Sultan Alp Arslan nasıl öldü?

Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucusu olarak kabul edilen Sultan Alparslan'ın ölümü tarihe acılı olaylardan biri olarak geçmiş bir hadisedir. Çünkü ölümü tarihte benzerine pek rastlanmayan şekilde olmuştu.

Google Haberlere Abone ol

Tarihçiler tarafından Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucusu olarak kabul edilen Sultan Alp Arslan nasıl öldü, kim tarafından ne zaman şehit edildi? İşte Sultan Alp Arslan'ın tarihte hüzünlü bir hikaye olarak anlatılagelen ölüm hikayesi: 

Tam adı Muhammed Alp Arslan bin Davut olan Alp Arslan, Anadolu'nun kapılarını Türk kavimlerine açan Malazgirt Savaşı'nı kazandıktan sonra tarihe adını yazdırmayı başarmıştı. Büyük Bizans'ı yenilgiye uğratan Sultan Alp Arslan, yönünü tekrar doğuya çevirmişti. Doğuya Karahanlılar üzerine sefer düzenlemeye hazırlanan Alp Arslan yolunun üzerinde bulunan Berzem Kalesi'ni de alarak yolunun üzerindeki engellerden birini kaldırmayı düşünüyordu. Sultan Alparslan'ın 1072 yılında Horasan seferi sırasında Berzem Kalesi'ni fethetmişti. 

Kalenin komutanı Yusuf El Harezmi savaş sonunda teslim olmaya karar verir. Alp Arslan ve oğlu Melikşah birlikte bu kaleyi almışlardı. Kale alındıktan sonra komutanı Yusuf'a dokunulmamıştı. Ancak bu Alp Arslan için büyük bir hataydı. Çünkü Yusuf, Alp Arslan'ı öldürmek için planlar içindeydi.

Tarihi rivayetlere göre, Yusuf sağ salim teslim alındıktan sonra sultanın karşısına getirilir. Ancak Yusuf El Harezmi, öldürüleceğini düşünerek, ölmeden önce kendisiyle birlikte bir şekilde Sultanı da öldürmeyi kafasına koymuştu. Sultanın karşısına elleri bağlı şekilde getirilen Yusuf, sultana karşı saygısızca davranışlarda bulunur ve ona hakaretler eder. Bu durum karşısında gururu incinen Sultan Alp Arslan, Yusuf'un ellerinin çözülmesini ve teke tek kapışmak istediğini söyler.

İddialara göre Yusuf, elleri çözüldükten sonra tahtında oturan Sultan Alp Arslan'ın üzerine hücum eder. Sultanın ise ona elindeki tek atımlık ok ile cevap vermeye çalıştığı ancak isabet edemediği belirtilir. Yine rivayetlere göre kale komutanı Yusuf, ya çizmesinin içine gizlediği ya da askerlerden birinden hızlı bir şekilde kaptığı hançerle sultanı hançerlediği söylenir.

Sultan Alp Arslan, kale komutanından aldığı darbeler sonucunda hayatını kaybeder.

Tarihçi Ahmet Şimşirgil, Sultan Alp Arslan'ın nasıl öldüğü konusunda daha detaylı bir anlatım sunuyor bize. İşte Şimşirgil'in kaleminden Sultan Alp Arslan'ın suikastle öldürüldüğü anlar: 

Selçuklulara karşı bir süre direnen komutan ele geçeceğini ve kurtuluşun olmadığını anlamıştı. Sonunda Sultan'a itaatini arz etmeye karar verdi. Ancak o gece için korkunç bir plan tasarladı. Belki son gecemiz diyerek karısı ve çocuklarıyla beraber şenlik ve ziyafet yaptı. Davullar çaldırarak ve şarkılar söyleterek onlarla beraber büyük neşe içinde yedi ve içti. 

Fakat geceleyin karısını ve üç oğlunu, Sultan'ın eline düşüp ona köle olmamaları için vahşiyane bir surette kendi eliyle öldürdü. Ertesi sabah erkenden oğullarını kesmiş olduğu iki keskin bıçağı ayağındaki çizmelerin koncuğuna sıkıştırdı ve Sultan'ın huzuruna gitmek üzere kaleden çıktı. 

Yusuf Harezmi, elleri bağlı bir şekilde Sultan Alparslan'ın huzuruna getirildi. Sultan kendisine birtakım sualler sordu. Ancak o bunlara hep ters cevaplar verdi. Bu duruma çok kızan ve yere dört kazık çakılmasını emreden Sultan, iki gulam tarafından kollarından tutulmakta olan Harezmî’nin bu kazıklara bağlanmasını ve ok atılarak öldürülmesini emretti. 

Yusuf Harezmî’nin ise son bir planı daha vardı. O, bu dünyadan ayrılırken Selçuklu Sultanı'nı da yanında götürecekti. Fakat öncelikle ellerindeki bağlardan kurtulması gerekiyordu. Bunu da son derece zekice bir şekilde, Sultan'ı kendisine karşı tahrik ederek yaptı. 

Kazıklara bağlanmaya çalışılan Harezmi, aniden sesini yükselterek Sultan'a hakaret etmeye ve: "Benim gibi bir köle böyle mi öldürülür. Benden korkuyor musun?" diye bağırmaya başladı. Büyük bir öfkeye kapılan ve sinirden ellerinin titrediği anlaşılan Sultan, karşısındaki adamın bağlarının çözülmesini emrederek oturmakta olduğu tahtının yanı başındaki ok ve yayına uzandı. Oku yayına sürdü ve üzerine doğru hareketlenen Yusuf Harezmî’ye fırlattı. 

Kaynaklarda, "O güne kadar attığı her oku hedefini bulmuştu" diye belirtilen Sultan Alparslan, ilk defa hedefini tutturamamıştı. Ok, Harezmî’nin başını sıyırarak geçti. İşte o anda Yusuf Harezmî çizmelerinin koncuğundan çıkardığı bıçaklarla hükümdarın üzerine atıldı. Sultan Alparslan oturduğu yerden fırlayarak üzerine yürümek istedi ise de bu defa ayağının takılması üzerine yere kapaklandı. Harezmî, etrafındakiler şaşkınlıktan kurtulamadan elindeki bıçağı, yeniden ayağa kalkmaya çalışan Sultan'ın böğrüne sapladı. Sultan Muhammed Alparslan üzüntülü idi. Yanındakiler yarasının acısı ile rahatsız olduğunu düşünüyorlardı. 

O ise kendilerine şahit olunuz diyerek şu tarihî sözleri sarf edecekti: 

“Ne zaman bir yere gitsem veya bir sefere çıkacak olsam, Allah’a tevekkül eder ve ondan yardım dilerdim. Bu defa ise, sefere çıkmadan önce yüksek bir tepeye çıkarak ordumun alay geçit merasimini seyrettim. Hükmüm altındaki bu muazzam orduya baktığımda, yeryüzünün ayağımın altında titrediğini hissettim. Kendi kendime: Ben dünyanın hükümdarıyım! Benim bu muazzam ordumun karşısında kim durabilir. Bu muzaffer ordumla Çin'in en ücra köşelerine kadar giderim, dedim. Fakat işte, Allah kalbime gelen bu gurur sebebi beni yarattıklarının en zayıfının eliyle aciz bıraktı ve cezalandırdı. Ölüm bir pusuda çıkıverdi karşıma. Şahit olunuz! Aklıma gelen bu düşüncelerden dolayı Rabbimden af ve mağfiret diliyorum, tövbe ediyorum:” dedi.

HEPSİ SUİKASTLE ŞEHİT EDİLDİ

Sultanın cenazesi ise Merv şehrinde defnedilir.Ünlü tarihçi İlber Ortaylı, Sultan Alp Arslan'ın Malazgirt zaferinden sonra yaptıklarıyla ilgili şu değerlendirmede bulunduğu yazısında Berzem Kalesi'nden de söz etmektedir: 

Sultan Alp Arslan’ın Malazgirt Zaferi’ne rağmen Anadolu’yu ele geçirip iskân etme gibi bir amacı olduğunu söylemek güç. O ortaçağların zengin, verimli ve uygun stratejik bölgesine, yani Suriye, Filistin ve Mısır’a yöneliyordu.

Nitekim ilk aldığı yerlerden Berzem Kalesi’nin Komutanı Yusuf’u sorgulama sırasında tahkir etmesi ardından onu serbest bırakması vakayinamelere göre hayatını sona erdiren suikasta neden olmuştur.

Tarihin garip bir tecellisi olarak, hem oğlu Sultan Melikşah hem kendisinin hem de oğlunun en büyük devlet adamlarından biri olan Nizamülmülk de suikastla öldürüldü. Onları da Haşhaşiler katletmiştir.

Yorumlar