Bugün 20 Aralık 2014 Cumartesi
  • İstanbul12 °C
  • Ankara0 °C
  • İzmir6 °C
  • Erzurum-1 °C
  • Konya6 °C
  • IMKB
    80.549
    %0.65
  • Altın
    89,068
    %0.18
  • Dolar
    2,3145
    %-0.13
  • Euro
    2,8405
    %-0.18

Ersan Baydemir / SonHaberler.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tesettürlü Çıplaklar

19 Eylül 2012 Çarşamba 10:52

 

Kadın, “insanî” üstünlükleri daha fazla olan bir insandır. Ancak nasıl ki gecenin karanlığında bin bir elvan tavus siyah kargayla bir görünür, cehalet zulmetinde de kadının mümtaz özellikleri kendini belli etmez.

Bunun en önemli sebebi kadının üstünlüklerinin latif üstünlükler olmasıdır. Yani kadının üstünlükleri mesela kuvvet, cüsse ve idareci akıl türünden kendinden zahir olan üstünlükler değildir. Kadının üstünlükleri, dikkatli bakışların gördüğü, daha bedî, daha ince ve daha latif üstünlüklerdir.

Kadın daha güzeldir!

Kadın daha zariftir!

Kadın daha şefkatlidir!

Kadın daha ünsiyetlidir!

Kadın daha fedakardır.

Kadın daha sabırlıdır.

Kadın daha anlayışlıdır.

Kadının eli zarif işlere daha yatkındır.

Kadının kalbi sevmeye ve sevilmeye daha çok iştiyaklıdır.

Kadının varlığı “anne” olmaya doğuştan gebedir, ki annelik serapa erdemdir.

İşte bütün bu faziletler, daha aydın, daha bilge, daha müterakki, daha medeni ve  sanat ruhu daha çok gelişmiş toplumlarda hakkıyla tanınır, bilinir ve kıymetlendirilir. Cahil ve ilkel toplumlarda ise, beden gücü ve kazanma becerisi esas alındığı için, kadın erkek karşısında kıymetsiz kalır.

Bu yüzdendir ki ilkel, cahil ve sağlam geleneği olmayan toplumların en belirgin özelliklerinden biri kadına değer verilmemesi ve ikinci plana itilmesidir. O kadar ki bunu kapsayıcı bir parametre olarak bütün toplumlar için kullanmak mümkündür.

Söylemeden geçemiyorum, kadını bir zevk unsuru veya pazarlama aracı olarak öne çıkarmak da ona kıymet vermek anlamına gelmez. Dolayısıyla kadını bu yönüyle el üstünde tutan toplumlar, sırf bu sebeple, kadın konusunda mesafe kaydetmiş sayılmazlar.

[Yaratılışın erkeğe has olarak verdiği üstünlükler de vardır. Ne var ki bu üstünlükler daha belirgin ve daha kolay göze çarpan üstünlüklerdir. Esasında genel olarak kadın ve erkeğin mümtaz özellikleri biri birini dengeler niteliktedir ve her cinsin yaşamdaki rolünü karşılar mahiyettedir.]

Sözümüzün maksudu bu konu değil, sadece asıl konunun anlaşılması için açıklanması gereken bir mevzua değindik. Şimdi geçelim asıl konumuza.

Tesettür dediğimiz olgu, kadının beden güzelliği ile birlikte bahsi geçen bu “ekstra insanî güzelliği” ve “latif ruhu” da ilgilendiriyor.

Kısaca şöyle ifade edelim: Kadın daha güzel bir insandır ve daha sevilesi bir insandır, bu yüzden de “daha dokunulmaz” ve “daha mahrem” bir birey olarak görülmelidir.

Kadının bedenin dokunulmazlığı ne kadar önemliyse ruhunun dokunulmazlığı da bir o kadar ve hatta daha önemlidir.

Giysi ile elde edilebilen bedeni tesettür, bizim sözünü ettiğimiz daha geniş anlamdaki tesettürün başlangıç aşamasıdır. Bu aşama her ne kadar önemli ise de asıl murat ve maksut olan tesettür değildir.

Bu açıdan baktığımızda, tesettür bütün gelenek ve kültürlerin ortak değeridir.

Kadının gerçek tesettürü iffetidir. İffet dediğimiz mana, tesettürün de hedefi olan o ideal dokunulmazlık ve kadınlık faziletinin korunaklılığıdır.

İffet ile tesettür arasındaki ilişkiyi İslam literatüründeki şeriat ile marifet arasındaki ilişkiye benzetebiliriz. Şeriat gerçi gereklidir ama asıl maksat değildir ve Hak marifetine ulaşmak için bir araçtır.

[Tabi bedenî tesettürün;

-Karşı cinsin manevî huzuru ve günahtan korunması

-Cinselliğin sosyal alanda ön plana çıkmaması

-Aile yapısının korunması gibi başka ikincil amaçları olduğunu da parantez içinde belirtmemiz gerekir.]

Başörtü takıp saçlarını gizlerken, laubali, saygınlıktan nasipsiz davranışlarla şahsiyetini, manevi kadınlığını orta yere döküp saçan, kendi kadınlığına saygısı olmayan bir kadını “örtülü çıplak” diye ifade edebiliriz! Böyle bir kadın bedeni örtülmüş ama kişiliği ulu orta ve teşhir halinde olan kadındır.

Hal bu ki tesettürde asıl olan ruhun, kişiliğin, kadınlığın korunaklı tutulmasıdır. Yoksa sadece saçları örtmek asla tesettür değildir. Böyle bir durumda başörtüsünün tesettür değil bez olarak kalacaktır.

Tesettürün, yani iffet ile birleşen örtünmenin omurgası ve esası davranışsaldır. Doğru anlamda tesettürlü olan kadın, saçını ve vücut hatlarını örtmenin yanı sıra, kendi şahsiyeti ve kadınlık vasfı çevresine de bir dokunulmazlık çizgisi çizer.

Yabancı bir erkeği kadına doğru çeken iki şey vardır:

Birincisi kadının bedensel güzelliği yani zahiri kadınlığı.

İkincisi ise kadının “kişisel anlamdaki güzelliği yani manevi kadınlığı.

Tesettür bunların her ikisini koruma altına almak demektir.

Bir kadın örtülü olduğu halde, yabancı erkeklere karşı gayet açık, gayet rahat, gayet şen şakrak davranıyor ve gülücüklerini esprilerini, gönül sıcaklığını çevresindeki her insanla paylaşıyorsa, böyle bir kadının tesettürü sadece giyim aşamasında kalmıştır.

Bu yüzdendir ki, nice giyim olarak tesettürlü olmayan kadın vardır ki, şahsiyet olarak bir çok tesettürlü kadından daha tesettürlü sayılır. Çünkü saçları açıktır ama kalbi ve kişiliği yabancı erkeğe karşı aşılamaz bir kale gibidir.

Bütün yazdıklarımızı birkaç cümlede şöyle özetleyebiliriz:

1-Kadın fiziksel ve manevi kadınlığının mahremiyetini ve gizemini korumalıdır.

2-Bu koruma onun hem kıymetini artırır hem de tacizlerden uzak tutar.

3-Lakin bu maksadın hasıl olması, sadece zahiri örtünmeyle mümkün değildir. Bilakis esas olan, kişilik, davranış ve tutum olarak saygınlık uyandıracak bir korunaklılık ve heybeti esas alan, iffet duygusundan beslenen gerçek tesettürdür ki aslında dinler üstü ve evrensel bir ahlaki değer olarak da görülebilir.

4-Bahsetttiğimiz anlamda gerçek korunmanın da başlangıcı zahiri tesettür, yani örtülü giyinmedir. Dolayısıyla İslamî giyim gereklidir ama yeterli değildir.

Son olarak, bu yazının bahanesi, başına minik bir başörtü takıp, kendini tesettürlü zanneden, buna rağmen Müslüman kadına yakışan hiçbir İslamî, insanî edebe riayet etmeyen bazı hanım kardeşlerimiz oldular. Niyetim, kendilerini suçlamak değil; peşinde oldukları değeri bu kadar ucuz elde edemeyeceklerini hatırlatmaktır.

 Aileler kızlarını başörtüye zorlamadan önce edeb, iffet gibi insanî değerleri öğretmeliler. Bunlar olmadan, sırf saçları örtmekle, çok önemli bir değer elde edilemiyor.

 

 

Bu yazı toplam 6659 defa okunmuştur.
YORUMLAR
tesetturlu ciplaklar
kutupyildizi
Sayin E.Baydemir,
yazinizi gercekten begendim,bu yazida kimsenin aklinin bulanmasina gerek yok.Gercekten muhafazakar kesimdensen bu yazinin ne kadar dogru oldugunu dogrular insan.Amentunun esaslarina inanan ve o dogrultuda yasayan ve yasama mucadelesi veren her insan bu yaziya daha eklenecek cok seyin olduguna kanaat getirecegine inaniyorum.Basarilarinizin devamini diliyorum.
27 Eylül 2012 Perşembe 01:37
ELİNE SAGLIK
ZEKİ ON
CEDDİNE RAHMET NE GUZELDE YAZMISSIN. ERHAN BEY TEBRİK EDERİM.
27 Eylül 2012 Perşembe 00:52
Tesettür
SEZER
KARDEŞİM Bakış açına katılıyorum sayın Baydemir kardeşim
26 Eylül 2012 Çarşamba 13:58
Editörün Seçtiği Haberler
  • Fitness Egzersizleri Nasıl Uygulanmalı
  • Putin: Erdoğan sağlam adam
  • Hidayet Karaca ifade vermeyi reddetti
  • Ekrem Dumanlı tutuklama talebiyle adliyeye sevkedildi
  • FED piyasaları rahatlattı
GündemdekilerAvrupa BirliğiFilistinİsrail
SiyasetRecep Tayyip ErdoğanMuharrem İnceAhmet Davutoğlu
EkonomiDövizEnflasyonBorsa
SporGalatasaraySpor Toto Süper LigFenerbahçe
Sponsor BağlantılarTakı SetiRutubete Son
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Son Haberler | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : info@sonhaberler.com / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA