Tiyatro dijital çağa yeniliyor mu?

"Tiyatro birebir insanla ve insana yapılan bir sanat. Seyirci olmazsa tiyatro olmaz, nefesimizi seyirciye hissettiremezsek tiyatro olmaz. Ama şu an en büyük risklerden biri o nefesi insanlara hissettirmek. Ne kadar süreceğini bilmiyoruz ve bilemediğimiz için de çok bir şey yapamıyoruz"

Google Haberlere Abone ol

 1001 Sanat'ın Genel Sanat Yönetmeni Kerem Yılmaz, "Biz ne kadar tiyatro değişecek gibi düşünsek de böyle bir şey olmayacak. 1500 yıl önce açık alanda seyircilerle birebir veya kapalı alanda seyirci otururken ve performans sanatçısı sahnede repliklerini sıralarken, ezbere bir şekilde oynarken tiyatro nasılsa bugün de aynı. Yani tiyatro Roma'dan, antik Yunan'dan beri nasılsa aynı şekilde devam edecek, benim öngörüm bu." dedi.

Uluslararası Tiyatrolar Birliği tarafından 1961'de ilan edilen Dünya Tiyatro Günü, her yıl 27 Mart'ta dünya çapında gerçekleştirilen etkinlikler ve ücretsiz tiyatro gösterimleriyle kutlanıyor.

Tiyatro sanatçılarının ve tiyatroseverlerin özel günüyle ilgili AA muhabirine açıklamada bulunan Yılmaz, salgının tiyatroya etkilerine ve tiyatronun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Hala seyircimizle buluşmakta güçlük çekiyoruz"

Yılmaz, yaklaşık 20 yıldır oyunculuk, yapımcılık, yönetmenlik ve tasarım gibi tiyatronun her alanında çalıştığını söyledi.

Genç oyuncu, 2005'te Bahçelievler Belediyesi Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi'nde "Oyuncu Tayfası" tiyatro ekibini, 2014'te ise çalışmalarını daha profesyonel ve bağımsız hale getirmek adına "1001 Sanat"ı kurduklarını anlattı.

"1001 Sanat"a ait 70 kişilik küçük bir salonları olduğunu belirten Kerem Yılmaz, "Burada yetişkin ve çocuk oyunları sahneliyor, bunun haricinde oyunlarımızın provalarını alıyoruz. Drama ve müzik alanında da eğitimlerimiz var. Müzik alanında bateri, gitar, keman ve piyona eğitimleri var. Hafta içi, hafta sonu özellikle çocuklara yönelik bireysel eğitimler veriyor." ifadelerini kullandı.

Dünya Tiyatro Günü'nün belki de en zor ikinci yılını kutladıklarını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bu sene salgının ikinci yılı ve hala seyircimizle buluşmakta güçlük çekiyoruz. Online gösterimler, ekranın arkasında durarak, seyircimize ulaşmaya çalıştığımız ya da sosyal mesafeli, maskeli küçük gösteriler yapmaya çalışıyoruz. Tabii normalde İstanbul'da bir gecede 60-70 gösteri yapılırken, şu an bazen haftada 1-2 etkinlik oluyor."

- "Nefesimizi seyirciye hissettiremezsek tiyatro olmaz"

Yılmaz, salgın sürecinden en çok etkilenen sektörlerden birinin tiyatro olduğuna işaret ederek, "Çünkü tiyatro birebir insanla ve insana yapılan bir sanat. Seyirci olmazsa tiyatro olmaz, nefesimizi seyirciye hissettiremezsek tiyatro olmaz. Ama şu an en büyük risklerden biri o nefesi insanlara hissettirmek. Ne kadar süreceğini bilmiyoruz ve bilemediğimiz için de çok bir şey yapamıyoruz." diye konuştu.

Bu süreçte bazı kazanımlar elde etmek adına birçok özel tiyatroyla bir araya geldiklerine işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

"Aynı masada sorunları konuştuk, tiyatronun sorunlarıyla yüzleştik. 27 Mart bu sene biraz buruk tiyatrolar adına ama biz hep bardağın dolu yanına bakmaya çalışıyoruz ki, en azından bu süreçten çıktıktan sonra daha hızlı ilerleyebilelim. O şaşaalı, görkemli, seyirciyle ücretsiz etkinlerin olduğu 27 Mart'ı bu sene yaşayamayacağız maalesef. Çünkü her yıl 27 Mart'ta seyircilerimizle bir araya gelirdik, söyleşiler olurdu. Anadolu'nun bir köyünde, kasabasında bir etkinliğe giderdik. Bir şehirde ünlü oyuncularla seyircileri buluştururduk. Bu sene maalesef belki o oyuncular ekran karşısında, Instagram'da, YouTube'da canlı yayınlarda seyirciyle buluşacaklar."

Yılmaz, salgın sürecinin en büyük kazanımının Kültür ve Turizm Bakanlığı ile özel tiyatroların bir araya gelmesi olduğuna dikkati çekerek, Bakanlığın desteklerine ilişkin şunları söyledi:

"Mart ayında başlayan ve nisanda yoğunlaşan etkinlik iptallerimizle birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı ile toplantılar gerçekleştirmeye başladık. Çalışma grubundan bazı can suyu projeleri, örneğin ilk başta yazın dijital tiyatro projesi çıkardık. Bakanlık oyun videosunu çekip teslim eden tiyatrolara bir bedel ödedi ve yaz sürecini bu şekilde atlattık. Bildiğim kadarıyla 350'ye yakın tiyatro o ilk destekten yardım aldı. Daha sonra bu seneki yardımlar açıklandı. Yani her yıl aldığımız proje destekleri açıklandı. 'Sezon başlayacak ve açılacak, bu pandemi süreci bir şekilde bitecek ve oyunlar oynanacak.' diye bakıldığı için proje desteklerinde de bir bütçe artışı oldu. En son ocak ayında çıkan yeni pakette de hem turne desteği hem de dijital arşive destek ve sesli tiyatro destekleri yayınlandı. Bunlarda isteyen oyunuyla Anadolu'da veya kendi şehrinden uzak bir yere turneye gitti, Devlet Tiyatroları çatısı altında oyunlarını sahneledi.

Bazıları yine dijital olarak videolarını çekip teslim ettiler. Bazıları da radyo tiyatrosu ya da yeni ismiyle podcast diyebileceğimiz oyunlarını sesli kayda alarak Bakanlığa teslim ettiler ve oradan bir ödenek aldılar. Yani baktığımız zaman pandemi sürecinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tiyatrolara 3 kere büyük destekte bulundu. Hatta 4 diyebiliriz. Geçen yılki 2019-2020 sanat sezonunun yardımlarını da Bakanlık sadece bir temsil bile yapsak kabul etti. Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleri bu süreçte çok kıymetlidir. Aslında destekten ziyade Bakanlığın o masada bizleri bir araya getirmesi manevi olarak çok büyük bir atmosferdir bence tiyatrolar adına."

- "Herkesin tek istediği tiyatronun yaşayabilmesi"

Kerem Yılmaz, tiyatroda eğitimin önemine değinerek, "Bizim zamanımızda çok az tiyatro eğitimi veren kurum vardı. Şu an baktığımız zaman özel okulların, özel üniversitelerin konservatuvarları ve birçok tiyatro eğitimi veren kurs var, biz de onlardan biriyiz." dedi.

Tiyatro eğitimine doğru yerden başlamalarının ve çabalarının önemli olduğunun altını çizen Yılmaz, oyun ve kitap okuyan, kendilerine bir şeyler katıp tiyatro sevgisini dışarı vurabilen gençlerin bu alanda daha başarılı olacağı görüşünü paylaştı.

Salgın sürecinde tiyatroların bir araya gelerek dernekler kurdukları bilgisini veren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Herkesin tek istediği tiyatronun yaşayabilmesi. Yani biz ne kadar tiyatro değişecek gibi düşünsek de böyle bir şey olmayacak. 1500 yıl önce açık alanda seyircilerle birebir veya kapalı alanda seyirci otururken ve performans sanatçısı sahnede repliklerini sıralarken, ezbere bir şekilde oynarken tiyatro nasılsa bugün de aynı. Yani tiyatro Roma'dan, antik Yunan'dan beri nasılsa aynı şekilde devam edecek, benim öngörüm bu."

Yılmaz, dijital tiyatro gösterimleri hakkında da "İzleyenler ne kadar keyif alıyordur, ne kadar tiyatro gibi hissediyordur onu bilemiyorum. Ben bir izleyici olarak baktığımda çok keyif almıyorum açıkçası. Çünkü tiyatronun tadı o karşımızdaki oyuncunun enerjisini hissetmek, onun sıcaklığını almak, onun terinden etkilenmektir. Onu göremediğimiz zaman o izlediğimiz şey başka bir şey oluyor. Yani bir performans gösterisini televizyondan veya bilgisayar ekranından izliyor oluyoruz." ifadelerini sözlerine ekledi.

Yorumlar