Hasip Kaplan: Özür diliyorum; bu utanç Meclise yeter

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Belediyeden çaldınız, işçinin emeğinden çaldınız, kaskından çaldınız, baretinden çaldınız, elektrik kablosundan çaldınız, elbisesinden çaldınız, çizmesinden çaldınız, tabutundan çaldınız,...

Hasip Kaplan: Özür diliyorum; bu utanç Meclise yeter

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Belediyeden çaldınız, işçinin emeğinden çaldınız, kaskından çaldınız, baretinden çaldınız, elektrik kablosundan çaldınız, elbisesinden çaldınız, çizmesinden çaldınız, tabutundan çaldınız, çaldınız, çaldınız, çaldınız!" diye seslendi. Öldükten sonra, ölenlere 'kader' dendiğini dile getiren Kaplan, "Ne yapalım, ne yapalım? Biz, 301 ölü, bunca yaralı karşısında Hükûmetin yapmadığını yapmak istiyoruz, özür diliyoruz ve eğiliyoruz önünüzde. Bu utanç bu Meclise yeter!" dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nun 91. birleşimi saat 14.00'te yoklama yapılmaksızın müşahede ile açıldı. Birleşimi TBMM Başkanvekili Sadık Yakut yönetiyor. AK Parti, CHP, MHP ve HDP tarafından Manisa Soma'da 301 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan maden faciasıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına yönelik verilen birleştirilmiş önergelerin görüşülmesine başlandı.

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Şırnak denince kömür akla geldiğini ifade etti. Onun için Şırnak ve Soma'nın kardeşliği olduğunu dile getiren Kaplan, birçok Şırnaklı hemşehrisinin Türkiye Kömür İşletmelerinde, Soma'da çalıştığını kaydetti.

"VİCDANLARINIZI YOKLAYIN"

"Soma artık iş kazalarında, faciada Türkiye'de en büyük acıların yaşandığı yer olarak anılacak." diyen Kaplan, "301 kardeşimizi toprağa verdik, 486 yaralı var. Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılara şifa diliyorum. Genç annelere, 500'ü aşkın yetim kalan bebeye, nasıl diyeyim, nasıl sabır… Nasıl dayanılır buna? Ve böylesine büyük bir olayda, böylesi bir felakette, böylesi bir faciada biz gecikmiş araştırmalar, önergeler için Mecliste şu an toplanmış bulunuyoruz. Geçmişte verdik bunlarla ilgili, Soma'yla ilgili de verdik, hepsini AK Parti çoğunluğuna dayanarak reddetti. Sonra, yaşandı bu facia ve bir önerge getirdiler ve bizim diğer 11 önergeyle birleştirip bugün burada 'Hadi, bir komisyon kuralım.' dediler. Şimdi, elinizi vicdanınıza koyun. Bunca yaşanan karşısında insani, hukuki, dinî, vicdani sorumluluğu olanlar, siyasi sorumluluğu olanlar, adalet ve yargı açısından hesap vermesi gerekenler, ihmal edenler, kastı olanlar ve 301 ölüme sebep olanlar ister işletme sahibi olsun ister müdürleri olsun ister siyasiler olsun ister bakanlar olsun ister Başbakan olsun, bu kürsüde Allah aşkına, paslanmış vicdanlarınızı yoklayın, şu kürsüye gelip paslanmış vicdanlarınızı bir yoklayın ve şöyle düşünün: Böyle bir felaket karşısında bu Hükûmetin başı bu kürsüye gelip 'Ey halkım, özür diliyorum. Bu korkunç bir felaket, bunun gereğini ne ise yapacağım, yapacağız.' veya bakanları veya Allah aşkına, bir memuru, bir tanesi çıkıp bu felaket karşısında 'Erdemli davranacağım, insan gibi davranacağım, bu acılara dayanamıyorum, benim de sorumluluğum var. İstifa ediyorum, istifa ediyorum, istifa ediyorum ve özür diliyorum.' deme cesareti ve yürekliliğini kendinde bulamıyor mu? Kimi kandırıyorsunuz?" diye konuştu.

"NEYİN ARAŞTIRMASINI KURACAKSINIZ"

"Neyin araştırmasını kuracaksınız, hangi araştırma komisyonunu? Ne yapacak? Zaten Bakanlığın idari müfettişleri orada teftişte değiller mi? Zaten daha önce sağlam raporları vermediler mi?" diyen Kaplan, şöyle devam etti: "İşletme tıkır tıkır işliyor, kömür çıkıyor. demediler mi? Çalışma Bakanı 18 Martta demedi mi, Enerji Bakanı altı ay önce bu işletmeyi örnek olarak gösterip 'Çok güzel, tıkır tıkır çalışıyor.' demedi mi? Bunları yok sayabilir misiniz, hiç olmamış diyebilir misiniz? Bu yaşanan acılardan çok az önce yaşanan bunları, bu sorumluluk mevkiindeki insanlara soruyorum ve o işletmeyi TKİ'den taşeron olarak devralıp, taşeron olarak devraldıktan sonra binlerce işçiyi 2 kilometre derinlere, kor kömürlere, yanar bir madene gönderdikten sonra bu madende grizu patlaması ve metan gazı karşısında bu gaz maskelerinin çaresiz, kabloların yanmaz değil yanar, tünel koridorlarının tahtalardan, sığınma odalarının ve yaşam odalarının olmadığı ölüm koridorlarında, tünellerinde battaniyelere sarılmış olarak çıkan cenazelerin, battaniyelerle çıkan Uludere'deki cenazeler gibi battaniyelere sarılı ölümlerin kahrolası fotoğrafına birileri 'olağan şey, kader' deyip bu halkla dalga geçme hakkını kendinde nasıl buluyor, nasıl bulabiliyor? Bu kadar kolay mı?"

"HÜKÜMET SIKIYÖNETİM OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN EDİYOR"

Kaplan, "Savcılık ne yapıyor? Savcılık orada, bunca ölüm olmuş, bunca yaralı var, bunca olaydan sonra çıkıyor, yeni ifade almaya başlıyor ve ondan sonra basına diyor ki: 'Burayı terk et.' Hükûmet, sıkıyönetim, olağanüstü hâl ilan ediyor 'Kimse giremez Soma'ya.' diyor, taziye bile yasak. 'Gelemezsiniz, acıları paylaşamazsınız, gidemezsiniz, kucaklaşamazsınız, hayır, buraya duvar çektik.' diyor tıpkı ocaktaki yanan ölümlerin geldiği tünellere betonla çekilen duvarlar gibi. Vicdanlarınız pas tuttu diyeceğim ama bunda o vicdan yok arkadaşlar. Vicdan yok, eğer olsaydı, tekme tokat girişilmezdi yurttaşa, eğer olsaydı, oraya koruma ordularıyla girilmezdi, eğer olsaydı, orada…" şeklinde konuştu.

"KASKINDAN, BARETİNDEN ÇALDINIZ"

"Belediyeden çaldınız, işçinin emeğinden çaldınız, kaskından çaldınız, baretinden çaldınız, elektrik kablosundan çaldınız, elbisesinden çaldınız, çizmesinden çaldınız, tabutundan çaldınız, çaldınız, çaldınız, çaldınız!" diyen Kaplan, öldükten sonra, ölenlere 'kader' dendiğini ifade etti.

"Böyle kadere isyan ediyoruz arkadaşlar. Böyle kader batsın, olmasın. Böyle şey olur mu!" ifadelerini kullanan Kaplan, "'Dertlerin kalkınca şaha, Bir sitem yolla Allah'a, Görecek günler var daha, Aldırma gönül, aldırma.' Özelleştirmenin, taşeronluğun, sömürünün kıskacında, insanlık onurundan uzak yaşama koşullarında, kölelik koşullarında çalışıyorken ve bu ülkede angarya, angarya, angarya koşullarında çalışırken siz gelip burada insanlıktan bahsedeceksiniz. Batsın bu insanlığınız, ölsün bu insanlık! Bu insanlıkta onur yok. Angarya koşullarında yaşayan bir insanlıkta onur arayamazsınız. Onuruna, işçisine, emekçisine sahip çıkarak insan onuruna, adaletine sahip çıkabilirsiniz. Ne yapalım, ne yapalım? Biz, 301 ölü, bunca yaralı karşısında Hükûmetin yapmadığını yapmak istiyoruz, özür diliyoruz ve eğiliyoruz önünüzde. Bu utanç bu Meclise yeter! Böyle kaçamak yollara saparak adalet gerçekleşmez ve ben, özür diliyorum, özür diliyorum, özür diliyorum." dedi. CİHAN

Hasip Kaplan: Özür diliyorum; bu utanç Meclise yeter

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×