Merkel ve Macron'dan Putin'e İdlib telefonu

Suriye'nin İdlib kentinde devam eden çatışmalar Avrupa'da da yakından takip ediliyor. Almanya Başbakanı Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Rusya Devlet Başkanı Putin'e çağrıda bulunarak çatışmaların sonlandırılmasını istedi.

Google Haberlere Abone ol

Suriye'nin İdlib kentinde devam eden çatışmalar Avrupa'nın da gündemini meşgul ediyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya Devlet Başkanı Vladmir Putin ile İdlib'i görüştü.

Alman Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, Merkel ve Macron, Putin ile telefonda görüşme gerçekleştirdi.

Şansölye Merkel ve Cumhurbaşkanı Macron, Suriye’nin İdlib kentinde felaket verici insani durumdan ne kadar kaygılı olduklarını ifade etti, Putin'e İdlib’de derhal çatışmaların son bulması çağrısında bulundu.

İhtiyaç sahipleri için insani yardımların erişiminin engellenmemesini isteyen iki lider, Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile (İdlib’deki) krizde siyasi çözümün bulunması için buluşmaya hazır olduklarını bildirdi.

AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ'NDEN İDLİB DEKLARASYONU

Öte yandan Avrupa Birliği (AB), Esed rejimi ve destekçilerinin İdlib'deki askeri saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirterek, tüm taraflara silahlı çatışmaları derhal durdurması çağrısında bulundu. AB Konseyi, Suriye'nin İdlib kentindeki son duruma ilişkin deklarasyon yayımladı.

Tüm taraflara silahlı çatışmaları derhal durdurma çağrısı yapılan deklarasyonda, "Suriye rejimi ve destekçileri tarafından İdlib'deki yeni askeri saldırı büyük insani acılara neden oluyor ve bu kabul edilemez." ifadeleri kullanıldı. Deklarasyonda, tüm tarafların uluslararası hukuk kurallarına uymaları, ihtiyaç duyanlara insani yardımları engelsiz ve doğrudan ulaştırmaları talebi yer aldı.

UCM'YE TAŞINMASI ÖNERİSİ

AB'nin Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde yürütülen siyasi sürece verdiği desteğin yinelendiği deklarasyonda, tüm taraflar sürdürülebilir ateşkes sağlamaya, sivilleri korumaya ve Soçi mutabakatı kapsamındaki taahhütlere tam olarak uymaya çağrıldı. Deklarasyonda, ayrıca Suriye'deki durumun Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne sevk edilmesi istendi.

İNGİLTERE'DEN SURİYE REJİMİNE İDLİB TEPKİSİ

İngiltere'nin Orta Doğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly, Suriye'nin İdlib kentinde Türk askerlerinin şehit edilmesini "dehşet verici" olarak niteleyerek, Esed rejimi ve destekçisi Rusya'dan saldırıları durdurmasını istedi. 

Cleverly, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İdlib'deki insani kriz korkunç ve kabul edilemez." ifadesini kullandı. 

AMERİKAN KONGRESİ'DEN BEYAZ SARAY'A İDLİB MEKTUBU

 ABD'li Kongre üyeleri, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya bir mektup göndererek, İdlib'deki saldırıları dolayısıyla Esed rejimi ile Rusya'ya yönelik yaptırım uygulanması çağrısında bulundu.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesine ait internet sitesinde, komite başkanı Eliot Engel ve komite üyesi Michael McCaul tarafından Pompeo'ya gönderilen mektuba ilişkin yazılı bir açıklama yayımlandı.

Rusya, Esed rejimi, İran ve Hizbullah tarafından İdlib'de düzenlenen saldırılarda nisan ayından bu yana 1730 sivilin öldürüldüğü vurgulanan mektupta, Rusya ve rejime diplomatik baskı ve ekonomik yaptırım uygulanması istendi.

Mektupta, şu ifadelere yer verildi: "Rusya'nın uluslararası normlara aykırı bir şekilde defalarca hastaneleri bombaladığı ve yıllarca Suriye'deki sağlık çalışanlarına saldırdığı raporlandı. Bu sebeple sizden uluslararası forumlarda bu aşağılık eylemleri dile getirmenizi ve işlediği savaş suçları konusunda Rusya'nın sorumlu tutulmasına öncelik verilmesini istiyoruz."

Bununla birlikte, Esed rejiminin Suriye'de masum insanları katletmeye ve sivil altyapıyı tahrip etmeye devam ettiği ancak bazı şirketlerin rejim kontrolü altındaki bölgelerde yeniden yapılanma ihalelerine girmeye çalıştığı aktarılan mektupta, "Esed ve adamlarını yeniden yapılanma için verilen para ve sözleşmelerle ödüllendirmemeye dikkat edilmelidir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Mektupta ayrıca Türkiye'ye İdlib'deki Rusya ve Esed saldırılarını sona erdirme çabası için teşekkür edilirken, bölgedeki insani kriz konusunda daha fazlasının yapılması da istendi.

ABD DIŞİŞLERİ'NDEN İDLİB TEPKİSİ

 ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus, İdlib'deki saldırılarına devam eden Beşşar Esed rejiminin Halep Havalimanı'ndaki uçuşları yeniden başlatmasını "utanmazlık" şeklinde nitelendirdi. 

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ortagus, Twitter hesabından Suriye'ye ilişkin bir değerlendirme yaptı. Kısa süre önce Halep Havalimanı'nı yeniden uçuşlara açtığını açıklayan Esed rejimine tepki gösteren Ortagus, "Gece gündüz İdlib halkının üzerine varil bombalarını yağdıran Esed, utanmaz bir şekilde Şam'dan 'Halep Katliam Havalimanı'na' kanlı uçuşlara yeniden başladığını duyuruyor. Bu, Suriye halkının hayal ettiği şey değil, onlar ölüm ve yıkımın kabusu içinde yaşıyorlar." ifadelerini kullandı.

ABD'Lİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDAN İDLİB ÇAĞRISI

 ABD'li sivil toplum kuruluşları ve insan hakları örgütleri, Rusya ve Esed rejimine tepki göstererek İdlib'deki insani krize acil müdahale çağrısında bulundu.

ABD merkezli Amerikan Suriye Yardımlaşma Koalisyonu, Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), MedGlobal, ABD Müslüman Halkla İlişkiler Konseyi, Suriye Acil Durum Görev Gücü ve Suriye İnanç Girişimi Konseyi, ABD Kongresinde İdlib'deki gelişmelere ilişkin basın açıklaması yaptı.

Rusya ve Esed rejiminin hava saldırıları düzenlediği İdlib'de her gün sivil ölümlerin yaşanmasına ve yaşam koşullarının daha da zorlaşmasına dikkati çeken CAIR başkanı Nihad Awad, "Dünyanın gözü önünde 21. yüzyılın en büyük insani krizlerinden biri gerçekleşirken medya ve siyasetçiler bunu görmezden gelmeye devam ediyor. Kongre ve Donald Trump yönetimine Suriye'ye öncelik vermeleri ve Suriye'deki insani krizin sona erdirilmesi noktasında Rusya ile Esed rejimine baskı uygulamaları çağrısında bulunuyoruz." dedi.

Awad, ayrıca Suriyeli mültecilere insani yardımların artırılması ve Suriye'de insani yardım çalışmalarında bulunan gruplara daha fazla destek verilmesinin önemine vurgu yaparak Birleşmiş Milletler'den (BM) de Suriye konusundaki çabalarını artırmasını istedi. 

SURİYELİ ÇOCUKLARIN SESİNE KULAK VERİN

Suriye'de hizmet veren gönüllü sağlık kuruluşu MedGlobal'in başkanı Zaher Sahloul da alandaki sağlık hizmetlerinin yetersizliğine ve sivillerin sağlık konusunda yaşadığı zorluklara dikkati çekti.

Sahloul, MedGlobal olarak Yemen, Gazze, Irak, Bangladeş, Kolombiya, Venezuela, Porto Riko ve Suriye'nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerde aktif olduklarını ancak İdlib'de yaşananların, bunların en kötüsü olduğunu vurguladı. 

Tıbbi cihaz ve ilaç eksikliğinin yanı sıra Rusya ve Esed rejiminin hava saldırıları sonucu 910 doktorun öldürüldüğünü ve 580 hastanenin yıkıldığını kaydeden Sahloul, yetersiz sağlık hizmetlerinden dolayı özellikle çocuk ve kadınların öldüğüne işaret etti.

Sahloul, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e, İdlib'i ziyaret etmesi çağrısında bulunarak "BM Genel Sekreteri Guterres'e sesleniyorum. Pozisyonunuzu kullanarak BM'nin hala etkili olduğunu ve krize yön verebileceğini ispatlayabilirsiniz. Doğal afet sonrası Bahamalar'a gittiğiniz gibi hemen İdlib'e gitmeli ve basın açıklamanızı, üşüyen çocukların yanında yapmalısınız. Evlerinin altında veya soğukta donarak ölen Suriyeli çocukların çığlıklarına kulak verin." diye konuştu.

TÜRKİYE'YE DESTEK ÇAĞRISI

Suriye Amerika Konseyi Başkanı Zaki Lababidi ise İdlib'de yaşananlardan sorumlu tuttuğu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e tepki göstererek diğer ülkelerin liderlerine Türkiye'ye destek vermeleri çağrısında bulundu.

Rusya'nın Suriye'de sivil, çocuk, okul veya hastane demeden bombaladığını, Rus askerlerinin Suriye'de işgalci role büründüğünü belirten Lababidi, "Devrim başarıya ulaşmıştır çünkü artık bitme noktasına gelen Esed rejimi ile değil, işgalci güç Rusya ve İran ile savaşıyoruz. Rusya evine dönmeli, Suriye'yi Suriyelilere bırakmalıdır." ifadelerini kullandı.

Lababidi, Türkiye'nin İdlib'deki sivilleri korumaya çalıştığını ve bu sebeple Rusya ile karşı karşıya geldiğini vurgulayarak ABD ve NATO'nun, Türkiye'nin yanında olması gerektiğini vurguladı. 

ABD'nin, eski Başkan Barrack Obama döneminde Suriye'de barışın sağlanması konusunda büyük bir fırsatı kaçırdığını belirten Lababidi, ABD Başkanı Donald Trump'a hitaben, "Şu an tarihi bir aşamadayız. Bir fırsat daha kaçırmayalım. O zamandan bu yana yüz binlerce Suriyeli öldü ve milyonlarcası evsiz kaldı. Artık ya Rusya ve İran'ın şeytani saldırılarını durduracağız ya da yine yüz binlerce Suriyelinin ölmesini ve milyonlarca Suriyelinin Avrupa'ya göç etmesini izleyeceğiz." dedi.

HULUSİ AKAR'DAN İDLİB AÇIKLAMASI

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Bizim Rusya ile karşı karşıya gelmek gibi ne niyetimiz ne maksadımız var. Böyle bir şey asla söz konusu değil. Bunun olmaması için elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik, göstermeye devam edeceğiz. Bizim için oradaki bütün mesele rejimin ateşkese uyması." dedi. 

Akar, CNN Türk televizyonunda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları cevapladı.  İdlib'deki gelişmeler ve Türkiye'nin Rusya ile yaptığı görüşmelerde gelinen noktanın sorulduğu Akar, Türkiye olarak sürecin başladığı andan itibaren tüm taraflarla ilkeli ve şeffaf şekilde ilişkilerini sürdürdüklerini belirtti. Türkiye'nin şu anda da aynı noktada bulunduğunu ve tutumunda bir değişiklik olmadığını aktaran Akar, Türkiye'nin sorumluluklarını yerine getirdiğini, muhataplarından da sorumluluklarını yerine getirmesini beklediğini vurguladı. 

Akar, "Soçi Mutabakat Muhtırası'nda, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nin sınırları belli. Burada aslolan bu sınırlara uyulması. Bu muhtıranın temeli burada yatıyor. Biz diyoruz ki bunu ihlal eden rejim üzerinde gerekli nüfuzunuzu kullanın, etkiyi sağlayın ve rejimin ateşkese uymasını, Soçi Mutabakat Muhtırası'na uymasını gerçekleştirin. Yaptığımız görüşmelerde bunları ortaya koyuyoruz." dedi. 

Türkiye'nin İdlib'e ilişkin beklentilerini aktarırken Akar, şunları söyledi: "Derhal kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve böylece göçün durdurulması, göçün durdurulmasıyla da insanların rahat nefes alması. Burada askeri bir durum var doğru, fakat bunun da ötesinde insani bir dram söz konusu. Milyonlarca insan kışta kıyamette, zor iklim koşullarında hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Hal böyle iken rejim acımasız bir şekilde hala gaddar... Bir şekilde hastaneler dahil, vurmaya devam ediyor. Dolayısıyla bizim buradaki tutumuzda ve davranışlarımızda bir değişiklik yok, bizim taleplerimiz gayet açık."

Bakan Akar, Rusya ile yaptıkları görüşmelerin devam ettiğini ve edeceğine işaret ederek, İdlib'de bir de çok ciddi kavramsal durumlar yaşandığına dikkati çekti.

"Rejim devamlı İdlib'de yaşayan milyonlarca insanı ki 3,5 - 4 milyon insan yaşıyor orada, bu insanları terörist olmakla suçluyor. Bu bir kere kavramsal olarak rejimin iflası demektir." ifadesini kullanan Hulusi Akar, şöyle konuştu:

"Rejim burada bir şekilde kendisine muhalif olan herkesi terörist olarak damgalıyor ve onlara hiçbir şekilde yaşam hakkı tanımıyor. Varil bombaları dahil, havadan karadan saldırılar dahil, hiçbir ayrım yapmaksızın herkesi katlediyor. Bu bir katliam. Türkiye olarak biz bütün tarihimiz boyunca olduğu gibi bugün de mazlumların yanında olmaya devam ediyoruz. Bu çerçevede biz orada varlığımızı sürdürüyoruz ve Soçi Mutabakat Muhtırası'na uyulmasını talep ediyoruz." 

İDLİB'E HAREKAT OLACAK MI?

"Şubat ayı sonunda bahsedilen yere geri çekilme olmazsa Türkiye Barış Pınarı Harekatı'nda olduğu gibi İdlib'de de harekat için hazır mı?" sorusu üzerine Akar, "Bu konuda zaten Sayın Cumhurbaşkanımız talimatlarını verdiler, hedefi gösterdiler. Biz de gerekli planlamalarımızı yaptık. A, B, C planlarımızı yaptık. Bu plan yeri ve zamanı geldiğinde uygulanmaya başlar." ifadesini kullandı.  

Bakan Akar, "Suriye'nin arkasında Rusya'nın olduğunu biliyoruz. O zaman Türkiye, Rusya ile karşı karşıya mı gelecek?" denmesi üzerine, Türkiye'nin Rusya'ya karşı herhangi bir tavrının söz konusu olmadığını, tek hedefinin rejim, ateşkese karşı gelen kişi ve gruplar olduğunu vurguladı.  

Kremlin'den yapılan "harekatın en kötü senaryo" olacağı yönündeki açıklamanın sorulması üzerine Akar, Türkiye'nin en başta Soçi Mutabakat Muhtırası'nın görüşmeler yoluyla barışçıl yol ve yöntemlerle ilerlemesinden yana olduğunu belirtti. 

Akar, Suriye'nin hava sahasını Rusya'nın kontrol ettiği ve olası bir harekatta bu durumun harekatı zorlayacağı yönündeki tezlerin hatırlatılması üzerine, bu durumun doğru olduğunu, bu zorluğun Rusya'nın karışmamasıyla aşılabileceğini, bunun için de görüşmelerde bulunulduğunu aktardı. 

Hulusi Akar, bir soru üzerine, Rus askerlerinin kendi üniformalarını çıkarıp, Suriye üniforması giydiği yönünde kendilerine ulaşan bir bilgi bulunmadığını söyledi. 

Bölgede Rus askerleri ile Türk askerleri arasında gayet sağlıklı bir diyalog olduğunu bildiren Akar, her an her türlü bilgi alışverişinin yapılabildiğini bildirdi.

Akar, anayasa yazım çalışmalarının sürdüğünü, Türkiye olarak beklentilerinin bunun sonunda seçimlerin yapılması ve herkesi temsil edecek meşru bir Suriye hükümeti çerçevesinde, istikrara kavuşmuş, demokratik değerlere saygılı bir devletin oluşması olduğunu dile getirdi.   

Rusya'dan "Türkiye'nin İdlib'teki sorumluluklarını yerine getirmediği" yönündeki açıklamaların hatırlatılması üzerine Akar, Türkiye'nin muhtırada yer alan silahlardan arındırılacak 15-20 kilometrelik bölgede çok yoğun çalışmalar yaptığını, tüm ağır silahların bu bölgeden çıkarılmasını sağlarken, ateşkesin rejim tarafından tekrar tekrar bozulduğunu anlattı. Bu durumun çalışmalarını akamete uğrattığını aktaran Akar, Türkiye'nin orada hava sahasını tam olarak kullanması talebinin de karşılanmadığını açıkladı. 

Hava sahasını kullanamamaktan kaynaklı sıkıntılar yaşandığını aktaran Akar, Türkiye'nin hava sahasını etkin şekilde kullanması yönünde görüşmelerin sürdüğünü belirtti. 

Akar, "Türkiye, Rusya ile karşı karşıya gelirse ne olacak?" şeklindeki soruların dile getirilmesi üzerine şunları kaydetti:

"Bizim Rusya ile karşı karşıya gelmek gibi ne niyetimiz ne maksadımız var. Böyle bir şey asla söz konusu değil. Bunun olmaması için elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik, göstermeye devam edeceğiz. Bizim için oradaki bütün mesele rejimin ateşkese uyması. Rejimin saldırılarının durması. Rejimin katliamını kesmesi. Oradaki insanlara yaptığı ezaya, cefaya, zulme son vermesi ve böylece radikalleşmenin ve göçün önüne geçilmesi. Çok açık bizim ifade ettiğimiz husus."         

Mehmetçiğin can güvenliği için bütün tedbirlerin alındığını söyleyen Akar, Türkiye'nin oradan ne zaman çıkacağı yönündeki soruyu yanıtlarken, Suriye'de tüm tarafların katılımıyla yapılacak demokratik seçimler ve kurulacak meşru hükümeti işaret etti.

"ABD'nin İdlib'de desteği nedir, sözsel bir destek mi?" sorusuna karşılık Akar, birçok ülkenin İdlib'deki insanlık dramının farkında olduğunu ve Türkiye'nin faaliyetlerinin saygıdeğer bulunduğunu söyledi. Akar, bunun sadece sözde olmasının yeterli olamayacağını, fiili katkı sağlanmasının önemine işaret etti.

Akar, "Askeri destek söz konusu olursa ABD askerlerin bizzat İdlib'de sahaya inmesi söz konusu olabilir mi?" sorusuna, "Hayır, öyle bir şey yok" yanıtını verdi.

İDLİB'DE 2 ŞEHİT 5 YARALI

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), ateşkesi sağlamak üzere İdlib bölgesinde bulunan unsurlara yapılan hava saldırısı sonucu 2 askerin şehit olduğunu, 5 askerin yaralandığını bildirdi. Bakanlığın Twitter adresinden yapılan açıklamada, İdlib'de belirlenen hedeflerin ateş altına alındığı, alınmaya devam edildiği belirtildi. Açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bugüne kadar olduğu gibi şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamış, bundan sonra da bırakılmayacaktır. Hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine, TSK ile asil milletimize baş sağlığı ve sabır, yaralı personelimiz için de acil şifalar dileriz. İdlib bölgesindeki çeşitli kaynaklardan alınan son bilgilere göre, 50'den fazla rejim unsuru, 5 tank, 2 zırhlı personel taşıyıcı, 2 silahlı pikap ve 1 obüsün imha edildiği öğrenilmiştir."

TAKVİYE SÜRÜYOR

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nde tahkimat ve intikal faaliyetleri sürüyor.

Yorumlar