8. Boğaziçi Zirvesi

- Beyrut Amerikan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Diab: - "Yükseköğrenimde gelecekte olağanüstü bir devrim göreceğiz. İlerleme hızına baktığımızda bu, eğitim sistemine bağlıdır ve en iyi yenilikçi araştırmacıların üniversitelere çekilmesiyle mümkündür, tıpkı ABD'nin yaptığı gibi" - "ABD'de doktora öğrencilerinin yüzde 50'si yabancı. Yani en iyinin en iyisini dünyadan toplamış durumdalar" - Zirvenin kapanış bildirgesinden: - "Bölgesel çatışmalar, dünya barışını tehdit etmek yanında, büyük mülteci akınlarına yol açarken, bir yandan popülizm ve otoriterlik, diğer yandan cinsiyet eşitsizlikleri, etnik ve dini eşitsizlikler, ülkelerin iç barışını tehdit ediyor. Bütün iyi niyetli çabalara rağmen, Birleşmiş Milletler yapısını bu değişen koşullara uyduramıyor, dünya yönetişimi için yetersiz kalıyor"

Google Haberlere Abone ol

İSTANBUL (AA) - Beyrut Amerikan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hassan Baha Eddine Diab, yükseköğrenimde gelecekte olağanüstü bir devrim yaşanacağını belirterek, "İlerleme hızına baktığımızda bu, eğitim sistemine bağlıdır ve en iyi yenilikçi araştırmacıların üniversitelere çekilmesiyle mümkündür, tıpkı ABD'nin yaptığı gibi." dedi.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Uluslararası İşbirliği Platformu'nun (UİP) düzenlediği ve bu yıl, "Geleceğin Tasarımı: Küreselleşmenin Yeni Sınavı" temasıyla düzenlenen, 8. Boğaziçi Zirvesi'nin üçüncü günü son oturumunda, "Geleceğin Tasarımında Üniversitelerin Katkısı" başlıklı panel gerçekleştirildi.

Panelde konuşan Beyrut Amerikan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hassan Baha Eddine Diab, binin üzerinde üniversitenin bulunduğu MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde bir numara olduklarını, dünya çapında da mezunlarının istihdamında 41'inci sırada yer aldıklarını kaydetti.

Gelecekte yükseköğrenim kurumlarında büyük değişimler yaşanacağına inandığını dile getiren Diab, şöyle konuştu:

"Ucuz ve yüksek performanslı bilgisayar sistemleri herkesin kullanımına açılacak, yapay zeka algoritmaları, sanal hocalarla daha yaygın olarak tatbik edilecek. Milyarlarca terabaytlık veri bulutta yer alacak, öğrenci odaklı bir öğrenim verilecek ve bu sayede kişiye özel dersler olacak. İnternet üzerinden sınav ve değerlendirme gereçleri sunulacak. Aynı zamanda yükseköğrenim gören öğrencilerin sayısının da kat kat artacağını düşünüyoruz. Gelecekte üniversitelere, hali hazırdaki üniversitelerin alamayacağı kadar öğrenci alınacak."

Diab, yaratıcılık ve yenilikçiliğin, geleceğin üniversitelerinde son derece önemli olacağını, öğrencilere araştırıp, keşfedebilecekleri ortamların yaratılması gerektiğini vurguladı.

ABD'nin, dünyanın en parlak öğrencilerini, araştırma imkanları sunmak yoluyla ülkesine çektiğini de anlatan Diab, "ABD'de doktora öğrencilerinin yüzde 50'si yabancı. Yani en iyinin en iyisini dünyadan toplamış durumdalar." ifadelerini kullandı.

Gelecekte özellikle kontakt lenslerin insan hayatında önemli bir rol oynayacağına da değinen Diab, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mesela gözünüzü kırpmak suretiyle internete girebilecekiniz, öğrenciler bu yolla sınava girecek, gözünü kırptığınızda internete gireceksiniz, doktora gideceksiniz, avukat tutabileceksiniz, avukatınız kol saatiniz üzerinden birçok lisanda konuşarak size tavsiyeler verebilecek. Otomobiller, robotlar tarafından kullanılacak, lisan engeli aşılacak ve özel, kulak içi ünitelerle tercüme yapılacak. Beyin dijitalleştirilecek. Biyoteknolojilerle kendi hücrelerinizden laboratuvarda yedek kan, karaciğer, akciğer, kemik üretecek. Geliştirilmiş gerçeklikte de sınırsız imkanlar var. Yükseköğrenimde gelecekte olağanüstü bir devrim göreceğiz. İlerleme hızına baktığımızda bu, eğitim sistemine bağlıdır ve en iyi yenilikçi araştırmacıların üniversitelere çekilmesiyle mümkündür, tıpkı ABD'nin yaptığı gibi."

Malezya, Güney Kore ve Singapur'un da bu anlamda çok önemli adımlar attığının altını çizen Diab, bu ülkelerin hem bölgelerinde hem de küresel ölçekte önemli roller üstlenir hale geldiklerini bildirdi.

- İşgal altında yükseköğrenim

Filistin'deki Birzeit Üniversitesi Rektörü Prof. Abdüllatif Abu Hijleh, ülkesinin uzun yıllardır işgal altında olduğunu ve desteğe bağımlı yaşadığını, ancak bu ortamda bile yükseköğrenim faaliyetini sürdürdüklerini kaydetti.

Üniversitelerin ekonomi ve topluma etki eden yerler olduğunu ifade eden Abu Hijleh, kendilerinin de Filistin'de toplumun ve ekonominin ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştıklarının altını çizdi. İçinde bulundukları olumsuz politik duruma rağmen, geleceğe ayak uydurma ihtiyacının bilincinde olduklarını dile getiren Abu Hijleh, ana akım resmi eğitimin ise artık öğrencileri için yeterli olmadığını söyledi.

Öğrencilerinin ihtiyaç duyduğu donanımların artık değiştiğini vurgulayan Abu Hijleh, artık mezunlardan, güçlü liderlik, duygusal zeka, iletişim becerisi, sebat etme, ekip çalışması, özgüven, kararlılık, yaratıcılık, mantık yürütme ve eleştirel düşünmenin de istendiğinin altını çizdi.

ABD'deki Harvard Üniversitesi İşletme Fakültesi Strateji Departmanı Öğretim Üyesi Prof. Felix Oberholzer-Gee, bugünün üniversitelerini, birçok kişi için ulaşılması zor olduğu için "Kale"ye benzetti. Oberholzer-Gee, ilerleyen yıllarda üniversitelerin daha çok teknoloji odaklı olacağını, gelecekte daha çok "açık üniversite" görmeyi istediklerini ifade etti.

- Kapanış zirvesi okundu

Zirvenin kapanış bildirgesi ise UİP İcra Kurulu Eş Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin tarafından okundu. Bildirgede, üç gün süren zirvede 179 konuşmacı ve 73 ülkeden yaklaşık 2 binin üzerinde yerli ve yabancı katılımcının konuk edildiği belirtildi.

Zirve sırasında dünyanın hangi sorunlarla karşı karşıya olduğu, nasıl bir dünyanın istendiği, istenilen dünyaya ulaşmak için neler yapılması gerektiğinin tartışıldığı vurgulanan bildirgede, hedeflere ulaşmak için ancak hep birlikte çalışmak gerektiği ifade edildi.

İklim değişikliğinin giderek daha fazla afete yol açarak insanlığı tehdit ettiği, ülkelerarası eşitsizliğin güçlendiği, toplumlar arasındaki refah makasının daha da açıldığına dikkati çekilen bildirgede, şu görüşlere yer verildi:

"Buna karşılık, en müreffeh toplumlarda bile, geniş nüfus kesimleri geleceklerine güvenmiyor, işsiz kalacaklarından endişe ediyorlar. Dünya nüfusu yaşlanıyor. Ancak yaş ortalamalarının en fazla yükseldiği ülkeler, en fazla genç nüfusa sahip ülkelerin bu potansiyelinin gelişmesine katkıda bulunmakta yetersiz kaldıkları gibi, sermaye ve malların serbest dolaşımını desteklerken, nüfus dolaşımına güçlü engeller koyuyorlar. Bölgesel çatışmalar, dünya barışını tehdit etmek yanında, büyük mülteci akınlarına yol açarken, bir yandan popülizm ve otoriterlik, diğer yandan cinsiyet eşitsizlikleri, etnik ve dini eşitsizlikler, ülkelerin iç barışını tehdit ediyor. Bütün iyi niyetli çabalara rağmen, Birleşmiş Milletler yapısını bu değişen koşullara uyduramıyor, dünya yönetişimi için yetersiz kalıyor."

- "İnsanlar geleceğe güvenle bakamıyor"

Bildirgede, toplantıya katılanların, dünyada değişimin itici gücünün iktisadi gelişme olduğunu, bunun da özel girişimcilerin önderliğinde gerçekleşeceği görüşünü paylaştığı da belirtildi.

Son yıllarda dünyada yaşanan iktisadi gelişmenin, uluslararası kuruluşların, devletlerin, gönüllü yardım kuruluşlarının da katkılarıyla fakirlik sınırları altında kalanları yarı yarıya azalttığına, çocuk ölümlerini de düşürdüğüne değinilen bildirgede, şunlar kaydedildi:

"Ancak, şu anda yaşanan iktisadi durgunluk, en müreffeh ülkelerin bile serbest ticarete sınırlar getirmeleri, sermaye hareketlerini engellemeleri ve kendi lehlerine sınırlamalarını, kısacası dünyaya kapanmalarını beraberinde getiriyor. Yatırım ve ticaretin getirdiği gelişme ve refah artışının yerini, belirsizlik ve iktisadi istikrarsızlık alıyor. İnsanlar geleceğe güvenle bakamıyorlar. İktisadi istikrarın zayıflaması, siyasi istikrarsızlığı da beraberinde getiriyor. Ülkelerin iç siyaseti barışçıl ortamdan uzaklaşıyor, devletler, uluslararası işbirliğini terk etmeye başlıyor, bölgesel savaşlar çıkıyor."

Katılımcıların, bu gidişin insanlığın kaderi olmaması, insanı odak noktası yapan bir gelişme yaklaşımının esas alınması gerektiği konusunda görüş birliğine vardıklarının kaydedildiği bildirgede, "Piyasa ekonomisinin yarattığı değişimi, ülkeler arasındaki adaletsiz gelir dağılımını düzeltmek, bunu sağlayacak faktör dolaşımının önündeki engelleri kaldırmak, teknoloji üreten-üretmeyen ülkeler ayrımını yok etmek için her ülkenin teknoloji üretimine katkısını sağlayacak eğitim ve donanım fırsatlarını yaygınlaştırmak, uluslararası alanda ihtilafların barışçıl yollardan ve hakkaniyete uygun çözülmesini sağlayacak mekanizmaları güçlendirmek, dünyada gücün yeniden dağılımının dünya yönetişimine yansımasını mümkün kılan yapılar oluşturmak gerekmektedir." denildi.

Bildirgede, geçen yıl düzenlenen 7. Boğaziçi Zirvesi'nde de kabul edilen, Birleşmiş Milletler himayesinde yer alacak, "İstediğimiz Gelecek Dünya Konseyi'nin" kurulmasına duyulan ihtiyaç da bir kez daha hatırlatıldı.



Yorumlar