PİYASALAR
IMKB     60.148
Dolar     1,7505
Euro     2,2980
Altın     652,88
ÇOK OKUNANLAR
HAVA DURUMU
İstanbul
7 / 13 °C
Ankara
-10 / 4 °C
İzmir
5 / 16 °C
Erzurum
-32 / -14 °C
Konya
-10 / 7 °C
YORUMLANAN

Deniz Zeyrek / Radikal

Oval Ofis Kuralları

08 Aralık 2009 Salı 15:30

Yazıyı Başbakan’ın, ABD Başkanı Barack Obama ile Oval Ofis’te yaptığı görüşme sonrasında yazma şansım yok. Zaten, olsa da çok şey değişeceğini sanmıyorum. Şöyle ki; ziyaret öncesinde Amerikalı ve Türk diplomatlardan aldığımız kapsamlı mesajlar, görüşmenin seyri hakkında üç aşağı beş yukarı fikir veriyor. Ayrıca, Amerikan başkanlarının görüşmelerinin çerçevesini belirleyen ilkeler var. Ben bunları “Oval Ofis Kuralları” diye özetliyorum.
ABD Başkanları göreve geldiklerinde dört yıllık dış politika stratejileri hazırdır. Sürpriz gelişmeler doğrultusunda tadilatlar yapılsa da takvim ve randevu listesinin ana hatları değişmez. Obama ve ekibinin hazırladığı strateji, büyük ölçüde alenileşmişti. Latin Amerika, Çin ve Afrika ile ilişkiler gibi bize görece uzak konuları bir kenara bırakırsak, Obama dış politikasının Türkiye’yi yakından ilgilendirecek ana başlıkları, “İslam alemi ile barışmak”, “Irak’tan ‘mümkün olduğunca’ kazasız belasız çekilmek”, “Afganistan’ı ve Pakistan’ı yola getirmek”, “İran’ın kontrolden çıkmasını engellemek” ve “Kafkaslar’da Rusya lehine bozulan askeri ve siyasi dengeyi eski haline getirmek (enerji pazarındaki hakimiyeti koruma çabası da bu başlıkta değerlendirilebilir)” diye özetleyebiliriz.
O halde, Obama’nın Başbakan Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi de bu başlıklardaki planları ve takvimi ile değerlendirmekte yarar var. (Bunu yaparken Obama’nın Erdoğan görüşmesini 29 Ekim için, yani NATO müttefiklerinden Afganistan’a 7 bin ‘savaşan asker’ istemesinden öncesi için planladığını unutmayalım.)

Ne yazık ki, mevcut küresel koşullarda Washington’a giden devlet ve hükümet başkanları oradan büyük kazanımlarla, zaferlerle dönmezler (Bu sadece Erdoğan için değil, O’ndan önceki devlet adamları için de böyleydi, diğer ülkelerin devlet yetkilileri için de böyle). Çünkü, Türkiye gibi ülkeleri temsil edenlerin bir Oval Ofis görüşmesinden elde edebileceği iki tür kazanç oluyor. İlki, iktidarlarına siyasi destek sağlamaktır. İkincisi ise ABD’nin çıkar ve istekleri ile kendi ülkelerinin çıkar ve istekleri için kurulan terazide, kendi kefelerine konulanların miktarını artırmaktır. Ben şahsen bu terazide ABD kefesinin yukarıda kaldığına hiç şahit olmadım. ABD yönetimi, bir başka ülkenin hükümetine siyasi destek veriyorsa, bunu zaten kameraların önünde Başkan’ın sıraladığı övgülerden ve o ülke için atılacak adımlardan anlarsınız.

Bizim dünkü görüşme hakkında öğrenebildiklerimiz/öğrenebileceklerimiz, kapalı görüşmeden sızdırılacak, “Obama’dan Erdoğan’a gelen övgüler” ya da basın açıklamalarına yansıyan “ABD’nin Türkiye için atacağı adımlardan” ibaret olacak. Tıpkı 5 Kasım 2007’de Erdoğan ile George W. Bush arasında yapılan görüşmeden sonra, ABD’nin Türkiye’ye aktif istihbarat desteği sağladığını öğrenip, ABD’nin neler elde ettiğini iki yıldır “yaşayarak” öğrenemediğimiz gibi. Obama ve ekibinin Erdoğan’la görüşmedeki önceliği, Türk heyetinin isteklerini vermek değil, ABD’nin çıkarları doğrultusunda ‘işbirliği olanakları’ (muhalifler ‘taviz’ olarak okuyabilir) koparmaktı. Türkiye, Afganistan’a savaşan asker göndermeyip, eğitim imar birliklerini artıracak diye ‘Erdoğan Oval Ofis’ten kazanımla çıktı’ demek doğru olmaz. Benzer şekilde, ‘Türk hükümeti İran karşıtı cepheye geçmedi ama Batı ile iran arasında aracılık yapacak’ sonucu da Türkiye’nin kazanım hanesine yazılamaz. ‘Az ya da çok’, bir şekilde ABD’nin isteklerini yerine getiren bir ülkede ‘Türkiye bunları zaten dünya barışı için yapıyor’ gibi bir cümle kurmak da ikna edici değil. Burada bütün mesele, ABD ile yapılacak ‘işbirliğinin’ boyutlarının, Türkiye’ye nasıl ve hangi boyutta döneceğidir. Sihirli bir değnek değer, Irak’taki PKK mı biter? Kıbrıs’ta Türklerin lehine bir sonuca mı varılır, ona bakmak lazım.
DipNOT: Irak’ın işgali öncesinde ABD’ye alkış tutan PKK’nın bugünlerde “Hükümet ABD planını uygulayıp PKK’yı tasfiye etmek istiyor” diye yakarması da trajikomik bir durum.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
 
 
 
 
ANKET
Tayyip Erdoğan'ın sizin gözünüzdeki durumu nedir?