Gönül Dağı nerede gerçek mi?

Gönül Dağı nerede gerçekte öyle bir yer var mı sorusu TRT 1'deki benzer isimli diziyi izleyenler sık sık soruyor. İşte Gönül Dağı hikayesi:

Google Haberlere Abone ol

Gönül Dağı diye gerçekte bir dağ var mı var ise Gönül Dağı nerede? Bu soruları son günlerde TRT 1'de yayınlanan aynı isimli diziyi izleyenler sıkça soruyor. İşte Gönül Dağı hakkında merak edilenler: 

Dizideki senaryoya göre Gönül Dağı, zamanında yaşanan bir hikaye nedeniyle asırlardır belli aralıklarla fokurdar. Fokurdaması ise köyün yaşlı isimleri tarafından bilinir ancak yeni nesil pek bilmez. Dağ fokurdadığında büyük bir deprem olacakmış gibi sesler çıkarır.

Oyuncuları arasında Berk Atan ve Gülsim Ali İlhan, Ecem Özkaya, Ferdi Sancar, Ali Düşenkalkar, Erdal Cindoruk, Gülhan Tekin, Feyza Işık, Ege Aydan, Eser Eyüboğlu gibi isimlerin yer aldığı dizinin çekimleri Eskişehir’de çekiliyor.

Bozkırda hayallerinin peşinden koşarak tüm engellere rağmen imkansızı başarmaya çalışan 3 kuzenin öyküsünü anlatan Gönül Dağı, Anadolu’nun eşsiz güzellikleriyle dolu Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde çekiliyor.

Bozkırın ikliminde aşklar naif ve güzel, kavuşmalar ise çetin ve neredeyse imkansızdır. Bundan en fazla nasibini alan ise Taner’dir. Çocukluk aşkı Dilek’in kasabadan ayrılışının üstünden yıllar geçmiş olsa da onu unutamamıştır. Bir gün ona kavuşabilmenin ümidiyle yaşayan Taner’in en büyük hayallerinden biri de yaptığı uçağı dünyaya tanıtmaktır.

Taner, amcaoğulları Veysel ve Ramazan’la birlikte ‘Altmış altı’ adını verdikleri uçaklarını bitirme aşamasına gelmişlerdir. Yakın zamanda başvurdukları havacılık şirketi Taner’e ulaşır ve üç gün sonra yaptıkları uçağı görmeye geleceklerini söyler. Bu haber amcaoğullarını çok sevindirir, ancak bir problemleri vardır. Uçağın testi sırasında motor yanmıştır ve havacılık şirketi gelene kadar yeni bir motor bulmaları gerekmektedir. Üstelik Gönül Dağı’ndan düşen taşlar da kasabanın yolunu kapatmıştır. Tüm bu gelişmeler Taner ve amcaoğullarının işlerini daha zorlaştırır. Sunum günü gelip çattığında yıllardır üzerinde çalıştıkları uçağı gösterebilecekler midir?

Türkiye'de gerçekte Gönül Dağı şeklinde bilinen bir dağ yok. Gönül Dağı efsanesi de dizinin senaryosu gereği kurgulanmış bir efsanedir. 

Gönül Dağı denildiğinde Neşet Ertaş'ın aynı isimli Türküsü bilinir. 

Bu iç acıtan türküye dair çoğumuzun dikkatinden kaçan bir husus var: “Gönül Dağı” türküsündeki “Dağ” kelimesi akıllara ilk gelen “yer kabuğundaki yükselti” anlamına gelen “dağ” değil; “iyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılan yanık” anlamına gelen “dağ”dır. 

Türküdeki “gönül dağı” tamlamasıyla Neşet Usta aslında “büyük üzüntü, acı” anlamına da gelen, “dağlamak” fiilinin isim hâlini aktarıyor. Gönülleri dağlayan bu türkü, aktardığımız anlam düşünülerek tekrar incelendiğinde taşlar yerine daha iyi oturuyor.

Neşet Ertaş, “Bir “dağ” var, bir de “dağ” var. Demiri kızdırırlar da derinin üstüne basarlar ya, işte o da “dağ”dır. Gonül de öyle dağlanıyor” diyerek türkünün adının gerçek manasını aktarmıştı.

Ertaş, Yeni Şafak Gazetesi‘nde 16 Ocak 2000 tarihinde yayınlanan bir söyleşisinde Gönül Dağı türküsündeki “Dağ”ın akıllara ilk gelen şey olmadığını şu şekilde açıklamıştı:

Sizin bütün türkülerinizde aşk var… siz aşkın ayağına gitmişsiniz. “Gonül Dağı” adlı türkünüz aklıma geldi. Gonül Dağı’nın sizin gönlünüzde mutlaka çok özel bir yeri olmalı.

Tabii efendim, ne demek… ne demek. Ne diyor? “Gonül Dağı”. Kerem de diyor ki “Dağ üstüne dağ olmaz”. Bir “dağ” var, bir de “dağ” var. Demiri kızdırırlar da derinin üstüne basarlar ya, işte o da “dağ”dır. Gonül de öyle dağlanıyor.

O türkünüzde “Kalpten kalbe bir yol vardır, bilinmez” diyorsunuz.

Kalpten kalbe giden yol, Allah kanalıyla gidiyor. Bütün kalpler de Allah’a bağlı olduğu için, kalpten kalbe giden yol da Allah vasıtasıyla gidiyor. Gonülden gonüle giden yol da; iki insan birbirini severse, birbirine gonül bağı oluyor. Kalpten kalbe giden yol, Allah’ın aktarımıyla gidiyor ve gonülden gonüle gidiyor. İki insan arasında bir sevgi bağı varsa bu gerçekleşiyor.

Gönül Dağı Hikayesi'nin Neşet Ertaş şöyle anlatır:

 

Yorumlar

mert yalan