Kadını 364 gün sömürenler... | YORUM

Kadın konusunun yıllarca üzerinden fırtınalar kopartılarak tartışılan konulardan birisi olduğunu belirten Yazar Sabiha Ateş Alpat, yılın 364 günü kadını sömürenlerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü adıyla bir günü sözde ona ayrılmış gibi gösterdiğini söyledi

Kadını 364 gün sömürenler... | YORUM
08 Mart 2016 Salı 18:59

Yılın 364 günü kadını sömürenlerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü adıyla bir günü sözde ona ayrılmış gibi gösterdiğine dikkat çeken Yazar Sabiha Ateş Alpat, kadına gerçek önemi İslam dininin verdiğini söyledi. Kadın konusunun yıllarca üzerinden fırtınalar kopartılarak tartışılan konulardan birisi olduğunu belirten Yazar Sabiha Ateş Alpat, kadını istismar edenlerin kadın hakları diye adeta bas bas bağırdığını söyledi.

Yazar Alpat, "Günümüzde Müslüman kadının toplumda duruşu nasıl olmalı,
Kur'an-ı Kerim'in işaret ettiği ve İslam'da örnek olan kadınlar kimlerdir,
İslâm'da kadın yeri ve kimliği nedir?" sorularına cevap verdiği İLKHA'daki konuşmasında şunları söyledi:

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle İlke Haber Ajansı olarak yazar Sabiha Ateş Alpat ile bir röportaj gerçekleştirdik. İslam'da kadının yeri, kadının toplumdaki yeri, kadın üzerinden yapılmak istenen yozlaştırma çalışmaları gibi konularda Alpat ile yaptığımız röportajın tamamı şöyle:

İslâmda kadın her şeyden önce "Kul" dur. Allah'ı, kadını emir ve yasaklarında direk muhatap alır. Allah'tan başkasına boyun eğmez hürdür. İtaat ettikleri, Allah'ın izin verdikleri ve izin verdiği kadarla sınırlıdır, bu bağlamda özgürdür. Yapısal olarak narin olduğu için emanet olduğu vurgulanmış ve korunması, istismar edilmemesi emredilmiştir. Peygamberimiz veda hutbesinde şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! "Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emri ile helâl kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır".

İslâm'da kadının; Allah'a karşı, kendisine karşı, ailesine karşı ve topluma karşı sorumlulukları vardır. Kuldur ve bu kulluğunun gereği olarak, Allah'ın yüklediği sorumlulukları yerine getirirken kimseden izin almak durumunda değildir.

Cennet ayakları altına serilmiştir. Cenneti ayakları altına sermiş derken, her doğuran kadın anlaşılmamalıdır zira ana olan kadınlar, Kur'an'da rol model olarak gösterilmiştir. Nasıl ana olunacağı konusunda örnek gösterilenlerden birisi, İmran'ın karısı Hanne'dir. Hanne Hatun, Meryem' in (as) annesidir. Biz adamayı ve adanmayı kendisinden öğreniyoruz. Evlât istemiştir Allah'tan. "Bir evlât ver, sana kurban edeyim" Bir evlât ver. Evlât bana, koçu sana kurban edeyim değil. evlâdım senin yoluna kurban olsun mantığıyla istemişti.

Ana olarak Musa'nın (as) annesi örnek gösteriliyor ve sonra Asiye anamızın Musa (as) yetiştirmesi. Tarihe baktığımızda ise Hatice anamız (r.anha). Doğurmadığı halde Aişe anamız (r.anha). Uhud'un Nesibe Hatun'u. Filistin'in Ümmü Nidal'ı vb.

Meselâ Nesibe Hatun. Uhud' da iki oğlu ve eşini şehid vermişti. Tarihe geçecek şu sözüyle karşılamıştı şehitleri: "Vallahi madem ki Peygamberim sağdır tüm musibetler bana hafif gelir".

Ümmü Nidal. Üç oğlunu istişhad eylemine kendi elleriyle göndermişti. Günümüz analarından, mesela Diyarbakır' da oğlunu feda etmiş kaç anayla konuşmuştum. "Aziz İslâm'a oğlumuzda canımızda fedadır" sözüyle anlatmıştı yirmi sekiz şubat zulmünü.

İslâm bir kimlik sunar insana ve kabulü için zorlamaz. Kimlik kişiyi tanımlar. Kim olduğunuzla alâkalıdır. Şahsiyet ise, kim olduğunuzun canlı ve yaşayan hali. Dolayısıyla kişiliğin sağlamlığı, tercih edilen kimlikle uyuma bağlı. Şunu da hatırlatmakta fayda var. İslâm son dindir. Kıyamete kadar hükümleri geçerli olacaktır. Eksik değil ve fazla da değildir. Tas tamam, her çağa uygun evrensel özelliğe sahiptir. Evde, çarşıda, toplumda, okulda velhasıl her yerde Müslüman kadının duruşunu Allah belirler. Fıkıh, neyi nerede ne kadar yapabileceğimizi belirleyen ölçüdür. Mümin bir kimse Allah'ın ölçülerinden başka bir ölçüye kesinlikle ihtiyaç duymaz. Dinimiz tamamlanmış olup çağdaş, demokrat, modernist ölçülere ihtiyacı yoktur. İslâm, kadını toplumdan soyutlamamıştır aksine toplumun ıslahında kendisine rol biçmiştir, lâkin toplumda yer alırken yürüyüşü, konuşması, giyinişi ve davranışları için ölçüler vaaz etmiştir. İsteyen Nur suresi ve Azhap suresini inceleyebilir.

Aslında bu sadece kadına yönelik yürütülen bir çalışma değil. Toplumun her kesimi bundan payını alıyor. Sormak istiyorum, erkeğin "Kavvam" olma özelliği nereye gitti? Eşini yabancı erkeklerden kıskanan ve bu nedenle eşini sakınan kaç kişi kaldı? Kadın da bu yozlaşmadan payına düşeni fazlasıyla aldı. Bu konuda kadın-erkek eşitliği, kadına çalışma hakkı, kadının özgürlüğü, reklâmlar, defileler, diziler, vitrinler nefisleri cezb edip günaha sürüklüyor. Tüm çabaları buna yöneliktir. Hedef, toplumun İslâmi değerlerden uzaklaşması.

Neden en çok kadını istismar edenler, kadın hakları diye bağırma gereği duyuyor? Üç yüz altmış dört gün kadını sömürenler, bir günü kadına lütfedip (!) ‘Kadınlar gününüz kutlu olsun' mesajı yayımlıyorlar. Bence kadını sömürenler için, bu bir günü kadına has kılmaları da bir şeydir.”

Erdemin korunması için aile, çevre, okul ve yönetim sistemi sağlam olmak zorundadır ve bunların her biri diğerini tamamlar. Aile kurumunun ne halde olduğu ortadadır. Boşanma vakaları tavan yaptı. Ailemiz tevhid, takva ve terbiye temeli üzerine bina edilmeliydi ve temelin sarsılmaması için azami cehd gerekiyordu. Böyle ailelerin oluşturduğu toplum, elbette ki sağlam olurdu. Şimdi çevre adeta kurt kapanı gibi çocukları kapıyor. Okulların karma olması gençlerin fıtri duygularını kontrol etmesini zorlaştırıyor. Ve ne yazık ki, okul koridorlarında müstehcen hareketler artık neredeyse normal karşılanır durumda. Bir genç evliliğe adım atana kadar bilmem kaç kişiyle flört ( zinanın moderncesi) ediyor. Hatırlıyorum biz küçükken nişan takılan bir kız utandığı için aile büyüklerinden yüzüğünü saklardı. Büyüklerin yanında edebe uygun giyinir, hareketlerine dikkat ederdi.

Ve sistem! Maalesef beşer ideolojileri insanı bozmaktan başka, insan açısından bir işe yaramıyor. Zina, içki, kumar gibi kötülüklerin anası olan çirkinliklerin suç sayılmadığı, ceza-i müeyyidelerin caydırıcı olmaması gibi birçok etken, insanın bozulmasına zemin hazırlamaktadır. Sözün özü, İslâm'da kadın kuldur, anadır, eştir, evlattır. Muhtaç olduğu tüm haklar, Allah tarafından garanti altına alınmıştır. Bana bu fırsatı verdiğiniz için de teşekkür ediyorum. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×