PİYASALAR
IMKB     59.867
Dolar     1,5080
Euro     1,9625
Altın     381,03
ÇOK OKUNANLAR
HAVA DURUMU
İstanbul
24 / 31 °C
Ankara
16 / 39 °C
İzmir
25 / 38 °C
Erzurum
2 / 27 °C
Konya
17 / 36 °C
YORUMLANAN

Türker Alkan / Radikal

Mazereti nedir?

23 Şubat 2010 Salı 09:31

 

Çok derin hukuk bilgisine gerek var mı? Hepimizin gözü önünde açıkça kötü bir oyun oynandı.

Biraz da hepimizi aptal yerine koyarak.

Bazı tarikatları soruşturmakta olan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Erzurum Başsavcısı Osman Şanal tarafından görevden alındı ve mahkemece tutuklandı. Cihaner’in hazırladığı dosyaya el kondu. Dosyaya el koyan

Erzurum Başsavcısı’nın gerekçesi açık ve basitti: “Savcı Cihaner bu davaya bakmaya yetkili değildir, 

ben yetkiliyim” diyordu Erzurum Başsavcısı Osman Şanal.

Ve aradan bir gün geçmeden fikir değiştirdi Savcı Şanal, “Meğerse ben de yetkili değilmişim, Ergenekon davasına bakanlar yetkiliymiş, dosyayı onlara gönderdim!”

Bu kadar önemli bir davada, bir gün içinde bu kadar çok fikir değiştirilir mi?

Özellikle de hükümeti ve yandaşlarının bu konudaki tavrını anlamak zor. Tarikatlara yan bakan savcı tutuklandı, hazırladığı dosya elden ele geçip Ergenekon’daki yerini aldı. Ve hükümette bir kızgınlık, bir çığlık: “Yargı 

reformu yapmalıyız!”

Kızgınlıkları HSYK’nın kararına: Erzurum savcılarının görevden alınmasına karşılar. Tabii karşı olabilirler: HSYK yanlış bir karar almış olabilir. Fakat HSYK’nın bütün kararları ideolojik ve siyasalmış gibi bir izlenim yaratıp yargı erkini tümüyle değiştirecek girişimlerin ne sonuç vereceği hiç belli olmaz.

Bu hükümetin ‘daha demokratik’ ve temsili bir HSYK oluşturacağını sanmıyorum. Niyetleri açık: Kendi siyasal iradelerini yansıtacak bir yargı düzeni oluşturma peşindeler.

HSYK geçmişte de eleştirildi. Geçmişteki eleştiriler bu kurulda Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarı’nın yer almasının HSYK’nın tarafsızlığını zedeleyeceği yönündeydi. Evet, önceleri de bir yargı reformundan söz 

ediliyordu, ama yürütme erkinin Kuruldaki ağırlığını azaltma doğrultusunda bir reformdu önerilen. Şimdi tam tersi konuşuluyor!

Aslında sorun salt yargıyla ilgili değil. Toplumda genel bir çöküş ve dağılma gözleniyor. 

Bunun en güzel örneğini geçenlerde kameralar önünde konuşan AKP Milletvekili Avni Doğan verdi:

“40 yıl milleti fişlediler” dedi, “İmam-hatipli olanı, namaz kılanı, oruç tutanı fişlediler. Şimdi sıra bizde, biz de onları fişliyoruz. Ergenekon’dan kurtulurlarsa milletten intikam alırlar!”

Gerçi Başbakan Yardımcısı Hüseyin Çalik bu konuşmayı yalanladı, ama gerçek durumun ne olduğunu hepimiz pekâlâ biliyoruz

Tek parti dönemi (adı üstünde) otoriter bir dönemdi, demokratik olma gibi bir iddiası yoktu. Ama otoriterliğinin bir mazereti vardı: Cumhuriyeti, ulus-devleti, çağdaşlaşmayı içeren bir devrim yapılıyordu.

Ya AKP’nin mazereti nedir? Neden hem demokrasiden söz ediyor, hem de herkesi fişliyor ve dinliyor?

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.