Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın dün öğleden sonra kameraların karşısına geçip Anayasa değişiklikleri üzerine tutum açıklaması daha önce pek eşi görülmüşl bir uygulama değildi.
Anayasa değişikliği tartışmasının zaten karmaşık görüntüsüne dün eklenen unsur da bu oldu.
Yalçınkaya, tıpkı Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek gibi, mevcut Anayasa değişikliğinin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedeleyeceğini öne sürdü.
Dikkat çekici bir başka yan ise, Başsavcı’nın eleştiri ölçülerini tamamen Avrupa Konseyi ve Konsey’in Venedik Kriterleri üzerine kurması oldu. Buradan, bir zamanla ulusal hukukla karşılaştırılması dahi tepkiye yol açan Venedik Kriterlerinin artık hükümetle yargı arasında bir ortak zemin olarak kabul gördüğü sonucu çıkarmak da mümkün.
Ancak Yalçınkaya’nın açıklama yapmasını, tıpkı Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın açıklama yapması gibi, başka görüş ve makam sahipleriyle karıştırmamak gerekiyor. Çünkü, hiç kimsenin adını ağzına almak istemediği bir kapatma davasının sonucunu açıklayacak olan nasıl Mahkeme Başkanı ise, o davayı açabilecek kişi de Başsavcı.
Gerçi Yalçıknkaya dün yaptığı açıklamaların kapatma davası açma yolunda bir tehdit, ya da uyarı olarak algılanmasını istemediğini söyledi. Yine de AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç’ın tepkisi, Yalçınkaya’nın açıklamasının iktidar saflarında ne kadar can sıktığını gösteriyordu.
Şimdi Anayasa Komisyonu ve ardından Genel Kurul’daki tartışmalarda AK Parti’den özellikle yargı alanında metin değişikliği teklifleri gelip gelmeyeceğine bakmak gerekiyor.
Sivil toplum: Yenisine bakalım
Siyaset-yargı ekseninde bunlar yaşanırken, Türkiye’deki yedi büyük hükümet dışı kuruluşun temilcisi TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu koordinasyonunda bir araya gelerek ‘Yeni bir Anayasa için Anayasa Platformu’ çalışmasını başlattıklarını açıkladı.
TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, KAMU-SEN, TESK ve TZOB, ülkedeki işçi, işveren, çiftçi, memur ve esnafların büyük kesimini temsil ediyor.
Bu girişim, 2007’de başlayan ancak önce Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, erken seçim ve AK Parti aleyhine kapatma davası gibi büyük ölçekli gelişmeler nedeniyle sonuçlanamayan girişimin devamı.
Ama talep o zaman olduğu gibi, şimdi de yeni ve demokratik bir Anayasanın toplumun geniş kesimlerin,in katılımı ve uzlaşmasıyla hazırlanması gereği. Yani hükümet dışı kuruluşlar, mevcut değişikliklerin ‘Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde çoktandır atılması gereken bazı adımları içerdiğini’ kabul etmekle birlikte, ‘malesef’ bütünsel bir yaklaşıma sahip olmadığı görüşünde.
Dün telefonda ‘Kaliteli demokrasi, güçlü ekonominin’ ancak toplumun geniş katılımıyla mümkün olacağını söyleyen Hisarcıklıoğlu’na, yeni bir Anayasa yazımının bu dönem mümkün olup olmadığını sordum. ‘Seçim sonrasına kalır’ dedi; ‘Önemli olan o zaman geniş katılım sağlamak için şimdiden zemini hazırlamak.’
Yeni Anayasa Girişim Grubu, bu ay içinde İstanbul’da bir Ulusal Çalıştay ile çalışmalarına başlıyor.
Baykal’a saldırı olayı büyüyor
Geçtiğimiz hafta sonu CHP lideri Deniz Baykal’a Van’da yapılan saldırı olayı büyüyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş dün bir basın toplantısı daha düzenleyerek olayın arkasında AK Parti Van il örgütünün olduğunu ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in olayla bağlantısı bulunduğunu bir daha öne sürdü.
Baykal bu saldırıyı, iktidarın CHP’yi doğu ve gündeydoğuya gitmekten caydırma komplosu olarak ilan etmiş ve Çelik’i sçlamıştı.
Çelik böyle bir bağlantıyı şiddetle yalanlamış ve Baykal aleyhine, kendisine iftira edildiği iddiasıyla 1 liralık dava açmıştı. Çelik, ‘Biz protesto etsek açıktan ederdik’ diyor.
CHP’nin, olaylar sırasında Van polisinin saldırının yapılmasını önlemediği, hatta imkan verdiği suçlaması üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.
Burada asıl önemli olan İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın da -yapması gerekeni yaparak- Van’daki durumu araştırmak üzere iki müfettişi görevlendirmesi oldu.
Van soruşturmalarının nasıl sonuçlanacağı şimdiden kestirilemez. Ancak Baykal’ın bundan sonra bölgeye yapacağı ziyaretlerde İçişleri Bakanlığı’nın yoğurdu üfleyerek yemesi gerektiği ortada.