Tunus halkı geleceğe endişe ile bakıyor

Tunus, 25 Temmuz sonrasında korku ile ümit arasında geleceğe endişeyle bakıyor

Google Haberlere Abone ol

Tunus'ta, Cumhurbaşkanı Kays Said'in Meclis'i feshederek hükümeti görevden almasıyla başlayan sürecin ardından ülkede gözler, 2011 Devrimi'nin ardından elde edilen kazanımlara ve bu kazanımları bekleyen muhtemel tehlikelere çevrildi.

Uzun yıllar diktatörlükle yönetilen Tunus’ta 2011’de yaşanan “Arap Baharı” süreciyle birlikte önemli toplumsal ve siyasi kazanımlar elde edilmişti.

Ancak bu kazanımlar ışığında tam demokrasiye geçiş çabaları sürerken Cumhurbaşkanı Said'in 25 Temmuz'da aldığı "olağanüstü kararların" uygulanması endişelere yol açtı.

"SİYASİ SÜRECİN DURMASI PANİĞE NEDEN OLUYOR"

İnsan Haklarını Koruma Avukatları Derneği'nin üyesi olan Avukat Murat el-Abidi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Ülkede olağanüstü kararların uygulanmasının ardından Anayasa ile koruma altına alınan neredeyse tüm hak ve özgürlüklerin askıya alınması ülkede panik havası yaşanmasına sebep oluyor." dedi.

Olağanüstü kararların neredeyse anayasanın işleyişini durdurma noktasına getirdiğini ileri süren Abidi, "İfade özgürlüğünün kalmaması, parlamento çalışmalarının durdurulması ve siyasi sürecin durması korkuya ve paniğe neden oluyor. Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve onlara yönelik zulüm ürkütücü ve korkutucu.” ifadelerini kullandı.

Siyasilerin çoğunluğunun Said’in olağanüstü kararlarını reddettiğini ve bunu “anayasaya karşı bir darbe” olarak nitelendirdiğini savunan Abidi, diğer bir kesimin ise “2011 devriminin yoldan çıktığını ve Cumhurbaşkanı Said’in devrimin gidişatını düzeltmeye çalıştığını“ iddia ettiğini kaydetti.

- İFADE VE SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK UYGULAMALAR

Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile gazetecilerin haklarının garanti altına alınmasına rağmen 25 Temmuz’dan sonra gazetecilere yönelik uygulamaları eleştiren Abidi, "İfade her zaman özgürdür, fikrini ifade eden gazetecilere yönelik ağır suçlamalar, ölüm cezasına varabilecek iddialar ile yargılamak, ülkenin güvenliğini tehditten yargılamak, anayasaya uygun değil." görüşünü paylaştı.

Cumhurbaşkanı Said’in 25 Temmuz sonrasında yaptığı açıklamalarda seyahat özgürlüğüne dokunmayacağını belirtiğini kaydeden Abidi, "Uluslararası anlaşmalarla ve anayasa ile güvence altına alınan seyahat özgürlüğü kısıtlandı, onlarca politikacı ve milletvekilinin yurtdışına çıkışları yasaklandı veya ev hapsine alındı." diye konuştu.

Seyahat özgürlüğünün emel insani haklardan olduğuna dikkat çeken Abidi, "Bu kısıtlamalar sadece mahkeme süreci devam eden kişilere yönelik olsaydı kabul edilebilirdi fakat yargılanmayan herhangi bir adli kovuşturmaya tabi olmayan kişileri de kapsaması sorun teşkil ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Son zamanlarda birçok aktivistin Zeynel Abidin Bin Ali zamanında uygulanan ve yurtdışına çıkışları kısıtlayan “S 17 güvenlik talimatı”nın uygulanmasından şikayetçi olduğunu aktaran Abidi, şöyle devam etti:

"S 17 güvenlik talimatı devrik Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali döneminde terör örgütleriyle bağlantısı olduğundan şüphelenilen herkesi fişlemek için çıkarılmış bir güvenlik talimatıydı, bu talimatı uygulamak yasadışıdır. Bu yüzden uygulanan seyahat kısıtlamalarının yasal bir dayanağı yoktur.”

- "İFADE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE DOKUNULMADI"

Anayasa Hukukçusu Rabih el-Harifi ise, ifade ve basın özgürlüğüne dokunulmadığını, herkesin fikrini özgürce beyan edebileceği mecralarda konuşabildiğini belirtti.

Harifi, “Medya mensuplarına yönelik özgürlüklerin tamamen kısıtlandığını düşünmüyorum, böyle bir durumun olduğunu düşünseydim bu zulme karşı cesaretle karşı dururdum.” ifadelerini kullandı.

Zeytune Tv muhabiri Amir İyad’ın tutuklanmasına da değinen Harifi, Tunus medyasında hakaret ve aşağılayıcı ifadeler kullanıldığını, Amir İyad’ın da Cumhurbaşkanı Kays Said’e hakaret ettiği için tutuklandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Said’in aynı zamanda Başkomutan sıfatının olduğunu hatırlatan Harifi, şu görüşleri ileri sürdü:

"Her ne kadar uluslararası toplumda sadece askeriyeyi ilgilendiren yargılamaların askeri mahkemelerde yapılması gerektiği eğiliminde olsalar bile, Tunus Ceza Yasası gereği, askeri etkileyen suçlar askeri mahkemelerce görülür. Bu yüzden Başkomutan sıfatıyla Said’in askeri yargıya güvenmeye hakkı vardır."

- SAİD, YASAMA VE YÜRÜTME YETKİLERİNİ DEVRALDI

Tunus Cumhurbaşkanı Said, 25 Temmuz'da Meclisin çalışmalarını dondurması ve başbakanı azletmesinden sonra 22 Eylül'de yetkilerini genişleten yeni kararnameler yayımladı.

Yeni kararnamelerle Cumhurbaşkanı'nın yasama ve yürütme yetkisine yönelik olağanüstü düzenlemeler yapıldı ve yasa tekliflerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetleyen geçici komisyon feshedildi.

Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini genişleten kararnameler Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, Tunus Cumhurbaşkanı'na Bakanlar Kurulu'nun görüşünü aldıktan sonra cumhurbaşkanlığı kararlarıyla "yasama metinleri" çıkarma yetkisi verildi.

Kararname uyarınca, Bakanlar Kurulu artık Meclis'e değil Cumhurbaşkanı'na karşı sorumlu oldu. Cumhurbaşkanı, başbakanı atayabiliyor, kabine üyelerini, hükümetin siyasetini ve kararlarını belirleyebiliyor.

Yorumlar