Kapsayıcı Ekonomik Kurumlar ve Uzun Dönemli Ekonomik Büyüme

Türkiye’nin siyasi söylemlerle uyumlu bir maddi refah seviyesine ulaşabilmesi için uzun dönemli yüksek ekonomik büyüme oranlarını yakalaması gerekmektedir.

Kapsayıcı Ekonomik Kurumlar ve Uzun Dönemli Ekonomik Büyüme
02 Mayıs 2019 Perşembe 14:58

Halil İbrahim Kaya | Cumhuriyet Üniversitesi

İLEM, YEKDER ve İGİAD gibi nitelikli ve kaliteli kurumları bünyesinde barındıran İLKE Derneği, pek çok alanda yol gösterici ve etkili çalışmalara imza atmaktadır. Dış politika, ekonomi, eğitim, sivil toplum vb. alanlarda geleceğe yönelik vizyoner bakış açıları ortaya koyan raporlar vasıtasıyla kamuoyu aydınlatılmaya çalışılmaktadır. İLKE Derneği’nde yürütülen Geleceğin Türkiyesi Projesinin üçüncü raporu “Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi” başlığıyla yayımlanmıştır. Temel motivasyon kaynağı ve çıkış noktası olarak “Geleceğin Türkiyesinde nasıl bir ekonomide yaşamak istiyoruz?” sorusunun kapsamlı bir şekilde ele alındığı raporda, geleceğe yönelik ekonomik tahminler yapmaktan ziyade, erdemli bir toplum için adil, müreffeh ve sürdürülebilir bir ekonominin nasıl olması gerektiğine dair sorulara cevap aranmaktadır.

Ekonominin, hayatın hemen her alanını etkilemesi ve her alanından etkilenmesi nedeniyle raporda bütüncül bir bakış açısının ve kanıtlara dayalı bir vizyonun ortaya konulduğu görülmektedir. 6 bölümden oluşan raporda; beşeri sermaye, fiziksel sermaye, toplam faktör verimliliği, sosyal adalet, sürdürülebilirlik, işgücü, İslami finans, dış ticaret ve stratejik sektörler gibi konulara yönelik vizyon ve politika önerileri geliştirilmiştir. Raporun ikinci bölümünde Türkiye ekonomisinin mevcut sorunlarından biri olan ekonomik büyümeye dair görüşlere yer verilmiştir. Ekonomik büyüme, kısa dönemli ekonomik büyüme ve uzun dönemli ekonomik büyüme olarak ikiye ayrılmaktadır. Türkiye’nin uzun dönemli ekonomik büyüme vizyonuna ihtiyacı vardır. 

Türkiye’nin bugüne kadar sergilediği büyüme performansı, gelişmiş ülkelerin refah seviyesine ulaşmasını sağlayacak düzeyde olmamıştır. Türkiye’nin siyasi söylemlerle uyumlu bir maddi refah seviyesine ulaşabilmesi için uzun dönemli yüksek ekonomik büyüme oranlarını yakalaması gerekmektedir. Rapora göre, 1980-2002 yılları arasında kişi başına düşen reel GSYH, yıllık ortalama yüzde 2.07 büyüme göstermiştir. Buna karşın 2003-2017 yılları arasında kişi başına reel GSYH, yıllık ortalama yüzde 4,42 oranında büyümüştür. Küresel krize rağmen ilgili yıllar arasında böyle bir büyüme oranının yakalanması görece başarı olarak gösterilebilir. Ancak 2018 yılından günümüze dek yaşanan ekonomik gelişmeler ekonomiyi ülkenin en temel gündem maddesi yapmaktadır. Ekonomik büyümede yaşanan yavaşlama, piyasalarda yaşanan durgunluk gelecek yıllara yönelik beklentileri olumsuz etkilemektedir. Bu beklentileri tersine çevirmek ve uzun dönem ekonomik büyümeyi sağlayabilmek adına raporda çeşitli politika önerilerine yer verilmiştir.

Uzun dönem ekonomik büyümenin kaynakları beşeri sermaye, fiziksel sermaye stoku ve toplam faktör verimliliğidir. Uzun dönemli yüksek büyüme oranlarının gerçekleştirilebilmesi adına bu üç kaynak beslenmelidir. Uzun dönemli büyüme, toplumun maddi refah düzeyini belirleyen ekonominin üretim kapasitesindeki genişlemeyi ifade etmektedir. Bunun için uzun dönemli düşünmeye ve miyopik bakış açısından kurtulmaya ihtiyaç vardır. Uzun dönemli düşünce yapısının gerçekleşmesi ile birlikte beşeri sermayenin kalitesinin, fiziki sermaye stokunun ve toplam faktör verimliliğinin artacağı düşünülmektedir. Çünkü uzun dönemli büyüme kısa dönemli büyümenin aksine toplam talep kaynaklı değil, eğitim, teknolojik ilerleme, işgücünün niteliğinin arttırılması, kapsayıcı ekonomik kurumların yaygınlaşması ve verimlilik gibi yapısal faktörler tarafından belirlenmektedir.

Uzun dönemli ekonomik büyüme için bir taraftan yatırımların uzun dönemli ekonomik büyümeye katkısı kısıtlı olan gayrimenkul sektörü gibi sektörler yerine daha verimli ve stratejik sektörlere yöneltilmesi gerekirken, diğer taraftan kapsayıcı ekonomik kurumlar vasıtasıyla toplumun tüm üretken güçleri verimli ve etkili çalışmaya sevk edilmelidir. Ekonomi vizyonunun üç taşıyıcı sütunu olan sürdürülebilirlik, sosyal adalet ve uzun dönemli büyüme kapsayıcı ekonomik kurumların varlığı ile hayat bulacaktır. Beşeri sermaye, teknolojik ilerleme, ar-ge çalışmaları, tasarruflar, girişimcilik gibi ekonomik konuları etkileyen en temel faktörlerden biri kurumlardır. Büyümenin esas kaynağı kurumlardır. Kurumların uzun dönem ekonomik büyüme üzerindeki etkisine dair iktisatçılar arasında fikir birliği mevcuttur. Raporda belirtildiği üzere Türkiye’nin düşük büyüme performansının arkasındaki en önemli faktör; iktisadi, siyasi ve sosyal kurumların yeterince kapsayıcı olmayışıdır. Uzun dönem ekonomik büyümeyi destekleyecek motivasyonu sağlayacak olan kurumsal yapılardır. Kurumsal yapıdan kasıt organizasyon değildir. Kurumsal yapı, her türlü norm, kültür ve yazılı veya yazılı olmayan kurallar olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle uzun dönemli ekonomik büyümeyi sağlayabilmek ve ekonomik krizlerden kurtulabilmek için yapısal reformları sağlayarak, kapsayıcı siyasi ve iktisadi kurumları gerçekleştirmek zorunluluktur.

Kurumsal kalitenin sağlıklı bir biçimde ölçülmesi zor olsa da, çeşitli ölçütler ve metodolojiler kullanılarak geliştirilen endeksler bulunmaktadır. Bu endekslerden biri Dünya Bankası tarafından geliştirilen WGI (Worldwide Governance Indıcators) isimli endekstir. Yolsuzluğun önlenmesi, hukukun üstünlüğü, regülasyon kalitesi, söz hakkı ve hesap verilebilirlik, siyasi istikrar ve hükümetin etkinliği gibi alanların ölçüldüğü endekste, Türkiye’nin 214 ülke içerisinde istenilen düzeyde olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle iktisatçıların, bürokratların, siyasilerin son dönemlerde sıkça kullandıkları yapısal reformların önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstün olduğu, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının hakimiyetine dayalı, yolsuzlukların sıfırlandığı, girişimciliğin özendirildiği, düzenlemelerin kaliteli ve sıkça değişmediği bir kurumsal yapı uzun dönemli ekonomik büyümenin temel belirleyicilerinden biri olarak düşünülmektedir.

“Geleceğin Türkiye’sinde Ekonomi” isimli rapor gelecek vizyonu ortaya koyması açısından çok önemli sonuçlar içermektedir. Ekonomi ile ilgili tüm paydaşların bu titiz çalışmayı incelemesi gerektiği kanaatindeyim. Emeği geçen kıymetli hocalarımıza teşekkür ederim. Raporda belirtildiği gibi uzun dönem ekonomik büyümeyi arzulayan Türkiye’nin kapsayıcı kurumları inşa etmede geç kalmayacağına inanmaktayım.

Kaynak: Son Haberler


İlgili Galeriler

Şimdi yorum yapabilirsiniz

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×