Selahaddin Eyyübi Türk mü Kürt mü, tarihçiler ne diyor?

Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyübi, 4 Mart 1193 tarihinde bugün Suriye sınırları içinde kalan Şam'da vefat etti. Peki Selahaddin Eyyübi Türk mü, Kürt mü, Arap mı? Bu soruların cevapları aslında çok da önemli değil, çünkü onu tarihi bir kişilik yapan özellik soyu değil yaptığı icraatlarıydı. İcraatları ise İslam dinine hizmet, Allah'ın rızasıydı. Dolayısıyla Selahaddin Eyyübi için en üst kimlik "İslam"dır. Türkiye'nin önde gelen tarihçilerinin Selahaddin Eyyübi'nin soyu konusundaki görüşleri ise onun Kürt soylu bir İslam Kumandanı olduğu yönündedir.

Selahaddin Eyyübi Türk mü Kürt mü, tarihçiler ne diyor?
04 Mart 2019 Pazartesi 02:55

Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyübi'nin Türk mü, Kürt mü, Arap mı olduğu yönündeki tartışmalar son yılların en çok konuşulan "gereksiz" konuları arasında yer alıyor. Onun icraatlarına, kişiliğine bakılmadan yapılan bu tartışmaların hiçkimseye bir faydası olmadığı gibi onun değerli hatırasına da zarar veren bir tartışma özelliği taşıyor. Çünkü Selahaddin Eyyübi'yi tarihin en büyük komutanlarından biri yapan özelliği onun hangi soydan geldiği değildi; onun en büyük özelliği yaptığı icraatıydı. Onun en büyük icraatı İslam dinine hizmetiydi. Allah'ın rızasını gözeterek yaptığı tarihin en büyük fetihlerinden biri olan Kudüs'ün fethedilmesiydi. Bu nedenle, onun hangi soydan geldiğini tartışmak sadece onun hatırasına saygısızlık olur. Ancak yine de çok merak edenler varsa onu da belirtmekte fayda var.

Selahaddin Eyyübi İslam toplumunun lideriydi. Kendi ailesi ve komutanlık ettiği toplum hem Türklerden, hem Kürtlerden hem de Araplardan oluşuyor. Kendi ailesinin soyu Kürt olmasına rağmen aile fertleri içinde Türk ve Arap bağları olan kişiler bulunuyordu. Bu da onunu soy ayrımı yapmayan bir aileye ve topluma mensup olduğunun kanıtıdır.

ÜNLÜ TARİHÇİLER SELAHADDİN-İ EYYÜBİ HAKKINDA NE DİYOR?

Selahaddin-i Eyyübi'nin soyu hakkında ünlü tarihçilerin fikir birliği onun Kürt soylu bir İslam komutanı olduğu yönündedir. İşte ünlü tarihçilerin görüşleri: 

İlber Ortaylı'ya göre Selahaddin Eyyübi Türk mü Kürt mü?

Selahaddin Eyübi, bir Kürt prensidir, bir Kürt beyidir. Kürtçe konuşur. Ancak ne kadar Kürtçülük yapar onu bilemem.

Mustafa Armağan'a göre Selahaddin Eyyübi Türk Mü Kürt mü?

Selahaddin Eyyubi’nin Kürt olduğunu iddia eden 4-5 Arapça kaynak var elimizde. Üstelik İbn Hallikan gibi bir asır sonra onun soyağacını araştırmış bir tarihçi de çıkmış ki bu bakımdan şanslı sayılırız. İbn Hallikan şöyle diyor:

“Tarihçiler Selahaddin Eyyubi’nin babası ve ailesinin Azerbaycan’ın en ucunda bulunan Duvin şehrinden olduğunda anlaşmışlardır. Burası Gürcüler ülkesinde ve Arran yolundadır. Onlar Kürttü ve Ravâdiye aşiretine mensuplardı ki, bunlar büyük Hezbaniye aşiretinin bir koludur. Babası Duvin’de doğmuştur. Dedesi Şâdi, Şirkûh ve Necmeddin Eyyub adlı oğullarıyla birlikte önce Bağdat’a, sonra da Tikrit’e yerleşmiş. Dedesi Tikrit’te ölmüş ve adına bir türbe yapılmıştır. Onların soyağacını dikkatlice inceledimse de, Şâdi’den daha geriye gidemedim.” (Minorsky’nin “Prehistory of Saladin” adlı incelemesinden, s. 125)

İbn Hallikan’ın dediklerinden çıkan sonuçlar:

1) Selahaddin Eyyubi’nin kökeninin Kafkasya’da Müslümanların kilit noktalarından biri olan Duvin yakınlarında Azanakan köyü olduğu,

2) Kürt oldukları,

3) Hezbanilerin bir kolu olan Revâdi aşiretine mensup olduklarıdır.

Aynı şekilde Kürt tarihçi Şerefeddin’in “Şerefnamesi” de, İbnu’l-Esir gibi tarihçiler de onun “Duvinli Revanda (Revadi) Kürtleri”ne mensup olduğunu yazarlar.

Ramazan Şeşen: 

Selahaddin-i Eyyübi'nin Türklük bağlantısıyla ilgili tarihi kaynak kabul edilen kişi Ramazan Şeşen'dir. Ramazan Şeşen Selahaddin Eyyübi'nin aslen Arap, sonradan Kürtleşmiş daha sonra da Türkleşmiş bir aileden geldiğini söyler. Bu tanımlamanın bilimsel bir karşılığının olup olmadığı ise bilinmiyor. Ramazan Şeşen'in iddiası şöyle: Türk-Kürd-Arap karışımı melez bir aile olan Eyyûbîler, Hezbâniyye Kürdlerinin Ravadiyye kolundandır. Ravâdîlerin en eski ataları Ravvad b. Müsennâ el-Ezdî Yemen Araplarından olup 141/758 yılında Abbasî halifesi Ebû Caferel-Mansur tarafından Basra'dan alınarak aşiretiyle Azerbaycan'a yerleştirilmiş, zamanla bölgedeki Hezbâniyye Kürdleriyle karışarak onların bir kolu haline gelmişlerdi. Selçukluların gelişiyle Türklerle de karışarak Türkleştiler. Eyyûbîler Devleti'nin bir Türk Devleti olduğunda ise şüphe yoktur. Bizzat Selâhaddin devrindeki tarihçiler ve şairler şiirlerinde ve eserlerinde bunu dile getirmişlerdir.

SELAHADDİN EYYÜBİ'NİN HAYATI

Eyyubi hanedanının kurucusu olan Selahaddin Eyyubi, Hıttin Muharebesi ile 2 Ekim 1187 tarihinde Kudüs'ü Haçlılardan alarak kentte 88 yıl süren Hristiyan egemenliğine son vermiştir. Tanınmış bir ailenin çocuğu olan Selahaddin Eyyubi 1138 yılında Tikrit'te doğdu. Daha sonra Suriyedeki Selçuklu atabeyi, Nureddin Zengi'nin çağrısına uyan babası, Suriye'ye göçtü. İmadeddin Zengi'nin, babası Necmeddin Eyyub'u vali olarak atadığı Baalbek ve Şam'da büyüyen Selahaddin, ayrıcalıklı bir çocukluk geçirmedi.

İyi bir tahsil aldı. Askeri eğitimden ziyade dini derslere meraklıydı. Sanatla ve ilimle uğraşırdı. Mantık, felsefe, sosyoloji, fıkıh ve tarih öğrendi, Şam'daki Dar'ul-Hadis'den (Hadis Üniversitesi) mezun oldu. Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe dillerini biliyordu.Yirmi altı yaşındayken amcası tarafından eğitilmek üzere kendi hizmetine alındı. Mısır'ın güçlü aşiretlerinden Banu Ruzzaiklerin ele geçirilmesinde Fatımi halifesinin yanında savaştı. Daha sonra Haçlı ordusunun elinde bulunan Mısır'daki Bilbeis şehrinin ele geçirilmesinde görev aldı. 

1171 yılında Mısır'da Şii Fatımi halifeliğine son verildi. Bağdat'taki Abbasi halifeliğine bağlılığını ilan eden Salaheddin Eyyubi, Mısır’ın tek yöneticisi durumuna geldi.

Selahaddin Eyyubi 1177 yılındaki Montgisard Muharebesinde Kudüs kralı IV. Baudouin'e yenildi.

1186’ya değin Suriye, Kuzey Mezopotamya, Filistin ve Mısır’daki tüm Müslüman topraklarını kendi bayrağı altında birleştirmeye çalıştı.

1187 yılında bütün gücüyle, Latin Haçlı krallıklarına yöneldi.

Hıttin Muharebesi'nde Selahaddin, Kudus Kralı Lüzinyanlı Guy komutasindaki Haçlı ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı.

Haçlıların verdiği kayıpların büyüklüğü Müslümanların Kudüs Krallığı’nın neredeyse tümünü ele geçirmesini sağladı.

Akka, Betrun, Beyrut, Sayda, Nasıra, Gaman, Caesarea, Nablus, Yafa ve Aşkelon üç ay içinde düştü.

Salaheddin Haçlılara en büyük darbesini ise 88 yıl Frankların elinde kalan Kudüs’ü 2 Ekim 1187’de teslim alarak indirdi.

Selahaddin Eyyubi'nin başarısına düşen tek gölge Sur’un ele geçirilmemesiydi.

1189’da Haçlı işgali altında yalnızca üç kent kalmış, ama sağ kalan dağınık Hristiyanlar zorlu bir kıyı kalesi olan Sur’da toplanarak Latin karşı saldırısının çıkış noktasını oluşturmuşlardı.

Kudüs’ün düşmesiyle derinden sarsılan Batılılar yeni bir Haçlı seferi çağrısında bulundu.

III. Haçlı Seferi çok sayıda büyük soylu ve ünlü şövalyenin yanı sıra, üç ülkenin krallarını da savaş alanına çekti. 

Sefer uzun ve tüketici oldu.

İngiltere Kralı I. Richard (Aslan Yürekli Richard) hiçbir sonuca ulaşamadı.

Haçlılar Doğu Akdeniz’de ancak güvensiz bir toprak parçasına tutunabildiler.

Kral Richard Ekim 1192’de dönüş için yelken açtığında savaş sona ermişti.

SELAHADDİN EYYÜBİ'NİN ÖLÜMÜ

Selahaddin Eyyubi, 4 Mart 1193 tarihinde Şam'da hayatını kaybetti. Ölümünün ardından ülke toprakları akrabaları arasında paylaştırıldı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×