Başbakan Erdoğan sık sık yineliyor: “İsrail’in nükleer bombası var, bu durum diğer ülkelerin nükleer silah sahibi olmasını meşrulaştırıyor!”
Erdoğan Türkiye’nin Başbakanı olarak değil de fikir jimnastiği yapan bir kişi olarak bunları söylese, diyecek bir şey yok. Ama T.C.’nin Başbakanı olarak bunları söylemesi şaşırtıcı ve yersiz gözüküyor. Birkaç nedenle.
Birinci neden, Ortadoğu’da nükleer silah bulunduran tek ülke İsrail değil, Türkiye de topraklarında Amerikan ordusunun taktik nükleer silahlarını bulunduruyor. Görünüşe göre bulundurmaya da devam edecektir. Bu nükleer silahlar, Sovyet döneminde kuzeyden gelecek bir saldırıya karşı caydırıcı olarak kullanılmıştı. Şu anda, Rusya’dan gelecek bir tehdit yok gibi gözüküyor. Fakat tarih boyunca bize musallat olan bu komşuya karşı
dikkatli olmakta yarar var.
İran’ın nükleer bomba geliştirmesi halinde bölgemizdeki dengeler değişecektir. İstikbalde ortaya çıkabilecek bu tehdide karşı Türkiye’nin nükleer potansiyele sahip olmaktan
başka seçeneği kalmayabilir.
Türkiye, kendi nükleer silahını üretme, NATO’nun veya ABD’nin nükleer şemsiyesi altında kendini savunma yolunu seçmek zorunda kalabilir.
İsrail’in nükleer silahlanmadan vazgeçeceğini beklemek yanlış olur: Başta İran olmak üzere, pek çok Ortadoğu ülkesi İsrail’i haritadan silmeyi ulusal bir hedef olarak kabul etmiştir. Nüfus ve arazi olarak küçük bir ülke olan İsrail için, nükleer silahlar baş vurulacak son savunma aracı gibi gözüküyor.
Kısacası, Başbakan Erdoğan, nükleer potansiyelini eleştirdiği İsrail’in bu silahları ortadan kaldırması gerektiğini tekrarlayıp dururken, olmayacak duaya amin demektedir.
Nükleer silahlar, İsrail’in güvendiği son caydırıcı güçtür. Bundan vazgeçmeyecektir!
Öte yandan İran’ın nükleer potansiyel elde etmesinden çekinen ABD’nin ve İsrail’in İran’a yapacağı saldırıya Türkiye hiçbir şekilde yardımcı olmamalıdır. Rejim farklılığına karşın İran’la (pek sıcak olmasa da) dostça ilişkilerimiz
oldu. Yüz yıllardır değişmemiş bir sınırımız var. Ve bunun sürüp gitmemesi için hiçbir neden yok!
Gerçi Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması var, ama şu ana kadar pek bir işe yaramadı. ABD’nin nükleer silah sahibi olmasından çekinen SSCB hızla nükleer bomba üretti. ABD’nin ve SSCB’nin nükleer bomba üretmesinden rahatsız olan Çin Halk Cumhuriyeti aynı şeyi yaptı. Çin’in nükleer silah üretmesinden kuşkulanan Hindistan... Hindistan’ın nükleer gitmesinden endişeye kapılan Pakistan...
Güney Kore ve Japonya’ya kuşkuyla bakan Kuzey Kore... İsrail’i tarihe gömeceğini söyleyen İran... Hepsi nükleer silah üretti veya üretmeye kararlı.
ABD ve Rusya nükleer silahların sayısını azaltma anlaşmasını imzaladılar. Bu ne demek oluyor ki? Başkan Kennedy övünmüştü: “SSCB’ni tam dört kez havaya uçuracak atom bombası stokumuz var!”
SSCB lideri Kuruşçev yanıt vermekte gecikmedi: “Biz ABD’yi bir kez havaya uçurabiliriz, bu da bize yeter!”