Topal Osman kimdir, katil mi bir kahraman mı?

Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde Giresun civarında nam salmış bir "zorba" olarak bilinen Topal Osman Ağa, Kurtuluş Savaşı sırasında gösterdiği kahramanlıklarla bir anda halkın, "Kahramanı" olmuştu. Hatta onun bu kahramanlıkları, onu Ankara'yı hükümeti ve özellikle de Atatürk'ü koruyan bir numaralı adam haline getirmişti. Ancak Atatürk ve İsmet İnönü'nün en büyük muhaliflerinden Ali Şükrü Bey'in Musul'un İngilizlere verilmesine karşı çıkmasından sonra bir anda ortadan kaybolması, ardından gelen bir ifadeyle Topal Osman tarafından öldürüldüğünün anlaşılması onu bir anda "katil" olarak bilinen bir kişi haline getirdi. Topal Osman'ın cinayet suçlamasıyla arandığı sırada güvenlik güçlerine teslim olmak yerine onlarla çatışmaya girmesi, yakalandıktan sonra, "konuşacağım önemli şeyler var" dediği için de kafasından kurşunlanarak öldürülmesi, birçok olayı tarihin karanlık sayfalarında bırakmış durumda.

Topal Osman kimdir, katil mi bir kahraman mı?
17 Nisan 2019 Çarşamba 20:15

Giresunlular için Kurtuluş Savaşı Kahramanı olarak bilinen Topal Osman Ağa'nın Ali Şükrü Bey cinayetinden sorumlu tutulduğu sırada güvenlik güçleriyle çatışırken yaralı olarak yakalanması, akabinde, "konuşacağım önemli şeyler var" dediği için de kafasından kurşunlanarak öldürülmesi onu ve onu kullananların üzerindeki şaibelerin günümüze kadar glemesine neden oldu. Topal Osman, ilk olarak Osman Ağa olarak biliniyordu ancak Balkan Savaşları sırasında aldığı yarayla ayağından sakatlandığı için, "Topal Osman Ağa" olarak tanındı. Şimdi size Topal Osman Ağa hakkında tarih kitaplarında geçen iddiaları tek tek aktaracağız ama öncelikle Topal Osman kimdir, ne zaman ve nerede doğdu ona bakalım: 

Topal Osman veya Osman Ağa aslen Giresunlu'dur.

1883 yılında Giresun'da doğdu.

Kurtuluş savaşı öncesinde Balkan Harbi'ne gönüllü olarak katıldı.

Giresun ve çevresindeki zorbalıkları nedeniyle "eşkıya" olarak bilinirdi.

Kurtuluş Savaşı'nda aktif rol aldı sonrasında "Milis Yarbayı" oldu.

Son olarak ise Çankaya ve Mustafa Kemal'i koruyan "Özel Muhafız Alayı"nın komutanıydı.

2 Nisan 1923 tarihinde bu görevindeyken Ankara'da güvenlik güçleri tarafından teslim alındıktan sonra, başından kurşunlanarak öldürüldü.

Osman Ağa, Kurtuluş Savaşı henüz başlamadan Giresun ve çevresinde zorbalıklarıyla ünlü, hatta "eşkıya" olarak nitelendirilen bir zattı. Hükümet tarafından hakkında idam hükmüyle arama kararları çıkarılmıştı. Ancak, Mustafa Kemal'in Anadolu'da direniş başlatma kararından sonra, konuşularak anlaşılan isimlerden biri de Osman Ağa'ydı. Direniş savaşında Osman Ağa gibilerine ihtiyaç olduğu için Mustafa Kemal de onunla anlaşmakta bir beis görmemişti. Osman Ağa Kurtuluş Savaşı'nın birçok evresinde çeşitli görevlerde bulunmuştu. Büyük kahramanlıklar sergilemişti. Savaştan sonra ise Ankara'da bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün korunmasında görev almıştı. Osman Ağa kendi memleketlilerinden oluşturduğu birlikle "Özel Muhafız Alayı" kurmuştu. Bu muhafız alayının görevi Çankaya'yı korumaktı. Ta ki Mustafa Kemal ve İsmet İnönü'nün en büyük muhaliflerinden biri olan, Musul'un İngilizlere verilmemesi gerektiğini savunan Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey'in öldürülmesine kadar. Ali Şükrü Bey'in ölümünden sonra ilk şüpheli Topal Osman olmuştu. Topal Osman hakkında çıkarılan yakalama kararı, onun yaralı olarak ele geçirilmesiyle sonuçlanacaktı. Ancak Osman yakalandığı sırada güvenlik güçlerinin başındaki komutana, "çok önemli şeyler söyleyeceğini" ifade ettiği için başından kurşunlanarak öldürülmüştü. Sonra da Ali Şükrü Bey cinayeti nedeniyle hakkında çıkarılan idam kararı gereği mezardan çıkarılarak ayağından darağacına asılmıştı; çünkü onu öldüren komutan başını da gövdesinden ayırmıştı.

Şimdi Topal Osman ve Ali Şükrü Bey hikayesinin bir kısmını Yazar Aziz Üstel tarafından kaleme alınan yazıdan okuyalım: 

Mustafa Kemal Paşa’nın koruma birliği komutanı, Giresun’lu, “Öncü Kuvvacı” Gazi Milis Yarbay Topal Osman’ın kellesinin kestiler, bir çukura attılar, sonra çukurdan kazıp aldılar cesedi ayaklarından astılar TBMM’nin önüne. Niye? Trabzon Mebusu Ali Şükrü Beyi 27 Mart 1923 Salı günü öldürdü gerekçesiyle! Trabzon’da 1 Temmuz 1922’de Kayıkçılar Kahyası Yahya Kaptanı öldürdü diye. Her şeyden önce Topal Osman’ın Yahya Kaptan cinayetini işlemediği kesinleşti. Çünkü cinayeti işleyen ve de bunu 77 yıl sonra Günaydın Gazetesine 1 Aralık 1977’de Yahya Kaptanı kendisinin öldürdüğünü açıklayan, Muhafız Tabur Komutanı İsmail Hakkı Tekçe ve iki adamıydı!

Gelelim Ali Şükrü Bey cinayetine. Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, Lozan’da Musul’un Misak-ı Milli sınırları dışında bırakılmasına karşı çıkıyordu bazı mebuslarla birlikte. İsmet Paşa, Lozan görüşmelerini ve üzerinde anlaşmaya varılan maddeleri açıklamak için İsviçre’den dönmüş, TBMM’de milletvekillerine bilgi veriyordu. Savaş tazminatı ödememiz konusunda anlaşma sağlanmış diğer konular masada bırakılmış, İsmet Paşa ve heyet geri dönmüştü. Müttefikler, hele de İngiltere, Musul’un kesinlikle Misak-ı Milli sınırları içinden çıkarılmasını istiyordu. İsmet Paşa bu isteği geri çevirmenin görüşmelerin kesilmesine neden olacağını, Musul vilayetinin çözümünü geriye bırakmayı, Lozan Antlaşması imzalandıktan sonra, bir yıl içinde İngilizlerle bir çözüme varılabileceğini söyledi. Ve kızılca kıyamet koptu. Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, Musul konusunda direnenlerin başını çekiyor, hükümeti istifaya davet ediyor, tartışmalar bitmek bilmiyordu.  Ali Şükrü Bey, yani muhalif mebusların önderi, “bu heyet Mehmetçiğin süngüsüyle Lozan’da kazanılan zaferi heba etmiştir!” diyerek TBMM’den ayrıldı.

Derken 27 Mart 1923’te Ali Şükrü Bey kayboldu ortalıktan! Polis Ankara’nın altını üstüne getirdiyse de bulunamadı Ali Şükrü Bey. Sonunda kuşkular Çankaya Muhafızı Giresun Alay Komutanı Topal Osman üzerinde yoğunlaşmaya başladı. Çünkü, Topal Osman’ın ruh gibi ahbabı Mustafa Kaptan polisle görüşürken “Osman Ağa, Ali Şükrü Bey’i evine davet etmişti en son. Salı akşamı Ali Şükrü Bey’i ben götürdüm Osman Ağa’nın evine. Yediler, içtiler sonra Ali Şükrü Bey nereye gitti bilmiyorum.” dedi.  Mustafa Kaptan o saat tutuklandı, bu da Topal Osman’ın saklanmasına neden oldu. Saklanmakla tabi, sanık konumuna düşüverdi. Ve 1 Nisan 1923’de Topal Osman’ın saklandığı ev sarıldı, on sekiz saatlik çatışmadan sonra Topal Osman yaralı olarak yakalandı. Ancak Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir ve de Fevzi Çakmak’ın yıllar sonra belirttiklerine göre Topal Osman, “bazı çok önemli açıklamalarda bulunacağı için Muhafız Tabur Komutanı İsmail Hakkı Tekçe tarafından başı kesilerek öldürüldü; yanındaki 12 Giresun uşağı da katledildi; tümü oracığa, bahçeye gömüldü.”

Ali Şükrü Bey’in günlerdir aranan cesedi, birdenbire, Topal Osman’ın öldürülmesinden bir gün sonra, 3 Nisan 1923’de, Muhye Köyü sınırlarında, Topal Osman’ın evinden yedi yüz metre ötede bulundu. Cinayeti işleyenler, gene birçok milletvekili vemilli mücadele paşasına göre, hem Topal Osman hem de Ali Şükrü Bey’den bir çırpıda kurtulmuştu. TBMM’ye verilen bir önergeyle Topal Osman’ın cesedi topraktan çıkarıldı, başı olmadığından, meclisin kapısına ayaklarından asıldı. Peki, Ali Şükrü Bey niye öldürüldü? Neden suç salt Topal Osman’ın üstüne kaldı? Bunu bir başka zamana bırakalım ve İsmet İnönü’nün şu ipucu gibi sözüne kulak verelim: “Ulu Tanrı’dan, ‘kış uykusuna yatmış yılana güneş yüzü göstermemesini’ dilerim.”

KURTULUŞ SAVAŞINDAN ÖNCEKİ OSMAN AĞA

Topal Osman Ağa'nın Kurtuluş Savaşı'ndan önceki hayatı biraz tartışmalıdır. Zira; Giresun Reji Müdürü Nakiyüddün Efendi 15 Ocak 1922'de Mustafa Kemal Paşa'ya yazdığı mektup onun bir zorba hatta "eşkıya" olduğunu ileri sürüyor. 

Mektupta, Balkan Savaşları’nda bir ayağını din ve millet uğruna feda ettiğini ileri süren Osman'ın I. Dünya Savaşı sırasında Ayvasıl köyü ihtiyar heyetinden elde ettiği sahte mazbatayla askerlikten atıldığı belirtiliyor.

Topal Osman Ağa

Aynı mektupta Topal Osman'ın, Yüzbaşı Niyazi Efendi ile birlikte ordudan aldığı buğdayları Panço adlı bir Rum ile birlikte 100 bin liralık sahte bir mazbata ile Giresun Nokta Kumandanlığı'na satarak halk ve devleti dolandırdığı ifade ediliyor.

Mektupta, Osman Ağa'nın Rum ve Müslümanların arazilerini kendi ve akrabaları arasında pay ettiğini, Belediye Reisi iken Müdafa-yı Hukuk Riyaseti'ni de ele geçirerek kendi menfaatlerini korumak için millî mücadeleye katıldığını, Koçgiri'den ganimet olarak 60 bin lira değerindeki sığır ve koyunu gasp ederek Giresun'a getirdiğini, başkasının kente kasaplık hayvan sokmasını da engelleyerek fahiş fiyattan para kazandığını, kardeşiyle birlikte hükümetin kentte banka kurmasını engellediği savunuluyor. 

Yine aynı mektupta, Osman Ağa'nın 30 bin liraya mal olan bir kereste fabrikasını 1500 altına aldığı ileri sürülüyor.

Topal Osman, Giresun Belediye Başkanı Dizdarzâde Eşref Bey'in yaşlılık gerekçesiyle makamını terk etmesinin ardından yasal bir yetkisi olmadan ve kimseye danışmadan kendisini belediye reisi ilan etmişti.

Topal Osman'ın yıldızını parlatan olay 8 Mayıs 1919'da Giresun iskelesine demirleyen Yunan Kızılhaç gemisi Ioannina'yu Giresunlu Rumların sevinçle karşılaması ve Yunan uyruklu bir marangoz olan Karaoğlan Panayot'un Giresundaki Rum okuluna Yunan bayrağı çekmesinden sonra gelişmişti.

İnzibat subayı Sırrı Bey, bayrağı sözlü uyarıyla indirtmeyi başaramayınca Topal Osman çağrılmış, bayrağı o indirmiş, marangozu da öldürmüştü.

Bu olay sayesinde Osman; yerel eşraf, hükümet yetkilileri ve Rumlara gözdağı vermeyi başararak, bölgede dikkate alınması gereken birisi olduğu izlenimini vermişti.

I. Dünya Savaşı öncesinde Giresun’da etrafında topladığı kanun kaçakları ile "Laz Alayları" adı da verilen grubu kurarak eşkıyalık yaptı.

Tarih sahnesine ilk çıkışı I. Dünya Savaşı başladıktan sonra Giresun'dan topladığı yaklaşık 100 kişilik çeteyle Trabzon hapishanesinin kapısını açtırması ve 150 mahkûmu çetesine ilave etmesiyle oldu.

Nisan 1916’da Borçka’da Ruslara karşı savaşan Türk ordusuna katıldı.

Savaştan sonra memleketine dönüp Giresun ve Samsun havalisinde Pontus çeteleri ile uğraştı ve bu konuda pek çok başarılar elde etti. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra kendisini kimseye danışmadan Giresun Belediye Başkanı ilan etti.

İstanbul’da kurulan Divan-ı Harp, savaşta işlediği suçlar nedeniyle hemen yakalanması ve İstanbul'a getirilmesine karar verdi.

Bunun üzerine adamları ile birlikte Şebinkarahisar'da saklandı; civardaki Rum köylerine baskınlar yaptı.

Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti'nin Giresun Şubesini kurdu ve ilk başkanı oldu.

19 Mayıs 1919'da Osmanlı Devleti'nin 9. Ordu müfettişi olarak Samsun'a gelen Mustafa Kemal Paşa'nın görevlerinden birisi, Topal Osman'ı ve çetesini yakalayıp etkisiz hale getirmekti.

Kimi kaynaklara göre, Topal Osman, Mustafa Kemal Paşa ile 29 Mayıs 1919’da Havza’da gizlice görüştü.

Mustafa Kemal Paşa, onu hareketlerinde serbest bıraktı ve bu gizli buluşmadan sonra Topal Osman Ağa, ondan aldığı emirler doğrultusunda hareket etti.

Hakkındaki tutuklama kararı 8 Temmuz 1919'da padişah Vahdettin tarafından kaldırıldı.

Giresun'a dönen Topal Osman Ağa, tekrar Giresun Belediye Başkanlığı makamına oturdu.

Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni Alpaslan ve Jandarma Komutanı Hamdi Bey ile anlaşarak Giresun gençlerinden oluşan gönüllü bir birlik kurdu.

Topal Osman, millî mücadelenin önderi olan Mustafa Kemal Paşa'nın daveti üzerine 12 Kasım 1920'de yakın adamları ile birlikte Ankara'ya geldi.


İlgili Galeriler

Şimdi yorum yapabilirsiniz

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×