İş birliği ve birlikteliği kutlayalım!

Schuman Bildirisi’nin 70’inci yıl dönümü, kendimize AB’nin bir barış, dayanışma, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ortak alanı olduğunu hatırlatmanın zamanıdır

Google Haberlere Abone ol

CHRISTIAN BERGER

Bu yıl da geçen yıl olduğu gibi 9 Mayıs Avrupa Günü, insanların aile bağlarını ve birliktelik ruhunu kucakladığı ramazan ayına denk geliyor. Avrupa Günü dayanışma ve topluluk ruhunun kutlandığı bir gündür.

Bir fikir ve siyasi bir proje olarak Avrupa’ya bağlılığımın son derece kişisel bir arka planı var. Büyükbabam siyasi görüşleri nedeniyle ülkemizin bağımsızlığına inandığı için Nazi zulmüne maruz kaldı. Diğer büyükbabam genç bir askerken hayatını kaybetti. Annem ve babam savaş zamanı bombardımanlar arasında doğmuşlar. Benim doğup büyüdüğüm yer de diğer taraftaki arkadaşlarımızı ve akrabalarımızı görmemize engel olan demir perdeden pek uzak sayılmazdı. Tabii kaderleri bizimkinden çok daha kötü olan birçok aile var. Bunlar artık çok eski zamanlar gibi görünse de aslında değil, sadece üç nesil önce yaşandı hepsi. Fakat bugün neredeyse tamamen unutuldu.

Bugün Schuman Bildirisi'nin 70'inci yıl dönümünde Avrupa entegrasyonunun ne anlama geldiğini ve AB’nin dünyadaki rolünün ne olduğunu hatırlamamız gerekiyor.

Bu dayanışma kavramı, İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olan ve önceki yüzyıllar boyunca Avrupa’ya musallat olan milliyetçi çekişmelere karşı verilmiş doğrudan bir cevaptır. Schuman’ın “aykırı ruh” olarak ifade ettiği düşmanlığın yerini dayanışma ve birliğin alması gerekiyordu. Kurucu atalarımız için birlik vizyonunun kaynakların birleştirilmesi ve ortak kurumlar oluşturulması gibi Avrupa’yı yeniden inşa edecek ve 1945 sonrasında insanlara umut verecek pragmatik çözümlerle başlaması gerekiyordu.

Bugüne değin karşılaştığımız ve karşılaşmakta olduğumuz birçok soruna ve krize rağmen Avrupa entegrasyonun kaydettiği başarılara dönüp bir baktığımızda ben bu sürecin başarılı olduğuna inanıyorum.

AB, dünyanın dört bir yanında barış için ara buluculuk yapması dolayısıyla değil çok başarılı bir barış projesi olduğu için Nobel Ödülü'ne layık görüldü. Üye devletler olarak kendi aramızda tarihin savaşsız en uzun sürecini yaşadık. İşte bu nedenle Schuman Bildirisi’nin 70’inci yıl dönümü, kendimize AB’nin bir barış, dayanışma, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ortak alanı olduğunu hatırlatmanın zamanıdır.

Son günlerde Avrupa entegrasyonu fikrini kenetleyen ruh sorgulanmaya başladı ve alınan karantina tedbirleriyle, hastalığın ciddiyetine bağlı olarak, yalnızca devletler arasında değil, aynı zamanda bölgeler veya şehirler arasında da sınırlar tekrar ortaya çıktı. Böylesi bir krizde ulus devlet veya bazen bölge veya şehir ilk müdahalede bulunan taraftır.

Avrupa Birliği, kurumları ve üye devletler Team Europe (Avrupa Takımı) olarak hep birlikte ve çok güçlü bir koordinasyon rolü üstlenerek hızla devreye girdi.

Bu koordinasyon rolü, Avrupa dışında bulunan 550 bin Avrupalının ülkelerine geri dönmesinin sağlanması; eldiven, maske, solunum cihazı gibi koruyucu ekipmanın global ölçekte satın alınması, ticaretin üye devletler arasında ve AB ile üçüncü ülkeler arasında idame ettirilmesi, yük kamyonlarının geçişlerini rahatlıkla yapması, mal akışının yine rahatça yapılabilmesi için sınırlarda yeşil hat adını verdiğimiz kavramın devreye sokulması gibi en pratik konulardan başladı. Şimdi üzerinde odaklandığımız konu ise istihdamın korunması, firmaların çalışmalarını sürdürmelerinin sağlanmasıdır. Dünya genelinde ve Avrupa’da ciddi sarsıntı geçiren ekonomilerin en kısa sürede yeniden ayağa kalkabilmesini sağlamak üzere Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve Komisyon el ele vererek güç birliği yapıyor.

Birlikte çalışıyoruz. Daha sadece birkaç gün önce AB uluslararası camiaya aşı bulunması için bir araya gelerek kaynaklarını birleştirme çağrısında bulundu. Yaklaşık 8 milyar avro taahhüt edildi. Bu fon hemen şimdi gereken araştırma ve geliştirme çalışmalarının desteklenmesi için kullanılacak.

Küresel bir sorunu çözmek için teknolojik, bilimsel ve mali kaynakların bir araya getirilmesi iş birliğini ortaya koymanın en iyi yoludur. Ve "Türkiye’nin de bunun bir parçası olduğunu" söylemekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Başladığım noktaya dönecek olursam, 70 yıl önce Avrupa’yı dayanışmaya çağırdığı zaman Schuman küçük düşünmüyordu. Kovid-19’a karşı verilen mücadele de bize bunu net olarak hatırlatıyor. Schuman kadar büyük ve onun kadar yaratıcı düşünmemiz ve aynı ruhla hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Kovid-19 krizi, aday ülke olmanın yanı sıra pek çok alanda stratejik ortağımız olan ve Avrupa ile tarihi, coğrafi ve ekonomik bağlar paylaşan Türkiye ile birlikte durup beraber çalışmamız gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

9 Mayıs 2020 bu iş birliğini ve birlikteliği anmak ve beraber kutlamak için en iyi fırsattır. Bu birliktelik Avrupa Birliği’ni güçlendirmektedir. Avrupa çeşitlilik içinde birlik yoluyla halklarının, ulusal kimliklerinin, dil, kültür ve geleneklerinin ortak yönlerini ve farklılıklarını kucaklıyor. Gücünü iş birliği, diyalog ve karşılıklı saygıdan alıyor.

Avrupa Günü'n kutlu olsun Türkiye!

[Christian Berger, Büyükelçi, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı]

“Görüş” başlığıyla yayımlanan makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Yorumlar