'HSYK'yı kanun gücüyle değiştirmek, milli iradeyi hiçe saymaktır'

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, HSYK’nın bugün ki şeklini milli iradenin ortaya koyduğunu belirterek,"O zaman git tekrar sandığa, eğer geçirebiliyorsan millet senin dediğine ‘evet’ diyorsa, biz de alkışlarız.

'HSYK'yı kanun gücüyle değiştirmek, milli iradeyi hiçe saymaktır'

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, HSYK’nın bugün ki şeklini milli iradenin ortaya koyduğunu belirterek,"O zaman git tekrar sandığa, eğer geçirebiliyorsan millet senin dediğine ‘evet’ diyorsa, biz de alkışlarız. Sandıkla geleni, milli irade ile yapılan bir düzenlemeyi Meclis'te milletvekili sayınla, kanun gücü ile değiştirmeye kalkarsan bence bu demokrasi olmaz. Milli iradeye saygısızlık ve milli iradeyi hiçe saymak olur.” dedi.

BBP Genel Başkanı Destici, Azerbaycan Milli Azatlık Cephesi Genel Başkanı Hürrü Aliyev’i ve beraberindeki heyeti partisinin genel merkezinde kabul etti. Burada HSYK kanunda yapılmak istenen değişiklikle ilgili soruya cevap veren Destici, “Referandumla yani milletin iradesi ile yapılmış olan değişiklik, eğer Meclis'le, kanunla yeniden düzenlenirse, bu milletin iradesine hem bir saygısızlık hem bir yok sayma olarak değerlendiririz. Çünkü referandum sürecini hatırlarsa vatandaşlarımız, referandumda o süreçte hep milli iradeye vurgu yapıldı. ‘Millet ne istiyorsa biz onu getiriyoruz ve millete sunduk milletin dediğini de herkesin razı olması gerekiyor’ dendi. Millet buna, yüzde 58 ile onay verdi. Aradan üç yıl gibi bir süre geçtikten sonra, 17 Aralık’ta başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile birlikte, yargıda yeniden bir düzenleme yapma ihtiyacı hissetti hükümet. Bu düzenleme şu anda Meclis'te, millete gitmeden geçirmeye çalışıyor. Meclis'teki diğer partilerle birlikte, bir anayasa değişikliği ile bunu yapmak istiyor. Fakat, Meclis'teki diğer partilerle bunu bir anayasa değişikliği ile yapması mümkün gözükmüyor. O dönemde, iktidar partisi dışındaki bütün partiler, mevcut HSYK düzenlemesine karşıydılar. Yani, referandumda ‘hayır’ tarafında durmuşlardı. Şimdi bakıyorsunuz, onların tamamı neredeyse şimdi HSYK’nın yanında duruyorlar. Onlar ‘evet’ tarafına geçmiş, hükümet ‘hayır’ tarafına geçmiş pozisyonda. Bu da milletimizde, şöyle bir algı oluşturuyor. ‘Herkes siyasi çıkarına göre bir pozisyon almış ve orada duruyor.’ Doğru olan gerçekten bağımsız bir yargı isteyen önce milletin yanında durması, adaletin, hakkın ve doğrunun yanında durması lazım.” dedi.

HSYK teklifinin kanunlaşması halinde HSYK’nın yetkilerinin elinden alınıp Adalet Bakanı’na devredildiğini hatırlatan Destici, “Bence yargı bağımsızlığına indirilmiş bir darbe olur. Hatta darbeden de öte, yargı bağımsızlığını tamamen yok etmiş olur. Bütün yetkileri bakana verdiğiniz zaman, o yargının bağımsızlığından kimse bahsedemez. Hükümetin yapmaya çalıştığı düzenlemeyi, yanlış buluyorum. Belki bugün kendi lehlerine, kendi çıkarlarına, kendi amaçlarına kendi bir takım süreçlerin üstünü örtme adına bunu yapıyor olabilirler. Uzun vadede baktığımız zaman, bugün siz iktidarsınız bunu yapıyorsunuz, yarın Türkiye hangi iktidar gelirse gelsin, aynı imkânları o iktidarların eline de vermiş olacaksınız. Tamamen kendi çıkarınız için Türkiye’yi, Türk adalet sistemini ve yargı sistemini büyük bir kaosa ve felakete sürüklemiş oluyor hükümet. Bence iyi düşünmesi lazım. Eğer bir değişiklik yapmak istiyorsa, her zaman sandığı öne sürüyor başbakan, her zaman milli iradeden bahsediyor. HSYK’yı da milli irade ortaya koydu. O zaman git tekrar sandığa, eğer geçirebiliyorsan millet senin dediğine ‘evet’ diyorsa, biz de alkışlarız. Sandıkla geleni, milli irade ile yapılan bir düzenlemeyi Meclis'te milletvekili sayınla, kanun gücü ile değiştirmeye kalkarsan bence bu demokrasi olmaz. Milli iradeye saygısızlık ve milli iradeyi hiçe saymak olur.” ifadelerini kullandı.

BUNLAR YERSİZ, HAKSIZ VE SAYIN BAŞBAKAN’A DA YAKIŞMAYAN SUÇLAMALARDIR”

Özellikle son günlerde çok ayrıştırıcı ve kamplaştırıcı bir dil kullanıldığına vurgu yapan Destici açıklamalarına şöyle devam etti: “Bu şahsen siyasi nezakete de, siyasi edebe de, siyasi ahlaka da uymuyor. Türkiye içerisinde terör grupları hariç hangi cemaat olursa, hangi grup, hangi parti olursa olsun asla bu suçlamaları hak etmiyor. Bunlar yersiz, haksız ve sayın başbakana da yakışmayan suçlamalardır diye düşünüyorum. Dün övdüklerinizi bugün yererseniz o zaman size de şüphe ile bakılır, siz de sorgulanırsınız. Onun için kelimelerin daha dikkatli seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıştırıcı, kamplaştırıcı bir dil yerine birleştirici bütünleştirici bir dil kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Bunu da en çok dikkat etmesi gerekenler yönetim noktasında olanlardır, devleti yönetenlerdir. Burada onlar daha çok üsluplarına dikkat etmesi gerekir, diye düşünüyorum. Daha kucaklayıcı daha hoşgörülü ve daha bir barış dili kullanmaları gerekiyor. Sabırla hareket etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Yoksa ‘öfke ile kalkan zararla oturur’ diye bir atasözümüz var. Biz ülkemizin ve milletimizin zarar görmesinden endişe duyuyoruz.”
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×