Doğu Demirkol kimdir, babası annesi kim, kaç yaşında, nasıl ünlü oldu?

Star TV'de "Alelade" isimli show programını sunmaya başlayan Doğu Demirkol'un hayatı, ailesi ve geçmişi merak ediliyor. Peki, Doğu Demirkol kimdir, babası annesi kim, kaç yaşında, nasıl ünlü oldu?

Google Haberlere Abone ol
Doğu Demirkol kimdir, babası annesi kim, kaç yaşın

Doğu Demirkol kimdir, babası annesi kim, kaç yaşında, nasıl ünlü oldu soruları "Alelade" programının sunmasıyla birlikte bir kez daha gündem olmaya başladı. Star TV'de yeni başlayan Talk Show programı Alelade'yi sunan Doğu Demirkol'un özel hayatı merak ediliyor. Ne zaman hangi filmden sonra ünlü olduğu merak edilen Demirkol'un anne ve babası da en çok merak edilen konular arasında yer alıyor. Öte yandan henüz çok genç olarak bilinen Demirkol'un kaç yaşında olduğu da merak edilen konular arasında. İşte Doğu Demirkol'un hayatı

Aydın Doğu Demirkol, 6 Eylül 1988 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi; ancak aslen Mersinli'dir.

Annesi avukat, babası ise doktordur. Babasının mesleği nedeniyle yurdun çeşitli illerinde okumak ve farklı yerlerde büyümek durumunda kalmıştır. 

Doğu Demirkol, liseyi iki farklı ilde, Amasya ve Ankara'da okurken, üniversite eğitimini İstanbul'da İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisli bölümünde tamamladı.

34 yaşında olan Doğu Demirkol'un ünlü olma hikayesi Youtuberlıktan başlıyor. Önceleri sosyal medya üzerinden çeşitli güldürü videoları hazırlayan Demirkol, 2012 yılında Yetenek Sizsiniz Türkiye adlı yarışmaya katıldı.

Sonrasında Old City Comedy Club adlı mekânda stand-up gösterisi yaparken komedyen Murat Gençoğlu bir gün onu izleyip kendisinin de dahil olduğu BKM Mutfak'a davet edince 2015 yılında Beşiktaş Kültür Merkezi'nde Açık Mikrofon başlığıyla gösteriler yaptı.

Doğu Demirkol kimdir, babası annesi kim, kaç yaşında, nasıl ünlü oldu?
Doğu Demirkol'ın ilk konukları Burak Kut, Reynmen ve Hayal Köseoğlu olmuştu

 

2016 yılında Açık Mikrofon mezunları ünvanıyla Yavuz Günal, Tuna Kalınsaz, Murat Gençoğlu ve Yusuf Altıntaş ile birlikte Eski Açık başlığıyla stand-up gösterileri gerçekleştirdiler  Buralardaki başarısından sonra Güldür Güldür adlı televizyon programına konuk olarak katılıp kısa bir stand-up gösterisi sunması ile ekranlarda tanınmaya başladı.

2016 yılında müzisyen Kalben Sağdıç ile birlikte rol aldıkları Garanti BBVA için çekilen skeç tarzındaki Fakat O Ne başlıklı beş dakikalık reklam filminde[10] canlandırdığı karakter ile ayın sonunu getirmekte zorlanan bir adamın gündelik harcamalarla dramatikleşen hayatından ufak kesitler sundu.

Daha sonra İstanbul'da Beşiktaş Kültür Merkezi, DasDas Sahne ve Torium Sahne ile Ankara'da Yılmaz Güney Sahnesi gibi sahnelerde tek kişilik stand-up gösterileri gerçekleştirdi.

2018 yılında Ali Atay'ın yönettiği Ölümlü Dünya filminde canlandırdığı Zafer karakteri ile ilk sinema deneyimini edindi.

Doğu Demirkol aynı zamanda iyi bir sinema ve dizi oyuncusudur. İlk profesyonel oyunculuk deneyimi "Ahlat Ağacı"ndaki atanamayan öğretmen rolüydü. 

Aynı yıl 71. Cannes Film Festivali'nde ilk gösterimi gerçekleştirilen, Nuri Bilge Ceylan'ın yönetmenliğini üstlendiği Ahlat Ağacı filminde Sinan Karasu karakteriyle başrolde yer aldı.

2019 yılında Garanti Emeklilik için 25 bölümden oluşan Parayı Tutamayan Adam başlıklı mockumentary tarzındaki reklam filmlerinde bir türlü cebinde parayı tutamayan adamın geleceğini ve sevdiklerini kaybetmek üzereyken gelecek koçu ile tanışıp onun sayesinde parayı tutmayı öğrendiği karakteri canlandırdı.

2020 yılında TRT 1'de yayımlanan ve 19 bölüm süren Tutunamayanlar adlı televizyon dizisinde Tarık Şakrak karakterini canlandırdı.

Doğu Demirkol kimdir, babası annesi kim, kaç yaşında, nasıl ünlü oldu?
Doğu Demirkol'un ilk programında Hayal Köseoğlu ile muhabbet ederken

 

Aynı yıl İbrahim Büyükak'ın senaryosunu yazıp oynadığı Bayi Toplantısı başlıklı sinema filminde canlandırdığı Adem Ballı karakteri ile başrolü paylaştı.

2020 ve 2021 yılllarına veda ederken Dijital Platform GAİN'de 2 yıl üst üste yılbaşına özel hazırladığı stand-up gösterileri gerçekleştirdi.

2021 yılında internet platformu BluTV tarafından yayımlanan ve kendi hayatını konu aldığı absürt komedi tarzındaki Doğu başlıklı dizide oynadı. Aynı yıl Ocak ayında Mustafa Sandal ile düet yaptığı Tekrar adlı single çalışmasının normalve kısa film olmak üzere 2 versiyonunun yayınlandığı skeç tadındaki farklı tarzıyla dikkat çeken klibinde, Musti'nin eski kliplerine göndermede bulunuldu.

2022 yılında FOX'ta yayımlanan, sunuculuğunu Tansel Öngel'in yaptığı Maske Kimsin Sen? adlı yarışma programında Eda Ece, Melis Sezen ve Alican Yücesoy ile birlikte jüri üyesi olarak yer aldı.

Demirkol, aynı zamanda müzik geçmişini de sahip olan bir kişidir. Mustafa Sandal & Doğu Demirkol – Tekrar isimli şarkı da duet yapmışlardı. 

EN BÜYÜK HAYELİ KOMEDYEN OLMAKTI

Doğu Demirkol, bir röportajında, "Kendimi bildim bileli komedyen olmak istemişimdir" diyerek hayalindeki mesleği açıklamıştı. 

İşte Doğu Demirkol'un kendisiyle ilgili merak edilen birçok soruya cevap verdiği o röportajı: 

Stand-up gösterileri, turneler, filmler, TV dizisi. Hayatınızda bir süredir böyle başarılı bir kariyer var. Öncesinde ise mühendislik. Bu geçiş nasıl yaşandı? Hep istediğiniz şu an olanlar mıydı?

Kendimi bildim bileli komedyen olmak istedim. Hep şakalar yazdım, notlar aldım. Bilgisayar mühendisliğini ailemi oyalamak için okudum ve staj haricinde hiç icra etme şansım olmadı. Şükür ki olmamış.

İstanbul’a üniversite eğitimi için gelmişsiniz. Bilinçli bir tercih miydi?

Bilinçli bir tercih. İzmir veya Mersin’de tıp seçebilirdim ya da burada bilgisayar mühendisliği. İnşaat, enerji, gıda gibi işler yapan dayımın gel burada işlerin ucundan tut demesi sonucu İstanbul Üniversitesi yazdım ama bir işin ucundan da tutamadım. Yani tutmaya çalıştım ama sıkıldım bir müddet sonra.

Size kimler, neler ilham verdi?

En çok beni etkileyen ve komedyen olmama sebep diyebileceğim kişi, nur içinde yatsın, Levent Kırca’dır. Cem Yılmaz’ın gösterilerini çok geç izledim. Hâlâ o eski kel ve bıyıklı olanları izlemiş değilim ama Cem Yılmaz da beni etkilemiştir. Komedi yaparken karizmadan taviz vermek zorunda olunmadığının ispatı gibiydi kendisi.

Yetenek Sizsiniz Türkiye’de kendinizi gösterecek bir mecra bulup yola çıkıyorsunuz ama yuhalanıyorsunuz. Buna rağmen “Tamam seçmeyeceksiniz beni ama anlatayım” diyerek oyununuzu sürdürmeye çalışıyorsunuz. Bu çabanızı yönetmen Nuri Bilge Ceylan görüyor ve Cannes’da 15 dakika alkışlanan bir filmin oyuncusu oluyorsunuz. Bu iniş çıkışlar size neler hissettirdi?

Her şerde bir hayır olduğu gerçeğini vurmuş oldu yüzüme. Hayatımızın en kötü tecrübesi diyebileceğimiz bir olay dönüp dolaşıp dünyanın saygı duyacağı bir başarıya vesile olabiliyormuş. Başımıza gelen bu gibi hadiselere bizi kendi bilinmeyenlerimizle yüzleştiren hayırlı felaketler gözüyle bakmamız gerekmez mi?

Stand-up gösterilerinde günlük yaşamınızdan çokça besleniyorsunuz. Genel olarak kilit noktanız “samimiyet” gibi görünüyor. Komedide samimiyet bir ihtiyaç mıdır?

Her türlü olabilir. Andy Kaufman mesela farklı tiplemelerle farklı sahnelere çıkıp her karakterin icabına göre şakalar yapmayı tercih etmiş. Ben olduğum gibi olmayı seviyorum sahnede. Beni izlemeye gelen insanlarla, kendi özümle tanış olmayı seviyorum. Böyle mutluyum.

Ailenizde anne avukat, baba doktor, anneannenizin annesi Cumhuriyet’in ilk müdiresi. Doğu Demirkol’un ise dışarıdan gözüken tabloda şivesiyle, doğallığıyla farklı bir yanı var. Bu Doğu-Batı sentezi, harmanlama bilerek yaptığınız bir şey mi?

Bana has bir şey değil bu aslında. Kendini “raised as a muslim” diye tanımlayan, cuma namazına gidip yılbaşında çam ağacı süsleyen bir “arada kalmış kültür formu” gibiyiz ülke olarak. Bu durum bambaşka bir zenginlik teşkil etmekle birlikte tam olarak kanıksanamadığı, havada kaldığı, eğreti kaldığı ölçüde de komediye gebe kalıyor. Komedyen olarak bu coğrafyada çok şanslıyız diyebilirim.

Mahalle komedisine dönersek, TV dizisi istemediğinizi, uzun müddet gelen projeleri reddettiğinizi duyuyorduk. Sizin için Tutunamayanlar’ı ayırt edici kılan ne oldu?

Yönetmen Osman Nail Doğan’ın ısrarı etkili oldu. Birçok yöntemle ulaşmaya çalıştı ama her seferinde “Teşekkürler, sağ olsun, dizi yok aklımda” falan dedim aracılara. Sonunda bir arkadaşım arayıp telefonu ona verdi, o da direkt konuya girdi. Tamam dedim, bir yemek yiyelim. Sanatsal sanatsal konuşan sıkıcı festival kumkumasına yüz yüze de teşekkür eder ayrılırım diye geçirerek içimden, gittim yemeğe. Ne kadar birbirimizi kalıplara sokmaya çalışsak, yabancı görsek de iki muhabbetten sonra nasıl da benzer olduğumuzu, köklerimizin ne kadar aynı olduğunu, aynı suyla aynı güneşle beslenip büyüdüğümüzü görüyoruz bu topraklarda. Osman ve senarist Mustafa’yla yarım saat çay içip muhabbet ettikten sonra senaryoyu çok da irdelemeden tamam dedim. İyi ki ısrarcı davranmışlar, ikisine de müteşekkirim, öpüyorum kendilerini.

Yazar kadrosunda kimler var diye bakmadan diziyi izleyince bile esprilerinizi sizin kendi tarzınız olduğu fark ediliyor?

Ben senaryo ekibinde de varım. Başkalarının sahnelerine çok bakamıyorum set yoğunluğundan ama içinde olduğum sahnelerin diyaloglarını kimi zaman baştan sona kimi zaman azıcık değiştiriyorum. Zaten senaristler de benim sahnelerimi bazen taslak şeklinde yazıp şakasını bana bırakıyor gibiler. Bazen de çok gülüyorum metnin aslına. O kadar komik yazmış olmalarına gıcık oluyorum ama daha komik bir şey aklıma gelmediği için aynen oynuyorum.

Nerede doğdunuz? İstanbul sokaklarıyla aranız nasıldır?

Ankara Batıkent doğumluyum ben. İstanbul mahallelerini az çok bilirim muhit muhit. Dedemin evi Erenköy’deydi. Oraların mahalle kültürü biraz mesafeli, seviyeli gibiydi. Yaşça epey büyük insanlardan oluşan bir mahalle olduğu için olsa gerek, tebessümle geçilen, “İyi günler olsun efendim” denilen bir iletişim hâkimdi. Zeytinburnu’nda yurtta kaldım. Gürültülü ve kavgacı bir mahalle gibiydi. Esnafı tatlı, gençleri bıçkın... Samimiyet arttıkça çokça fedakâr ve ekstra samimi olabilen bir mahalleydi. Büyükçekmece’de de yaşadım, İstinye’de de... Her muhitin kendine has bir yapısı olduğunu test ettim, onayladım.

Çocukluğunuzun mahalle kültüründen belleğinizde neler kaldı?

Amasya’da büyüdüm. Çok, çok, aşırı, olağanüstü, muhteşem ötesi bir çocukluğum oldu. Dağlara çıktım, bisikletle köylere kadar gittim, her türlü meyveyi dalından yedim, sabahlaran kadar en güzel sahalarda basketbol oynadım. Çocukluğumun geçtiği mahallede hayat boyu sürecek dostluklar edindim. Hakikaten güzel bir çocukluktu ve mahalle kültürünü yaşadığım bir dönemdi. Amasya halkına selamlar, saygılar...

Çekimler Yalıköy Mahallesi’nde gerçekleşiyor. Mahallelinin tavrı nasıl? Balat tarafı artık dizilerden bıkmasıyla meşhur, Beykoz’da durum nasıl?

Burada da çok dizi çekilmiş galiba. Mahalle ahalisi biraz yılmış gibi. Bazen kameralar yola taşıp da yol daralır gibi olduğunda gergin serzenişler ve korna seslerinin birbirine geçtiği farklı bir isyan modeliyle karşılaştırabiliyoruz. Ama bu bazen oluyor. Genele dönüp baktığımızda seviyor herkes bizi, gelip gelip “Takipteyiz, Taaaarık” demeleri gibi şekerliklerle karşılaşıyorum.

Sizin sektörünüzde de neredeyse hayat durdu, zamanın çoğu evde geçiyor. Korona döneminde dizi setinizde durum nasıl, evde gününüz nasıl geçiyor?

Biz yoğun steril ve teknolojik şartlarda devam ediyoruz. Herkes evine kurulan düzeneklerden gönderirken benim ve Şair Lütfü karakterinin çekimleri reel mekânlarda robot kameralarla yapılıyor. Umarım bu stresli dönemde insanların eğleneceği, bir saatlik de olsa gündemden uzaklaşacağı bir şeyler yapabiliriz. Ailem Büyükçekmece’de, çekim günleri ve yoğunluğu seyreldiği için onlarla beraberim. Kitap okumakla, hafif sporla, ufak tefek işime yönelik uğraşlarla falan geçiyor günler evde.


 

Yorumlar