Kılıçdaroğlu: Konuşmasın diye Reza Zerrab’ı çıkaracaklar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında tutuklanan Reza Zarrab’ın tahliye edileceğini iddia etti.

Kılıçdaroğlu: Konuşmasın diye Reza Zerrab’ı çıkaracaklar
06 Şubat 2014 Perşembe 11:58

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında tutuklanan Reza Zarrab’ın tahliye edileceğini iddia etti. Kılıçdaroğlu, “İçeride tutuklu olan aslen İranlı Zerrab var. Buna diyecekler ki, ‘Seni çıkaracağız, sen konuşma.’ Çünkü bu, ‘biraz daha beni içeride tutarsanız konuşacağım’ dedi. Haber gönderdi. Onun konuşması istenmiyor. Bir süre sonra onu çıkaracaklar. Önce mal varlıkları üzerindeki tedbirleri kaldırdılar. Sonra dışarı çıkartıp ‘sen konuşma biz idare edeceğiz’ diyecekler. Herkes bunu aşama aşama görecek.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cihan TV Network’te yayınlanan Anadolu’da Sabah programının Başkent konuğu oldu. Kılıçdaroğlu programda şu ifadeleri kullandı: “Sağlıklı çalışan bir demokraside ve yolsuzluk yapmadığını iddia eden Bakanların bulunduğu bir demokraside herhangi bir fezleke gelebilir. Fezlekenin muhatabı TBMM’dir. Normalde kendi bürokratik prosedürü içerisinde gelir ve Adalet Bakanlığı bunun üzerinde hiçbir yorum yapmadan Başbakanlığa gönderir. Oradan da TBMM’ye. Şimdi fezlekelerin geri iade edildiğini görüyoruz. Bir açıklama yapacaklardır herhalde. Korkuyorlar çünkü yolsuzluk ve rüşvet olduğunu çok iyi biliyorlar. Seçimlere kadar da uyutmak istiyorlar. Seçimlerden sonra da uyutmak ve kapatmak istiyorlar. Ama bu o kadar büyük bir rüşvet ve yolsuzluk operasyon ki kapatmak mümkün değil. 247 milyar liralık toplam tutarı var bu işin. Bakanların 1 değil 30 kez rüşvet aldığı rüşvet aldığı tespit edilmiş. Fotoğraflarla, çantalarla, elbise askılıklarıyla taşınan paralarla tespit edilmiş, fotoğraflandırılmış, delillendirilmiş ve dosyaya konmuş. Neden iade ediyorsunuz, gerçekler görünmesin diye. Savcılar, valilileri, emniyet müdürlerini değiştirdiler. Bunların hepsini biliyoruz. İmanı olan bu milletin kul hakkı yiyenlerden hesap sorması lazım. Kul hakkı yemek Müslümanlıkta en büyük günahsa, kul hakkı yiyeni Allah, ‘Her türlü günahınla gel ben seni affederim. Ama kul hakkıyla gelme bunu affetmem’ diyorsa bunu milletin şapkasını önüne koyup düşünmesi lazım. Neden bu insanların fezlekeleri TBMM’ye gelmiyor. Eğer bunlar düzgün ve namuslu adamlar olsaydı derlerdi ki ‘Fezlekeleri getirin. Benim suçum, günahım yok’ demesi lazımdı."

'PEK ÇOK DELİLİ KARARTMAYA ÇALIŞACAKLAR'

Eski Kayseri Milletvekili Suat Hayri Ürgüplü'nün de adının yolsuzluğa bulaştığında, önce Bakanlıktan istifa ettiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "TBMM kürsüsünden dedi ki, ‘Beni Yüce Divan’a sevk edin. Ben aklanmak istiyorum.’ dedi. Yüce Divan’a sevk ettiler. Gitti Yüce Divan’a yargılandı. Beraat etti geldi, tekrar Meclis’te oturdu. İşte dürüst adam budur. Dürüst adam kaçmaz. Boğazından aşağıya haram lokma inmemişse onun verilmeyecek hesabı yoktur. Siz her türlü pisliğe bulaşmışsınız, hala bağırıyorsunuz, ‘Biz bir şey yapmadık’ diye. Yapmadıysan çık milletin önünde. Normal mahkemede değil Anayasa Mahkemesinde, Yüce Divan’da yargılanacaksın. Çık hesabını ver. Ama yapılmıyor. Fezlekeleri iade edecekler. Pek çok delili karartmaya çalışacaklar. Pek çok delili fezlekelerin içine koymamaya çalışacaklar. Savcılar ona göre ayarlandı. Ona göre bürokrasi oluşturuldu. Emniyet ona göre ayarlandı. Bu fezlekelere belki birkaç uyduruk şey koyup hiçbir şey yokmuş gibi meclise gönderecekler. Ama milletime söylüyorum. Eğer o delilerde oynama yapar, bazı deliller fezlekelerin içine konmazsa biz onun hesabını soracağız. Bu iddialar ciddi iddialar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu nasıl kapatacaklar onu biliyoruz. İstanbul Emniyet Müdürü’nü nasıl değiştirdiler. Başbakan özel uçağını gönderdi Valiyi aldı getirdi İstanbul’a ve o gece olaya nüfuz etmeye ve kapatmaya başladılar. Savcıları, Emniyet Müdürlerini görevden aldılar. Bu olayı bir şekilde kapatın dediler. Bu bütün milletin gözünün önünde yapıldı. Şimdi bunu nasıl kapatmak istiyor. Bir paralel devlet var. O paralel devlet varsa gider paralel devletle mücadeleni yaparsın. Ben ayakkabı kutusunda saklanan 4 buçuk milyar doları merak ediyorum. Ben bakan çocuklarının yatak odalarındaki kasaları, içindeki milyar dolarları, para sayma makinalarını meral ediyorum. O paraları oraya kim getirdi, kim koydu. Bir bankanın genel müdürü parasını bankaya yatırmıyor da ayakkabı kutusunda evde saklıyor. 700 bin liralık saati Allah aşkına kim aldı. Bana bunun hesabını versin. Bir bakanın 700 bin liralık saati Mamak’ta 10 daire demektir." ifadelerini kullandı.

'İKTİDAR YOLSUZLUĞUN ÜZERİNİ KAPATMAYA ÇALIŞIYOR'

Tutuklu olan İran asıllı Reza Zarrab'ın 'Biraz daha beni içeride tutarsanız konuşacağım' dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, ‘Seni çıkaracağız sen konuşma.’ şeklinde haber gönderildiğini, Onun konuşmasının istenmediğini vurgulayarak şunları söyledi: "Bir süre sonra onu çıkaracaklar. Önce mal varlıkları üzerindeki tedbirleri kaldırdılar. Sonra dışarı çıkartıp sen konuşma biz idare edeceğiz. Diyecekler. Herkes bunu aşama aşama görecek. Bunlarda Allah korkusu yok. Emin olun bunu inanarak söylüyorum. Din, iman diyorsun bu kadar büyük hırsızlık yapan sistemi nasıl kurdun. Paralel devlet var. Ben inanıyorum. Yolsuzluk yapmak konusunda bir paralel devlet oluşturmuşlar. Bakanı, Başbakanı, büroklatları var. Diğer altyapıları oluşturulmuş. Kirli iş adamları da var. Sistemi kurmuşlar. Al takke ver külah. Sen önce bunu aydınlatacaksın. Yolsuzluk yapanlardan hesap soracaksın. Hesap sorarsan biz senin yanındayız. Yolsuzluk yapandan hesap sor. Öyle bir noktaya geldik ki, bir bakan çıktı ne dedi. ‘Sayın Başbakan, sen bana istifa et diyorsun. Ama sen talimat verdin, ben de yerine getirdim. Sen söyledin ben imzaladım. İstifa edeceksen senin istifa etmen lazım.’ Çıkıp televizyonda ifade etti. Senin bakanın söyledi. Bütün bunlar biliniyor. Bunların üzeri kapatılamaz. Artık dünyada da kapatılamaz. Yolsuzluk her ülkede olur. İktidarın görevi yolsuzlukları kapatmak değil, üzerine gitmektir. Sorunumuz da burada. Ben neden yolsuzluk oldu diye hükümeti eleştirmiyorum. Bir tanesi gitmiş yolsuzluk yapmış olabilir. Yolsuzluğun üzerine gidip hesabını sormaktır ve temiz toplum oluşturmaktır. İktidar yolsuzluğun üzerini kapatmaya çalışıyor. Bizim de isyan ettiğimiz nokta budur. Bırakın herkes hesabını versin.”

YENİDEN YARGILAMA TARTIŞMASININ AMACI YOLSUZLUĞUN ÜZERİNİ KAPATMAK

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ergenekon ve Balyoz davasında yeniden yargılama tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede hükümeti samimi bulmadıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Hükümetin bu konudaki adımlarını samimi bulmuyoruz. Biz öteden beri Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılmasını istiyoruz. Bununla ilgili kanun teklifi verdik. Bununla ilgili kanun teklifi verdik. Yeniden normal mahkemelerde görünmesini istiyoruz. Biz 6 ay önce 17 maddelik Özgürlük ve Demokrasi Bildirgesi’nde söyledik. Bu davalar yeniden görülsün. Hemen kanun teklifi verdik. Hükümet bu davaların yeniden görüşülmesini istiyorsa hemen gelsin bir günlük iş. Ama gündem değiştirmek amacıyla, yolsuzluk olaylarını örtmek amacıyla. Bunların yeniden görüşeceğiz. Bu mahkemeleri kaldıracağız. Biz itiraz etmiyoruz ki. Bizim itiraz ettiğimiz ve üzerinde durduğumuz nokta bunların getirin demokrasi açısından gelişecekse hiçbir sorunumuz yok. Bizim sorunumuz yolsuzlukların üzeri örtülmez. Demokrasinin önündeki en büyük engellerden birisidir. Yolsuzluğun geleneksel hale gelmiş olması. Yolsuzluğun üzerine gidilmezse bir toplumu çürütür. Başbakan, ‘yolsuzluk olsaydı bu kadar yatırım olur muydu?’ diyor. Yolsuzluğu o kadar içselleştirilmiş ki. Yolsuzluk, oluşturulan katma değerin paylaşımında yolsuzluk olur. Anadolu’da bir esnaf, sabah dükkanını açtı, alışverişini yaptı. O da bir miktar kar elde etti." CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×