Darbeyi iki ay önce haber veren yazı

Nisan ayında Türkiye gazetesinde bir yazı kaleme alan yazar Fuat Uğur, TSK içindeki kuvvetli darbe ihtimalini kaleme almış, yetkilileri uyarmıştı

Darbeyi iki ay önce haber veren yazı

Türk Silahlı Kuvvetler içinde darbe yapma ihtimali bulunan gruplarla ilgili nisan ayında basında sık sık çıkmaya başlayan haberler üzerine Genelkurmay Başkanlığı tarafından 'her şey kontrol altında' mahiyetinde bir açıklama yapılmıştı. Açıklamadan sonra bir yazı kaleme alan Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar başta olmak üzere bütün devlet yetkililerine özetle, "Emin misizin?" anlamında bir yazı kaleme almıştı. İşte Fuat Uğur'un "Cemaat’in “Hususiler”i darbe için Ankara’da toplandı" o yazısı: 

Yazar sıfatıyla tanıdığımız bazı insanlar var. Biraz daha rahatlasalar kötülüğün kitabını yazacak kadar vicdanları kararmış olan bu isimler bir süredir ağızlarında çeşitli laflar geveliyorlar. Geçmişteki darbe karşıtı duruşlarını unutarak Türk Silahlı Kuvvetlerini darbeye çağıran yazıları kaleme alıyorlar. Hem de hiç utanmadan. Sadece onlar değil, Amerika’daki Michael Rubin adlı Bush’un eski danışmanı da “Türkiye’de bir darbe olabileceğine dair” yazı yayınladı. Onlar da bol bol paylaştı.

Öncelikle emniyette, eğitimde, iş dünyasında ve yargıda ciddi oranda geriletilen Paralel Yapı heyecan içinde. Ordudaki cemaatçilerin yakında harekete geçeceğini fısıldamaya başladılar. TSK içinde Cemaat’in gücü, üst düzeylerde Cemaatçi subayların sayısı, oranı tartışılmaya başlandı. Cemaat mağduru ve Ergenekon Davası sanığı CHP’li Vekil Dursun Çiçek bu soruları cevapladı. Çiçek, “TSK'da yüzde 10 civarında var ama bu FETÖ denen paralel devlet yapılanmasının Silahlı Kuvvetler'de darbe yapacak, Silahlı Kuvvetleri ele geçirecek gücü yok” dedi.

Dursun Çiçek’e göre FETÖ özellikle istihbarat, bilgisayar ve insan kaynakları yönetiminde etkin.
Yine Dursun Çiçek’in bildirdiğine göre kendileri de hükümetle yakın iş birliği içinde çalışıyorlar ve isimlerini verdikleri subaylar görevden alınıyor ya da pasif görevlere aktarılıyorlar. Yapılanlar toplam içinde ne kadardır onu bilemiyoruz tabii.

İşte tam da bu aşamada Hususiler’in haberi geldi.
 
NEDEN ANKARA’YA GÖNDERİLDİLER?
 
Onlara “Cemaat’in Derin Adamları” diyebiliriz. Kısaca CDA. Cemaat’in örgütlendiği her yerde imamların yanı sıra bu adamlar da vardır. Genellikle eğitim ve iş dünyasında örgütlenmeleri, iletişimi ve koordinasyonu sağlayanlar onlardır. Kendilerini saklarlar CDA’lar. Alınan her karara müdahale edebilirler ve imamların hep yanındadırlar.
Cemaat’in içinden bana çeşitli bilgiler aktaran kaynağım geçtiğimiz günlerde “Hususiler artık yer değiştiriyorlar” demişti ve bunu yazmıştım. Ancak önceki gün çok yeni bir bilgiyi aktardı:
“Hususilerin önemli bir kısmı Ankara’da toplandı...”
Neden peki?
“Onlara yeni bir görev verilmiş. Fethullah Gülen 2016 yılında mutlaka halife olmak istiyor. Artık darbe çağrıları yapılmasının altında yatan sebep bu. Hususilere verilen görev de bununla ilintili. Yani, Hususiler, ordu içindeki Cemaatçi subayları uyandırmakla görevlendirildiler.”
Bu nasıl yapılacak?
Anlatalım.
 
HUSUSİLER CEMAAT AJANLARINI UYANDIRACAK

 
Bilindiği gibi Cemaatçiler orduya sokulurken aşırı bir tedbir uygulanmakta. Silahlı Kuvvetler'e yerleştirilen her genç subay bu çerçevede “Cemaat içi emir-komuta zincirinin dışında kalmak” zorundalar. Cemaat yetkilileriyle hiçbir temasta bulunmamaya özen gösteriyorlar. Bu subaylar çok dar kapsamda sadece birbirlerine zimmetliler. En fazla iki ya da üç kişi birbirini tanıyor ama bir zincirin halkalarını oluşturabilecek bağlantıyla irtibatları yok.
İşte, Hususilerin Ankara’ya gidip yerleşmelerinin amacı bu. Cemaatçi subaylar arasındaki bağlantıyı sağlamak, onları zincirin halkaları hâline getirmek üzere parçaları bütünleştirmek. Çünkü Cemaatçi subayları oralara yerleştirenler onlar. Tek tek temasa geçiyorlar.
Ancak TSK’ya darbe için uygun bir zemin hazırlanması ve kaos ortamının da sağlanması gerekiyordu. Bu anlamda PKK ile yaptıkları iş birliği önemli ölçüde yardım edecektir umudundalar. PKK’lı 5000’in üzerinde teröristin öldürülmesi mühim değil. Canlı bombalar, patlatılan bombalarla polis ve askerlerin şehit edilmesi bu ortamı sağlar düşüncesindeler.
Cemaatçi subaylar bunu başarabilirler mi? Dursun Çiçek’in dediklerine bakılırsa böyle güçleri yok.
 
BİLGİSAYARI VE İSTİHBARATI ELİNDE TUTAN CEMAATÇİ TSK’DA NE YAPMAZ Kİ?

 
Ancak ben o kadar emin olunmaması gerektiği kanısındayım. Çiçek’in kendisi zaten önemine dikkat çekerek “Cemaat’in özellikle istihbarat, bilgisayar ve insan kaynakları yönetiminde bilinçli seçim olarak etkin olduğu noktalar vardır. Oralardan da temizlenmesi gerekiyor” diyor.
Şimdi soralım:
“Her türlü kumpası, iğrençliği, ahlaksızlığı ve sahtekârlığı yapabilen bu adamların istihbaratın içinde olmaları büyük tehlike değil midir? Ya Bilgisayar yönetiminde etkili olmaları? Bizzat Dursun Çiçek’in ıslak imzalı belgesini bile üreten bu şebeke bir MÜDAHALE emrini emir komuta zinciri içerisinde tüm kuvvet komutanlıklarına ve alt birimlerine gönderse ne olur düşünebiliyor musunuz? O emrin manipülasyon olduğunu anlayana kadar iş işten geçmez mi?..”
 
HÜKÜMET DE, TSK DA, MİT DE HİÇ EMİN OLMAMALI
 
Çok açık bir soru.

Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sayın MİT Müsteşarı Hakan Fidan, hatta herkesin takdirle karşıladığı bildiriyi yayınlayan Genelkurmay Başkanı Sayın Hulusi Akar?

Emin misiniz? Rahat mısınız bu konuda?

Tüm yaşadıklarımızdan sonra herkesin diken üstünde olması gerek.


Etiketler; #Fuat Uğur
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×