"Bir tek olimpiyat madalyam eksikti, o da oldu"

- 2016 Rio Paralimpik Oyunları'nda masa tenisinde altın madalya kazanan Abdullah Öztürk: "Yılın 11 ayını kamplarda, turnuvalarda ailemden uzakta geçirdim. Emeklerimin karşılığını aldım" - "Finalde Çinli rakibim karşısında geriye düştüm ama kaybedeceğim aklımın ucundan bile geçmedi" - "Annem, maçımı takip ederken az kalsın otobüsten atılıyormuş"

15 Eylül 2016 Perşembe 11:08


ANKARA (AA) - İLKNUR ÇETİNBAŞ - 2016 Rio Paralimpik Oyunları'nda şampiyon olarak Türkiye'ye 2. altın madalyasını kazandıran masa tenisi milli sporcusu Abdullah Öztürk, bu mutluluğun paha biçilemez olduğunu söyledi.

Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde devam eden oyunlarda, tek erkekler masa tenisi finalinde Çinli Xingyuan Guo'yu, 10-12, 11-8, 11-4 ve 11-5'lik setlerle 3-1 mağlup ederek, altın madalyayı boynuna takan Abdullah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Yılın 11 ayını kamplarda, turnuvalarda ailemden uzakta geçirdim. Emeklerimin karşılığını aldım." dedi.

Yaklaşık 10 yıldır masa tenisi oynadığını, Avrupa ve dünyada birçok madalyası bulunduğunu dile getiren Abdullah Öztürk, şöyle konuştu:

"Bir tek olimpiyat madalyam eksikti, o da oldu. Bu kadar tecrübe sonunda artık bu yıl madalya almam gerektiğine inanıyordum. Turnuvanın başından sonuna kadar iyi mücadele ettim. Şans da yanımdaydı. Finalde Çinli rakibim karşısında 1-0 geriye düştüm ama kaybedeceğim aklımın ucundan bile geçmedi. Önemli olan finale kalmaktı, çünkü finallerde çok rahat oynuyorum. Geriye düşmeme rağmen maçı alarak şampiyonluğa ulaştım. İnanılmaz mutluluk verici bir olay. Bu mutluluk paha biçilemez."

2012 Londra Paralimpik Oyunları'na da katıldığını ancak orada tecrübesizlikten kaybettiğini vurgulayan Abdullah, Rio'ya daha tecrübeli ve konsantre bir şekilde katıldığını, madalya alma konusunda kendine güvendiğini bildirdi.


- "Annem ağlamaktan konuşamadı"


Başarısında annesinin büyük emeği olduğunu anlatan Abdullah Öztürk, şöyle devam etti:

"Kahrımı en çok annem çekiyor. 11 ay benim hasretimden çok çekti. Maçtan sonra aradım, ağlamaktan konuşamadı. 'Çok çalıştın, bunu hak ettin.' dedi. O akşam otobüste memlekete gidiyordu. Otobüsün televizyonu bozulunca izleyememiş. Hemen telefona sarılıp, maçı izleyenlere sayı sayı anlatırmış. Ben geriye düşünce de üzülmüş. Heyecanlanınca biraz gürültü yapmış. Otobüs şoförü tepki göstermiş. Hararetli anlar yaşanmış. Maçı kazanınca çığlık atmış. Muavin de 'böyle devam edecekseniz sizi indirmek zorunda kalacağım.' demiş. Maçımı takip ederken az kalsın otobüsten atılıyormuş. 'Oğlum şampiyon oldu.' deyince biraz yumuşamışlar."

Doğuştan kas erimesi hastalığı olduğunu ve hayatını tekerlekli sandalyede geçirdiğini kaydeden milli sporcu, engelli çocuğu olan ailelere seslenerek, şu ifadeleri kullandı:

"Lütfen çocuklarını evlerinden çıkarsınlar ve spor salonlarına getirsinler. Her engelli grubunun yapabileceği bir spor branşı var. Çocuklarını eve mahkum ederken onlara iyilik değil aksine kötülük yapıyorlar. Dışarıya çıksınlar, onları sporla, milli takım formasıyla tanıştıralım. İlla ki madalya alacaklar, başarılı olacaklar diye bir şey yok. Sosyalleşmeleri, yeni arkadaşlıklar edinmeleri, hayata bağlanmaları açısından çok önemli."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×