Erol Güngör ölüm yıldönümünde anılıyor

"Aydınlar nerede yetişir? kahvehanelerde aydın yetişmez ki. Eskiden sohbet meclisleri olurdu, bu meclislere gidip orada insanlar kültürlenirdi. Eskiden öyleydi ama bugün artık böyle değil. Bugün aydınların üniversitede yetişmesi lazım"

Google Haberlere Abone ol

Sosyal psikolog, fikir adamı ve yazar Erol Güngör, vefatının 38. yılında düzenlenen çevrim içi etkinlikte yad edildi.

Üsküdar Belediyesinin sosyal medya hesaplarında yayınlanan çevrim içi etkinliği yöneten Prof. Dr. Okan Yeşilot, Türk düşünce hayatında izler bırakan Güngör'ün hayatına ilişkin bilgi verdi.

Anma programına konuk olan Prof. Dr. Tahsin Görgün, çok iyi bir akademisyen olan Güngör'ün, kitaplardan öğrendiklerini derleyip yeni nesillere aktarmak için tez ve makale hazırlamanın ötesinde akademik hayatıyla fikir hayatını birleştirebilen, pek çok açıdan istisnai bir isim olduğunu söyledi.

Erol Güngör gibi hem akademik çalışmaları yürüten hem de fikirle uğraşan insanların sayısının arttığına dikkati çeken Görgün, "Türkiye'de artık Erol Güngör'ün yaşadığı dönemdeki anlamda 'Akademisyenler sadece bilgiyle uğraşır, fikirle uğraşmaz, bilgi ayrı şey fikir ayrı şeydir.' görüşü yeni yetişen nesiller açısından çok da anlamlı değil artık." değerlendirmesini yaptı.

"Bugün aydınların üniversitede yetişmesi lazım"

Fikirlerini öğrenmenin ve tanımanın yanı sıra bugün Erol Güngör'ün istediği şeylerin de yapılması gerektiğini vurgulayan Görgün, şunları kaydetti:

"Erol Güngör'ün en fazla üzerinde durduğu konulardan biri de aydınlar meselesidir. Aydınlar nerede yetişir? Kahvehanelerde aydın yetişmez ki. Eskiden sohbet meclisleri olurdu, bu meclislere gidip orada insanlar kültürlenirdi. Eskiden öyleydi ama bugün artık böyle değil. Bugün aydınların üniversitede yetişmesi lazım. O zaman bizim üniversiteyi öyle bir şekilde yeniden düşünüp yeniden kurmamız gerekiyor ki, üniversiteye giren gençlerimizin her biri birer Türk aydını olarak, en azından Türk aydını namzedi olarak yetişsin. Sömürge aydını olmasın."

Prof. Dr. Tahsin Görgün, Güngör'ün "müstemleke aydını" olarak ifade ettiği kavramın dışarıdan birisine ithaf edilmediğini, pek çok akademisyende bu özelliğin bir şekilde var olabileceğini dile getirdi.

Görgün, "Bu hemen hemen hepimizde bir şekilde var olan bu boyutumuzla yüzleşmemiz lazım. Bu ne demek? Biz şimdi diyelim ki Erol Güngör'ün alanı olan sosyoloji, sosyal psikoloji veya psikoloji alanı. Biz psikoloji alanında eğer bu milletin fertlerini araştırmaya değer varlıklar olarak kabul edip, psikoloji alanında bilginin konusu ve kaynağı haline getiremezsek o zaman Erol Güngör'ün sözlerini istediğimiz kadar tekrar edelim, onu övelim bir işe yaramaz." diye konuştu.

"Toplumumuzu bilginin konusu ve kaynağı haline getirmemiz lazım"

Erol Güngör'ün yapmak isteyip de zaten kendi şartlarında başarması mümkün olmayan psikoloji, sosyoloji, felsefe ve ekonomi gibi pek çok alanda çalışmaların bugün yapılması için gayret gösterilmesi gerektiğini ifade eden Görgün, şunları ekledi:

"Psikoloji alanında kendi milletimizi, bütün tarihimiz ve mevcudiyetimizle birlikte psikolojik bilginin kaynağı ve konusu haline getirmemiz lazım. Sosyoloji alanında kendi toplumumuzu sosyolojik bilginin konusu ve kaynağı haline getirmemiz lazım. Aynı şekilde felsefe alanında felsefi bilginin konusu ve kaynağı haline getirmemiz lazım bütün birikimimizi. Bunu ekonomi alanına da tatbik edebiliriz. Kendi toplumumuzu ekonomik bilginin kaynağı ve konusu haline getirmemiz lazım devam edebiliriz yani. Diğer taraftan da bu devletin, bu milletin teknik ve teknolojik alanda ihtiyaçları var. Teknik ve teknolojik alanda bu milletin ihtiyaçları neyse bu ihtiyaçları karşılayacak, milletin ve ümmetin hatta insanlığın ihtiyacı olan yani karşı karşıya kaldığı meseleleri çözecek, insanlar yetiştirecek müesseseler oluşturduğumuzda Erol Güngör'ün arzu ettiği şey tahakkuk etmiş olacak."

Yorumlar