Payitaht Abdülhamit'teki Sultanzade ya da Prens Sabahattin kimdir, gerçekte var mıydı?

Payitaht Abdülhamit dizisinde, padişahın kız kardeşinin oğlu olarak bilinen Prens Sabahattin'in gerçekte de yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa kim olduğu merak ediliyor. Peki Prens Sabahattin kimdir ve ne zaman yaşamıştır? Gerçekten de Osmanlı hanedanlığının aleyhinde faaliyetlerde bulunmuş mudur?

Payitaht Abdülhamit'teki Sultanzade ya da Prens Sabahattin kimdir, gerçekte var mıydı?
13 Nisan 2018 Cuma 21:32

Sonhaberler.com | Haber Merkezi

TRT1 kanalında her Cuma akşamı yayınlanan Payitaht Abdülhamit dizisinde sinema oyuncusu Kaan Turgut tarafından canlandırılan Prens Sabahattin karakterinin gerçekte olup olmadığı, gerçekte yaşadıysa nasıl bir yaşantısı olduğu merak ediliyor. Peki gerçekte Prens Sabahattin kimdir? Hanedan ailesinden geldiği Sultanzade ya da Prens Sabahattin olarak bilinen Sabahattin'ın asıl adı Mehmet Sabahattin'dir. 

Sultanzade ya da Prens Mehmet Sabahattin 1877 yılında Padişahın üzey kız kardeşi Saniha Sultan ile Dahiliye Nazırı Mahmut Celaleddin Paşa'nın iki oğlundan biri olarak dünyaya geldi. Sabahattin 13 Haziran 1948 yılında İsviçre'nin Neuchatel kentinde, Türkiye Cumhuriyeti yönetimi tarafından gönderildiği sürgünde hayatını kaybetti. Prens Sabahattin'in kemikleri 1952 yılında Türkiye'ye getirildi Eyüp'e yerleştirildi.

Prens Sabahattin, Osmanlı Devleti'nin Meşrutiyet dönemi aydınları arasında yer alır. Adem-i Merkeziyetçilik düşüncesini savunan Sabahattin, babası tarafından Avrupa'dan özel olarak getirtilen hoca ile eğitildi.

Sahabattin aynı zamanda annesine ait olan Kuruçeşme Sarayı'nda birçok hocadan ders aldı ve bilgi sahibi oldu. Özellikle Sultan Abdülhamit döneminde babasının V.Murat'ı tekrar tahta çıkarmak için olan bir komite ile ilişkilendirilmesi sonucu görevden ayrılıp inzivaya çekilmesinden sonra özel hocalardan aldığı dersler yoğunlaştı. Düşünce hayatının şekillenmesinde okuduğu siyasal ve toplumsal konulardaki çalışmaları etkili oldu.

Mahmut Celalettin Paşa'nın uyguladığı siyasete karşı olması ve bu yanlış politika girişiminde bulunması II. Abdülhamit'in dikkatini çekti. Bu gelişmeler olurken Prens Sabahattin olayları yakından takip etti ve ülkede izlenebilecek politika için çözümler üretmeye çalıştı. Babası ile birlikte 1899 yılında bir Fransız gemisiyle yurttan ayrıldı. Yurttan ayrılmalarından bir süre sonra Abdülhamit, Mahmut Celalettin için idam kararı çıkardı.

Mahmut Celalettin Paşa ve oğullarının Paris'e gitmesiyle Jön Türk'ler bir kongre hazırlanması için çalışmalara başladı. Yayınladıkları çağrıda ülkenin içinde bulunduğu genel durumun tartışılması için toplanılacağı belirtildi. Abdülhamit bu kongreden haberdar oldu ve yabancı devletlere desteklememeleri için çağrıda bulundu.

Kongre, 4 Şubat 1902'de başlayarak 9 Şubat 1902'ye kadar sürdü. Bu kongre Osmanlı basınında "Osmanlı Hürriyetperveran Kongresi" olarak geçti. Kongrede başkanlık etmesi için Damat Mahmut Paşa düşünülde de rahatsızlığı sebebiyle Mahmut Celalettin Paşa Fahri başkanlığa, oğlu Sabahattin de kongreyi yönetmek üzere başkanlığa seçildi. Mısır, Romanya, İtalya, İsviçre ve İngiltere‘den birçok delege toplandı.

Büyük tartışmaların olduğu kongrede iki görüş hakim görüş ortaya çıktı. Temel sorun inkılabın yayın yoluyla başarılıp başarılamayacağı ve sonucunda "Müdahaleciler" ve "Ademi Müdehaleciler" olmak üzere iki grup oluştu. Prens Sabahattin'nin yer aldığı Müdaheleciler karşısında, Ahmet Rıza Bey‘in başında olduğu Ademi Müdahaleciler grubu yer aldı.

Müdaheleciler, Prens Sabahattin'nin liderliğinde Paris'te "Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti"ni kurdu. Bu cemiyet liberal bir felsefeye sahipti. Yerel yönetimlere ağırlık verlimesinden yana oldu. Vilayet merkezindeki vali, mali ve adli amirler hükümet tarafından tayin edilecek, fakat vilayetin yönetimi vali başkanlığında yerel halkın seçtiği meclis tarafından yürütülecekti. Birleşme düşüncesiyle bir araya gelen bu kişiler farklı düşünceleri ile birbirlerinden ayrıldı. Prens Sabahattin'nin bu konuda iki düşüncesi vardı. Zamanın koşullarına uyarak İmparatorluğa çağdaş bir şekil vererek imparatorluğun ömrünü uzatmak ve türk toplumunun yapısında inkılap oluşturmak istedi.

27-29 Aralık 1907'de yapılan II. Jön Türk kongresinde Ahmet Rıza Bay ile Prens Sabahattin'in grupları birbirine yakınlaştı. Toplantıda Abdülhamit'in istibdat rejiminin yok edilmesi ve Meşrutiyetin getirilmesi konularında karar kılındı. Ardından 23 Temmuz 1908'de II.Meşrutiyet'in ilanı ile sürgünde olanlar dönmeye başladı. Sadrazam Said Paşa, Prens Sabahattin'e mektup yazarak İstanbul'a dönmesini istedi. Prens Sabahattin yurda döndükten sonra Selaniki Yanya ve Manastır Vilayetlerinde konferanslar verdi. İstanbul'da Ahrar Fırkası adında bir siyasi parti kurdu. Fransa'da bulunduğu sırada Le Play Sosyoloji Okulu'nun temsilcileri ile temas kurdu ve onların düşüncelerini benimsedi.

Prens Sabahattin, 31 Mart Ayaklanması'ndan sonra tutuklandı. Mahmut Şevket Paşa ve Hurşit Paşa‘nın yardımıyla serbest bırakıldı. Mahmut Şevket Paşa'nın vurulmasına adı karışınca Paris'e kaçtı. 1919 yılında savaşın bitmesiyle tekrar yurda döndü. Bulunduğu sürece siyasi ve sosyal görüşlerini açıklayan yazılar yazdıysa da politik bir oluşum içine girmedi. 1920 yılında tekrar Avrupa'ya gitti. Cumhuriyeti'in ilanından sonra Osmanlı Hanedanı üyesi olduğu için yurda bir daha dönemedi. İsviçre'de 1948 yılında vefat etti. Kemikleri 1952 yılında Türkiye'ye getirildi Eyüp'e yerleştirildi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×