Tekiş ne demek? Tekiş kelime anlamı nedir?

Tekiş ne demek sorusu Uyanış Büyük Selçuklu dizisinde Melikşah'ın kardeşinin ortaya çıkmasıyla sıkça sorulmaya başlandı. Tekiş, Melikşah'ın başını derde sokan, fitne ve fesat peşinde koşan kardeşidir. Peki, Tekiş anlamı nedir?

Google Haberlere Abone ol

Tekiş ne demek, Tekiş veya Tegiş kelime anlamı nedir soruları son dönemlerde özellikle de Uyanış Büyük Selçuklu izleyenler tarafından sıklıkla dile getirilen bir sorudur. Peki, nedir bu Tekiş isminin anlamı? İşte detayları: 

Dizinin senaryosuna göre Melikşah'ın Melik Tekiş isimli kardeşi, İsafahan'daki Büyük Selçuklu Sarayı'na gelerek fitne ve fesat yaymaya çalışır. Hatta fitnesi Melik Tapar'ın neredeyse canına mal olacak. Bu nedenle Melikşah, kardeşi Melik Tekiş'i saraydan kovmak zorunda kalır.

Tekiş adı tam olarak Türk eserlerinde yer almıyor; onun yerine daha çok Tegiş adı kullanılmaktadır. Bu nedenle Tegiş'in zamanla Tekiş olarak okunduğu düşünülmektedir. Bu yüzden biz de Tekiş kelime anlamı yerine Tegiş adının kelime anlamına bakabiliriz. 

Tekiş'in Tegiş, Töküş, Tokuş gibi anlamlara da geldiği ve bu isimlerin de aynı anlamda kullanıldığı ifade ediliyor.

Tegiş adı ise “Dîvânü Lûgati’t-Türk”te de yer alışının yanı sıra Harezmşahlar Devleti’nin büyük hükümdarı (ölm.1200) ile ulu ata Alparslan’ın oğlunun (ölm.1094) adı olan “Tegiş” de köken açıklaması tartışmalı kişi adlarından biri olarak ilgiye değerdir.

Türkiye Türklük biliminin kurucusu Fuat Köprülü, “Uran Kabîlesi” isimli makalesinde Harezmşah “Tegiş”in adı üzerine yaptığı açıklamada, bu adın “Töküş” şeklinde okunması lâzım geldiğini söylerken, dayandığı kaynaklar Devletşah Tezkiresi, Lübâbü’l-Elbâb ve ünlü İran şairi Kemal Isfâhanî’nin yazdığı bir kasidedir.

“Tökiş” veya “Tüküş” şeklinde de okunabileceği belirtilen Töküş’ün “dövüş, mücadele, savaş” anlamına geldiği belirtiliyor.

Fuat Köprülü'nün bu anlamlandırması Hikmet Bayur tarafından kabul görmemektedir. Bayur, “Hârizmşah Alâü’d-dîn “Tekiş’in Adı Hakkında” başlıklı makalesinde Köprülü’nün iddiasına dayanak teşkil eden Devletşah Tezkiresi ile Lübâbü’l Elbâb’daki harekelemelerin yanlışlığını ileri sürdüğü gibi “Kemal Isfâhanî gibi edebî mahareti yüksek bir şairin mısra sonunda heceleri üstün ve esire ile biten kelimeler kullanırken âhengi bozabilecek olan ötüre ve esireli Tökiş’i kullanması hâtıra gelmez” der ve ayrıca “Tekiş” okuyuşunun doğruluğuna kanıt olmak üzere İbn-i Yemîn (1283-1368) divanıyla Düsturnâme-i Enverî’den bu ada ilişkin beyitleri verir. Bayur, Köprülü tarafından bu ada yakıştırılan anlamı da yerinde bulmaz. Ona göre “.insan adı olarak kullanılan biri ‘kaf’la yazılıp Tokış diye veya Tokuş diye okunan ve savaş anlamında olan, öbürü ise ‘kef’le yazılıp Tekiş diye okunan ve gaye, hedef anlamında olan iki kelime vardır.” Hârizmşah Alâü’d-dîn’in adı Tekiş’tir. Köprülü’nün ona vermek istediği anlamın doğru olması için “kaf”la yazılması gerekirdi ( 1950:590-594 ).

Besim Atalay da, Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi’de “Tekiş” için şu dip notunu düşer:

“Basma nüshada ve Brockelmann’da ‘Tekiş’ şeklinde geçen bu kelime bence yanlıştır; çünkü, bu kelime, kişi adı olarak Batı Anadoluda kullanılmaktadır. Hala oğullarına ‘Tekeş Oğulları’ denir. Macarlar dahi bu adı böylece kullanırlarmış. Kelime ‘Teke’ ve ‘eş’den  yuğrulmuştur. Bk. ‘Türk Büyükleri’...Yazma nüshada dahi bu şekilde iken, bir düzeltme görerek, kırmızı mürekkeple tekeş şeklinde harekelenmiş”(1992:368).

Köprülü, Dîvânü Lûgati’t-Türk gibi bir baş kaynaktaki harekelemeyi göz ardı ederek, söz konusu adı Töküş (~Tökiş~Tüküş) şeklinde okurken “yalnız kelime yapısı değil mâna bakımından da Töküş isminden farksız” diye nitelediği Tutuş adını göz önüne almıştır (1943:232). Ancak tarihî söz varlığımızda “Töküş” (~Tökiş~Tüküş) biçimiyle birleştirilebilecek bir fiil veya isim bulunmadığı gibi çağdaş Türkçe “döğ~döv” fiili de Eski Türkçe ve Orta Türkçede “tög” (Clauson 1972:477) şeklindedir.

Hikmet BAYUR’un doğruluğunu kesin bir dille ileri sürdüğü “Tekiş” okuyuşunun genel kabul gören biçim olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte tarihî söz varlığımız ne tek- veya ondan ş ekiyle genişlemiş tekiş- fiilini ne de “tekiş (<tek-i-ş )” ismini tanıklamadığına göre bu okuyuş da kabul edilemez. Ayrıca Bayur’un bu ada yakıştırdığı anlamın (“gaye, hedef”) çağ dışı (anakronik) olduğunu belirtmek gerekir.

Türk tarihçileri arasında “Tegiş” adının okunuşunu doğru olarak tespit eden bilim eri Faruk Sümer’dir. Sümer, Türk kişi adlarının ana kaynakları arasında anılması gereken “Türk Devletleri Tarihinde Şahıs Adları” isimli eserinde Dîvânü Lûgati’t-Türk’te geçen “Tegiş” adının köken açıklamasını şu şekilde verir: “Erkek adlarından. Teğiş (  teğ-i-ş), değmek, dokunmak, erişmek, yakalamak ve hücum etmek anlamındaki teğ fiilinden yapılmış addır. Teğiş, ‘değ, yakala, saldır’ gibi bir mana taşımaktadır.” (I:132) Sümer, “Tegiş” adına ilişkin düşüncesini Harezmşahlar Devletinin en büyük hükümdarlarından birinin (1172-1200) adı olmak dolayısıyla tekrarlar: “Tegiş ‘ Degiş’in XI. yüzyılda ad olarak kullanıldığı görülmüş ve değme, dokunma, erişme, hücum etme anlamlarına geldiği kaydedilmişti” (age., 198).”

Sümer’in açıklamasına göre, “Tegiş” emir kipi kuruluşlu bir ad olarak düşünüldüğünde fiil tabanı “teg- ” değil “tegiş-” olmalıdır.

Gerek “Töküş ( ~Tökiş~Tüküş )” gerekse “Tekiş” biçimlerinin kabul edilemezliği karşısında “Tegiş” okuyuşunun doğruluğunu kesin bir biçimde ileri sürebiliriz. “Tegiş” biçiminin köken açıklamasını yapabildiğimiz gibi, bu biçim, anlam yönünden de Türk kişi adları düzenine uygun düşer.

 “Tegiş” adının köken açıklaması iki türlü yapılabilir. İlkin bu adı “tegiş-” fiiliyle birleştirebiliriz. teg- fiilinden genişlemiş “tegiş-” fiili, Eski Türkçede “rastlaşmak” (Caferoğlu 1968: 231), Orta Türkçede hem “muhâkeme olmak; (bir yere) değmek; dürüm dürüşmek” (Atalay 1991: 594) hem de “vuruşmak” (Arat 1979: 433) şeklinde türlü anlam gelişmeleri ile gözlenir. “tegiş” fiilinin “vuruşmak” anlamıyla ve ikinci teklik kişi emir kipi kuruluşunda kişi adı olarak değerlendirilişi ilk bakışta mümkün görülebilir. Bu durumda “Tegiş” adı “dilek adları” öbeği içinde yer alır. Savaşı, vuruşmayı bir yazgı gibi soluyaduran eski Türk toplumunda, çocuklara ad konurken, böylesine bir dilek anlamlı görünmüyor. Fikrimizce “teg-” fiilinin türemelerinden olan “tegiş” sözü, “Tegiş” adının anlamlandırılmasına ışık tutar niteliktedir: “tegiş, temas, yakından muharebe” (Gabain 1988: 298), “tegiş” (düşmanla) temas, çatışma” (Tekin 2000: 94) “<teg-i-ş. teg-” fiili içn bk. “teg-” “erişmek, yetişmek, hücum etmek, değmek” (Gabain 1988: 298), teg- “değmek, varmak, erişmek; hücum etmek” (Tekin 1988: 168), “teg- “değmek; isâbet etmek; saldırmak; erişmek; lâyık olmak” (Tekin 1989: 250). teg- fiilinin şu türemeleri de tegiş ile aynı kavram alanına girer: “tegdük” “hücum, saldırı, savaş” (Tekin 1988:169), “tegim” “hücum, saldırı” (Tekin 2000: 254).

“tegiş” sözünün Bayur’un köken açıklamasına dayanak olan “gaye, hedef”gibi “değişme” ( Atalay 1992: 368) anlamıyla da Tegiş adının arka yüzünü (fonunu) aydınlatmaya bir yararının olmayacağı açıktır. Buna karşılık, Kâşgarlı Mahmud’un “Tokış, Tutuş, Süñüş~Süñiş adlarını “-tokuş-~tokış-” “vuruşmak, çarpışmak, harp etmek” (Atalay 1991: 635), “tutuş-” “tutuşmak, dövüşmek” (Tekin 1989: 255), “süñüş-” “çarpışmak, mızraklaşmak, savaşmak” (Tekin 1989:247) fiilleriyle değil kökenlendikleri isimlerle aynı yerde anmasını, “Tegiş”in de söz konusu adlar gibi “doğum zamanıyla ilgili adlar” olarak “tesadüf adları” öbeği içinde değerlendirilmesine ilişkin bir ipucu sayabiliriz. “Tesadüf adları” için bk. Güngördü 1991: 62-85. Cüveynî’de adı geçen Uygurlardan “Tegmiş Buka” (Ögel 2002:27) ile Çağatay hanı Barak’ın emîrlerinden “Tegmiş”in (Sümer 1999:331) adları da “teg-” fiilinden türemiştir: “Tegmiş” “Saldırmış, hücum etmiş” “< teg-” “saldırmak, hücum etmek”-mış (sıfat-fiil eki).

Bütün bu açıklamaların ışığında, şimdiye değin “Töküş (~Tökiş~Tüküş), Tekeş” gibi değişik şekillerde okunagelen “Tegiş” adının, Türk kişi adları varlığı içinde “ (düşmanla) temas, çatışma, muharebe” anlamıyla yerini alması gerektiği yeterince anlaşılmıştır, sanırım, Karşılaştırmalı Türk kişi adları bilimi çalışmaları ilerledikçe bu tür sorunların azalacağı da muhakkaktır.

Kaynak: TürkYurdu.com.tr

Yorumlar