Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in doğumunda gerçekleşen mucizeler nelerdir?

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in doğumunda gerçekleşen mucizeler nelerdir? Mevlit Kandili 2018 yavaş yavaş yaklaşıyor. Kandilin yaklaşmasıyla birlikte Müslümanlar, Mevlid Kandili'nde hangi ibadetlerin yapıldığını, Mevlid Kandili'nde ne gibi dualar yapmak gerektiğini, mevlid Kandili'nde tam olarak hangi olayların gerçekleştiğini merak ediyor. Mübarek gün ve gecelerin takibi için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi verilerini takip etmek gerekiyor. Son Haberler olarak sizler için 2018 yılı Kandil ve Mübarek Geceleri'nin ne zaman olduğuna dair bilgileri Diyanet İşleri Başkanlığı'nın verilerine dayanarak derledik.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in doğumunda gerçekleşen mucizeler nelerdir?
17 Aralık 2018 Pazartesi 08:40

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in doğumunda gerçekleşen mucizeler nelerdir? Mevlit Kandili 2018 ne zaman, şimdiden merak konusu oldu. İslam aleminde özellikle de Türkiye'de mübarek gün ve geceler büyük bir dikkatle takip edilir, o gün ve geceler geldiğinde ise büyük bir özenle idrak edilmeye çalışılır. Türkiye'de Mevlid Kandili 2018 yılı içinde 19 Kasım'da Pazartesi gününü Salı gününe bağlayan gece idrak edilecek. Peki 2018 yılı içinde idrak edilmeyen mübarek gün ve gece kaldı mı? Kalmadıysa 2019  yılı içindeki kandil ve mübarek geceler hangi tarihlere denk gelecek? İşte detaylar?

MEVLİT KANDİLİ NEDİR?

Mevlit Kandili 2018 vesilesiyle bir kez daha Mevlid'in kelime anlamını buradan zikretmek istiyoruz. Mevlid kelime olarak "doğmak" anlamına gelir. Kandil kelimesi ise ışıldak anlamına geldiği gibi belli günlerde yakılan aydınlık anlamı da içeriyor. Bu iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluşan Mevlid Kandili ise efendimiz s.a.v'in doğumu için kullanılmaktadır.

Mübarek gün ve geceler arasında yer alan Mevlid Kandili, insanı insan yapan bütün güzelliklerin odaklandığı bir şahsiyet olan rahmet elçisi Hz. Peygamberin doğumunu kutladığımız, onun bireysel ve toplumsal hayatımızı aydınlatan insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve metanetini, kerem ve cömertliğini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri anlayıp hayatımızı onun yüce ahlâkıyla güzelleştireceğimiz bir tazelenme mevsimidir.

MEVLİD KANDİLİ İLK NE ZAMAN İFA EDİLDİ? MEVLİD KANDİLİ TARİHÇESİ

Türkiye'de Osmanlı döneminden bu yana aralıksız bir şekilde ifa edilen Mevlit Kandili, İslâm dünyasında ise ilk defa, Mısır'da hüküm süren Fatımîler (910-1171) tarafından tertiplenmiştir. Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkanı arasında cereyan etmekte idi. Fatimîler, Hz. Ali (r.a.) ve Fatıma (r.anha.)'ın doğum günlerinde de mevlid merasimleri tertip ederlerdi.

Sünnî Müslümanlarda ilk mevlid merasimi, Hicri 604 yılında, Selahaddin Eyyubî'nin eniştesi ve Erbil atabeyi Melik Muzafferuddun Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Uzun hazırlıklarla düzenlenen merasimler, bütün halkı kapsayan bir şekilde düzenlenirdi. Muzafferuddin, çevre bölgelerden fakıh, sûfi, vaiz ve diğer alimleri Erbil'e çağırır ve kutlamalar gayet debdebeli bir şekilde cereyan ederdi.

Daha sonra, değişikliğe uğrayarak, Mekke'de de mevlid merasimleri tertiplenmeye başlanmıştır. Mekke ve Medine'den sonra mevlid merasimleri, İslam coğrafyasının her tarafında birbirinden farklı şekillerde tertiplenmeye başlanmış ve bu, bugüne kadar sürekliliğini korumuştur.

Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588'de resmi hale getirildi. Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camii'nde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii'nde yapılan merasimlere, devlet erkanıyla birlikte halk da katılırdı.

MEVLİT KANDİLİ'NİN İSLAM DİNİNDEKİ YERİ NEDİR?

Mevlid Kandili'nin İslam dinindeki yeri konusunda şimdiye kadar birçok tartışma yaşanmıştır. Sonuç itibariyle Peygamber efendimiz döneminde yapılan bir ritüel olmadığı için sonradan ortaya çıkması, "bidat" tartışmalarını başlatmıştır. Ancak bazı alimler bunun bitatın güzel olanına girdiği konusunda hemfikir. Büyük hadis ve fıkıh âlimi olan İbni Hacer, mevlid merâsiminin meşrûiyeti hakkında şu hadisi zikreder: İbni Abbas’ın rivayetine göre, Resûl-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) Medine’ye hicret ettiklerinde Aşure gününde Yahudilerin oruç tuttuklarını öğrenir. Oruç tutmalarının sebebini sorduğunda Yahudilerden şu cevabı alır: “Bu çok büyük bir gündür. Bugünde Allah, Mûsâ ile kavmini kurtardı. Firavun ile kavmini suda boğdu. Mûsâ da buna şükür için oruç tuttu. İşte biz de bugünün orucunu tutuyoruz.” “Bunun üzerine Peygamberimiz, ‘Öyleyse biz Mûsâ’ya sizden daha yakın ve evlâyız’ buyurdu. O günden sonra hem kendisi oruç tuttu, hem de tutulması için tavsiyede bulundu.” ( Müslim, Sıyam 127) İbni Hacer bu nakilden sonra şöyle der: “Bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde, mevlid gecesinde Allah’a şükretmek tam yerindedir. Fakat mevlid merasiminin Peygamberimizin doğum gününe denk getirilmesi için dikkat etmek gerektir.” (el-Hâvî fi'l-Fetevâ, 1/190.)

MEVLİD GECELERİ OKUNAN MEVLİDLER

İslam dünyasında peygamber efendimizi yâd etmek, ona salât-selâm getirmek maksadıyla çeşitli dillerde okunan mevlidler vardır. Arapça “Bâned Suâd, Bürde ve Hemziyye” kasideleri birer mevliddir. Türkçede ise yirmiden fazla mevlid manzumesi vardır. Fakat bunların içinde en çok tutulan ve okunanı Süleyman Çelebi merhumun 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlid kitabıdır.

MEVLİD KANDİLİ'NDE NELER YAPILMALI?

Özelde Mevlid Kandili, genelde ise bütün mübarek gün ve gecelerde alimler tarafından yapılması önerilen bazı faaliyetler var. Mübarek gecelerin ihyası ile ilgili hususi bir ibadet mevcut değildir. Namaz, tilavet-i Kur'ân, dua gibi bütün ibadet çeşitleri ile gece ihya edilebilir. Bunlar arasında tabii olarak dua ve ibadetler ön sıralarda yer alır. İşte mübarek gün ve gecelerde yapılması önerilen faaliyetler:

1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.

6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

8. Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

10. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı.

15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.

17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in doğumunda gerçekleşen mucizeler nelerdir?

Peygamber efendimizin dünyaya teşrif ettiği gece olan Mevlid Kandili'nde doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği bilinir.

İşte o gece yaşandığı belirtilen olaylar ve gelişmeler:

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur." dediler.

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı. Peygamber Efendimize (asm) hamileyken rüyasında şöyle denmiş: 

"Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım.' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver." 

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batıyı, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet, bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin Çok alâmetler belürdi gelmedin."

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren İki Cihan Serveri (asm)'nin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti.

Fakat bir de baktılar ki Peygamber Efendimizin (asm) üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.

- Aynı gece Kâbe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü. 

- Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

- Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

- Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ERBAŞ'TAN MEVLİD KANDİLİ MESAJI

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Mevlid Kandili mesajında, "Bugün yeryüzü onun getirdiği değerlerle buluşursa insanlık huzuru yaşayacaktır. Dünyayı, İslam'ın şefkat, merhamet, hakkaniyet, güzel ahlak ve bir arada yaşama ilkeleriyle tanıştırmak ise son Peygambere ümmet olmanın onurunu yaşayan müminlerin iman ve kulluk sorumluluğudur." ifadelerine yer verdi. 

Erbaş, Mevlid Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, 19 Kasım 2018 Pazartesi gününün Hazreti Muhammed Mustafa'nın yeryüzünü teşrifinin yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Hazreti Muhammed'in, Allah'ın insanlığa gönderdiği son peygamber ve bütün insanlığın rehberi olduğuna işaret eden Erbaş, ahlaki değerleri ve erdemleri kaybeden insanlığın Hazreti Muhammed'in gelişiyle tekrar hak, hukuk, merhamet ve güzel ahlak gibi değerlerle buluştuğunu dile getirdi.

Cehaletin ve zulmün hakim olduğu, merhametin, erdemin ve hikmetin kaybolduğu bir çağın, Hazreti Muhammed'in gelişiyle, ilmin, adaletin, şefkatin aydınlığında, asr-ı saadete dönüştüğünü belirten Erbaş, "Cahiliye girdabında yolunu ve değerlerini kaybeden insanlar, onun peşinden giderek, kardeşliğin, ahde vefanın, güzel ahlakın ve bütün iyi davranışların en güzel örnekleri olmuşlardır. Onun gelişiyle, bireysel, toplumsal ve evrensel düzeyde, zihin, fikir ve ahlak planında tarihin en büyük inkişafı ve dönüşümü yaşanmıştır." ifadelerini kullandı.

Allah'ın Hazreti Muhammed'i "şahit, müjdeleyici, uyarıcı" ve "dosdoğru yol üzere gönderilmiş bir elçi" olarak tanıttığına dikkati çeken Erbaş, "Kur'an-ı Kerim'e göre, Peygamber Efendimizi sevmek Allah'a itaatin ölçüsüdür ve o, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya iman edenler ve Allah'ı çokça zikredenler için en güzel örnektir. Bilinmelidir ki, Hz. Peygamber'in sünneti, Kur'an'ın hayata dönüşmüş şeklidir. Kur'an'dan sonra İslam'ın ikinci temel kaynağıdır. Dolayısıyla onu göz ardı ederek İslam'ın anlaşılması ve yaşanması mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Mevlid-i Nebi'yi anmanın aynı zamanda, savaşlar, yoksulluk ve ümitsizlik gibi devasa sorunların kuşattığı yeryüzünü yeniden adalet, merhamet ve muhabbetle tanıştırmanın yolunu ve yöntemini anlamak olduğuna işaret eden Erbaş, şöyle devam etti:

"Peygamber Efendimizi hakkıyla tanımak; güzel ahlakı, kardeşliği, ahde vefayı, merhameti, dostluğu, cesareti, adaleti, erdemli davranışı, başkasının iyiliği için çalışmayı, Allah'a kulluğu, gerçek manada özgürlüğü anlamak demektir. Bugün yeryüzü onun getirdiği değerlerle buluşursa insanlık huzuru yaşayacaktır. Dünyayı, İslam'ın şefkat, merhamet, hakkaniyet, güzel ahlak ve bir arada yaşama ilkeleriyle tanıştırmak ise son Peygambere ümmet olmanın onurunu yaşayan müminlerin iman ve kulluk sorumluluğudur.

Bu itibarla Mevlid-i Nebi, aynı zamanda Müslümanlar için bir tefekkür ve muhasebe iklimidir. Sözler, fiiller, idealler ve sorumluluklar dairesinde bütün bir hayatın, rahmet Peygamberinin hayatı ve sünneti ekseninde muhasebeye tabi tutulmasıdır. Gönüllerdeki peygamber aşkını, hayata Peygamber ahlakı, kulluk sorumluluğu ve ümmet bilinci olarak taşımaktır."

Tüm vatandaşların ve İslam aleminin Mevlid Kandilini tebrik eden Erbaş, "Mevlid-i Nebi'nin birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmeye vesile olmasını yüce Rabb'imizden niyaz ederim." ifadesini kullandı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×