile Türkiye arasında bir sıkıntı yaşanıp yaşanmadığına ilişkin bir soruya Çavuşoğlu, "Bazen sahada güçlüyseniz masada da güçlüsünüz. Bazen de diplomaside, masada güçlüyseniz sahada güçlüsünüz. Zeytin Dalı Harekatı'nda biz hem sahada hem de masada çok güçlü olduk. Hem sahada teröristlerin tepesine indik hem de diplomasinin gereğini yaptık." yanıtını verdi.

Harekat öncesinde ve sırasında uluslararası kuruluşlara ve bazı ülkelere bilgilendirmelerde bulunulduğunu kaydeden Çavuşoğlu, Rusya ile siyasi, askeri ve istihbari görüşmeler yapıldığını, aynı şekilde ABD’den de bölgedeki uçak ve unsurlarını çekmesinin istendiğini belirtti.

Türkiye'nin Suriye rejimiyle doğrudan bir teması olmadığını hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Rusya'ya 'biz burada havadan girmek istiyoruz. Rejim de bizim karşımıza çıkmasın. Biz rejimin hava sahasına ya da topraklarına girmek için bunu yapmıyoruz. Bizi yönelik bir tehditi temizlememiz lazım. Bu teröristler Suriye'nin toprak ve sınır bütünlüğü, milli beraberliği için bir tehdittir. Bu teröristleri yok etmemiz Suriye'nin geleceği bakımından önemlidir' dedik ve Ruslarla bu konuda bir mutabakat sağladık. Keza Rus uçaklarının da bölgede uçmaması için bilgi paylaşımı yapıldı."

Bakan Çavuşoğlu, Türkiye ile Rusya ile bu diyaloğun, bilgilendirmenin ve iş birliğinin devam ettiğini söyledi.

- Suriye'de çözüm arayışları

Suriye'de kalıcı çözümün siyasi çözüm olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, yarın Soçi'de yapılacak toplantıda da Suriye'de Birleşmiş Milletler (BM) kontrolü altında meşru, şeffaf bir siyasi sürece gidilmesine ve Suriye'nin bir seçime hazırlanmasına yönelik ciddi adımlar atılacağını belirtti.

Çavuşoğlu, Soçi sürecinde muhalefetin tereddütlerinin giderilmesi konusunda Ruslarla görüşüldüğünü ve bir iş birliği yürütüldüğünü vurguladı.

Bakan Çavuşoğlu, "Bazı tereddütler, sahadan bazı baskılar var. Sanırım Soçi'yi istemeyen ülkeler tehdit de yapıyorlar. Anladığımız bu. Açıkça bize söylemediler ama bizim edindiğimiz izlenim bu. Bazı tereddütler oldu ama bu tereddütleri aşmak için de çabalarımız devam ediyor." diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Irak ve Suriye'deki Türkmenlerin haklarının korunmasının Türkiye için çok önemli olduğunu da vurgulayarak, Suriye'deki Türkmenlerin hakları için de her konuda gerekli dostane tavsiye ve uyarılarda bulunulacağını kaydetti.

- ABD'nin güvenli bölge önerisi

Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın güvenli bölge önerisine ilişkin şunları kaydetti:

"En son biz Afrin'e girdikten sonra sayın Tillerson'ın böyle bir açıklaması oldu. 'Türkiye ile güvenli bölge konusunda işbirliği yapabiliriz.' Ben de Paris'te yaptığımız görüşmede kendisine 'böyle bir açıklamanızı gördüm neyi kastediyorsunuz?' diye sordum. Orada bize resmi bir öneri, resmi bir teklif gelmedi. O da, 'Biz daha önce 10 kilometrelik bir güvenli bölge, tampon bölge olmasını düşünüyorduk ama size gelen roketler aşağı yukarı 30 kilometreden geliyor. Dolayısıyla 30 kilometrelik bir alanda böyle bir sınır boyunca tampon bölge oluşturulabilir' düşüncesini paylaştı. 'Bunu kastetmiştim' dedi. Ben de 'Bu tür önerilerinizi resmi olarak da teknik arkadaşlara iletebilirsiniz ama bizim artık bu konuları görüşebilmemiz için öncelikle şu kaybolan güveni yeniden tesis etmemiz ve bu konuda sizin somut adımlar atmanız gerekiyor' dedim."

- ABD'nin farklı kurumlarından farklı mesajlar geliyor

Bakan Çavuşoğlu, ABD'nin Suriye politikasındaki en belirleyici aktörün kim olduğuna ilişkin bir soruya, "Farklı devlet birimlerinden, kurumlarından farklı mesajlar ya da sesler geliyor. Bazen de muhatap bulmakta zorlanıyoruz. ABD değişik, karmaşık bir dönemden geçiyor." yanıtını verdi.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Sahada YPG ile iş birliği yapan bazı siyasiler ve askerler var. Onlar farklı şey söylüyor. Bazen Pentagon başka şey söylüyor, CENTCOM, Mattis, Tillerson farklı şeyler söylüyor. Bazen Trump farklı şeyler söylüyor. Trump, cumhurbaşkanımıza bazı sözler veriyor. McMaster var güvenlik danışmanı, geçenlerde o da yanlış bir mesaj verdi sonra düzeltti. Bu bir ülkenin iç meselesi olabilir de bu karmaşının bize de etkisi var ve bizim güvenliğimizi doğrudan etkiliyor. YPG politikası ve diğer konular ister istemez bizi etkiliyor."

ABD Başkanı Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir daha YPG'ye silah verilmeyeceği yönünde söz vermesinin ardından Pentagon ya da CENTCOM'dan farklı açıklamalar geldiğini belirten Çavuşoğlu, "En son 'yalnız artık vermiyoruz durdurduk' dedi sayın Trump, ertesi gün de McMaster bunu teyit eden bir açıklama yaptı. Daha doğrusu İbrahim Kalın ile telefon görüşmesinde bunu teyiden söylemiş. İnşallah böyle söyledikleri gibi olur." diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Zeytin Dalı Harekatıyla bölgedeki Arapların da kendine güveninin gelmeye başladığını, yavaş yavaş YPG'nin içindeki Arapların ayrılmaya başladığını da kaydetti.

(Sürecek)

Yorumlar