İstanbul'un fethi ve fethin sembolü Ayasofya sempozyumda konuşulacak

Tarihçi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, "İstanbul'un fetih motivasyonlarından birisi, belki de en önemlisi Ayasofya'dır. Bu açıdan Ayasofya, araştırılmayı ve anlaşılmayı hak etmektedir" dedi.

Google Haberlere Abone ol

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı ve tarihçi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, İstanbul'un fethinin motivasyonlarından belki de en önemlisinin Ayasofya olduğunu, bu açıdan Ayasofya'nın, araştırılmayı ve anlaşılmayı hak ettiğini kaydetti.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Ayasofya Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Fatih Sultan Mehmet ve Dönemi Uygulama ve Araştırma Merkezince çevrimiçi düzenlenen "Fetih ve Ayasofya Sempozyumu" başladı.

Sempozyumun açılış oturumunda konuşan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Ayasofya Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin ilk programının İstanbul'un fethinin 568. yıl dönümü münasebetiyle "Fetih ve Ayasofya" temasıyla yapıldığını söyledi.

Merkezin bundan sonra da var olan bütün imkanlarını seferber ederek Ayasofya araştırmalarına katkı vereceğini ve bu alana yeni bir ruh kazandıracağını aktaran Kurşun, dünya mirası Ayasofya hakkında çok yönlü araştırmalarla daha çok akademik çalışma ve ürünün ortaya konulmasının amaçlandığını ifade etti.

Prof. Dr. Kurşun, "Zira İstanbul'un fetih motivasyonlarından birisi, belki de en önemlisi Ayasofya'dır. Bu açıdan Ayasofya, araştırılmayı ve anlaşılmayı hak etmektedir." dedi.

Müslümanların zaferden zafere koşup fetihler yaptıkları Ortaçağ boyunca İstanbul'u kuşattıkları halde ele geçirememelerinin psikolojik etkisinin çok büyük olmadığını, onların diğer zaferleriyle yetindiğini dile getiren Kurşun, "Hatta kazandıkları zaferler İstanbul'un fethine dair olan rivayetlere daha çok inanmalarına imkan tanımaktaydı. Kur'an'da Bizans'ın mağlup olacağı açıkça yazılırken, İstanbul'dan doğrudan söz edilmemekteydi. Ancak hadislerde İstanbul'un yer alması dikkatleri Bizans'ın en büyük mabedi ve sembolü olan Ayasofya'ya çevirmişti. Başka bir ifadeyle İstanbul'un fethi, Ayasofya'nın fethi demekti." ifadelerini kullandı.

12. asırdan itibaren İslam dünyasının eski parlak günlerini yitirdiğini ve siyasi dağınıklıklarla karşı karşıya kaldığını belirterek, şunları kaydetti:

"İstanbul Müslümanların dünyasına karamsarlığın egemen olduğu bir dönemde Osmanlı'nın genç sultanı Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildi. Bu fetih doğuda yeniden doğuşu müjdelerken, Endülüs'te son Müslümanı da ortadan kaldırmaya teşebbüs edenlere verilen en büyük cevap oldu. Bu yüzden İstanbul'un fethi Müslümanlar ve Müslüman Türkler için yeniden dirilişi temsil edecektir. Bunun yani fethin sembolü de Ayasofya'dır ve tabii olarak fethin hemen akabinde bu ulu mabet camiye tebdil edilecektir."

Ayasofya'nın 1453'ten 1932'de yeniden bakım ve onarıma alınıncaya kadar Osmanlıların ulu camisi olarak varlığını sürdürdüğünü, bu tarihten sonra müzeye çevrildiğini, 19 Temmuz 2020'de yeniden asli fonksiyonuna irca edildiğini aktaran Kurşun, bu sempozyum fetih ve Ayasofya ilişkisini ve hafızalardaki Ayasofya'yı anmak maksadıyla düzenlendiğini sözlerine ekledi.

"Ayasofya Müslüman Türk milleti için bir hafıza mekandır"

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Andı da fetih ve Ayasofya'nın iki önemli kavram olduğunu dile getirerek, "Gerek İstanbul'un fethi gerekse Ayasofya'nın bir Müslüman mabedine döndürülmesi bu milletin, hatta bütünüyle ümmetin tarihinde çok ciddi etkiler, sevinçler uyandırmış ve asırlar boyu bu etkisi ve sevinci devam etmiş iki önemli hadise." diye konuştu.

Andı, İstanbul'un fethi ve Ayasofya'nın Müslüman mabedi olarak işlev kazanmasının takdiriilahinin bu ümmet üzerinde tecelli ettiği an olduğunu dile getirerek, fetih hadisesinde herhangi bir zorlama, tehdit, sıkıntı olmadığını, her fethin aslında insanı ve toplumu özgürleştirme, ona şahsiyet kazandırma eylemi olduğunu dile getirdi.

Böyle bir eylemin Türk tarihinde İstanbul, eylemin sembol mekanı olarak da Ayasofya şeklinde öne çıkmasının bu bağlamda çok önemli olduğunu ifade eden Andı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü Ayasofya'nın temsil ettiği o özgürleştirme ve şahsiyet kazandırma süreci bu toplum eliyle bütün bir ümmete kazandırılmış bir süreçtir. Bu bakımdan bizim tarihimizde hem fethin hem de Ayasofya'nın çok önemli bir yeri vardır. Her şeyden evvel Ayasofya bizim için tabiri caizse bir hafıza mekandır. Bizim toplumsal hafızamız kendi geçmişini, varlığını, hedeflerini, amaçlarını, niyetlerini tarihsel süreç içerisinde belirli mekanlar çerçevesinde yoğurur, şekillendirir ve o mekanlar sürekli hafıza tazeler. Bu hafıza tazelemek de toplumun kimliğini yapar. Ayasofya da Müslüman Türk milleti için böyle bir hafıza mekandır, bu milletin hafızasını, dolayısıyla şahsiyetini, var oluş planlarını, gayelerini inşa eden mekanlardan birisidir. Ayasofya'nın tarihi aslında bu coğrafyadaki bu milletin yaşadığı serüvenin tarihidir."

Çevrimiçi gerçekleştirilen sempozyumda, açılış oturumunun ardından "Osmanlı'dan Günümüze Ayasofya" ve "Ayasofya ve Toplumsal Hafıza" başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek. Gün boyu sürecek oturumlarda akademisyenler tarafından Ayasofya'nın tarihi, mimari, edebi, kültürel ve siyasi konumu masaya yatırılacak.

Yorumlar