Mesele Ensar Vakfı değil, anlamadın mı? | YORUM

Yeni Şafak Yazarı Aydın Ünal, bu karalama kampanyasını yürüten zihniyetin asıl amacı konusunda bugün köşesinde değerlendirmelerde bulunarak: " Biz meselenin Ensar Vakfı olmadığını, hatta AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan olmadığını, meselenin biz olduğumuzu, bizim irademiz olduğunu çok iyi görüyor ve ne yapmaya çalıştığınızı çok iyi anlıyoruz." dedi.

Mesele Ensar Vakfı değil, anlamadın mı? | YORUM

Karaman'da gönüllü öğretmenlik yapan bir kişinin neden olduğu cinsel istismar skandalı üzerinden Müslüman kurumlara yöneltilen karalama kampanyası devam ediyor. Yeni Şafak Yazarı Aydın Ünal, bu karalama kampanyasını yürüten zihniyetin asıl amacı konusunda bugün köşesinde değerlendirmelerde bulundu. Ünal, "Mesele Ensar Vakfı değil, hala anlamadın mı?" başlıklı yazısında, "Çocuklara, çocuklarımıza yönelik her taarruz, kim tarafından gelirse gelsin hakettiğinden fazlasıyla cezasını alır. Kimse bu iğrençliğin üzerini örtemez, örtme gayretine dahi giremez." diyerek şöyle devam etti: 

Yine tekrar edelim: Ağaç deyip değerlerimize saldırmak istediniz. Yolsuzluk deyip sandıkta seçtiğimiz hükümeti devirmek istediniz. Teröre arka çıktınız, canlarımıza kıydınız. Hepsinde milletin iradesine ve duasına tosladınız. Şimdi de, çocuk istismarı deyip, mağdur çocuklar üzerinden istismar yapacak kadar alçaldınız. Etek giyen, çocukların arkasına saklanan teröristler, çocuklara taş attıran zihniyetler, burada detayını zikretmeye edebimin elvermediği çocuk istismarcısı haşhaşiler, çocuk istismarının üzerine gidemez; olsa olsa istismarını yaparlar. Biz meselenin Ensar Vakfı olmadığını, hatta AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan olmadığını, meselenin biz olduğumuzu, bizim irademiz olduğunu çok iyi görüyor ve ne yapmaya çalıştığınızı çok iyi anlıyoruz." 

İşte Aydın Ünal'ın o yazısı: Gerçek Hayat Dergisi'nin geçen haftaki nüshasında, Merhum Ahmet Şişman, vefatının sene-i devriyesinde güzel bir makaleyle yadedildi. Allah O'ndan razı olsun, mekanı inşallah Cennet olsun…

Merhum Ahmet Şişman'ın hayatı hizmet ve mücadeleyle geçti. Arkasında, amel defterini hep açık bırakacak büyük eserler bıraktı.

O eserlerden bir tanesi Yeni Şafak Gazetesi, bir diğeri de, kurucuları arasında yer aldığı ve uzun süre başkanlığını üstlendiği Ensar Vakfı.

Merhum Ahmet Şişman'ın 2 büyük eseri, Yeni Şafak Gazetesi ve Ensar Vakfı, son günlerde, içerdeki maşalar eliyle yürütülen yoğun bir küresel taarruz altındalar.

Facebook, küresel algı operasyonlarının önündeki en büyük engellerden biri olarak Yeni Şafak'ı görüyor olmalı ki, 10 milyon olan takipçi sayısını 100 bine düşürdü. Sevsinler sizin tarafsızlığınızı, ifade özgürlüğüne saygınızı!

Ensar Vakfı'na yönelik taarruz ise, son derece ahlaksız, acımasız ve vicdansız bir şekilde ilerliyor.

Şehrin ismini burada zikretmeyeceğim. Sapık bir öğretmenin, bazı öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıktı. Sapık derhal gözaltına alındı, tutuklandı. İddianame hazırlandı ve şu anda 600 yıl hapis istemiyle yargılanıyor.

Böyle iğrenç bir suç için 600 yıl bile az. İdam cezasının ne büyük ihtiyaç olduğu böyle vakalarda daha iyi anlaşılıyor.

Hemen belirtelim: Bu davanın, bu vakanın üzerinin örtülmesi asla ve asla sözkonusu olamaz. Davanın da, vakanın da üzerinin örtüldüğünü, birilerinin kayrıldığını söyleyenler yalan söylüyorlar ve en az o çocuk istismarcısı sapık kadar çocuklar üzerinden istismar yapmaya çalışıyorlar.

Kendisini gizlemeyi çok iyi başarmış sapığın, kısa bir süre Ensar Vakfı öğrencilerine kurs vermiş olması üzerinden, Ensar Vakfı hedef tahtasına oturtuldu.

Vakıf gerekli açıklamayı yaptı. Sürecin takipçisi olacağını ifade etti.

Ancak, gözü dönmüş çocuk istismarcılarından, ahlakla, vicdanla, hakikatle hareket etmeleri beklenemez.

Burada meselenin Ensar Vakfı olmadığını da artık çok net görüyoruz.
Nobel ödüllü Orhan Pamuk, son romanında, “Türkiye'de ensest yaygın” gibi bir imaj oluşturduğu için çok ağır ve haklı eleştirilere maruz kalmıştı.

Orhan Pamuk'un son romanını dünyada kaç kişi okur bilinmez; ama çocuk istismarı vakası, Twitter üzerinden, yüzbinlerce bot hesabın harekete geçirilmesiyle tüm dünyaya duyuruldu. Hem de “Türkiye'de çocuklara tecavüzü durdurun” başlığıyla.

Bir noktadan sonra mesele Ensar Vakfı'nı da, Türkiye'deki tüm Müslümanları da aştı; Alemlere Rahmet olarak gönderilmiş Hazreti Nebi'ye dahi en ağır hakaretler edilmeye başlandı.
Kim mi yürüttü bu iğrenç operasyonu? Fetullahçılar, PKK'lılar ve onların yönettiği bot hesaplar. CHP ve HDP başta olmak üzere malum çevreler de bu iğrenç operasyona destek verdiler.
Piyasada tekel olmak isteyen ve bunun için Ensar'dan, TÜRGEV'den hazzetmeyen; 17-25 Aralık sürecinde bu kurumları da ortadan kaldırmak isteyen Fetullahçılar, başlattıkları operasyon dahilinde Hazreti Nebi'ye edilen bu hakaretler hakkında acaba ne düşünüyorlar. Tahmin etmek güç değil. Hoca bozuntularına hakaret edilmiyorsa ortada sorun yok!
Tekrar edelim:

Çocuklara, çocuklarımıza yönelik her taarruz, kim tarafından gelirse gelsin hakettiğinden fazlasıyla cezasını alır. Kimse bu iğrençliğin üzerini örtemez, örtme gayretine dahi giremez.
Yine tekrar edelim:

Ağaç deyip değerlerimize saldırmak istediniz.

Yolsuzluk deyip sandıkta seçtiğimiz hükümeti devirmek istediniz.

Teröre arka çıktınız, canlarımıza kıydınız.

Hepsinde milletin iradesine ve duasına tosladınız.

Şimdi de, çocuk istismarı deyip, mağdur çocuklar üzerinden istismar yapacak kadar alçaldınız.
Etek giyen, çocukların arkasına saklanan teröristler, çocuklara taş attıran zihniyetler, burada detayını zikretmeye edebimin elvermediği çocuk istismarcısı haşhaşiler, çocuk istismarının üzerine gidemez; olsa olsa istismarını yaparlar.

Biz meselenin Ensar Vakfı olmadığını, hatta AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan olmadığını, meselenin biz olduğumuzu, bizim irademiz olduğunu çok iyi görüyor ve ne yapmaya çalıştığınızı çok iyi anlıyoruz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×