Kılıçdaroğlu: MİT'in silah kaçakçılığı yapmak diye bir görevi yok

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hatay'da yakalanan TIR'ı hatırlatarak "TIR Başbakanlığa bağlı diyor.

Kılıçdaroğlu: MİT'in silah kaçakçılığı yapmak diye bir görevi yok
07 Ocak 2014 Salı 17:03

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hatay'da yakalanan TIR'ı hatırlatarak "TIR Başbakanlığa bağlı diyor. Başbakan'dan izin alman lazım. Böyle bir devlet olabilir mi? Çete olarak tanımladık zaten. MİT'e aitmiş. Böyle bir görevi var mı? MİT'in silah kaçakçılığı yapmak diye bir görevi yok. Bu, Türkiye Cumhuriyeti'ni uluslararası alanda meşruiyet krizine sokar." dedi.

Partisinin Meclis Grup Toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yürütme organının doğrudan yargıya müdahale ederek savcının elini kolunu bağladığını ifade etti. Olay ortaya çıktığında paniklediklerini ve devletin içinde çete var olduğunu söylediklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Polisi görevden aldılar, savcıyı görevden aldılar. Yetmedi, tüzüğü değiştirdiler. Anlatırken sıkılıyorum, yürütme organı yargıya müdahale etti. Yönetmeliği değiştirdik, artık bize söyleyeceksiniz operasyon yapmadan önce dediler." sözleriyle süreci eleştirdi.

Deniz Feneri olayını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Hırsıza haber verirseniz sonucu bu olur. HSYK, yönetmelik doğru değil diye açıklama yaptı, kıyamet koptu. Vay efendim nasıl konuşursun. Eee sen sabahtan akşama konuşuyorsun. Demokrasi var, bırak o da konuşsun." ifadelerini kullandı.

Yolsuzluğun boyutunun 247 milyar lira olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "TÜİK verilerine göre 2 milyon kişi iş arıyor. Bu para ile 8 yıl asgari ücretten maaş ödenirdi. 300 bin atama bekleyen öğretmen var. Bunlara 30 yıl maaş verilebilir. 9,5 milyon emekli var. Her emekliye 25 bin lira ikramiye verirdiniz. Emekliler geçinemiyoruz diyor, oy verirsen daha çok götürecekler. 6 GAP, 30 Marmaray yapılırdı. Erdoğan'ın neden bu kadar telaşlandığını şimdi anladınız herhalde. Üstümüze geliyorlar diyor. Niye telaşlanıyorsun, pisliğe bulaşmadıysan neden korkuyorsun, telaşın neden? Herkes bırak işini yapsın." şeklinde konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir konu üzerinde dün ve bugün söyledikleri sözlerle ilgili alıntılar yapan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Kimse kusura bakmasın bu laf için ama adam cahil. Egemenlik hakkı millete aittir; doğru ama ilgili organlar eliyle kullanılır der Anayasa. Kim o organlar yasama, yürütme, yargı. Yargı Türk milleti adına karar verir. Güçler ayrılığı ilkesini bilmeyenin başbakan olması ayıp değil mi? Yürütme olarak yargının karşısına dikiliriz diyor. Sayın Cumhurbaşkanı'na yürütme organının başkanı olarak soruyorum. Siz de yargının karşısına dikileceğiz sözüne katılıyor musunuz katılmıyor musunuz? Dikilecekseniz eyvallah. Dikilmeyecekseniz çıkıp yargıya dokunma demeniz lazım."

"HAKİMLERİN KARŞISINA ÇIKACAKSIN"

Başbakan'ın "Yetkim olsa HSYK'yı yargılarım" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şunları dile getirdi: "Yargılamayı sen yapamazsın, yargıçlar yapar. Ama eğer bu ülkede bir gün temiz siyaset yapılacaksa sen de bir gün o hakimlerin karşısına çıkacaksın. HSYK üyelerinin çoğu seçimle geldi. Onu bile bilmiyor. Cehaletin bu kadarına pes. Balyoz davasını savunuyor. Yaşananlar demokrasinin sözde değil özde hayata geçmesidir diyordu dün. Bugün en yakınındaki adam orduya kumpas kuruldu derken senin yüzün kızarıyor mu? Yargı güdümlü hareket ediyor diyor bugün. Dün tutukluluğu 'bizim görüş açıklama, yorum yapma lüksümüz, yetkimiz yok' diye savunuyordu. Bugün 'Egemenlik yetkisini kullanma bana aittir diyen yargı bunun hesabını vermelidir' diyor. Bunları söyleyen, bir söylediği ile diğer söylediği arasında; hayatında bu kadar 180 derece farklı konuşan insan yoktur. Dünyada da yoktur." Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın yolsuzluk demediğini, yolsuzlukları ortaya çıkaranlara çete dediğine dikkat çekti.

BAŞBAKAN İÇİN SAAT FIKRASI ANLATTI

Kılıçdaroğlu, Başbakan için saat fıkrası anlattı: "Adamın biri ölüyor. Öbür dünyaya gidiyor. Bakıyor karşıda bir duvar ve milyonlarca saat var. Ucu bucağı görünmüyor. Yanındaki meleğe soruyor: Nedir bu saatler? O da 'Herkesin bir saati var, yalan söyleyince yelkovan oynar. O nedenle buradan insanları kontrol ediyoruz' diyor. Karşıda akreple yelkovan 12'nin üstünde durmuş bir saat görüyor ve 'bu kimin saati' diye soruyor. Melek de 'Mustafa Kemal Atatürk'ün saati. Hayatında hiç yalan söylemedi, aldık baş köşeye koyduk' diyor. Sonra kimisi biraz hafif oynuyor, kimisinin akrep yelkovan farklı yerlerde duruyor ve soruyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın saati hangisi filan diye. Birden aklına geliyor ve 'Bizim ülkede Recep Tayyip Erdoğan var. Onun saati nerede?' diyor. 'Valla onun saatini Zebani aldı, cehennemde vantilatör olarak kullanıyor' yanıtını alıyor."

Bu fıkra gülüşmelere yol açtı. "Hayatımda hiç bu kadar yalan söyleyen bir Başbakan görmedim." diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Devlette çete var diyor, yolsuzluk ile ilgili konuşmak yerine. Kendisine 16 soru sordum. Duymuyor. İşine gelmeyeni duymuyor. Malum dinliyor konuşmalarımızı, raporlar geliyor önüne. Biz istediğimiz gibi konuşuruz. Korkmuyoruz. Başbakan ayakkabı kutusundan korkuyor. Yürekli bir kadın ayakkabı kutusu göstermiş. Polisler geliyor arıyor evi, kadını alıp sorguluyorlar Başbakan'a neden boş ayakkabı kutusu gösterdin diye. Dolu olsa, içinde para olsa alacak."

"YATAK ODASINA MÜBAREK SANKİ BANKA ŞUBESİ AÇMIŞ"

Başbakan'ın ayakkabı kutusundan korktuğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "O paraları çete mi koydu banka müdürünün evine. O kutunun içindekiler helal para mı? Biz bunu sormayacak mıyız? Dolmabahçe'deki gazetecilerden biri banka müdürünü arayıp 2 milyon gönder, çalışanların parasını ödeyeceğim diyor. Başbakan bunu görmüyor, duymuyor. Görmezsen başbakanlık yapamazsın. Bakan çocuklarının yatak odasında 7 tane kasa var. Bir değil, iki değil. Uyurken çeteler mi yerleştirdi. İçindeki parayı da mı çete yerleştirdi? Çete var çete var. Dünyası çete olmuş. Yatak odasında para sayma makinesi var. Mübarek sanki banka şubesi açmış. Emin olun hiçbir bankada 7 kasa yoktur. Bir bakan, kolunda saat var, 700 bin lira... Kim verdi? Niye simitçiye vermiyorlar, bakkala, çiftçiye neden vermiyorlar. Neden senin bakanına verdiler? Duyuyor mu duymuyor." şeklinde konuştu.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek'i sert sözlerle eleştiren Kılıçdaroğlu, "Sayın Cemil Çiçek'e sormak isterim. Çöktüğünü söylüyorsun. Acaba o çökmede senin de payın var mı? Lafı ortaya attım diyor, atamazsın. Lafı muhatabına söylüyorsun. Yürütme organının başına söyle. O yanlış anladı tabi yürütme diyince. Sayıştay TBMM adına kamu harcamalarını denetler. Parlamento'ya sunar raporları. Sen o raporları getirtmediysen en büyük suç senindir. Neden gelmiyor o raporlar? Yolsuzluklar anlaşılmasın diye. Kimse kusura bakmasın. O Meclis Başkanı engelliyorsa raporları suç ondadır. Saygı, halkına hesap vermekle başlar. Onun ötesi saygısızlıktır. Çıkıp konuşacaksın. Başbakan kürsüden 'bunları sen mi susturacaksın, yoksa ben mi susturayım' diyor. Sen kimsin ki susturacaksın. Söylemiyor 'burası yasama organı' diyemiyor. Niye, çünkü koltuğunu ona borçlu." ifadelerini kullandı.

Mal varlığına el konulanlardan birinin gazetenin yeni patronu olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "O gazeteyi, o televizyonu terk et. Mal varlığına el konulan biri medya patronu olamaz." dedi.

Hatay'da bir TIR yakalandığını belirten Kılıçdaroğlu, "Daha önce de yakalanmıştı. Uyuşturucu var demişlerdi, silah çıktı. O bölge El Kaide bölgesi. Radikal güçlere silah yardımı yapılıyor. Bir ihbar geliyor, silah var diye. İçişleri Bakanı herkes işine baksın diyor ya. Savcı da bir yerde suç varsa gidecek. Polise jandarmaya talimat veriyor. Gidiyor. Arama yapamazsın deniyor. Vali yazı yazıyor. Polisi ve jandarmayı geri çekiyor. TIR Başbakanlığa bağlı diyor. Başbakan'dan izin alman lazım. Böyle bir devlet olabilir mi? Çete olarak tanımladık zaten. MİT'e aitmiş. Böyle bir görevi var mı? MİT'in silah kaçakçılığı yapmak diye bir görevi yok. Bu Türkiye Cumhuriyeti'ni uluslararası alanda meşruiyet krizine sokar. İnsani yardım varmış. Açar gösterirsin. Türkmenler bize hiç TIR gelmedi diyor. Bir bakan da diyor ki o TIR henüz gümrüğü geçmedi. Allah akıl fikir versin." şeklinde konuştu.

"FİX'İN OYUNUNA GELMEYİN"

Yeniden yargılanma tartışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, "Fix'in oyununa gelmeyin. Yolsuzluk davalarını örtmeyeceksiniz. Yolsuzluk ve rüşvet davalarında aynı duyarlılığı gösterin. Silivri toplama kampını en ağır eleştiren benim. Fezleke düzenlendi toplama kampı dedim diye. Ne dedim ben? Dokunulmazlığımı kaldırın. Kaldırmazsanız namertsiniz dedim. Sen ne yapıyorsun? Korkuyorsun. Oğlun gelip ifade verecek, onu engelliyorsun." dedi.

Başbakan'a açık çağrı yapan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Rüşvet ve yolsuzluk dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılsın. Kamu İhale Yasası'nı AB standartına getirelim. Siyasi ahlak yasası çıkaralım. Siyasi Partiler Yasası ile finansmanı şeffaf hale getirelim. Adli kolluk yasasını çıkartalım. Sayıştay'ı daha da güçlendirelim. Ticari sır kavramını yeniden düzenleyelim. Parlamento'da kesin hesap komisyonu kuralım. Kamu harcamalarını denetlesin. Başkanı muhalefet partisinden olsun. Dağınık bir mevzuatımız var yolsuzluk konusunda. Tümünü toparlayalım. Gelir İdaresi Başkanlığı'nı özerk hale getirelim. SPK, BDDK gibi kurumları siyasetten arındıralım. Bunların bir kısmı 2002 yılında kendisinin ilan ettiği Demokratikleşme Raporu'nda da var. Gelin yapalım diyoruz. Gelir mi? Gelmesi için ar damarının olması lazım." CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×