İstanbul Sözleşmesi nedir, ne zaman kim tarafından imzalandı?

İstanbul Sözleşmesi nedir, ne zaman ve kim tarafından imzalandı? Sözleşmenin kapsamı neleri içeriyor? Türkiye İstanbul Sözleşmesi'ne ne zaman dahil oldu? Son günlerin tartışılan konularının başında gelen İstanbul Sözleşmesiyle ilgili bilinmeyenler ve tartışılan konular...

İstanbul Sözleşmesi nedir, ne zaman kim tarafından imzalandı?
18 Temmuz 2019 Perşembe 12:24

İstanbul Sözleşmesi nedir, ne zaman ve kim tarafından imzalandığı konusu son günlerin en çok konuşulan konuları arasında yer almaya başladı. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin bir kısmı tarafından imzalanan sözleşme Türkiye tarafından ne zaman ve neden imzalandı? Son günlerde yeniden gündeme gelen İstanbul Sözleşmesi'nin tehlikesi nedir? İşte İstanbul Sözleşmesiyle ilgili bilgiler...

İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açıldı.

Sözleşmenin tam adı şöyle: Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi.

Kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen sözleşme Türkiye'de 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi. 

Özel olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti hedef alan ilk Avrupa sözleşmesi olma niteliğini taşıyan Sözleşme, bugüne kadar Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi 20 ülke tarafından onaylandı. Türkiye, Sözleşme’yi imzaya açıldığı 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalamış, 14 Mart 2012 tarihinde ise onayladı. 

Sözleşme’nin amacı olarak Sözleşme’nin hedefinin kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetten arınmış bir Avrupa yaratmak olduğu belirtiliyor.

SÖZLEŞMENİN GÖRÜNÜRDEKİ KAPSAMI VE AMACI 

İstanbul Sözleşmesi psikolojik şiddet, ısrarlı takip, fiziksel şiddet, tecavüz, zorla evlendirme, kadın sünneti, kürtaja zorlama, zorla kısırlaştırma, tecavüz ve taciz dahil cinsel şiddet olmak üzere kadına yönelik şiddetin tüm türlerini içeriyor. Sözleşme çerçevesinde eviçi şiddet, aynı evde yaşıyor olsun ya da olmasın mevcut ya da eski eş ya da partnerler arasında yaşanan her türlü şiddet edimini içerecek şekilde anlaşılır. Dolayısıyla “aile” olmayı, evlilik birliği içinde bulunmayı ya da aynı evi paylaşıyor ya da paylaşmış bulunmayı gerektirmez. Sözleşmenin getirdiği yükümlülükler o denli önemlidir ki; silahlı çatışma durumlarında bile geçerliliğini korur ve Taraf Devletlerin bunu garanti altına alması gerekir. Sözleşmenin getirdiği yükümlülükler öncelikle devlet görevlilerine yönelik. Devlet kendi adına hareket eden görevlilerinin İstanbul Sözleşmesi’nin gereklerini yerine getirmesini sağlamak zorunda.

Ancak sözleşmenin, "Temel haklar, eşitlik ve ayrımcılık yapılmaması" başlıklı dördüncü maddesinde LGBTI oluşumlarına atıfta bulunulması tepkilere neden oluyor. 

Söz konusu maddede, "... Cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği... herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanması temin edilecektir" deniliyor. Bu maddeye dayanan LGBTI oluşumları Türkiye'de yapılanmaya gittiler. Birçok sivil toplum kuruluşu, bu maddeye dayanarak bu sapkın gruplara destek olmaya başladı. 

TEPKİLER NE DİYOR?

Sözleşme her ne kadar kadın ve çocuk haklarını korumaya yönelik olduğu iddia edilse de, eşcinselliği meşrulaştıran, kadını putlaştıran, binlerce aileyi dağıtan anlaşma olarak değerlendirilyor. Bazı yorumcular, İstanbul Sözleşmesi'ni Türkiye'nin bekasına yöneltilmiş en büyük tehditlerden biri olarak görüyorken, bu konudaki eleştirelere Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da "değiştirilebilir ya da feshedilebilir" sinyalleri verdiği biliniyor.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TAM METİN PDF

Detaylar Geliyor...


İlgili Galeriler

Şimdi yorum yapabilirsiniz

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×