AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın Bayramlaşma Programı

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2) - "Hayatlarını kurtarmak için çaldıkları tüm kapılar yüzlerine kapanan Arakanlıların radikal terör örgütlerine yönelmelerinin adeta teşvik edilmesi ise üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durumdur. Bugün terör damgası, Müslümanlara yönelik tüm katliamları, baskıları, zulümleri meşrulaştıran bir istismar aracı haline gelmiştir. DEAŞ'tan Boko Haram'a kadar arkası karanlık, kimler tarafından organize edildiği, silahlandırıldığı, yönlendirildiği, önlerinin açıldığı meçhul olan nice örgütler eliyle, kadim İslam medeniyeti yok edilmeye çalışılıyor. Arakan'da yapılan ve yapılmaya çalışılan da aynısıdır. İnşallah bu kanlı oyun Arakan'da bozulacaktır" - "Arakan'daki sorunun küresel güç mücadelelerinin bir tezahürü olduğunun gayet iyi farkındayız. Bölgenin stratejik önemi sebebiyle Myanmar devletini yanlarına almak isteyen güçlerin hiçbiri de bu insanlık suçunu durdurmak konusunda caydırıcı adımlar atmıyor. Orada bir soykırım var ona karşı sessiz duruyorlar" - "Türkiye olarak biz bu konuda hassasiyetimizi dile getiriyor, uluslararası mekanizmaları harekete geçirmeye çalışıyor, bölgede insani yardım faaliyetleri yürütüyoruz. Kızılay'ımızla, AFAD'ımızla bu çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ancak bu katliamlara İslam dünyası bir bütün olarak tepki vermediği için gösterdiğimiz çabalardan yeterli neticeyi çoğu zaman alamıyoruz. Biz bu meselenin takipçisi olacak, Arakanlı Müslümanlara hem insanlık borcumuzu ödeyecek hem de Türk milleti olarak tarihten gelen vefamızı göstereceğiz. İmkan bulduğumuz yere kadar elimizle, buna gücümüz yetmediğinde dilimizle ve mutlaka kalbimizle kötülüğe karşı mücadele edeceğiz"

Google Haberlere Abone ol

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hayatlarını kurtarmak için çaldıkları tüm kapılar yüzlerine kapanan Arakanlıların radikal terör örgütlerine yönelmelerinin adeta teşvik edilmesi ise üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durumdur. Bugün terör damgası, Müslümanlara yönelik tüm katliamları, baskıları, zulümleri meşrulaştıran bir istismar aracı haline gelmiştir. DEAŞ'tan Boko Haram'a kadar arkası karanlık, kimler tarafından organize edildiği, silahlandırıldığı, yönlendirildiği, önlerinin açıldığı meçhul olan nice örgütler eliyle, kadim İslam medeniyeti yok edilmeye çalışılıyor. Arakan'da yapılan ve yapılmaya çalışılan da aynısıdır. İnşallah bu kanlı oyun Arakan'da bozulacaktır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı bayramlaşma programında yaptığı konuşmada, üç gündür Arakan'la ilgili İslam İşbirliği Teşkilatı'nın dönem başkanı olarak devlet başkanlarını aradığını söyledi.

Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteriyle konuştuğunu ve bütün bu görüşmeleriyle birlikte bir duyarlılık istediğini ifade ederek, ayın 19'dan itibaren BM Genel Kurulunun toplanacağını orada bunları çok daha farklı bir şekilde dile getireceklerini ve BM Genel Kurulunda bunu bütün dünyaya anlatacaklarını, haykıracaklarını kaydetti.

İkili görüşmelerde bu konuları yine konuşacaklarını vurgulayan Erdoğan, "Kimse konuşmasa da biz konuşacağız. Az önce Endonezya Devlet Başkanı ile görüşmemi yaptım. ASEAN Başkanı olması hasebiyle de onların burada yüklenecekleri görev çok çok önemliydi ve kendileri de BM Genel Kurulunda bunu dile getirmemizin ne kadar önemli olacağını ifade ettiler. Zaman zaman gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medyada 'Arakan'ın bizimle ne ilgisi var, bu işe niye karışıyoruz?' Bu tür serzenişlerde bulunanları görüyorum. Bu tür ifadeleri dile getirenler her şeyden önce tarihlerini bilmiyorlar, ecdatlarını tanımıyorlar. Bu çevrelerde bizim Myanmar'da şehitliğimizin olduğunun dahi farkında değiller. Belki bize Arakan coğrafi olarak uzaktır ama tıpkı Pakistan, Hindistan, bölgedeki pek çok başka yer gibi orası da gönül dünyamızın sınırları içindedir. Bunu böyle bilelim." diye konuştu.

Erdoğan, eski adıyla Burma bugünkü adıyla Myanmar'ın Çin ile Hindistan arasında önemli bir geçiş güzergahı olması sebebiyle her dönemde ilgi odağı bir bölge olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Myanmar'ın Bengal Körfezi boyunca sınırlarını oluşturan Arakan bölgesi asırlarca Müslüman devlet adamları tarafından yönetilmiştir. Bangladeş ve Hindistan ile olan yakın ilişkisi sebebiyle bölgede hüküm süren Türk devletleri de Arakan ile irtibatlı olmuşlardır. 2. Dünya Savaşı sonrasında kısa bir süre kısmi bağımsızlık kazanan Arkan bölgesi 1 milyon Budist ile 4 milyon Arap, Kuzey Afrikalı, Türk, Moğol ve Bengal karışımı Rohingya Müslümanlarının yaşadığı bir yerdir. Bu gün ise 1,5 milyon vatandaşlık dahil her türlü haktan mahrum Arakan'da ve 1,5 milyonu da çok zor şartlarda çevre ülkelerdeki kamplarda yaşayan 3 milyon Arakanlı kalmıştır. Arakan ile Bangladeş arasındaki Naf Nehri yıllardır katliamlardan kaçmaya çalışan mazlum insanların cesetlerinin yüzdüğü adeta kıyamete açılan bir geçit durumundadır. Katliamlar ve baskılar yanında Arakan Müslümanlarının Myanmar'daki geçmişi tüm maddi unsurlarıyla da silinmeye çalışılıyor. Geçmişinden kuşatılarak geleceği yok edilen mazlum bir toplamla karşı karşıyayız. Hayatlarını kurtarmak için çaldıkları tüm kapılar yüzlerine kapanan Arakanlıların radikal terör örgütlerine yönelmelerinin adeta teşvik edilmesi ise üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durumdur. Bugün terör damgası, Müslümanlara yönelik tüm katliamları, baskıları, zulümleri meşrulaştıran bir istismar aracı haline gelmiştir. DEAŞ'tan Boko Haram'a kadar arkası karanlık, kimler tarafından organize edildiği, silahlandırıldığı, yönlendirildiği önlerinin açıldığı meçhul olan nice örgütler eliyle, kadim İslam medeniyeti yok edilmeye çalışılıyor. Arakan'da yapılan ve yapılmaya çalışılan da aynısıdır. İnşallah bu kanlı oyun Arakan'da bozulacaktır."

-"Bu kardeşlerimize tüm dünyanın yaptığı gibi biz sırtımızı dönemeyiz"

Erdoğan, daha yakın tarihe gelindiğinde Arakan Müslümanları ile çok daha güçlü ilişkiler olduğunun görüldüğünü ifade ederek, "Sultan Abdülhamid-i San-i Han Hicaz demiryolu inşaatını başlattığında Arakan Müslümanları kendi aralarında yardım toplayıp Osmanlılara göndermişlerdir. Bunun üzerine de Abdülhamid-i San-i Han da madalyalar göndererek Arakan Müslümanlarını taltif etmiştir. 1912'deki Balkan Savaşları sırasında Arakan Müslümanları bizim için bir kez daha seferber olmuşlardır. Hindistan Müslümanlarının çıkardığı bir gazeteye ilan veren Arakanlı kardeşlerimiz, Balkan faciasını yaşayan ordumuza şu ifadelerle yardım çağrısı yapıyorlardı; 'Bir çok yaralı Türk sahipsiz yatıyor, Müslümanları açlığa ve ölümü terk etmeyin.' Görüyor musunuz? Bir asır önce bizim açlığa ve ölüme terk edilmemize gönülleri rıza göstermeyen Arakanlı kardeşlerimizin bugün kendileri aynı durumdadır. Yokluk ve yoksulluk içinde yaşadıkları o günlerde kendi aralarında topladıkları 35 bin altını çeşitli yollarla bize gönderen bu kardeşlerimize tüm dünyanın yaptığı gibi biz sırtımızı dönemeyiz, bu da böyle bilinmeli." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Edirne'nin düşman işgalinden kurtarılması üzerine Arakan Müslümanlarının temsilcilerinden Ahmet Molla Efendi'nin Osmanlı'nın bölgedeki konsolosluğuna gönderdiği mektubunda, "Bütün Türk dindaşlarımı Edirne ile kaybedilen diğer toprakları şanlı bir şekilde geri alarak, Osmanlılık şerefini yücelttikleri için tebrik ediyorum. Her gün mescitlerde yeni zaferler kazanmanız için dua ediyoruz." dediğini hatırlatarak, "Bizim için bu kadar ulvi duygular besleyen, dualarını eksik etmeyen Arakan Müslümanlarını biz de bugün yalnız bırakmayacağız. Bizim bu Müslümanlara sadece insanlık değil, Aynı zamanda vefa borcumuz var. Arakan'daki sorunun küresel güç mücadelelerinin bir tezahürü olduğunun gayet iyi farkındayız. Bölgenin stratejik önemi sebebiyle Myanmar devletini yanlarına almak isteyen güçlerin hiçbiri de bu insanlık suçunu durdurmak konusunda caydırıcı adımlar atmıyor. Orada bir soykırım var ona karşı sessiz duruyorlar." şeklinde konuştu.

- "Bu soykırıma göz yumanların hepsi de yapılan katliama ortaktır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Arakanlı Müslümanlar değil, diğer etnik ve dini gurupların da çok ciddi baskı altında olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Demokrasi maskesi altında yürütülen bu soykırıma göz yumanların hepsi de yapılan katliama ortaktır. Bu insanlara ormanda yolunu şaşırmış bir ceylan, bahçeye düşmüş kanadı kırık bir kuş, denizde zıpkın yemiş bir balık kadar değer vermeyen, ilgi göstermeyen dünya medyası da yaşanan katliamın ortağıdır. Arakan'da yarım asır önce 4 milyon olan Müslüman sayısını katliam ve baskılarla üçte birine indiren uygulamalara İslam dünyasının sessiz kalmış olması ise ayrı bir dramdır. Türkiye olarak biz bu konuda hassasiyetimizi dile getiriyor, uluslararası mekanizmaları harekete geçirmeye çalışıyor, bölgede insani yardım faaliyetleri yürütüyoruz. Kızılay'ımızla, AFAD'ımızla bu çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ancak bu katliamlara İslam dünyası bir bütün olarak tepki vermediği için gösterdiğimiz çabalardan yeterli neticeyi çoğu zaman alamıyoruz. Biz bu meselenin takipçisi olacak, Arakanlı Müslümanlara hem insanlık borcumuzu ödeyecek hem de Türk milleti olarak tarihten gelen vefamızı göstereceğiz. İmkan bulduğumuz yere kadar elimizle, buna gücümüz yetmediğinde dilimizle ve mutlaka kalbimizle kötülüğe karşı mücadele edeceğiz. Tüm bu yaşananlar bize şu gösteriyor, Türkiye olarak güçlü olmalıyız, Türk milleti olarak güçlü olmak zorundayız. Bu ülkede 80 milyon olarak bir ve beraber olmak zorundayız. Bu bayram bunu bize ısrarla gösteriyor."

- "Ya öleceğiz, ya olacağız"

Erdoğan, kendi aralarında dargınlığın ve küskünlüğün olmaması gerektiğine işaret ederek, "Hele hele kendi aramızda dargın, küskün olmayacağız. Birbirimizi para, pul, makam, mevki için sevmeyi şöyle itin, atın bir kenara. Birbirimizi sadece ve sadece Allah için seveceğiz. Bunu yapmamız lazım." ifadelerini kullandı.

Ülkenin her karış toprağına sımsıkı sarılmak zorunda olduklarını aktaran Erdoğan, katılımcılara "Buna var mıyız?" diye sordu. Salondan "Varız" cevabını alan Erdoğan, öyleyse çok çalışmaları gerektiğini aktardı. Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgemizdeki gelişmeler karşısındaki mücadelemizi hem bilfiil sahada yer alarak hem de siyasi ve diplomatik duruşumuzla sürdürmek zorundayız. Şu gerçeği asla unutmamalıyız; ülkemizin herhangi bir şehrinde patlayan herhangi bir terör örgütünün bombası veya saldırısıyla Suriye veya Irak'taki gelişmelerin hiçbir farkı yoktur. Hepsi de aynı amaca yöneliktir. Ülkemizi hedef alan ve hiçbir mantıki izahı, açıklaması, gerekçesi olmayan, siyasi veya ekonomik bir ithamla Suriye ve Irak'ta atılan adımlar arasında yakın ilişki vardır. Bunların hepsi aynı amaca yöneliktir. Aynı irtibatı Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar, bizim gönül coğrafyamızın her yerindeki gelişmelerle kurmak mümkündür. Ya tüm gücümüzle bu mücadeleyi verecek ve gelecek bir asırdaki yol haritamızı netleştireceğiz ya da teslim olup başımıza geleceklere razı olacağız."

Katılımcılara "Teslim olmak var mı?" diye soran ve "Hayır" cevabını alan Erdoğan, "Ya öleceğiz, ya olacağız. Hedef bu olmalı. Burada hiçbir arkadaşım da inanıyorum ben teslim olmaz. Böyle zillete rıza göstermenin Türk milletinin fıtratında bulunmadığını, Müslümanın fıtratında bulunmadığını, tarihinde böyle bir utancın baki olmadığını da çok iyi biliyorum. Öyleyse mücadele edeceğiz. Siyasi ve diplomatik gücümüzle mücadele edeceğiz. Askeri gücümüzle mücadele edeceğiz. Ekonomik gücümüzle mücadele edeceğiz. Kendimizle birlikte dostlarımız ve kardeşlerimiz için de mücadele edeceğiz. Mücadele ve sabır bizim sorumluluğumuzdadır. Zafer ise Allah'a aittir. La galibe İllallah." diye konuştu.

Rabia işareti yaparak "Beraber yürüdük biz bu yollarda" isimli şarkının sözlerini katılımcılarla birlikte söyleyen Erdoğan, katılanların Kurban Bayramı'nı tebrik ederek konuşmasını tamamladı.

(Bitti)

Yorumlar